Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Bunu okudun 0%

ozcanturkmen1

ozcanturkmen1
Kendine ait şeyleri kolaylıkla verebilen, ikram edebilen, vermekten kaçınmayan eli açık kimselere; verimli, bol bol veren kimselere ‘cömert’, bu duyguya ‘cömertlik’, böyle yapılan davranışa da ‘cömertçe’ bir davranış diyoruz.

Sosyal hayatımız belli değerlere göre düzenleniyor. Bu değerlerin belli bir kısmı kalıcıdır. Kalıcı değerlerimizin başında da cömertlik gelir, diyebiliriz. Cömertlik ahlakî, ailevî, dinî, millî, eğitici, ekonomik… değerimizdir.

Cömert olmak, aynı zamanda âdil olmaktır. Cömert olmak; dostun, dostluğun değerini ve önemini kavramaktır.

Cömert olmak, yardım edebilecekken öğüt vermemektir. Cömert olmak sadece yardım yapıyor olmak değildir.

Cömert olmak değerli bir hediye vermekten çok onu yerinde ve zamanında verebilmektir.

Cömert olmak, yapılanın karşılığında teşekkür beklemek değil o yardımın işe yarayıp yaramadığının, hedefini bulup bulmadığının hesap edilebilmesidir.

Hemen her yerde, her zaman ve her şeyde olduğu gibi takdir etmede de cömert olmak lâzımdır. Konu Kutad gu Bilig’te şöyle özetleniyor: ‘İnsanların itibarlısı cömert olanıdır.’

Cömertlik, yardımı isteyerek ve de gönüllü yapabilmektir. Cömertlik, insanlara hiçbir zaman bilmeyecekleri bir iyilik yapmaktır. Çevresindeki insanların ihtiyaçlarını da düşünerek muhtaçlara sahip olduğu mal ve imkânlardan ölçülü olarak vermek, cömertliktir. Cömertlik, sadece verdiklerimizle değil hareketlerimizle de ölçülmektedir. Cömertlik, sadece verdiklerimizle ilgili değildir. Onu veriş şeklimiz, verdiğimiz zaman, verdiğimiz yer… cömertliğin temel esasıdır.

En güzel cömertlik, yokluk içinde yapılan yardımdır. Cömertlik zenginlik ya da fakirlikle ilgili de değildir. Zengin olduğu halde cimri, fakir olduğu halde cömert olan insanları çevremizde rahatlıkla ve sıkça görebiliriz.

Yerinde ve zamanında bir tebessümle, gönül alıcı bir sözle, küçük bir hediyeyle, az bir ikramla da cömertlik yapabileceğimizi unutmamak gerekiyor.

El kesesinden cömertlik olmaz.’ atasözümüz ve Mevlana’nın ‘Tuzağa saçtığın taneler, cömertlik sayılmaz ki.’ Öz deyişi üzerine daha ne denebilir ki?!

Yapılan bir iyiliği bıktırırcasına yüze vurmak, cömertlik sayılamaz. ‘Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez’ hesabıyla yapılan iyilik ve yardıma cömertlik denemez. Sıkıntıda ve güç şartlar içinde olan birine yapılan iyilik/yardım kesinlikle cömertlik değildir.

Küçük menfaatlere tenezzül edenlerden cömertlik bekleyemeyiz. Anonim Silifke Türküsü’ndeki gibi de cömert olamayız: “Buyrun arkadaşlar davetim var benim / Herkes kesesinden yesin içsin saltanatım var benim / Aslı yok yaylasında bin beş yüz koyunum var benim”

Arkadaş, eş dosta ikramda bulunmak, onlarla paylaşmak, eli açıklık, fedakârlık, affetme, hoşgörü, yardım severlik hususlarındaki gayretlerimizi de artırmalıyız. Mevlana’nın da belirttiği üzere ‘Cömertlikte akan nehirler gibi olmak’ gerekiyor aslında.

Cömertliğin bizi asla fakir yapmayacağını iyi bilmemiz gerekiyor. Çevremizde bizden daha cömert insanların sayısının arttığını gördüğümüz sürece problemlerin de azaldığını bileceğimizin farkına varabilmek gerekiyor. Cömertçe davranan insanların çokluğu, hepimizi mutlu edecektir.

Cömertlik yapalım diye nafakayı kesmenin de bir anlamı yok tabi. ‘Cömert derler maldan ederler / Yiğit derler candan ederler.’ atasözümüzdeki durumla sık karşılaşırız. Malımız, mülkümüz, servetimiz, hep imtihan için bizde. Bunların kullanımında ve tüketiminde meşru ölçülere uymak durumundayız. Haksız kazancı kabul edemeyeceğimiz gibi gereksiz tüketimi/israfı hoş görmemeliyiz. Giyim kuşamda israf, kaynakların kullanımında israf, söz israfı, yeme içmede israf, zaman israfı … konularında gereken hassasiyeti göstermek durumundayız.

Allah cömert insana el darlığı göstermesin, inşallah.

Evet işin esası, sözün özü bu olsa gerek: ‘Cennet’in kapısını cömert açar.’ atasözümüz ile Peygamberimiz(SAV)’in ‘Cömertlik güzeldir ama zenginlerde daha güzeldir.’ Hadis-i Şerifi konuyu yeterince özetliyor kanaatindeyim.

Özcan TÜRKMEN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

More articles from this author

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar, gazeteci ve...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a gelmiş, “temiz” mânasına...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
28 Ağustos 1977 yılında doğdu. Çocukluğunu doğanın kucağında konargöçer bir aile de geçiren Arsalan Mirzayı 1983’te Şiraz’a yakın olan Kevar şehrinde eğitme başladı. Eğitimini...
Sona Mahammad gizi Valiyeva, 1962 yılında Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Sharur ilçesinde doğdu. 1984 yılında bugünkü Azerbaycan Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi'nden mezun...
Orta Asya Türkleri'nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler icra eden ve "pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-şair, Yeseviyye tarikatının kurucusu. Ahmed Yesevi’nin tarihî...
Eskişehir’de doğdu. Eskişehir Ziya Gökalp ilkokulunu(1980), Eskişehir İmam-Hatip Orta ve lise kısmını (1987) bitirdikten sonra Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler...
YETİK OZAN (TURGUT GÜNAY) Yetik Ozan’ın asıl adı Turgut Günay’dır. Ancak o, şiirlerinde kullandığı Yetik Ozan takma adı ile meşhur olmuştur. Prof. Dr. Saim Sakaoğlu Yetik Ozan’ın...
Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Şiiri, kristal bir menşurdan geçip binbir renge dönüşen sesli ışıklara benzeten Goethe: "Hayatın da, ölümün de sırrına erip, rûha gömülen bir hazine ve batmayan bir güneşle kucak...