Pazartesi 16 Eylül 2019
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
romantizm*Fransa’da 1830 yıllarında klasizme tepki olarak gelişmiş bir edebiyat akımıdır.

*Klasik edebiyatın kural ve şekilleri bırakılır.

*Konular eski Yunan ve Latin edebiyatı yerine Hıristiyanlıktan, tarihten ve günlük yaşamdan alınır.

*Akıl yerine duygulara ve hayallere önem verirler.

*Sanatçılar eserlerinde kişiliklerini gizlemezler.

*Sanat toplum içindir görüşünü benimsemişlerdir.

*Tabiat önemlidir.

*Gözlem ve tasvire önem verilir.

klasizim17.yy ortalarında Fransa’da ortaya çıkan edebiyat akımıdır. Boileau bu akımın kurucusu kabul edilir. Akla ve sağduyuya dayanmak, insan tabiatına, insanların iç dünyasına saygı göstermek esastır. Konularını eski Yunan ve Latin edebiyatından alır. Her zaman, her yerde ve her toplumda insanların aynı duygu ve düşüncede oldukları kabul edildiğinden eserlerde değişmez tipler oluşturulur. Fiziksel ve sosyal çevre değişkenlik gösterdiğinden önemli değildir. Ahlaka uygunluk ilkesine bağlı olunduğundan kahramanlar hep seçkin, soylu kişilerden seçilir. Bu akımda mükemmeli bulmak temel olduğundan konu değil konunun işleniliş biçimi önemlidir. Onun için anadil en güzel biçimde kullanılmalı ve günlük konuşma dilinin dışında kitabi, düzgün bir dil kullanılmalıdır. Sanat için sanat görüşü savunulur. Sanatçı eserde kendini gizler. Tiyatroda üç birlik kuralına uyulur: olay, zaman, mekan.
divanedebiyatisanatcilari13.yy: Anadolu’da dini konularda yazan Sultan Velet, Ahmet Fakih ve Şeyyad Hamza’yı görürüz. Bu yy.da din dışı konularda şiirler yazan ilk divan şairi olarak Hoca Dehhani görünür.
 
HOCA DEHHANİ
*Divan edebiyatının ilk şairi olarak kabul edilir.
*Horasan Türklerindendir.
*İran edebiyatı etkisiyle din dışı şiirler yazdı.
*Şiirlerinin en önemli teması aşktır.
*Farsça bir Selçuk Şehnamesi yazdığı da söylenir.
 
14.yy
SEYYİD NESİM
*Tasavvuf alanında şiirler yazmıştır.
*Eserlerinde Azeri Türkçesini kullanmıştır.
*Dili oldukça sadedir.
*Şiirleri son derece liriktir.
*Divanı vardır. Tuyuğları önemlidir.  

divanedebiyatıDivan Edebiyatının Genel Özellikleri:

*Şiirde aruz ölçüsü kullanılmıştır.

*Mazmunlar (klişeleşmiş, kalıplaşmış sözler) sıkça kullanılır.

*Dil süslü ve sanatlıdır. Arapça, Farsça kelime ve tamlamalara sıkça yer verilir.

*Şiirde konu bütünlüğü aranmaz. Beyit bütünlüğü esastır. Her beyit ayrı bir konuyu işler.

*Anlamdan çok söyleyiş önemlidir. Ne söylendiği değil nasıl söylendiği önemlidir.

*Kafiye göz içindir. Genellikle zengin kafiye kullanılmıştır.

*Şiire başlık konmaz. Her şiir redif veya türünün adı ile anılır.

*İnsanın iç dünyasına dönük, soyut ve kitabi edebiyattır.

EDEBİSANATLAR1- BENZETME(TEŞBİH)

         Aralarında ortak özellik bulunan iki kavramdan nitelik yönünden zayıf olanın güçlüye benzetilerek belirgin hale getirilmesidir.

 

Güzel Türkçe’miz anamın sütü gibidir.(Bu örnekte Türkçe ;saf,temiz ve katkısız olma bakımından ana sütüne benzetilmiştir.)

         Tam bir benzetmede dört öğe bulunur.

1-Benzeyen:Bir birine benzetilen kavramlardan nitelikçe güçsüz olanıdır.

2-Kendisine Benzetilen:Benzetilen kavramlardan nitelikçe güçlü olanıdır.

halkedebiti
*Sözlü edebiyatın devamı niteliğindedir.
*Dili sade, anlatımı yalındır.
*Halk deyimlerine ve güzel söyleyişlere yer verilir.
*Şiirler çoğu zaman saz eşliğinde, belli bir ezgiyle doğaçlama(hazırlıksız) söylenir.
*Nazım birimi genelde dörtlüktür.
*Ölçü hecedir(genellikle 7, 8 ve 11’li). Ancak aruzla yazanlar da çıkmıştır.
*Çoğu kez yarım kafiye kullanılır. Rediflerden yararlanılmıştır.
*Somut konular işlenir.
*Yer yer benzetmelerden faydalanılmıştır. (Boy serviye, yüz aya, kaş kaleme, diş inciye, yanak güle…)
*Aşk, tabiat, ayrılık, hasret, ölüm, yiğitlik, toplum, din, zamandan şikayet sık sık işlenen konulardır.
*Şiirlerin başlığı yoktur. Şiirler nazım şekilleri ile adlandırılır.
*Koşma, semai, mani türkü, ilahi, destan gibi değişik nazım biçimleri kullanılmış; az da olsa nesir türünde de eser verilmiştir.
tezBir araştırma raporunun içeriğinin zenginliği kadar sunuluş biçimi de önemlidir. Tüm bilimsel topluluk okuyucularına yönelik rapor biçimi için de ortak bir tarz vardır. Bu yazıda, kabul gören sunuş biçimlerinden Amerikan Psikologlar Derneği’nin (American Psychological Association – APA, 2001) yazım kurallarından yararlanılmıştır. APA’nın genel çerçeveyi belirlemek üzere seçilmesinin nedenleri (1) APA’ya ait yazım kurallarının oldukça ayrıntılı olması ve (2) özellikle sosyal bilimlerde yaygın bir kullanımı olmasıdır. Ancak, farklı alanların ve dergilerinin kendine özgü yazım kuralları vardır; örneğin, APA’da tarih parantez içine alınırken Academy of Management Journal’da yıl bilgisi parantez içine alınmaz. Burada önemli olan, profesyonel yayınlarda yazının gönderildiği derginin yazım kurallarına tam olarak uyulmasıdır. Bu yazıda, bütün farklı uygulamalara ait örnekler karışıklığa yol açmamak için belirtilmemiştir; bu yüzden bu yazı, genel bir yazım kılavuzu olarak algılanmalı,

behcetnecatigilModern edebiyat teorileri, bilhassa metin tahlili hususunda, metinleri farklı şekillerde okuma imkânı sağlamışlardır. Bu kuramlar metne belli teorik kabul ve veriler ışığında yaklaşmayı esas alırlar. Eleştiri ve edebiyat kuramlarının bir kısmı eseri haricî unsurlar ile ele almayı esas kabul ederken, diğer bir kısmı merkeze metni almak suretiyle bir okuma gerçekleştirme gayreti içine girer. Göstergebilimsel eleştiri de metin merkezli bir tahlil ve okuma metodudur. Göstergelerden hareket etmek suretiyle, göstergelerin meydana getirdikleri bağlama göre anlamlandırılmasını hedef alarak metnin manalandırılması çabası bu teorinin temel ilkesidir.

Bu makalede Behçet Necatigil’in “Solgun Bir Gül Dokununca” başlıklı şiirine göstergebilimsel eleştirinin ışığında bakılmaya çalışılmış; kapalı bir metin olan bu şiirin anlaşılır kılınması yönünde göstergebilimsel bir okuma denemesinde bulunulmuştur. Göstergeler (kelimeler), bağlamlar, dizgeler, vs.

muhakemetulAli Şir Nevai’nin yazdığı, kelime anlamıyla “İki dilin kıyaslanması” anlamına gelen Muhakemetü'l Lügateyn’i inceleyeceğiz bu yazımızda..

Muhakemetü'l Lügateyn Nedir?

Muhakemetü'l Lügateyn, Orta Asya edebiyatının Çağatay sahasının en önemli temsilcisi tarafından yazıldı. Neredeyse tek başına koca bir Çağatayca döneminin klasik dönemini oluşturan Ali Şir Nevai, sadece şair değil dönemin siyasetçisi ve aydınıdır. Dile olan düşkünlüğü de daha çok dönemin baskın dili Farsçanın şiir diline hakim olması ve Türk şairlerinin Türkçeyi bırakıp Farsça şiirler yazmasıyla peyda oldu. Kendi dönemindeki şairlere bir ders vermek, onlara Türkçeyle yazmanın bir aşağılık duygusu yaratmadığını ifade etmek için yazdı Muhakemetü'l Lügateyn adlı eserini. Son eseridir Ali Şir Nevai’nin bu eseri. Ölümünden bir yıl önce yazmıştır. Elbette şimdiki gibi bir bilim adamı titizliğinde oluşturmamıştır. Etimolojiden ya da şimdiki teknolojinin velinimetlerinden habersizce, Türkçenin kıymetinin bilinmesi için yazdığı bir eserdir Muhakemetü'l Lügateyn.

bloggunlukGünlük, bir kişinin önemli veya kayda değer bulduğu olay, gözlem, izlenim, duygu ve düşüncelerini günü gününe, tarih belirterek anlattığı yazı türüdür.

Edebiyatçıların günü gününe tuttuğu günlükler; yazarlarının izlenim, gözlem ve edebiyata dair düşüncelerini açıkça ifade ettikleri için önemlidir. Bu tür metinler, günlüğün sahibine ilişkin ayrıntılı ve samimi bilgilere ulaşmamızı sağladığı gibi yazıldıkları dönemin önemli olaylarına ilişkin tarihî bir belge olarak da değerlendirilebilir.

Günlüklerde genellikle metinlerin yazıldığı tarihler açıkça belirtilir. Bu yönüyle günlükler anılardan ayrılır. Çünkü anılar günü gününe kaydedilmez, yaşananların üzerinden zaman geçtikten sonra yazılır. Günlükler ise günü gününe yazıldığından daha içten bir anlatıma sahiptir. Anılar genellikle tanınmış veya önemli görevlerde bulunmuş kişiler tarafından yazılırken günlükleri herkes yazabilir.

"Günlük" kelimesi eskiden "rûznâme" kelimesi ile karşılanırdı.

cocukedebiyatiÇocuk eğitimi, çocuğun bir “özne” olarak ele alınıp önemsendiği çağlardan beri üzerinde durulan en önemli meselelerden biridir. Bu konuda hemen herkes; bilgisi, birikimi, tecrübesi oranında bir şeyler söylemiş ve bu tür bir eğitimde edebiyatın önemi üzerinde durulmuştur. Bu türde önemli gördüğüm sözlerden biri de İmam Şafi’ye ait olan “Çocuklarınıza şiir ve matematik öğretiniz.” sözüdür.

Bugün de çocuk eğitimi ile edebiyat arasındaki ilişki üzerinde durulmakta, çocuklar için öykü, masal, roman türündeki eserlerin öneminden bahsedilmektedir. Sonuçta şöyle ya da böyle kitap okuyan bir çocuk nesli mevcuttur. Çocuklar için şiir meselesi de önemsenmekte ve pek çok şairimiz bu tarzda şiirler yazmakta; hatta sayıları az da olsa bazı şairlerimiz sadece “çocuk şiirleri” yazmaktadır. Mesela;  Gökhan Akçiçek, bu tarzda çok başarılı olmuş bir isimdir. Ama çocuk şiiri meselesinin edebiyatımızda çok da zengin bir tür olduğu söylenemez. Çünkü, ortada çocuk şiiri diye gezinen ürünlerin hemen hepsi şiiriyetten uzak didaktik metinlerdir. Çünkü çocuğa istediğimiz şekli verebileceğimiz bir varlık olarak bakıyoruz çoğumuz. Oysa, çocuk da müstakil bir şahsiyettir.