Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 16 - 32 dakika)
Bunu okudun 0%

bosna hayat

bosna hayat
İnsanoğlunun geçmişine olan merâkı, yaratılışından bu yana devam etmiş olup bu merâk ve ilgi birçok araştırma sahasının oluşmasına da öncülük etmiştir. Cumhûriyet’in îlânından sonra yapılan harf inkılâbı ile birlikte, geçmiş dönem eserlerini okuyup anlamak ve üzerinde çalışma yapmak ancak belli bir eğitim ve öğretimden geçmekle mümkün olmaktadır. Bu eğitim ve öğretimle yetişen bilim insanları geçmişimizi aydınlatmak ve günümüze çeşitli bilgileri aktarmak adına çalışmalarını gün geçtikçe artırarak devam ettirmektedirler.

Târihimizin her yönüyle aydınlatılmasının, geleceğe yön verme açısından ne denli önemli olduğu âşikârdır. Toplumlar geçmişte, yazının îcâdı ile -sözlü edebiyatın yanında- kendilerini ifâde edebilmek, gelecek nesillere bilgi aktarımı yapabilmek için yazılı edebiyat ürünlerini vücûda getirmiştir. Bunların büyük bir kısmı günümüze kadar korunarak gelebilmiştir.

Altı asır boyunca hüküm süren Osmanlı Devleti, bünyesinde her kıtadan farklı toplumlara, farklı inanışlara, farklı kültürlere yer vermiştir. Bugün bu toplumların kültür varlığının bir nişânesi sayılabilecek yazılı eserler, geçmişin ortaya çıkması, toplumların kültürel varlığını sürdürebilmeleri ve koruyabilmeleri bakımından önem arz etmektedir.

Toplumların geçmişten bugüne nasıl bir süreçle geldiği, hangi kültürel değişimler yaşadığı gibi konuların gün yüzüne çıkarılabilmesi için eski dönem eserlerinin günümüze/bugüne aktarılması gerekmektedir. Bu bağlamda yapılan çalışmalar gün geçtikçe sayıca artmakla birlikte kıymeti de artmaktadır.

Eski Türk Edebiyatı çalışmalarının temel kaynaklarından olan mecmû’alar, ihtivâ ettiği bilgi çeşitliliğiyle ve yukarıda bahsi geçen konuları muhtevâsında barındırabilecek konumda olması sebebiyle yapılan birçok inceleme ve değerlendirmelere fikir verebilecek mâhiyettedir.

Osmanlı Devleti, 14. ve 15. yüzyıllar içinde Balkanlarda hâkimiyetini kurmaya başlamış ve bu bölgede ilerlemeler göstermiştir. Yaklaşık beş yüzyıl boyunca burada hâkimiyet kuran Osmanlı Devleti, kültürel, siyâsal, iktisâdî, demografik olarak bugüne bir mîras bırakmıştır. Burada yaşayan Müslüman ve gayrimüslimler ise ortak bir kültürel mîrâsa sâhiptir. Bugün bu mîras ile ilgili birçok çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmaların kaynaklarından biri de edebiyatımızın kırkambarı olarak adlandırılan mecmû’alardır.

Çalışmamızın asıl amacı söz konusu eserleri tanıtmak ya da anlatmak olmadığı için burada mecmû’a ve onun bir türü olan münşe’ât mecmû’asının kısa ve öz bir tanımına yer verdik2:

Mecmûalar, genelde bir veya daha fazla yazar, yahut şâire ait çeşitli şekil ve hacimlerdeki dinî, din dışı nesir ya da şiirlerden oluşan derleme kitaplardır:

Mecmûatü’l-ehâdîs, mecmûa-i fetâvâ, mecmûa-i ed’iye,   mecmûatü’r-resâil,   mecmûa-i  eş’ar,

mecmûa-i tevârîh, mecmûa-i fevâid gibi.” (Uzun, 2003: 265)

“İnşâ metinlerinin bir araya getirilmesiyle münşeat mecmûaları ortaya çıkmıştır.” (Şahin, 2005: 20)

Bu çalışmada, 18. yüzyıla âit, İBB Atatürk Kitaplığı’nda T 816 T 816 1 (Yeni tasnifte: T 816 1 k.1/1)’de Münşe’ât Mecmû’ası ismiyle kayıtlı bir yazma eserin ihtivâ ettiği resmî mektuplardan hareketle, Balkan köylerinde toplum içindeki olay ve olgular incelenip, dönemin sosyal hayatıyla ilgili bir değerlendirme yapılacaktır. Çalışmamızın temel kaynağını oluşturan bu mecmû’anın genel özellikleri hakkında bilgiler verildikten sonra yine bu mecmû’adan hareketle dönemin sosyal hayatını ilgilendiren konulara yer verilecektir. Yaptığımız değerlendirme ve ulaştığımız sonuçların verilmesiyle çalışmamız tamamlanmış olacaktır.3

Çalışmamızın kaynağı olan Münşe’ât Mecmû’ası adlı yazma eser; İBB Atatürk Kitaplığı’nda T 816 T 816 1 (Yeni tasnifte: T 816 k.1/1)’de kayıtlıdır. Mıklepsiz koyu kahverengi sâde bir meşin cildi olan mecmû’a dış etkilere mâruz kalmasından dolayı yıpranmış vaziyettedir. Mecmû’ada cetvelsiz âbâdî kâğıt kullanılmıştır. Varak sayısı 55 olup, satır sayıları 15-25 aralığında değişiklik göstermektedir. Ta’lik kırması hatlı olan mecmû’ada [6b] ile [35b] aralığında mektup başlıkları surh ile yazılmıştır. Zahriye kısımları tamâmen doldurulmuş vaziyette olup varakların yıpranmış olması sebebiyle de yazılar okunaklı değildir. İki yüz otuz altı mektup bulunan mecmû’ada, mektupların -ön zahriye kısmı hâriç- ilk yüz elli altısını içeren bir fihrist yer almaktadır. Mecmû’aya 6. varaktan îtibâren 2 ) ^ ) rakamı ile başlanarak varak numaraları verilmiştir. Kütüphâne kayıtlarına göre mecmû’anın H.1100 (M.1688/9) târihlerinde kaleme alındığı söylenilse de mektuplarda geçen H.1183 (M.1769/1770) târihine bakılırsa 18. yüzyıl sonları olduğu söylenilebilir. Mecmû’a Vidin vilâyetinde olan resmî yazışmaları ihtivâ eder. Mecmû’a’nın kim tarafından tertiplendiği veya cem’ edildiği hakkında elimizde bilgi mevcut değildir. Tespit edebildiğimiz kadarıyla mecmû’anın bilinen tek nüshası budur.

Münşe’ât Mecmû’ası’nda bulunan mektuplar, sûret niteliğinde olup çeşitli türlerde kaleme alınmış resmî yazışmalardan oluşmaktadır. Bu mektupların sıralanması karışıktır. İ’lâm türündeki mektuplar genellikle ilk otuz varakta; hüccet, arz, mürâsele, tezkire mektupları ise daha çok son varaklarda yer almaktadır.4

Mecmû’anın muhtevâsını inceleyerek sosyal hayata dâir edindiğimiz bilgiler aşağıda üç başlık altında değerlendirilmiştir.

  • 1. Toplumsal Sorunlar

Mecmû’ada yer alan mektupların geneline bakıldığında toplum içindeki sorunların kaynağı eşkıyâlar olarak görülmektedir. Bu sorunlar eşkıyâların halkın canına, ırzına, malına, huzûruna vs. zarar vermesi şeklinde tezâhür etmektedir. Eşkıyâlar dışında bâzı yabancı tâifelerin de toplum içinde bir sorun oluşturduğunu yine mektuplardan öğreniyoruz. Özellikle eşkıyâlar tarafından toplumun çok sık rahatsız edildiği mektupların içeriğinden anlaşılmaktadır. Bununla ilgili olarak halk gerekli merciye şikâyetlerde bulunmuştur. Bu şikâyetlerin içeriğinden hareketle eşkıyâlar hakkında genel bir bilgi ediniyoruz.

Eşkıyâlar; haydut, haram-zâde, başıboş ve kapusuz levendât tâifesi, şakî, şekâvet-pîşe, kutta’-ı tarîk (yol kesiciler), erâzil, esâfil, reâyâ gibi çeşitli isimlerle ifâde edilmiştir. Mektuplardan anlaşıldığı üzere eşkıyâların genellikle bahar mevsimi ile ortaya çıktıkları görülmektedir.

7b’de yer alan bir i’lâm mektubundaki şu ifâdeler konuya örnek olarak gösterilebilir:

Eşkıya be-Emr-i ‘Âlî Teftş Olundı0da İlâmdur

Der-i devlet-mekîne ‘arz-ı dâ‘î-yi kemîne budur ki hâlâ mevsim-i bahar hulul itmek hasebiyle tağlarda haydud ve sâ’ir harâm-zâdelerin îşâl-i şerr ü mazarratlarından taraf-ı mesâlikin tehnîn ve bilâd-ı ‘ibâdın tathîr olunması bâbında... (Ünlü, 2017: 61)

Bir başka örnek ise 8a’da yer almaktadır:

Dîger İ‘lâmdur

Der-i devlet-mekîne ‘arz-ı dâcî-yi kemîne budur ki işbu sâl-i meymenet-iştimâlde mevsim-i bahâr hulul eylemek hasebiyle ağaçlar yapraklanup zümre-yi eşkıyâ tağlarda yaşdanup kuttâ‘-ı tarik ve haydud eşkıyâsı ve sâhr harâm-zâdeler kuşe-yi hafâdan ®uhur ve câbecâ îşâl-i maZarrat ile ahâlî ve ebnâ-yı sebili bî-huZur idicekzamânlar olmağıla... (Ünlü, 2017: 62)

Devlet tarafından, ahâliyi huzûrsuz eden bu tâife sürekli olarak teftîş ettirilmiştir. Eşkıyâ teftîşiyle pandor, mübâşir, mütesellim, zâbit gibi köylere tâyin edilen görevlilerin yâhut idârecilerin ilgilendiği, mektuplardan öğrendiğimiz bilgiler arasındadır.

6a’da yer alan bir i’lâm mektubundaki şu ifâdeler konuya örnek olarak gösterilebilir:

~aydud Teftîşiçün İ‘lâmdur

Ma‘ruz-ı ‘abd-i dâ‘î-yi devletleridür ki ahâlî-yi re‘âyâ ve ebnâ-yı sebîlin âsâyiş ü istirâhatları ehemm-i umur-ı mehâmdan olup kendü hâlinde olmayan erâzil ü esâfilden ve haydud eşkıyâsı ile

0uttâc-ı taıi0 yaramazlan teftiş ü tafahhuş babında şeref-ri[z]-i şudur iden buyuntdı... Muhammed Ağa 0ulları marifetiyle naşb olunan pandorları.(Ünlü, 2017: 56)

Mektuplarda “katl-i nüfûs” ve “gasb-ı emvâl” ifâdeleri çok sık kullanılmıştır. Bu ifâdelerden anlaşılacağı üzere eşkıyâlar; adam yaralama, adam öldürme, hâneye tecâvüz, ırza tecâvüz, hırsızlık, gasp gibi durumlarla halkın huzûruna zarar vermektedir. Haydutların asker şehit ettiği de mektuplarda görülmektedir.

16a’da yer alan bir i’lâm mektubundaki şu ifâdeler konuya örnek olarak gösterilebilir:

Şaki Teftiş İlmıdur

Mantiz-ı dâi-yi devletleridür ki bu e§nâda ~anya muhâfı®ı vezir-i Âşaf-na®ir devletlü Numân Paşanın delibaşılığı hıdmetinde olan Ahmed nâm şa0i on beş nefer eş0ıyâ başına cemc idüp ibadullaha işâl-i mazarrat birle 0atl-i nüfus ve ğaşb-ı emval eylediği taraf-1 saâdete ihbar itmeleriyle.5 6 (Ünlü, 2017: 81) Askerin şehit edilmesi ile ilgili 6a’daki bir mektupta yer alan şu ifâdeler örnek olarak gösterilebilir:

...baZ-ı memerr ü maber olan yerlerde kemin-nişin olup eş0ıyâları tecessüs iderken na-gah dört nefer hayduda leylen duçar oldı0da hayyen averde-yi dest atmamağıla muharebeye taşaddi idüp ve mer0ûm Muhammedin bir pandorı şehid oldı0dan şonra hamiyyete veğayrından naşi®uhura çı0up...

(Ünlü; 2017: 56)

Eşkıyâ tâifesi ile ilgili mektuplardan anlaşıldığı üzere; devlet erkânından genellikle köylerdeki görevlilere eşkıyâların teftîşi için emir gelir ve bu emirde, halkın huzûruna zeval gelmemesi için eşkıyâların ortaya çıkmadan önce meskenlerinin, görevliler tarafından teftîş edilmesi istenir. Bâzen de halktan gelen ihbarlar üzerine, görevlilerden eşkıyâlar için teftîş yapılması istenir. Devlet tarafından gelen emirlere mektuplarda cevap olarak; eşkıyâların olmadığı yâhut var ise yakalanıp cezâlandırıldığı veya eşkıyâlar ortaya çıkacak olursa cezâlandırılacağı gibi ifâdeler yer almaktadır. Mektuplarda, eşkıyâların verdiği zararlar, görevliler tarafından ilgili merciye bildirilip eşkıyâlara cezâ vermek için izin istendiği de görülmektedir.

Eşkıyâ teftîşi ile ilgili 16a’da yer alan şu mektup örnek olarak gösterilebilir:

Şaki Teftiş İlamıdır

Ma‘rüz-ı da‘i-yi devletleridür ki bu e§nâda ~anya muhâfı®ı vezir-i Âşaf-na®ir devletlü Nucmân Paşanın delibaşılığı hıdmetinde olan Ahmed nâm şaki on beş nefer eşkıya başına cemc idüp ibadullaha işâl-i mazarrat birle katl-i nüfus ve ğaşb-ı emval eylediği taraf-1 sacadete ihbar itmeleriyle binden ‘aleyh teftiş ü tefahhuş ele girdükde şuret-i sicillatı ile tarafı saadetlerine ihzar babında buyurıldı-yı şadır ve Servi mahkemesine vuşul buldıkda cümle miyanında feth ü kıra’et olunup semcan ve tacaten didüklerden şonra şimdiye degin kaza-yı mezburede şaki-yi mezbur ®uhur itmeyüp ‘ibadullah ba‘de’l-yevm ®uhur iderse bi’l-ittifak üzerine varılup ele girdükde taraf-ı sa‘adetlerine şuret-i sicillat ile irsale te‘ahhüd eyledükleri bi’l-iltimas i‘lam olundı (Ünlü, 2017:81)

Halktan gelen bir şikâyet üzerine görevlilerin, devlete durumu bildirmesi ile ilgili olarak 15a’da bir mektupta yer alan şu ifâdeler örnek gösterilebilir:

...fulan nam kimesne ve eşkıyadan olup da^ima ibadullah/]] eziyyet ü cefa ve ehl ü ‘lyâllerine tecavüzidüp reaya fukarasının dahı kiminikatl ve kimini mecruh ve ebna-yı sebilin yollarına inüp kat‘ itmeden hali olmayup el-haşıl mübeyyene fesad ve kutta- tarik vacibül-izale oldıkları mukarrerdür tazallüm-i halimi der-i devlet-medara

ilam idivir diyü bu da'ılerine ilhah u ibram eylediklerinde...7 (Ünlü, 2017: 79)

Eşkıyâlar dışında Ulah8 Vinogan9 tâifesinden kişilerin, yaylaya çıkarken yol güzergâhını değiştirip durak yerlerinde halka zarar verdiği ifâde edilmektedir.

...Iştabl-ı ‘Âmire Ulah Vinoğan tarifesi senede bir defa çayır va0tinde memurine Âsitâne-yi sa‘âdete gitdiklerinde ™ar[ı]0aya dimekle ma‘rûf tarı0-ı caddeden gitmeyüp hacer ü taciz içün ehl ü ‘lyâiimizle    sakin oldu0larımıza    mülk-i

menzillerimiz fev0ından vâki‘... menzillerimize taşlar atup hanelerimizi harab ve ğadr-i külli itmeleriyle Hilalli maca ve’r-Rasülühi zikr olunan ve Vinoğan taifesi 17-1'1111^1^... 10 (Ünlü, 2017: 125)

Yukarıda verilen bilgilerden de anlaşılacağı üzere eşkıyâlar

toplumun huzûrunu bozan önemli bir sorundur. Bu soruna karşılık yine mektuplardan öğrendiğimiz kadarıyla devletin sıkı tedbirler aldığını söylemek mümkündür. Mecmû’ada, devlet tarafından gelen emir içerikli mektuplardan edindiğimiz bilgilerden hareketle haydutların; teftîş edildiği, tutuklandığı, bertaraf edildiği bilgilerine ulaşılmaktadır. Bundan dolayı halkın sorunları ile ilgilenen bir devlet otoritesinin olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Söz konusu mektuplar için de ‘kanıt niteliğinde belgelerdir’ denilebilir.

  • 2. Bireysel İlişkilerdeki Sorunlar

Halkın özellikle dış etmenlerden dolayı yaşadığı toplumsal sorunlar dışında kendi içinde yaşadığı sorunlar da mevcuttur.

Mektupların içeriği incelendiğinde mahkemeye verilen dâvâlardan anladığımız üzere halk arasında; hırsızlık11, alacak verecek kavgası ve borçlar12, adam öldürme13, mîras dâvâları14, hem mala hem ırza tecâvüz15 gibi husûmetlerin olduğu görülmektedir.

Mecmû’adaki mektuplardan, kişiler arasındaki borç için açılan dâvâlarda alacaklıya para verildiğini yâhut beygir hayvanının tahsîs edildiğini öğreniyoruz.

..IJüseyn Ağa ve zimmetinde bâ-temessük iddicâ eylediği 0r0 ğurüş huzür-ı âlilerine mezbür ~üseyn Ağanın 0arârı mücebince badeŞ-şubüt beyinlerinde muşlihün tevaşşut idüp bir res bârgir ile can-na0dsekizgurüş birrubcmüddeci-imezbüra teslim olunup temessük-i mer0üm şa00 olundığı bi’l-iltimas huzur-ı Aşafi[ne]lerine carz u iclam olundı16 (Ünlü, 2017: 109)

Yine mektuplardan öğrendiğimiz üzere bir kadın alacaklı olduğu birinin vefâtı üzerine o kişinin oğluna dâvâ açmış, alacağını talep etmiştir. Bunun üzerine borçlu olan borcunu edâ edeceğini ifâde etmiş fakat bir müddet sonra sözünde durmamış inkâr etmiştir. Bunun üzerine mahkeme, borçludan yemin talebinde bulununca borçlu yemîninden vazgeçmiş ve mahkeme nihâyetinde borçludan usûlüyle borcun tahsîl edilmesi gerektiği sonucunu açıklamıştır.17 Bu bilgiden kadınların da mahkemeye başvurduğu ve haklarını korumak için dâvâ açabildiği sonucuna ulaşıyoruz. Mektuplar arasında, özellikle yetim haklarına sâhip çıkıldığını belgeleyen, kassâm defterleri18 de mevcuttur.19

Kassâm defterleri ile ilgili 40’ada yer alan şu mektup örnek olarak gösterilebilir:

Kassam Defteri B[u] Vech Üzere Yazılur

Medine-yi Vidine mahallatından Nüre’d-din mahallesi sakinlerinden iken 0able ’l-hâzâ fevt olan Ayiee bint Süleyman nâm müteveffye hatunun vera§eti zevci metruke vü menku(h)[a] Muhammed ve şadri şağir oğlı Süleyman nâm kimesnelere inhişâren intikali lede’ş-şerhi’l-enver mübeyyen ü ◊har olmağın bi-mahifeti’lAa-i ve bi-talebi veıeşc'til-kibar terekesi tahrir ü takvim ve bil-farfcati’ş-şerciyye beyinlerinlerinde ta0sim olunan defter 0assamıdır ki ber-vech-i ati beyan olunur” (Ünlü, 2018: 136)

Yine bireysel ilişkiler bakımından mektuplarda, eşler arasında anlaşmalı boşanmaların olduğu, ahlaksızlık yapan bir kadının mahalleden uzaklaştırılması gibi bilgilere de ulaşılmaktadır.20 Bu bilgiler değerlendirildiğinde suçluların görevliler tarafından cezâlandırıldığı, kadın ve çocuk haklarının devlet tarafından koruma altında olduğu rahatlıkla söylenilebilir.

Mektuplarda eşkıyâya karışan halktan kimselerin, doğru yola getirilmesi için devlet tarafından gelen buyuruldular üzerine o kimselerin eşkıyâlarla ilişkisini bitirdiğini belirten ifâdeleri de görüyoruz:

...öteden berü hetk-i ağraz ve 0atl-i nüfûs ve ğaşb-ı emval ve şerc-i şerife cadem-i citâcat bu mi§illü fesâd u şe0avet ile meşhûr olup bundan a0dem fevt olan 'aseki Muştafa nam kimesnenün tedıb olunup ve köyli 0arındaşı el-~ac Ahmed nam kimesne mahall-i ni®am-ı memleket olması bâbında...fûlân ve 0arındaşı macrifet-i şer ve mübaşir-imûmâ ileyh marifetleriyle meclis-i şere ihzar ve geregi gibi tedıb olundı0dan şonra bacde’l-yevm bu mi§illü şe0avet-pişelere refa0at itmeyüp ve muharrik ü i0a[®](Z)-ı fitne olmayaca0larına tecahhüd itmeleriyle...22 (Ünlü, 2017: 112)

Buradan hareketle halk içinde eşkıyâ zümresine katılan kişiler olduğu bilgisine de ulaşılmaktadır. Bu kişilere devlet tarafından doğrudan cezâ verilmesinden ziyâde uyarı niteliğinde bir beyânın yapılmış olması da dikkat çekicidir. Yine mektuplarda eşkıyâlara hâmilik eden kişilerin olduğu ve bunların da ilgili merciye şikâyet edildiği görülmektedir.

...0azâ-yı mezbûr sükkanından bundan a0dem fevt olan ~üseynin kendü hanesine cemc eylediği ş(a)a0ilerih cemciyyetine ve fesadat u 0atl-i nüfûs itmesine gayret ü hamiyyet ikaz-ı fitne olan 0aşaba-yı mezbûr sakinlerinden Muştafa nam kimesne öteden berü müteharrik olup ve recaya fu0arasınıh mal-i erza0ını ğaşb ve nicesini -arb idüp ve ®uhûr iden ş(a)a0ilerih gaşb eylediği emval-i nışfiyyet üzere. mezbûr Muştafanın ha00ında lazım gelen icra olunma0 içün bulundığı mahalde ahzbabında..21 22 (Ünlü, 2017: 117-118)

Mektuplarda, fetvâ verme yetkisine sâhip bir şeyhin iftirâ ile sürgün edildiği bunun üzerine âilesinin perîşân olduğu ve yine iftirâya uğrayan bir müftünün de sürgün edildiği bilgilerini öğreniyoruz. Bunun için müftünün ve şeyhin ilgili merciden yardım istediği görülmektedir:

...medıne-yi Tırnovi 0azâsında bundan a0dem mevziin bi’l-ifâ olan Eş-Şeyh Alı Efend[i] dâ‘ileri ‘ulemâ vü fuzalâdan pır-i fanı ve ‘amel-mânde vü harfe ve dâbmâ evkât-ı şâhib-firâşınıh ile imrâr idüp zemânınâ kendüden ker[â]meti memul dâcıleri olup lâkin bundan a0dem medıne-yi mezburede nâ^ib olan erbâb-ı nevvâbdan Mu0bil-zâde Süleyman nâm nâ’ib celb-i mâl sevdâsıyla kendü ®ulm [ü] te‘addısine müsâ‘ade birle hareket itmedigi ecilden bühtân-ı ‘a®ım ile bühtân eyleyüp... Ziştovili el-~âc ‘Alı Ağaya dahı ‘arz itdirüp ve Selvi 0azâsına nefy ü iclâ olunduğı ecilden ahvâl dıger-gun ve ehl ü ‘ıyâli sefıl ü perışân olduğı etilden taraf-ı âsitâne-yi eâliyyeye ahvâlini ifâdeye ru-be-râh [u] ‘âzim olmağın bu mi§illü ‘ulemâ vü şulehâ ve pır-i fânıden olan derdmendân ol mi§illü bühtân-ı ‘a®ım ile mütekerrir ve ahv[â]li dıger-gun ve ‘ıyâli sefıl ü perışân olma0 günâh-ı kebâyirden olduğuna binâen merâmına müsâcade-yi ‘aiiyye ‘inâyet ü ihsân buyurılma0 bâbında... (Ünlü, 2017: 118)

...0azâ-yı mezburedemüfı olan fazıletlü Şeyh ‘Alı Efendi dâ‘ilerini baZı aşhâb-ı ağrâzın hilâf-ı vâ0i‘ ihbârları sebebiyle bâ-fermân-ı ‘âlı Selvi 0aşabasına nefy olunup mezkur dâüeri e§nâ-yı münâza‘atda sâhib-i firâş hasta olup bir dürlü ol münâzacatda ‘llâ0a vü medhali olmadığı meşhur mütevâti...mezkür dâcıleri ıtlâ0 olunup kendü hânesinde ‘llâ-hâiHıi sâkin olması recâsına pâye-yi serır saltanat-ı ‘ulyâya mahzar-gune ‘arz-ı hâlleri muşadda0 vâ0i‘-i hâli iclâm idivir diyü iltimâs itmeleriyle fil-vâ0i‘ ahâH-yi mezkurunun ta0rirleri vâ0icü ’l-hâle mutâb0 olduğı evvelki vâ0i‘-i hâldür

der-i devlet-medara carz u iclam olundı”23 (Ünlü, 2017: 118-119)

Mîras dâvâlarında bir sonuca varılamayan müşkül durumlarda Müslümanlar gibi gayrimüslimlerin de müftüden fetvâ istedikleri görülmektedir.

.. .ğıbbe’r-ricâyet-i   şeriyye   eş-şerahtü ’l-kabül

hıdmeti mukabelesinde virdigi e§vab ecr-i mi§line müsavi oldıkda vere§esi müvekkil-i mesfür Ladikadan ecr-i mi§il olmağa kadir olmaz diyü vekil-i mümâ ileyh ~üseyn Ağa Yenice-yi Va[r]dar müftisi Efendi hasretlerimin imza-yı şerifiyle mümza bir kıta fetva-yı şerife ibraz idüp mazmünında ücretle hıdmet ider makülesinde olan zeyd Amra ücret kavlinsiz bir müddet hıdmet idüp ‘Anır dahı Zeyde hıdmet mukabelesinde mi§line müsavi e§vab idiyorsa hala zeyd fevt oldıkda vere§esi Amrdan ecr-i mi§il olmağa kadir olur mı el-cevab olmazlar diyü buyurmağın fetva-yı şerif ve şahidin-i mesfürin şehadetleriyle müceblerince mertiyyün-ı mesfürün ecr-i mi§il datvasından bi-vech-i şercimu'ârazadan mencbirle mâhürü’l-vâkibi’t-taleb ketb olundı24 (Ünlü, 2017: 132)

Mektuplarda bulunan dâvâlardaki iddiâlardan anladığımız üzere me’murların rüşvet aldığı da öğrendiğimiz bilgiler arasındadır.

..lâkin baZı eşirradan birkaç nefer recâyâ celb-i mal sevdasıyla bundan akdem haremeynüş-şerifeyn na®!! tarafından olup şulh tebaiyyeti olanlara rüşvet virüp senede bin beşyüz ğurüş virüle diyü haremeynüş-şerifeyn aklamından nesh-i emr-i şerif itdirdüp bin beş yüz ğurüş teslim eylediklerinden. (Ünlü, 2017: 120)

.Es-seyyid el-~ac Ahmedin zir-i himayesinde olan ve ve ve tahminen on dört nefer kıbtiler eben

can-eedd vire gelmişler iken mer0üm el-~âc Ahmed bunlar 0ul cinsidir diyü Tırnovi nâyiblerine birer mi0dâr rüşvet virüp mn0tücnlnrını ibtâl ve mâl-i miriye kesr-i no0şân gösterdiğinden gayrı...25 (Ünlü, 2017: 121)

Burada verilen bilgilerden anlaşıldığı üzere kişiler arasında hasetlik, iftirâ, rüşvet, hırsızlık, gasp vs. gibi ahlâk dışı davranışlar, her dönem olduğu gibi o dönemde de halkın birbiriyle olan ilişkilerine zarar vermektedir.

  • 3. Günlük Hayata Dâir

Halkın günlük hayatına dâir mektuplardan öğrendiğimiz üzere gayrimüslim ve Müslüman halk bir arada yaşamaktadır. Herkesin temel ihtiyaçları, ibâdet özgürlükleri, hukûkî işleri vs. güvence altındadır. Hem Müslümanların hem de gayrimüslimlerin ibâdethâneleri bir arada bulunmaktadır. Câmilerin, kiliselerin, manastırların teftîşleri yapılmakta, eksikleri giderilmekte ve ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmaktadır.26

Hem Müslüman halk hem de gayrimüslimler dînî bayramlarını kutlamaktadır. Bu kutlamalar, Müslümanların dînî bayramları olan Ramazan ve Kurban Bayramı, gayrimüslimlerin dînî bayramları olan paskalya bayramı ve âyînler şeklinde yapılmaktadır. Bunların dışında halk arasında şenliklerin, eğlencelerin yapıldığı yine mektuplardan anlaşılmaktadır.

...ispence sini ve her i0tizâ itdükçe âyin-i âtılnlnrı(nı) üzere pns0nlynsınn hnrclı0 virüp yedimde olan ve defter-i müfredât mücebince virdigi. (Ünlü, 2017: 131)

... bârüt-ı sipâh teslim ve 0âcide-yi ser-hndd üzerine eyyâm-ı cıyd ilânı... şenliklerde bâ-evâmir-i âi câiiyye bârüt-ı mer0ümun ek§eri şnrf olunup.

(Ünlü, 2017: 144)

.mnzmün-ı meserret-nümün çârşü ve bâzâr ve sâ’ir mnlmi-yi nâs olnn mnhnllelerde münâdiler nidâ ve nhâliye ilân u işâcnt ve 0nlc[n] ve 0ulelerde tob ve şenlikleri ve gnyr-ı güne tehniye-yi esbâb-ı servere mübaderet olmağın herkes...2 (Ünlü, 2017: 147)

Halkın geneli tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlamaktadır. Bundan dolayı halkın yiyecek ve içecekleri genellikle tarım ürünleri ve hayvansal gıdalardır. Halk tarafından yetiştirilen sığır, koyun, keçi gibi hayvanların eti tüketilmektedir. Bunun yanında halktan alınan vergi türlerinden anladığımız kadarıyla gayrimüslimlerin de hınzır yetiştirdiği ve tükettiği bilgisine ulaşıyoruz. Yine mektuplarda yer alan vergi ve nakliye kayıtlarından anladığımız üzere un, buğday gibi zahîreleri yiyecekler arasında zikredebiliriz. Gayrimüslimlerin ve eşkıyâların da şarap tükettiği mektuplardan edindiğimiz bilgiler arasındadır.27 28

Halk, tarım ve hayvancılığın yanı sıra ticaretle de uğraşmaktadır. Mektuplardan tütün ticaretinin yapıldığı, panayırların kurulduğu, zâhire nakliyelerinin yapıldığı bilgilerine ulaşıyoruz.29

Halkın geçimini sağlamak için bâzı mesleklere sâhip olduğunu mektuplardan öğreniyoruz. Tespit edebildiğimiz bu meslekler; tarım ve hayvancılık, marangozluk, nalburluk, kasaplık, çobanlık, askerlik, tımar topraklarının bakımı, menzilciler için at yetiştirmek şeklindedir.30

Mektuplardan, halkın kullandığı para biriminin akça, kuruş ve filori olduğu tespit edilmektedir. Müslüman ve gayrimüslim halk birbiriyle ayrım gözetmeden alışveriş yapmaktadır.31

Halkın sağlığı ile ilgili mektuplardan edindiğimiz bilgilerde ise bir fıtık hastalığı ile karşılaşıyoruz. Mecmû’ada hekim ve hasta ile ilgili olan bir sözleşme metni yer almaktadır. Bu sözleşme metni fıtık ameliyatında hastanın vefât etmesi ihtimâline karşılık hekime bir dâvâ olmaması için hasta adına yapılmıştır.

...Epostolinam şağır fıtı0maralına mübtela oldığı etilden fet0-ı şa00 u 0atc ve hasbe’l-muctâd edviyesiyle şağır-i mezburun maraz-ı mezbûrına Cilâc u tımar itmek üzere mezbûr Kosta beş yüz a0ça ücret ile isticar eyledükde mestur dahı vech-i muharrer üzere nefsini baha icar ve şağîr-i mezbûnıh mara^-ı mezbûrına ilâc u tîmâr itmek üzere tecahhüd ü iltizam eyledi eger e§nâ-yı ilâcda vü tîmârda bi-emrillâhi teâla şağîr-i mezbür müte:‘e§§iren helak olurısa dem ü diyetine mesfur Kosta zimmîden dava vü nizâcyokdur...32 (Ünlü, 2107: 149-150)

Mektuplarda lakaplar tespit edilmiştir. Bu lakapları, hem dönemin sosyolojik yönden incelenmesinde hem de ilgili çalışmalara katkıda bulunacağını düşünerek burada göstermenin faydalı olacağını düşündük.

Lakaplar şahısların; toplum içinde kazandıkları sıfatlarıyla, meslekleriyle, kişisel özellikleriyle, tâbi olduğu tâife yâhut zümreyle ilgili olarak ve memleketleri esas alınarak kişilere verilen yerel isimlerdir. Lakaplar, kişilerin toplum içindeki statüleri ile ilgili bilgi verebilir. Bu bilgiler de yine kültür araştırmacıları için ipucu niteliğindedir denilebilir. Eserde sadece Müslümanlar için değil gayrimüslimler için de lakaplar kullanılmıştır. Söz konusu bu lakaplar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. (Ünlü, 2018: 7)

Tablo:1 Eserde Adı Geçen Lakaplar

Ağa

Hasanoğlu

Manastır Müftüsü

Sofyalı

Binâ Emmi

Hâseciyan

Mevlânâ

Şemşîr

Boşnak

Hasekî

Miskin

Şeyh

Bölükbaşı

Horûsî

Molla (Monla)

Tornacıbaşı

Bölükbaşıoğlu

Kadı

Mukbilzâde

Vinogan

Börek

Kapudan

Mutasarrıf

Voyvoda

Cigeroğlu

Kara

Mübâşir

Y aşarzâde

Çavuş

Kasapbaşı

Mütesellim

Y azıcı

31 Bkz.: aynı mecmû’a: 48a

Çilingir

Kel

Nâib

Zâbit

Çorbacı

Kibtî

Nalbend

Zuloğlu

Çukadar

Kirâcıbaşı

Pandor

 

Defterdâr

Kocabaşı

Paşa

 

Delibaşı

Konakcı

Paşazâde

 

Emîr

Köroğlu

Sarı

 

Eymanoğlu

Kûçek

Sekban

 

Galiyâroğlu

Kula

Selvilizâde

 

Gâzi

Kulaksızoğlu

Serdar

 

Genç

Kurt

Servili

 

Keyvanzâde

Kürd

Seyyid

 

Hacı

Levendât

Sipâhî

 

Hâfız

Malgomioğlu

Sofracıbaşı

 

Lakaplar gibi yer adlarının da sosyoloji çalışmaları için incelenmesi gerektiğinden burada yer adlarına da yer vermenin faydalı olacağını düşündük.

Tarihçi için yer adlarının, sadece muayyen mevkileri ifâde eden birer ad olmaktan ötede, çok büyük ehemmiyeti vardır. Yeni bir köy veya kasabanın kuruluşunda, oraya yeni bir ad aramaya hacet kalmaksızın, yerleşen topluluğun adı verilir. Nitekim, Anadolu bunun mükemmel örnekleriyle doludur. Bu isimler bize, aynı adı taşıyan boy, aşiret, cemaat gibi grupların nasıl bir yayılma gösterdiklerini de anlatır. Doğu veya Güneydoğu Anadolu'daki bir köy adının Rumeli topraklarında da olması, bu dağılıp yayılmanın güzel bir örneğidir. (Kütükoğlu, 1998: 15)

Bu bilgilerden de anlaşıldığı üzere yer isimlerinin de araştırmalarda yardımcı unsurlar olacağı âşikârdır. Üzerinde çalıştığımız Münşe’ât Mecmû’ası’nda da çok sayıda yer ismi mevcuttur. Bu yer isimlerinin

çoğunluğu Osmanlı dönemi Balkan vilâyetlerindeki köy ve kasabalara âittir. Bu isimler ise aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Tablo:2 Eserde Adı Geçen Yer Adları

Yer adları

Varak numarası

'Adiller

15a

A00erman

7a

Balkan

19a

Batşova

10a, 28a

Belgrad

3a,14a,15b, 27a, 32a

Belune(Bilune)

7b,20b, 30a

Benalu0a

1b, 2a, 5a, 5b, 6a, 7a, 29b, 36a, 41a, 41b, 42a, 42b, 43a, 44a, 45a, 46a, 48b, 50a, 51a, 51b, 52a, 52b, 53a, 53b, 54a, 54b, 55a, 55b,56a

Bender

7a,19a, 36a

Birnaver33

6a

Bosna

1b, 5b, 6a, 8b, 41b, 46b, 50a, 51b, 54a, 54b, 56a

Boginova

29b

Bursa

16b

Çadırlı

34b

Daratu0ça

39a

Derbend

41b

Dereli

34b

Değirmen Deresi

31a

Dinova

23a

Dinbova

31a

Dimyanova

18a, 34b

Diragan

38b

Edirne

2a,14a

Firar34

43a

Gaben

28a

Gayrava

24b

Glaviçe

55b

Gostlıca

26a

Gümülcine

31a

Gradış0a

5a, 5b, 44a

Gradniçe

11a

Gülifar

19b

~adim

22a, 34b

~anya

16a

'otaliç

15b

'otin

25b

Hezargrad

17b,31b

İslambol (İstanbul)

2b,10b

Kara

17a

Kara Şu

50b

Karatag

40a

Kayseri

15b,16a

Kefe

7a

Kırım

7a

Kona0cı

32a

Koyunlar

20b

Kostoyani

39b

Köstence

34b

Kubaş

54b

Kurı Bekarı

23a

Kurmancıka

23a, 26a, 26b

Lofça

8a, 10b, 12a, 12b,16a, 16b, 17a, 20a, 23b, 26b, 27a, 30a, 30b, 35a

Lumidol

15a, 26a

Mahlova35

8b

34 Okunuşundan emin olamadığımız yer adının eserdeki yazılışı şöyledir:

Mal0oçlı

26a, 28a, 31a

Mehdi Beg

55b

Nigbolı

3b, 8b, 12b, 13a, 14b, 15b, 18b, 19a, 19b, 20b, 22b, 23a, 24a, 25b, 26a, 29b, 31a, 32b, 33b, 34a, 34b, 35a, 35b

Niş

44b

Novgol

20a

Nüre’d-dîn

39a, 39b, 40a

Özi

6b

Petriç

36b, 38b

Rabora

22b

Rabyive

23a, 26b, 31a

Rahova

20a, 26a, 30a

Resve

10b

Rumili

1b, 2a, 6b, 10b, 21b, 24b, 27a, 30a, 31b, 36b, 42a, 47a

™arbiye

23a

Selanik

5a, 36b, 38a

Serâ-nişm Bayırı

35a

Seray

48a

™arı0aya

35a

Servi (Selvi)

6b, 8b, 9a, 9b, 10a, 10b, 11a, 11b, 12a, 12b, 13a, 14a, 14b, 15a, 15b, 16a, 16b,17a, 17b, 18a, 18b,19a,

 

19b,20a, 20b, 21a, 21b, 22a, 22b, 23a, 23b, 24a, 24b, 25a, 25b, 26a, 26b, 27a, 27b, 28a, 28b, 29a, 30a, 30b, 31a, 32a, 32b, 33b, 34a, 34b, 35b

Sivas

27a

™ofya

12a, 23a

Şumnı

17b

Te0ala36

23b

Tekye

36b

Tırnova (Tırnovi)

6b, 7a, 7b, 15b, 19b, 21b, 22a, 24b, 25a, 28a, 28b, 29a, 31b, 33a, 34a, 35b, 36a

Tulca

10a

Tütün

10b, 14b, 15a, 16a, 23b, 24a, 33a, 33b

Vırbana

5a

Vinok

34a, 34b

Viranova

28b

Vidin

2b, 6b, 10b, 11b, 15b,17b, 18b, 19b, 20b, 21a, 22b, 23a, 24b, 25b, 27b, 36b, 37b, 38a, 38b, 39b

Yeleli

14a

Yeniköy

8b

Zazlı0

26a

Ziştovi (Zişto)

3a, 4b, 15b, 17b, 22a, 24b, 31b, 32a

35

Sonuç

Mecmû’aları basit bir ifâde ile derleme kitaplar olarak tanımlamak mümkündür. Bu yazı içeriğinde faydalandığımız yazma eser de mecmû’aların bir türü olan münşe’ât mecmû’asıdır. Söz konusu mecmû’a, Münşe’ât Mecmû’ası adıyla İBB Atatürk Kitaplığında T 816 T 816 1(Yeni tasnifte: T 816 1 k.1/1)’de kayıtlı olup 18. yüzyıl Osmanlı dönemindeki Balkan köylerinde geçen resmî yazışmaları ihtivâ etmektedir. Bu yazışmalar mektup şeklinde olup belirli bir üslûp çerçevesinde kaleme alınmıştır. Biz bu çalışmada köy halkının yaşadığı toplumsal sorunlara, bireysel ilişkilerdeki sorunlara ve halkın günlük hayatına dâir mektuplardan edindiğimiz bilgilere yer verdik.

Bu bilgilerde; eşkıyâlarla iş birliği yapan kimselerin olduğunu ve bunların da ıslâh edilmesi için gerekenin yapıldığını, kişiler arasında çekememezlik, yalan, iftirâ gibi toplumun huzûrunu bozacak davranışların olduğunu görüyoruz. Halkın yaşadığı muhit içinden yâhut muhit dışından gelen huzûrsuzluklara karşı devletin tedbirler aldığı ve cezâlar uyguladığı görülmektedir.

Mektuplardan gayrimüslim ve Müslüman halkın; bir arada yaşadığını, birbirleri ile alışveriş yaptıklarını, komşuluk ilişkileri içinde bulunduğunu ve gayrimüslimlerin mahkeme dâvâlarında gerektiğinde müftüye başvurduklarını öğreniyoruz. Eşlerin anlaşmalı olarak boşanma talebinde bulunmasının yanı sıra sâdece kadınların da boşanma talebinde bulunduğu bilgilerine ulaşmaktayız. Eşkıyâların halka zarar verdiğini ayrıca halkın kendi içinde de birbirlerinin malına, huzûruna, ırzına, ailesine vs. zarar verdiği bilgisine ulaşılmaktadır.

Halk arasında bayramların kutlandığı, şenliklerin yapıldığı, halkın tarım ve hayvancılığın yanında ticâretle de uğraştığı mektuplardan çıkarılan sonuçlardandır. Her dönemde karşılaştığımız sıkıntıların o dönemde de var olmasının yanı sıra halkın birbiriyle hoşgörü içinde yaşadığını söylemek gerekir.

Bu yazı çerçevesinde değerlendirilen bilgiler, 18. yüzyıldaki Balkan toplumunun sosyal hayatı hakkında yapılacak araştırmalara fikir olabilecek mâhiyettedir. Bundan dolayı edebî eserlerin sâdece edebiyat bilimi çalışmaları için değil sosyoloji, ekonomi, siyâset, kültür, sağlık vb. alanlarda yapılacak çalışmalar için de önemli olduğu görülmektedir.

Kaynakça

AKBAYAR, Nuri. (2001), Osmanlı yer Adları Sözlüğü, Târih Vakfı Yurt Yayınları, Ankara.

ANTONOV, Aleksandır. (2002), Bulgar Topraklarında Kurulan Menzil Sisteminin Organizasyonu XVI-XVIII Yüzyıllar, (Çev.) Zeynep Zafer, Türkler, C. 10, s.929-931, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara.

ÇAĞLAR, İlker Mümin. (2015), “20.273 Numaralı Manisa Şer’iyye

Sicillindeki Tereke Kayıtlarına Göre Manisa’da Sosyal Hayat (18361837)”, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, S.44, s.198-206.

DAŞ, Abdurrahman. (2004), “Türkiye Selçukluları ve Osmanlı Dönemi Hakkında Tarihî Kaynak Olarak Münşeât Mecmualarının Değerlendirilmesi”, AÜİFD XLV, S. 2, s. 205-218.

DERDİYOK, İbrahim Çetin. (1997), “Eski Edebiyatımızdan Günümüze Mektuplarda Biçim”, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, S. 415, s. 635-671.

DERDİYOK, İbrahim Çetin. (1999), “Osmanlı Devrinde Mektup Yazma Geleneği”, Osmanlı Kültür ve Sanat, Yeni Türkiye Yayınları, C.9, s.731-740, Ankara.

DİMÇEV, Dimo N. (2002), “Osmanlı Döneminde Türk-Ulah Münasebetleri”, XIII. Türk Tarih Kongresi, 4-8 Ekim 1999, C. III, Kısım I, s. 125-132, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara.

DOĞAN, Cem. (2013), “Osmanlı Devleti’nde Cadı Avı Var mıydı? (Karşılaştırmalı Bir inceleme)”, Tarih, Kültür ve Sanat Araştırmaları Dergisi, C. 2, S.1, s.218-240.

DURMUŞ, İ. KANAR, M. KURTULUŞ, R. UZUN, M. GÖRGÜN, T. (2000). “İnşâ”, TDV İslam Ansiklopedisi, C. 22: 334-341.

HAKSEVER, Halil İbrahim. (2000), “Münşeat Mecmuaları ve Edebiyat Tarihimiz İçin Önemi”, İlmi Araştırmalar, S. 10, s. 65-76, İstanbul.

HAKSEVER, Halil İbrahim. (2009), “Münşeâtlarda Yer Alan Tarihi Bilgiler”, Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, S. 2/, s. 24-31.

KILIÇ, Atabey. (2004), “Günümüzde Metin Neşri ve Problemleri Üzerine Düşünceler”, I. Kırşehir Kültür Araştırmaları Bilgi Şöleni, 8-10 Ekim 2003 Bildiriler, (Haz: Yard. Doç. Dr. Ahmet Günşen), Kırşehir, s. 331-345.

KILIÇ, Atabey. (2012), “Mecmûa Tasnifine Dâir”, Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları, VII: Mecmûa: Osmanlı Edebiyatının Kırkambarı, (Hazırlayan Hatice Aynur ve vd.): Turkuaz Yayınları, s. 75-96, İstanbul.

KILIÇ, Atabey. (2012), “Nâbî’nin Münşe’âtı Üzerine”, Şâir Nâbî, Kültür ve Turizm Bakanlığı, s. 175-200, Ankara.

KILIÇ, Atabey. (2018), “Mecmû’a Tasnifine Katkı: Şehir Mecmû’aları veya Tezkire Benzeri Mecmû’alar ve Bu Kalemden Olmak Üzere Kayserili Başkâtib-Zâde Râgıb Güven Bey Mecmû’aları”, Klâsik Türk Edebiyatı Yazıları, İKSAD Yayınevi, Ankara, s. 5-41.

KUT, Günay. (1986), “Mecmualar”, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, Dergah Yayınları., C. VI. s. 170, İstanbul.

KÜTÜKOĞLU, Mübahat. (1998), Tarih Araştırmalarında Usûl, Kubbealtı Neşriyatı, 6. Baskı, İstanbul.

LEVEND, Agâh Sırrı. (1998), Türk Edebiyatı Târihi, TTK Yayınları, Ankara.

MÜNŞE’ÂT MECMÛ’ASI, İBB Atatürk Kitaplığı - T 816 T816 1.

ÖZTÜRK, Said (e-makale), “Kassam”, Türkiye Diyânet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, (TDVİA)https://islamansiklopedisi.org.tr/kassam(Erişim Tarihi: 26.01.2019)

SANCAKTAR, Caner. (2011), “Balkanlar’da Osmanlı Hâkimiyeti Ve Siyasal Mirası”, Ege Stratejik Araştırmalar Dergisi, C. 2, S. 2, s. 2747.

SEZEN, Tahir. (2006), Osmanlı Yer Adları, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara.

ŞAHİN, Oğuzhan. (2005), Mecmû’a-i Münşeat, TDK Ktb. A.363/1: İnceleme-Metin- Tıpkıbasım, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, (Dan: Prof. Dr. Atabey Kılıç) Erciyes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kayseri.

UZUN, Mustafa. (2003), “Mecmûa”, Türkiye Diyânet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, (TDVİA), C. 28, s. 265-268.

UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı (2003), Osmanlı Tarihi, C. 1-4, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara.

ÜNLÜ, Dilek. (2017), Münşe’ât Mecmû’ası (İBB Atatürk Kitaplığı-T 816 T 816 1) (İnceleme-Metin-Sözlük Tıpkıbasım), Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, (Dan: Prof. Dr. Atabey Kılıç), Erciyes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kayseri.

ÜNLÜ, Dilek. (2018), “18. Yüzyılda Osmanlı Balkan Şehirlerindeki Resmî Yazışmaları İhtivâ Eden Bir Münşe’ât Mecmû’ası Üzerine Notlar”, USBİKBildiriler Kitabı, s. 279-298, Kayseri.

1

Bu makale, 6-8 Nisan 2018 târihleri arasında Gaziantep’te düzenlenen “Al-Farabi II. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi”nde sunulan teblîğin genişletilmiş hâlidir.

2

Mecmû’alarla ilgili bkz.: KUT, Günay. (1986), “Mecmualar”, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, Dergah Yayınları., C. VI. s. 170, İstanbul; Levend, Âgâh Sırrı. (1998), Türk Edebiyatı Târihi, TTK Yayınları, Ankara; HAKSEVER, Halil İbrahim. (2000). “Münşeat Mecmuaları ve Edebiyat Tarihimiz İçin Önemi”, İlmi Arastırmalar, S. 10, s. 65-76, İstanbul; UZUN, Mustafa. (2003), Mecmûa”, Türkiye Diyânet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, (TDVİA), C. 28, s. 265-268; DAŞ, Abdurrahman. (2004), “Türkiye Selçukluları ve Osmanlı Dönemi Hakkında Tarihî Kaynak Olarak Münşeât Mecmualarının Değerlendirilmesi”, AÜİFD XLV, S. 2, s. 205-218; HAKSEVER, Halil İbrahim. (2009), “Münşeâtlarda Yer Alan Tarihi Bilgiler”, Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, S. 2/, s. 24-31; KILIÇ, Atabey. (2012), “Mecmûa Tasnifine Dâir”, Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları, VII: Mecmûa: Osmanlı Edebiyatının Kırkambarı, (Hazırlayan Hatice Aynur ve vd.): Turkuaz Yayınları, s. 75-96, İstanbul; KILIÇ, Atabey. (2012), “Nâbî’nin Münşe’âtı Üzerine”, Şâir Nâbî, Kültür ve Turizm Bakanlığı, s. 175-200, Ankara; KILIÇ, Atabey. (2018), “Mecmû’a Tasnifine Katkı: Şehir Mecmû’aları veya Tezkire Benzeri Mecmû’alar ve Bu Kalemden Olmak Üzere Kayserili Başkâtib-Zâde Râgıb Güven Bey Mecmû’aları”, Klâsik Türk Edebiyatı Yazıları, İKSAD Yayınevi, Ankara, s. 5-41.

3

Bu çalışmadaki bilgiler için faydalanılan temel kaynak: Ünlü, Dilek. (2017), Münşe’ât Mecmû’ası (İBB Atatürk Kitaplığı-T 816 T 816 1) (İnceleme-Metin-Sözlük Tıpkıbasım),

Erciyes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, (Dan: Prof. Dr. Atabey Kılıç), Kayseri.

4

Daha geniş bilgi için bkz.: Ünlü, Dilek. (2018), “18. Yüzyılda Osmanlı Balkan Şehirlerindeki Resmî Yazışmaları İhtivâ Eden Bir Münşe’ât Mecmû’ası Üzerine Notlar”, USBİKBildiriler Kitabı, s. 279-298, Kayseri.

5

Daha fazla örnek için bkz.: aynı mecmû’a, 6a, 6b, 8a, 15b, 18a, 18b, 20b, 25a.

6

Daha fazla örnek için bkz.: aynı mecmû’a, 6a, 8a, 16a, 25b, 26a, 27b, 46b, 47a.

7

Daha fazla örnek için bkz.: aynı mecmû’a, 8a, 20b, 27b.

8

Ulahlar toplumu hakkında bilgi edinmek için bkz.: Ünlü, Mucize. (2009), “Uluslararası Diplomasi ve Ulahlar”, Karadeniz İncelemeleri Dergisi, 7/7, s. 9-26; Dimçev, Dimo N. (2002), “Osmanlı Döneminde Türk-Ulah Münasebetleri”, XIII. Türk Tarih Kongresi, 4-8 Ekim 1999, C. III, K. I, Ankara, TTK Yay., 125-132.

9

“Vinogan”nın kelime anlamı hakkında bir bilgiye henüz ulaşmış değiliz. Yaptığımız araştırma neticesinde Vinogan kelimesine, üzerinde çalıştığımız mecmû’adan başka aşağıda künyesi verilen çalışmanın içeriğinde Takvîm-i Vekâyi gazetesinden yapılmış bir alıntıda daha rastlıyoruz. (“.Vinogan raiyâsından.” ) Buradaki kullanımından da hareketle kelimenin büyücülük ile ilgilenen bir tâifeye veya topluluğa verilen bir isim olduğu düşünülebilir. Söz konusu çalışma için bkz.: Doğan, Cem. (2013), “Osmanlı Devleti’nde Cadı Avı Var mıydı? (Karşılaştırmalı Bir İnceleme)”, Tarih, Kültür ve Sanat Araştırmaları Dergisi, C. 2, S.1, s.218-240.

10

Bkz.: aynı mecmû’a, 35a.

11

..karyede sâkine Âyiee 'atun kendi ehli ile sâkin iken karye-yi mezbüre sükkânından Kula Hüseyn nâm kimesne refikleriyle menzilimi başup gelinimi çıkartıp üzerinde olan mâlimi ahz eyledi diyü ‘rrz-ı hâl birle teşekki eylediğine binâen.. (Ünlü, 2017: 70) Daha fazla örnek için bkz.: aynı mecmû’a, 11a, 11b, 12a, 22b, 26b.

12

...Lofça kazâsında sâkin bundan akdem fevt olan Ali nâm müteveffanın şulbioğlu bâiş-i ‘rrz-ı ‘ubüdiyyet Muhammed Emin nâm kimesne babası müteveffâ-yı mezbüruh terekesine vâzı‘atü’l-yed olan vâlidesi Emine nâm hatundan ber-müceb-i defer-i kassâm hişşe-yi ir§iyyesini taleb eyledükde virmeden imtinâ‘ itmekle müdde‘i-i mezbür talebiyle li-ecli’l-murâfa‘a ihzâr içün defe‘âtıla kabl-i şerden davet olundıkda.. (Ünlü, 2017: 74) Daha fazla örnek için bkz.: aynı mecmû’a, 12b, 13a, 51a.

13

.. Vırbana karyesinde leylen maktül bulunan Mahmüd nâm kimesnenün kâtillerinüh teftiş ü tefahhuşı bâbında şâdır buyurılan buyurıldı-yı ‘âlileri tayin buyurılan mübâşir kulları yediyle Benaluka mahkemesine vürüdı ‘akabinde imtişâlen lehü kapudân u ağavât ve kaıye-yi mezbüre ahâlisi ile maktül-i merkümuh vereşesini huzür-ı şere da‘vet ve emr-i veliyyün-niam muvâcehelerinde feth ü kırâet olundıkda sem‘an ve tâ‘aten diyü...1 (Ünlü, 2017: 54) Daha fazla örnek için bkz.: aynı mecmû’a, 5a, 11a, 11b, 12a, 22b, 23a, 26a.

14

..vereşe-yimezbüründan mesfür Boşko aşâlete ve anası mesfüre bizdahıkendi tarafından aşâlete ve şadriyye şağire kızı mesfüre Tomanya tarafından veşâyet meclis-i şer‘-i şerife-yi enverde. .hâlâ mürişimiz Gorki zimmihâl-i hayâtında iken işbu müvekkil-i mesfür Vlad0a nâm râhibe ücret kavlinsiz sekiz sene hıdmet idüp beher senesi yigiımi beş ğurüşdan sinin-i mezkürede müctemi‘ olan iki yüz ğurüş ecr-i mişlini alma[z]dan evvel hâlik olup müvekkil-i mesfür Lad0a zimmetinde kalmağın bi’l-verâşet taleb ü da‘vâ ideriz...'1 (Ünlü, 2017: 131) Daha fazla örnek için bkz.: aynı mecmû’a, 5a, 37b, 38b.

15

..kazâ-yı mezbürede müsâfr iken Ali bin Süleymân nâm şaki âlet-i harbiyle ‘alenen merküm (24) zimrnlnih yoluna inüp ve tüfeng ile üzerine hücüm ve cebren ve kahren ve zevcesi mesfüreyi ahz ve (25) gice ile gezdürüp fi‘l-i şeni‘ eyledigi ®âhir ü nümâyân olmağın şaki-yi mezbür ıslâh-ı nefs olunca degin felân kalasına kal‘a-bend olunmak bâbında..14 (Ünlü, 2017: 68) Daha fazla örnek için bkz.: aynı mecmû’a, 10a, 15a.

16

Daha fazla örnek için bkz.: aynı mecmû’a, 10a, 17b, 21a, 24a, 28a.

17

Örnek için bkz.: aynı mecmû’a, 28b.

18

Vefât eden kişilerden geriye kalan mîrasın ayrıntılı olarak kayda geçirilip daha sonra dînî esaslara uygun olarak taksim edilmesini gösteren defterlere verilen isimdir. Bu defterler yetim ve kayıp kişilerin haklarını korumak bakımından önem arz etmektedir. (Ünlü, 2017: 34), Daha geniş bilgi için bkz.:   Öztürk, Said, (e-makale), Kassam, TDVİA

https://islamansiklopedisi.org.tr/kassam(Erişim Tarihi: 26.01.2019)

19

Örnek için bkz.: aynı mecmû’a, 39b, 40a.

20

Örnek için bkz.: aynı mecmû’a, 39b, 49b.

21

Daha fazla örnek için bkz.: aynı mecmû’a, 21b-22a, 29a-29b.

22

Bkz.: aynı mecmû’a, 31a-31b.

23

Bkz.: aynı mecmû’a, 31b-32a.

24

Bkz.: aynı mecmû’a, 38a.

25

Bkz.: aynı mecmû’a, 32b, 33a.

26

Örnekler için bkz.: aynı mecmû’a, 8b, 38a, 38b, 39b, 43a

27

Bkz.: aynı mecmû’a, 37b, 44a, 46a.

28

Örnek için bkz.: aynı mecmû’a, 12b, 13b, 14a, 15a, 15b, 17b, 22a, 24b, 26a, 25b, 32a, 48b, 55b.

29

Örnek için bkz.: aynı mecmû’a, 10b, 17b, 32a, 40a, 48b.

30

Örnek için bkz.: aynı mecmû’a, 10b, 13a, 13b, 19b, 49a, 51b, 53a, 54b, 55a.

31

Örnek için bkz.: aynı mecmû’a, 1b, 5b, 18b, 21a, 28a, 28b, 29b, 37b, 54b.

32

33

Okunuşundan emin olamadığımız yer isminin eserdeki yazılışı şöyledir:

34

Okunuşundan emin olamadığımız yer adının eserdeki yazılışı şöyledir:

35

36

Okunuşundan emin olamadığımız yer adının eserdeki yazılışı şöyledir:

ÜNLÜ, Mucize. (2009), “Uluslararası Diplomasi ve Ulahlar”, Karadeniz İncelemeleri Dergisi, C.7, S.7, s. 9-26.

Comments powered by CComment

Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Okumayı seven herkes dünya edebiyatının büyük klasiklerinin insanlığın ortak hafızasında önemli bir yer edindiğini bilir. Ancak bunun gerçekleşmesi yalnızca yazarın hayal gücüne,...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Mehmet Âkif’in Ailesi Mehmed Âkif, ana tarafından Buhâralı bir aileye mensuptur; şeceresini, bir buçuk – iki asır önce, Buhâra’dan Anadolu'ya göç eden Hekim Hacı Baba'ya kadar...
Bayburt'ta bir söz varmış, "Zihni'yi bile güldürür." diye. Herhalde "Ölüyü bile güldürür." demeye gelir. Buna göre Zihnî'nin gülmeyle arası iyi olmamalıdır. Onun hiç gülmediği...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech