Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

ozcan turkmen gonul yarasi oluncaKendimizle baş başa kalınca, kendimizi şöyle bir yoklayınca; yaşanan günleri geçmişle mukayese edip geleceğe şöyle bir bakınca içimizde neler var neler. 

Söylesek de söylenmesek de, saklasak da saklamasak da, belli etmeye çekinsek de çekinmesek de içimizi yer ha yer bunlar.

Neler mi bunlar, nasıl mı oluyor bunlar; bizdeki sizdekine nasıl da benziyor bakalım hele şöyle bir:

Yorum yaz (1 Yorum)
(Okuma süresi: 1 - 2 dakika)

haddeden gecmis nezaketEski İstanbul’da, “Seyr-i Sefâin” ve “Şirket-i Hayriyye” isimli şehir içi vapur taşımacılığı yapan şirketler varmış. Bilhassa Osmanlı’nın son dönemleri ile Cumhûriyet’in ilk yıllarına rastlayan zaman diliminde, bahsedilen vapurlarla ilgili pek çok hoş hikâye ve anekdot anlatılır, hayli çekici tesbîtler yapılır. Bu tesbîtlerden biri, iskelelerde vapura binen İstanbullu hanımefendi ve beyefendilerin kibârlıkları, zarâfetleri üzerinedir. O dönemin vapurları, iklîm kaynaklı sebebler dışında, en çok İstanbulluların birbirlerine “Siz buyurun! Lûtfen siz buyurun!” diye iltifât etmeleri yüzünden tehirli kalkarlar ve bir sonraki iskeleye de aynı sebeble geç giderlermiş.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
gun saza mezariDün Himmet Kayhan Ağabey'den bahisle bugün devam edeceğimizi yazmışım.
Himmet Ağabey Gün Sazak Ağabey'in Gümrük Bakanı olduğu dönemdeki yanında bulunan efsane kadrodan, adları dokuza çıkmış kişilerden biriydi.
Bakanlık görevi için Ankara Atatürk Orman Çiftliği'nde bir fabrikada kurs görüyorlar. Bir gün yanındaki arkadaşıyla Gün Bey'in yanına gidiyorlar. Çay içiyorlar, sohbet ediyorlar. Konuşmanın bir yerinde şöyle diyor Gün Bey;

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

biraz daha muharrem dayancCumhuriyet dönemi şiirinin avangard nitelikler taşıyan ilk edebiyat hareketi Garip’e mensup şairlerden Oktay Rifat devrinin tanınmış sanatçılarından birine “Yeni Sanatı Nasıl Buluyorsunuz?” sorusunu sorar. Tanzimat sonrasına damgasını vurmuş anahtar ifadelerden biri olan “yeni” kelimesinin belirleyici olduğu bu soruya aldığı cevabı, bu hareketin ortaya çıktığı ana mekân olarak düşünülebilecek Varlık Dergisi’nde (1 Ekim 1946) neşreden şair, konuştuğu sanatçının adını gizli tutarak kendince bahse gizem katmaya çalışır. Cevap 1950’li yılların sanata ve dünyaya bakışını bize hissettirmesi bakımından ilginçtir:

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 1 - 2 dakika)

turgut gulerKur’ân-ı Kerîm’de, Saff Sûresi’nin 13. âyetinde şöyle buyuruluyor: “Ve uhrâ tuhibbinühâ. Nasrun min allâhi ve fethü’n-karîb. Ve beşşiri’l-mü’minîn. / Seveceğiniz başka bir şey daha var: Allâh’dan yardım ve yakın bir fetih. Mü’minleri (bunlarla) müjdele.” 

Hicret’den sonra, Medîne’de hayli sıkıntılı bir dönem geçiren Hz. Peygamber ve ashâbı, Mekkeli müşriklerin iyice artan tazyîki karşısında bunalmışken nâzil olan bu âyet, mü’minlere Allâh’ın yardımını ve Mekke’nin fethini müjdeliyordu. Çok kısa zamân içinde, âyetin vaad ve işâret ettiği yardım ile fetih gerçekleşti. Mekke, müşriklerin elinden çıkıp mü’minlerin hâkimiyetine girdi.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
gorsel 2021 05 29 22 23 33Köyümüzün yakınlarında bir Türkmen Baba Tepesi var. Tepede de Türkmen Baba'nın mezarı. O bölgenin en yüksek tepesi.
Her yıl bu zamanlarda civardaki köyler toplanır, bir gün kararlaştırılır ve o tepenin eteğinde Hacet Bayramı yapılır. Yüzyılların geleneğidir bu. Salgın hastalık çıkmadan en son yapılan Hacet Bayramı'na on iki köy katılmıştı.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

gonul kirmak ozcan turkmenFaruk Nafiz Çamlıbel (1898-1973),Bağından her güzel bin gül seçerdi / Bundan mı sarardın soldun ey gönül.’ diye soruyor.

Hepimizin gönlümüze sorusu farklı … Hepimizin sorusu birbirine benziyor özünde… İçinde bulunulan hâl ve şarta göre üslup değiştiriyor sadece. 

Bir işinizi biri/birileri gönülsüz, göstermelik ve geçici olarak yapmak isterse/yaparsa siz de onun işini aynı şekilde yasak savma kabilinden mi yaparsınız?

Kör kadı misali hatır gönül saymadan doğruyu herkesin yüzüne karşı söylerseniz size de öyle yapılır mı/yapıldı mı hiç hecelediniz mi?

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

gocerturkler“Korku”nun en yücesi, elbette “Allâh korkusu”dur. Bu yüzden, dilimizde pek yaygın şekilde kullanılan “kork, Allâh’dan korkmayandan” sözü, asır-dîde vasıflar kazanmıştır. İnsan ömrünün hemen her safhasında, değişik tür ve dozlarda korku sahneleri vardır. Hayâtımızın hâkim hislerinden birinin korku olduğunu söylemek, aslâ mübâlâğa faslına alınmamalıdır. Korku sebebleri arasında, yığınla felâket ve aksilik adı sayılabilir. Bâzı korku kaynakları, kişinin yaradılış, huy ve tabiatından çıkmaktadır. Bu arada, önü ve arkası “sevgi”ye açılan nice hakîkat kapısının, sun’î zorlamalar ve mâşerî davranışlarla korkuya teslîm edildiğini, bir yere not etmek lâzım.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

gonul kazanmak‘Yarım elma gönül alma’ atasözümüzü duymuşsunuzdur. Gönül kazanmayı, gönül almayı, gönüle girmeyi bu kadar az kelimeyle bu kadar öz anlatan başka ifade var mıdır bilemiyorum. 

Bilemiyorum ve de atasözlerimize hayranlığım, böylelikle, bir kat daha artıyor.

Gönlünüzü kazanan kişi ya da kişileri düşünmüşsünüzdür, onları unutmamışsınızdır, unutmanız da mümkün değildir hatta. Şu an için, zihninizden bir sıralayın onları bakalım.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

sogut“Söğüt”, Türk milletinin kaderinde fevkalâde mühim yer tutan muazzez bir mekândır. Aslında ona mekân demek, büyük haksızlıktır. XIII. asrın sonlarında, Türk’ün istikbâli bir atom çekirdeğinin içine nakşedilmiştir ve o çekirdeğin adı, “Söğüt”dür. Dünyâ’da, Söğüt kasabası kadar “söğüt” olmayı hak eden bir başka belde yoktur. Bizanslılar, buraya “Tebazyon” diyorlardı. İranlılar, “Hıtta-i Bîd”, Araplar da “Beldetü’s-Safsaf” adlarını, Söğüt için sarfetmişlerdi. “Tebazyon, Bîd ve Safsaf” kelimelerinin Türkçedeki karşılıkları “söğüt” demekti. Yâni, tam ortasından “Söğüt Çayı”nın geçtiği “Söğüt” beldesine, bizden önce verilen isimler de hep aynı yerde karâr kılmışlardı. Demek ki, buraya bakan gözler, “söğüt”ten başka bir şey göremiyordu.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 1 - 2 dakika)

2021 05 15 15 39 05Uykudan uyanan Hüdâî, teleşla dergâhın taşlığa koştu.
Geç kalmıştı…
Mübarek Şeyhi birazdan abdest almak için o ahşap merdivenlerden inecekti.
İbriği bağrına basarak dua etti;
“Rabbim, dedi, buz kesilen yüreğimi kim eritecek benim. Kim ısıtacak buz çöllerini. Her şeye razıyım Rabbim, yeter ki, mübarek şeyhimin elleri üşümesin, buz çöllerinde kalmaya razıyım!”
Aşk denizinin kıyıları niceymiş Hüdâî’den öğrendi bu şehir.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

pazar okumasi analar‘Atasözlerimizde ve Deyimlerde Ana’ konusunun derinliği göz önünde bulundurularak ‘ana kokusu, ana kucağı, analık şefkati, analık duygusu, analık (üvey anne) vb.’ hususlar ile anaların koruyucu, kollayıcı yönlerini özellikle vurgulayan az bilindiği var sayılan atasözlerimizden bazıları şöyle seçildi:

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)
001 2021 05 1975 yılına Adana'da üniversiteye başladım, on yedi yaşındaydım.
Bizim köyden uzaktan bir akrabamız Adana'da yaşıyormuş, babam onlara da uğramamı istedi. Daha önce hiç görmediğim insanlardı. Kaydımı yaptırdıktan sonra yurt başvuru evraklarımı da tanzim ettim, sonra sora sora evi buldum. O dönemde "kurtarılmış bölge"lerden birindeydi ev. O gece beni bırakmadılar, zaten iki oda bir yer. Ertesi sabah kalktım benim yurt evrakları yok, aradım taradım bulamadım. Meğer yenge saklamış. "Biz buradayken hiç yurtta kalınır mı? Ayıp olmaz mı? Hiç yakışır mı?" gibi sözlerle epey azar işittim ve bir yıl orada kaldım.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

gonul icin‘Gönül’ kavramı başka dilde var mı, varsa bizdeki anlamı tam karşılıyor mu; karşılıyorsa deyimler, terimler, kalıp sözler, atasözleri oluşturulmuş mu konusunu dil âlimlerine bırakarak gönülden neler anladığımıza bakalım şöyle bir.

Merhum Alparslan Türkeş’in konuşmalarından birinde dinlemiştim ilk defa: ‘İnsanımızın gönlü Allah’ın evidir.’

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 1 - 2 dakika)
tore nezaketTanzimat, meşrutiyet ve çok partili cıvımanın Türk devlet geleneğindeki on bin senelik şahsiyeti kaybettirdiği bir vakıa!
Son otuz senedir de politikacılar, ve şıracı-bozacı veznindeki bir takım köşeci yazarların kullandığı çerden çöpten tophaneli ağzı sebebiyle bu menfilik sür’atle ivme kazanmaya devam ediyor.
Türklük anlayışı ve Müslümanlık ile Anadolu topraklarına yeni bir şahsiyet kazandıran Oğuz Türkleri, bilhassa hükûmet tekniğini de on bin senelik Töre esası üzerine yükseltmişlerdi.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

milli suur turgut gulerKaanûnî Sultan Süleyman Hân’ın vefâtı üzerine kalemine sarılan “Sultânü’ş-şuarâ” Bâkî, hâlâ dilimizdeki lezzeti kaybolmamış o nefis Mersiye’sinde, şu beyiti de, Türk Edebiyâtı Müzesi’ne armağan ediyor:

            “Gün toğdı Şâh-ı Âlem uyanmaz mı hâbdan

            Kılmaz mı cilve hayme-i gerdûn-tınâbdan”

            [Güneş doğdu, Cihân’ın Pâdişâhı (Kaanûnî Sultan Süleyman Hân) uykudan uyanmayacak mı? Çevresi Gökyüzü genişliğinde olan çadırından dışarı çıkıp görünmeyecek mi?]

Yorum yaz (0 Yorumlar)
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar, gazeteci ve...
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a gelmiş, “temiz” mânasına...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
28 Ağustos 1977 yılında doğdu. Çocukluğunu doğanın kucağında konargöçer bir aile de geçiren Arsalan Mirzayı 1983’te Şiraz’a yakın olan Kevar şehrinde eğitme başladı. Eğitimini...
Sona Mahammad gizi Valiyeva, 1962 yılında Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Sharur ilçesinde doğdu. 1984 yılında bugünkü Azerbaycan Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi'nden mezun...
Orta Asya Türkleri'nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler icra eden ve "pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-şair, Yeseviyye tarikatının kurucusu. Ahmed Yesevi’nin tarihî...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Bu Vatan Toprağın Kara Bağrında Sıra Dağlar Gibi Duranlarındır ORHAN ŞAÎK GÖKYAY Türk edebiyatının en usta şairlerinden biri olan ve edebiyatımızda daha çok "Bu Vatan Kimin?"...
Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında...
Ömer Lütfi METE Şair, yazar, gazeteci ve senarist. 1950 yılında Rize’nin İyidere ilçesi -eski ismi Aspet diyede bilinen- Fıçıtaşı mahallesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini...
Aşık Sefil Selimi, Asıl adı Ahmet Günbulut (d. 26 Ağustos 1933, Şarkışla - ö. 30 Aralık 2003, Sivas), yazar, türkü yazarı. İlkokul'dan sonra iki yıl ortaokula devam ettikten...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...