BEN BİR GÜRGEN DALIYIM - HASAN ALİ TOPTAŞ
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
ben bir gürgen dalıyımHasan Ali Toptaş’ın 2003 yılında yazdığı “Ben bir Gürgen Dalıyım” romanı kitabın tanıtım kısmında da yazdığı gibi yemyeşil umutların, horgörülen ufukların, kaybedilen zamanların, bitmeyen zulüm çarklarının, ama asla sönmeyen bir inancın hikâyesi…

Kitaptaki ağaçlar, çimler, çiçekler kendi duygu ve düşünce dünyalarında birer insanı simgelemekte. İnsanlar gibi bir birleri arasında konuşabilmekte fakat insanlara kendilerini anlatamamaktadırlar. İnsanlar da kendi aralarında konuşup, kendilerini ağaçlara ya da diğer canlılara anlatamazlar, bu yüzden kitap göründüğü gibi sadece bir gürgen ağacının hikâyesi değil, yazarın iç dünyasını somutlaştırdığı halidir.

Kitaptaki çoğu diyalog birer yaşanmışlık taşımakta. Sanki Hasan Ali Toptaş’ın hayal dünyasındaki sahneleri okumuş gibi değil de eski bir hikayeyi bizler için ele almış gibi. Kendisini, romanın içinde hissettiğimiz satırlarında yazar adeta bir gürgen ağacına bürünmüş gibiydi.
Cümlelerin altındaki farklı anlamları sezen okuyucuyu, düşünmeye sevkeden yazar düz bir metin ve anlatımdan fazlasını kelimelere dökmekte. Zaten insanların büyük bölümü, birçok güzelliği göremezdi. Büyük bölümü, birçok güzelliğe dokunamazdı.Onlar, birer uyurgezer gibi, geçip giderlerdi güzelliklerin yanından.
Yine satırların arasında yazar, ‘’ Yıllarca dimdik durdun da ne oldu?’’ diyerek okuyucuyu düşünmeye sevketmekte , belki de kendisinin yıllarca ümitle iyi şeyler yaşamayı beklemesinin ardından karşılaştığı hüsranı bize anlatmaktadır.

“Zaten, bir zamanlar bana ak sakallı meşenin anlattığına göre, adına savaş denen şey, yeryüzünün herhangi bir noktasında başlayıp herhangi bir noktasında bitmezdi.Her şey gibi, o da insanda başlayıp insanda biterdi. Bu yüzden, cepheler falanca dağda ya da falanca ovada değildi. Toprağı titrete titrete yürüyen tanklar, art arda gümbürdeyen toplar ve durup dinlenmeden kurşun kusan tüfekler insanoğlunun içindeydi. Hatta, henüz icat edilmemiş silahlar da insanoğlunun içindeydi.
Yani, insan bir savaş alanıydı. Ceket, gömlek, pantolon ya da etek giymiş, kravat takmış, tıraş olmuş, kokular sürmüş bir savaş alanı. Gülümseyen bir savaş alanı. Öpen hatta, okşayan, konuşan, susan, çiçekler alıp çiçekler veren bir savaş alanı...
Peki, bir barış bahçesi olamaz mıydı insan? Şöyle, güllerin kuş cıvıltılarına, kuş cıvıltılarının güllere karıştığı, mutlu yüzlerle dolu rengarenk bir barış bahçesi?"
Ben Bir Gürgen Dalıyım romanı, çocuklara , hayatları boyunca karşılaşabilecekleri her türlü savaşın çaresinin yine insan ve kendisi olduğunu, ümitsizliğe karşı sergilenecek sabırlı bir savaşın en büyük silahının kendisi olduğunu imgelerle dile getirmekte.

Ebrar KADAH

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile