Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Bunu okudun 0%

jargon demirbilek

jargon demirbilek
“Jargon”: Fransız kökenli bu kelime, TDK’de  “Aynı meslek veya topluluktaki insanların ortak dilden ayrı olarak kullandıkları özel dil veya söz dağarcığı.” anlamına geliyor. Kısacası, dar bir çevreye veya çerçeveye özgü dil de diyebiliriz. Ancak kelime sözlük anlamının tersine kelimeleri yerinde kullanamama ile beraber; anlamsız, anlaşılmaz ve karışık gündelik bir kullanım hâline geldi.

            Bilimsellikten uzak bir kültürün bireyleri arasında serbest olarak kendi aralarında geliştirdiği bir dil jargon. Askerlik yapanlar iyi bilir kısa döneme poşet, uzun döneme balta denir orduda… İşte jargona güzel bir örnek… Sabahın erken saatlerinde bindiğim halk otobüsünde muhasebeci bir kardeşim beyannamelerle ilgili konuşuyor, karşı taraf ne soruyor bilmiyorum ama sürekli cevaplar “Sen bilirsin, yap işte bir şey, evet böyle daha iyi, ayarla işte …” gibi ardı arkası bitmeyen bir dizi onay cümlesi kurdu karşı tarafın önermelerine. Sanırım karşıdaki problem büyük ki en sonunda biraz da yüksek sesle “Ya çevir bir film işte!” deyiverdi. İşte aranan cümle buydu sanırım ki konuşma bitti.

            Film çevirmek; kaldı aklımın bir köşesinde. Bir dilci olarak yılların emeğini ve tecrübesini birkaç kelimeyle karşısındakine aktarmasındaki zenginlik ve doluluk bakımından dilimizin zenginliğine gıpta ile baktım. Diğer yandan bu sözcük grubunun içindeki etik dışı harekete ise üzülmemek elde değil. Yani yolunda gitmeyen, aykırı bir durum var ve gerçeği gibi gösterilmek isteniyor. Jargon tam da bu işte...

            “Teşekkür ettim!” ile “Teşekkür ederim.” Bu iki cümle arasında öyle aşılması gereken uçurumlar var ki… İlk cümle de psikolojik ya da sosyal eksikliğin veya mağdurluğun belli belirsiz eksikliği o kadar hissediliyor ki bir yandan içinizde hafif bir acı duyuyor bir yandan da kompleksin getirdiği o kabadayılığı görebiliyorsunuz. İkinci cümlede ise teknik bir dil ve olması gereken nezakette yalın, sade ve açık… Samimiyeti ise her iki cümle içinde tartışılır o ayrı… Konumuz Jargon…

            Argo, 16. yy'da Paris hırsızlarının özel diliymiş ve elbette meslek dili/jargonla kökendaş oluyor. Gündelik hayatımızda da öyle değil mi? Özellikle gençlerin yazışmalarına, konuşmalarına bakın; cümlelerden sözcük, sözcüklerden harfler çalmıyorlar mı? Tabii ki bu durum sadece gençler arasında değil. Argonun mesleklere özgü deyişleri kullanan kişiyi özelleştirir ve belli eder. Ayrıca argoküfür, teknik dil, dar kadro, kapalı grup anlayışı, racon kesmek de jargona işaret eder görünüyor.

            Demem o ki aynı meslek grubunda bu dili kullanmak belki yerinde ve eğlencelidir ancak ayrı meslekten, hatta çoğu zaman aynı gruptan olmayanların takip etmesi yorucudur. Aynı jargonu kullanmayan birinin yanında konuşursanız onu sıkacağınız kesindir. Eğer müşterilerinize ve bayram ziyaretinde gördüğünüz teyzelere bir şey anlatıyorsanız jargon kullanmayın derim. Çünkü dil, anlamak ve anlaşılmak için vardır. Susadığınızda önünüze bir bardak kaynar su konulursa bırakın içinizi ferahlatmayı dudaklarınızı bile o suya değdirmek istemezsiniz. Yoksa jargonunuza jargon deyip Anadolu’nun herhangi bir köyünde sürülerinin başındaki Mehmet Amca ağzını açarsa nal ile mıh arasında sıkışırsınız… Ne demişler “Bir kaşık ile dokuz çoban yemiş, birinin ağzı boş kalmamış.”

 Alparslan DEMİRBİLEK

Comments powered by CComment

Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Okumayı seven herkes dünya edebiyatının büyük klasiklerinin insanlığın ortak hafızasında önemli bir yer edindiğini bilir. Ancak bunun gerçekleşmesi yalnızca yazarın hayal gücüne,...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Mehmet Âkif’in Ailesi Mehmed Âkif, ana tarafından Buhâralı bir aileye mensuptur; şeceresini, bir buçuk – iki asır önce, Buhâra’dan Anadolu'ya göç eden Hekim Hacı Baba'ya kadar...
Bayburt'ta bir söz varmış, "Zihni'yi bile güldürür." diye. Herhalde "Ölüyü bile güldürür." demeye gelir. Buna göre Zihnî'nin gülmeyle arası iyi olmamalıdır. Onun hiç gülmediği...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech