Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 6 - 11 dakika)
Bunu okudun 0%

cocuk kitap 2105

cocuk kitap 2105
Çocuk yazını; seslendiği hedef kitlenin özelliklerini, yetişkinlere yönelik olan yazınsal yapıtlara göre daha fazla göz önünde bulunduran bir alandır. Bu yazınsal alanın hedef kitlesi konumundaki çocuk da dilsel, bilişsel, toplumsal ve kişilik gelişimi bakımından yetişkin dünyasından ayrılmaktadır. Çocuklar, sanatçı bakışıyla yoğrulmuş karakterler yoluyla, gerçek yaşamlarında ve düşsel dünyalarında kurdukları etkileşimlerle kendilerine ait olan evrenlerinde yaşamı keşfe çıkarlar. Kahramanların değişik durumlar karşısındaki duruşları, eylemleri, düşünceleri, sözleri, çocuk okurlar için kendilerini ve dış dünyayı tanımalarına yönelik ipuçları sunar.

Dış dünyaya karşı algıları açık, öğrenmeye istekli, soru soran, düşünen çocuk, yapıtlardaki karakterler yoluyla yaşamı tanımaya çalışır. Çocukların öykünebilecekleri karakterlerin kullandıkları dil; anlatı içinde çeşitli durumlarda, çeşitli kişilerle kurulan iletişimde değişiklikler gösterebilir. Çocuklar için oluşturulan yazınsal nitelikli yapıtların en önemli değişkeni olarak “çocuğa görelik” ele alınabilir. Öyle ki, bir metin ne kadar yazınsal nitelik taşıyor olsa da çocuğa görelik ilkesi doğrultusunda yazılmamışsa, o metni çocuk yazını ürünleri içerisinde değerlendirmek zordur. Yapıtlardaki dil kullanımlarının; hem hedef kitle konumundaki çocuklar hem de kurmaca nitelik taşıyan çocuklar için ilgili yaş düzeyinin gerektirdiği dilsel, bilişsel, toplumsal ve kişilik gelişimine uygun olması gerekir.

Araştırmanın Amacı ve Önemi

Bu çalışmanın amacı; çağdaş Türk çocuk yazınında ana karakter konumundaki çocukların dil kullanımlarını “çocuğa görelik” ilkesi, diyalog ve monolog kesitlerinde yaş düzeyine uygunluk, sözcük seçimi vb. bakımlardan incelemektir. Araştırma, hedef kitle ve kurmaca ana karakter üzerinden yapılmıştır. Araştırmanın, çocuğun toplumsallaşma sürecinde önemli bir işlev üstlenen çocuk kitaplarının; günlük iletişim diline yönelik dil kullanımlarını yansıtması açısından önem taşıdığı düşünülmektedir.

Sınırlılıklar

Araştırma, Öner’in Gülibik, Ak’ın Babamın Gözleri Kedi Gözleri ve Cemali’nin Ankaralı adlı yapıtlarıyla ve bu yapıtlarda gerek anlatıcı olarak gerekse ana karakter konumunda olan çocukların dil kullanımlarıyla sınırlıdır.

KURAMSAL ÇERÇEVE

Çocuklarda dil gelişimini etkileyen birçok etken vardır. Çocuk kitapları, çocuğu bireysel olarak seçimler yapmaya yönelten uyaranların başında gelir. Okur konumunda olan çocuklar, özellikle ana karakter konumundaki çocuklarla kurdukları özdeşim yoluyla, onların dil kullanımlarından da etkilenebilir. Çocuk kitaplarının okulöncesi dönemden başlayarak çocuğun dil gelişimine, özellikle de dinleme ve konuşma becerilerinin gelişmesine katkı sağladığı, yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur (Sever, 2008; Oğuzkan, 2000). Bu bağlamda, gerek ailenin gerekse öğretmenlerin dil öğrenimi sürecinde yararlanacakları en önemli aracın çocuğa göre hazırlanmış çocuk kitapları olması gerektiği söylenebilir. Çocuğa göre hazırlanmış, nitelikli çocuk kitapları, çocuğun yalnızca dil gelişimini değil, bütün gelişim alanlarını bütünleyici olarak desteklemeyi öncelemektedir. Çocuk yapıtlarının; çocukların dili kullanımsal işlevleriyle öğrenmesinde, bilişsel ve algılama gücünün artmasında, dinleme ve okuma becerisinin gelişmesinde, okuma kültürü ve alışkanlığı kazanmasında ve aile içi iletişimin güçlenmesinde etkili olduğu söylenebilir.

Toplumsallaşmanın en önemli göstergelerinden biri de o topluma özgü, o toplum tarafından benimsenmiş olan günlük konuşmaların çocuk tarafından öğrenilmesi ve kullanılmaya başlanmasıdır. Bu bağlamda çocuğa göre hazırlanmış olan çocuk kitapları, ailesi ve yakın çevresinin dışında da çocuklara öykünebilecekleri modeller yaratırken aynı zamanda çocuklara zenginleştirilmiş bir dil çevresi de yaratır. Kitaplar aracılığıyla çevreden edinilen konuşma becerisinin ölçünleşmesi, yerleşmesi ve benimsenmesi kolaylaşır.

Çocuğun bir yapıttan zihinsel, duygusal ve ruhsal yönden yararlanabilmesi; daha sonraki yaşamında da yazınsal yapıtları zevkle okuyabilmesi için çocuğun karşılaştığı yapıtların, onun ilgi ve gereksinmelerine, gelişim psikolojisine ve dilsel yeterliliklerine uygun olması önemlidir. Dil ve biçem, bir yapıtın çocuğa göre olup olmadığını belirleyen en önemli iki ölçüttür. Biçemle dil iç içe girmiş iki kavram olduklarından dolayı bir arada değerlendirilmesi uygundur. “Bir bireyin, dilsel gereç ve olanaklar, kendine özgü ölçütlerle seçip kullanması sonucu söyleme kattığı kişisel nitelikli özelliklerin tümüne üslup denir” (Vardar, 2002: 40).

“Yazınsal nitelikli bir çocuk kitabı, her şeyden önce çocuğa duyarlık kazandıran, dilin sözvarlığını tanıtan bir araçtır. Dilin sözvarlığının ve anlatım gücünün, çocuk edebiyatının dilinde de yaşam bulmasında temel sorumluluk, öncelikle çocuk adına yaratma - yazma duyarlığı taşıyan sanatçılara düşmektedir” (Sever, 2010).

Bireyin (çocuğun) dil kullanımını etkileyen başlıca öğeler şunlardır:

İlgi,

Gereksinim,

Sosyal çevre,

Yaş,

Eğitim/kültür düzeyi,

Sosyal konum,

Sosyal yakınlık,

Sosyo-kültürel koşullar,

Beklenti,

Bilme dürtüsü.

YÖNTEM

Çalışma, betimsel modele göre yürütülmüştür. Üç değişik yazara ait olan, üç romandaki ana karakter konumundaki çocukların dil kullanımları -iletişim ortamı olarak diyalog ve monolog sınırlılığında saptanmış, bağlam içindeki koşullar da göz önünde bulundurularak karşılaştırmalı bir inceleme yapılmıştır. İlgili kullanımlar, çocuk yazınının temel değişkenlerinden dil ve anlatım, çocuğa görelik (hedef kitleyi temsil ettiği varsayılan çocuk ve ana karakter konumundaki çocuk), düzeye uygunluk, sözcük seçimi vb. bakımlardan karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.

Ana karakter konumundaki çocuğun içinde bulunduğu durum değiştikçe, dil kullanımlarında ne tür değişiklikler olduğu, çocuklara bu yolla sezdirilmek istenen iletilerin olup olmadığı gibi konular tartışılmıştır. Araştırma grubu kapsamında incelenen yapıtlar, gerek anlatıcı gerek ana karakter gerekse hedef kitle konumunda çocukların olması dolayısıyla seçilmiştir:

Çetin Öner, Gülibik (2005)

Sevim Ak, Babamın Gözleri Kedi Gözleri (2002)

Zeynep Cemali, Ankaralı (2010)

BULGULAR VE YORUMLAR

Ana Karakter ve Anlatıcı Olarak Çocuk

GülibikYoksul Çocuk:“Biz son sınıflar heyecan içindeydik. Artık okulumuzdan da öğretmenimizden de belki köyümüzden de ayrılacak, kasaba okuluna gidecektik.”(G, 62)

Babamın Gözleri Kedi GözleriKüçük Kız Çocuğu: “İlkokula giden küçük bir kız çocuğu: ‘Haftaya okullar açılacak... Okul açılacağı için seviniyorum.’ ” (BGKG, 12)

AnkaralıDoğa: “Adım Doğa. Doğa Pehlivanoğlu...Bugün on beş yaşındayım.” (A, 8)

Çocuğun Bulunduğu İletişim Ortamlarındaki Sayısal Değerler

4.2.1. Diyalog Ortamında İletişim (1508 sözcük/sözcük öbeği): % 94

Aile içi iletişim (824 sözcük/sözcük öbeği): % 58

Yaşıtlar arası iletişim (249 sözcük/sözcük öbeği): % 18

Yaşıtlar üstü iletişim (130 sözcük/sözcük öbeği): % 10

Yabancı kişilerle iletişim (109 sözcük/sözcük öbeği): % 8

Düşsel öğelerle iletişim (96 sözcük/sözcük öbeği: % 6

4.2.2. Monolog Ortamında İletişim (96 sözcük/sözcük öbeği): % 6

Çocuğun Bulunduğu İletişim Ortamlarındaki Dil Kullanımları

Gülibik’teki “yoksul çocuk”, açık bir karakter olması dolayısıyla, öncüllerden yararlanarak çıkarım yapabilme yetisine sahiptir:

Düşman ne demek?”

“Düşman, tembel ama obur bir hayvandır. Kendi çıkarı için hiç gereği yokken öteki canlılara zarar verir. Tembeldir ama sofradan en büyük payı da o alır.” (G, 31)

Öyleyse, filler bizim düşmanmızdır. Çünkü onlar hem tembel hem de oburdurlar.” (G, 31-32)

Gülibikte yinelemeler ile sözdizimsel vurgulama yapılmıştır. Çocuk dünyasından bakılarak, beklentilerin, ilgilerin, düşüncelerin, amaçların örtüşmemesinden kaynaklanan düş kırıklığı, çocuk-yetişkin çatışması başarıyla yansıtılmıştır:

Gülibik öttü Baba, Gülibik öttü!” (G, 36)

“Gevezeliği bırak da, şapkamı getir içeriden.” (G, 36)

Anne, Gülibik öttü.

“Bütün horozlar öter.”

Ama, bu ilk kez ötüyor anne, anlamıyor musun?” (G, 35-36)

Gülibik’te istek stratejisi, kimi zaman yalvarma boyutunda görülmektedir:

Baba, ne olur satma Gülibik’i.

“Satacak başkaca bir şeyimiz kaldı mı ki oğlum?”

Baba, ne olur satma onu.

Ne olur Baba, ne olur dövüştürme onu!” (G, 75-76)

Gülibikteki yoksul çocuk; bilgiye yaşadığı çevrenin koşulları doğrultusunda gözlem yoluyla ulaşmakta ve bunu biricik arkadaşı Alişir ile paylaşmaktadır:

Civciv yumurtadan çıkar. Civciv yumurtadan çıkar dedim sana!”

“Anladık be! Kav, kav, kavla!”

Bir civcivin doğuşunu izledim.” (G, 18)

Gülibikte yoksul çocuk; modelleme yoluyla, eksiklik olarak duyumsadığı abisinin olmamasını yalın ve içten bir biçimde dile getirmektedir. Ancak arka planda, açık bir karakter olan yoksul çocuğun bilgiye ulaşmak için arkadaşı Alişir’inki gibi bir abiye (ve onun sahip olduğu kitaplara) sahip olmak isteği sezilmektedir:

“İnanmazsan abime sor. O her şeyi bilir. Çünkü çok kitabı var; durmadan okur. Öğrendiklerini bana da anlatır. Bütün bunları da abim anlattı bana.”

“Benim de bir abim olsun isterdim. Bilemediğim her şeyi sorar öğrenirdim ondan.” (G, 20-21)

Gülibik'te yoksul çocuk; edindiği öncül bilgilerle neden-sonuç ilişkisi kurmakta, çıkarım yapabilmektedir:

“Çok güzel ötüyorsun Gülibikciğim, ama ne olur yersiz ötme! Geçen gün babam ‘Zamansız öten horozları keserler’ diyordu. Senin kesilmene dayanamam. Olur mu?” (G, 37)

Babamın Gözleri Kedi Gözleri’nde küçük kız; babasından istekte bulunurken onaylama stratejisinden yararlanmaktadır:

Bir daha gitmeyeceksin değil mi?” (BGKD, 77)

Babamın Gözleri Kedi Gözleri’nde küçük kız; evde beslediği balıkla arasında duygusal bağ kurarak, ona özel ad vermekte, babasının ayrılması ile yaşamında oluşan boşluk duygusunu gidermeye çalışmaktadır:

“Balık ne yapıyor?”

Balık deme ona. Adı Şiribom. Gel, göstereyim.” (BGKD, 63)

“Bir parça daha at.”

“Sonra yer.” (BGKD, 64)

Babamın Gözleri Kedi Gözleri’nde küçük kız; gelecek zaman kipi kullanarak modelleme yoluyla düş kurar, geleceği tasarlar. Bu dilsel kullanımlar, okur çocuğun yaratıcılığını geliştirmesi açısından olumludur:

Biliyor musun, büyüyünce camdan yapılmış bir evde oturacağım."

“Ben de.” dedi.

Duvarları akvaryumdan olacak.

Büyüyünce hep öğretmeninki gibi çiçekli elbiseler giyeceğim."

“Ben de.” (BGKD, 69)

Babamın Gözleri Kedi Gözleri’nde küçük kız; gelecek zaman kipini arkadaşına güven verme ve onu avutma işlevi ile de kullanır:

“Nasıl ağlamam? Kedim Mırnav’ı kaybettim bugün.”

“Üzülme. Mırnav dönecek yakında!” (BGKG, 43)

Ankaralı’da on beş (15) yaşındaki Doğa; ironik bir dil kullanımı ile konuşturulmaktadır:

“Gördün mü, bak! İşte aile budur. Hızır gibi yetiştiler.”

“ Ya, abileri tüm trafik kurallarını unutmuş anlaşılan. Sahi o nerede?”(A, 16)

Ankaralı ’daki Doğa; sıklıkla soruya başvurmaktadır. Doğa, soru tümcelerini incelenen diğer çocuk karakterlere göre daha çok kullanmaktadır:

“Sizinle oynamaz mıydı?”

“Asla! Annem oynardı. Ha, bir de büyükbabam oynardı.”

Babaannem kızmaz mıydı?”

“Annem o zaman yoktu.”

Neredeydi?” (A, 79)

Sizin isminiz ne?”

“Fatma. Fatoş da diyebilirsin, Ankaralı da. Ankara’dan bu sabah geldim. Akşama dönüyorum.” (A, 24)

Babaannemi nereden tanıyorsunuz?” (A, 24)

“A.annen, onun ne kadar becerikli olduğunu anlatmıştı.”

Ne zaman?... NeredeNasıl?” (A, 133)

Ankaralı ’daki Doğa’nın hırçın, kavgacı, çatışmacı bir yapısı vardır. Yapıtta, Doğa’nın bu karakter yapısı, sadece aile büyükleriyle olan konuşmalarında ve onlara seslenmelerinde değil, yabancı kişilerle olan iletişim ortamlarında da kendini sert dil kullanımları ile yansıtmaktadır:

Keserse kessin!” diye bağırdım.

Ne o, ne yengem, ne de çocukları umurumda! Hatta büyükbabam da umurumda değil. Ben yalnızca...yalnızca babaannem için susacağım.” (A, 169)

Genç bir çiftin balıklara simit parçaları attığını gördüm:

Heyyy! Siz ne yapıyorsunuz?! Lütfen balıklara simit atmayın!”

Kız kızardı, delikanlı diklendi:

“Her yerde balıklara simit atılır!”

Ellerim belime gitti:

Balıklara değil, martılara simit atılır. Hem burası her yer değil. Ayrıca önünüze bakarsanız, uyarı yazılarını görürsünüz. ‘Lütfen havuza yiyecek atmayın!’ ”

“Bana bak çokbilmiş.” (A, 19)

Ankaralı’da, sert dil kullanımını yansıtan öfke duygusu verilirken noktalama imlerinden de yararlanılmıştır:

“Bademim!”

Sesimi hiç alçaltmadan,

““Ne var?!” diye gürledim.”

“Amcana da hak ver. Bunları konuşmuştuk.” (A, 169)

Ankaralı ’daki Doğa; yazınsal bir dil kullanmaya da özen gösterir:

Tamam. Bundan böyle dudaklarım mühürlü.” (A, 169)

Ankaralı 'da, on beş (15) yaşında olmasına karşın henüz özgürleştirilemeyen, özne kılınamayan çocuk karakter Doğa’ya özellikle annesi baskıcı, kısıtlayıcı bir biçimde davranır. Bu durum, sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan standartların üstünde sayılan Pehlivanoğlu ailesinde iletişimse! bağlamda demokrasi kültürünün henüz yerleşmemesi açısından dikkat çekicidir:

Tam elli iki dakika oldu. Bir saattir nerdesin sen?! Tuna’nın mı yanındasın?” (A, 26)

Doğa! Saçların!.. Kurulamadın mı?”

“Gerek yok. Hava çok sıcak.”

Gel yanıma. Kurutmana yok, kurulamana gerek var. Bak, terliklerin de ayağında değil.”(A, 77)

Ankaralı ’daki Doğa’nın ekonomik ve kültürel açıdan durumu diğer çocuk karakterlere göre daha iyi olmasına karşın, yaş düzeyine ve içinde bulunduğu koşullarla (“O ziraatçi. Geçen sene profesör oldu. Annem çevre mühendisi”, A, 21) çelişecek düzeyde ölçünlü dilin dışına taşan konuşmalara başvurduğu görülmektedir. Bu durumun, ana karakter konumundaki çocuk karaktere öykünecek okur çocuklar için olumlu örnek olduğu söylenemez:

“Bunlar kaba insanlar. Seni havuza itebilir, canını acıtabilirler. Bence bu durumlarda görevlilerden yardım istemen-”

Hiç de değil! Burası benim! Onun kabalığı da, magandalığı da bana sökmez."

“Ben yalnızca uyarmıştım. Kızma, bademim.” (A, 19)

Boynumdaki takozun cırlamasıyla elim göğsüme gitti."

“Ağabeyim arkamdan,

Kız zilli” diye yırtınırken sola çark etmiştim bile.” (A, 69)

“Babam kafayı kırdı!” (A, 92)

SONUÇ

Çocuk yapıtlarında; hem anlatıcının hem ana karakterin hem de hedef kitlenin çocuk olması, yazarların sorumluluğunu daha da artırmaktadır. Çocuklar tarafından kuşatılan bu evrenin dile doğru bir biçimde yansıtılması işlevinin, çocuk yazını alanında yapıtlar ortaya koyan sanatçılara daha özenli olma sorumluluğu yüklediği bir gerçektir.

Ankaralı’daki Doğa karakteri çatışmacı bir kimliğe sahiptir. Doğa’nın yaşadığı çatışmaların sonucunda, yer yer ölçünlü dil düzeyinin altında konuşması gerçekçi olmakla birlikte, bu durum okur çocukların, kendisiyle özdeşim kurması bağlamında, dikkatli olunması gereken bir nokta olarak değerlendirilebilir. Gülibik’teki yoksul erkek çocuk karakteri ve Babamın Gözleri Kedi Gözleri’ndeki kız çocuk karakteri açık karakterlerdir. Bu karakterlerin gerek kendilerindeki bilme dürtüsüyle gerekse çevresindeki kişilerin etkisiyle anlatı boyunca, çevre ve yaş düzeylerine uygun dil kullanımları sergiledikleri söylenebilir.

Çalışma kapsamında incelenen AnkaralıGülibik ve Babamın Gözleri Kedi Gözleri adlı yapıtlarda, anlatı boyunca oluşan değişik koşulların ana karakter üzerindeki etkileri dilsel açıdan başarıyla yansıtılmıştır. İncelenen her üç yapıtta da bireyin, çocuğun dil kullanımını etkileyen “ilgi, gereksinim, sosyal çevre, yaş, eğitim/kültür düzeyi, sosyal konum, sosyal yakınlık, sosyo-kültürel koşullar, beklenti ve bilme dürtüsü” gibi değişkenlerden gerçekçi ve çocuğa görelik ilkesi bağlamında uygun bir biçimde yararlanılmıştır.

KAYNAKÇA

Ak, Sevim (2002) Babamın Gözleri Kedi Gözleri. (18. Basım). İstanbul: Can Sanat Yayınları.

Cemali, Zeynep (2010) Ankaralı. İstanbul: Günışığı Kitaplığı.

Günay, Doğan (2004) Dil ve İletişim. İstanbul: Multilingual Yayınları.

Kılıç, Veysel (2002) Dilin İşlevleri ve İletişim. İstanbul: Papatya Yayınları.

Oğuzkan, Ferhan (2000) Çocuk Edebiyatı. Ankara: Anı Yayıncılık.

Öner, Çetin (2005) Gülibik. (13. Basım) . İstanbul: Can Sanat Yayınları.

Sever, Sedat (2008) Çocuk ve Edebiyat. (4.Basım). İzmir: TudemYayıncılık.

Vardar, Berke (2002) Açıklamalı Dilbilim Terimleri Sözlüğü. İstanbul: Multilingual Yayınları.

Yılmaz, Engin (2010) Türkiye Türkçesi Üzerine Araştırmalar. ( 2. Basım). Ankara: Pegem Yayınları.

Comments powered by CComment

More articles from this author

Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar, gazeteci ve...
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a gelmiş, “temiz” mânasına...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
28 Ağustos 1977 yılında doğdu. Çocukluğunu doğanın kucağında konargöçer bir aile de geçiren Arsalan Mirzayı 1983’te Şiraz’a yakın olan Kevar şehrinde eğitme başladı. Eğitimini...
Sona Mahammad gizi Valiyeva, 1962 yılında Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Sharur ilçesinde doğdu. 1984 yılında bugünkü Azerbaycan Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi'nden mezun...
Orta Asya Türkleri'nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler icra eden ve "pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-şair, Yeseviyye tarikatının kurucusu. Ahmed Yesevi’nin tarihî...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Bu Vatan Toprağın Kara Bağrında Sıra Dağlar Gibi Duranlarındır ORHAN ŞAÎK GÖKYAY Türk edebiyatının en usta şairlerinden biri olan ve edebiyatımızda daha çok "Bu Vatan Kimin?"...
Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında...
Ömer Lütfi METE Şair, yazar, gazeteci ve senarist. 1950 yılında Rize’nin İyidere ilçesi -eski ismi Aspet diyede bilinen- Fıçıtaşı mahallesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini...
Aşık Sefil Selimi, Asıl adı Ahmet Günbulut (d. 26 Ağustos 1933, Şarkışla - ö. 30 Aralık 2003, Sivas), yazar, türkü yazarı. İlkokul'dan sonra iki yıl ortaokula devam ettikten...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...