Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

yeniFeride TURAN'ın Hazırladığı Tarih Gezgini Köşesi 

q tarihgezgini

Ethem Nejat 1.11910 yılına ait bu soruyu gündeme getirmemizin nedeni üzerinden bir asırdan fazla süre geçse de aynı sorunun cevaplarına duyduğumuz ihtiyaçtır. Eskişehir’in ilk ve efsane müdürü Ethem Nejat Bey; Alasonya Lisesi Müdürü iken, yani Eskişehir’e tayininden beş yıl kadar önce yazdığı “Liselere mi, Başka Mekteplere mi Muhtacız?” başlıklı yazısında günümüzün de ilerisinde bir eğitim vizyonuyla eğitim sistemi arayışlarına çözüm bulmuştur.

halideedipadivar 2Mükemmel eğitim modeli arayışından önce memlekette eğitime dair bir durum tespiti gerekir. Eğitimde ileri ülkelerden önce dönüp kendi durumumuza bakmalıyız. Bunu sadece ben demiyorum, Türk Yurdu dergisi 1916 yılında demiş zaten ve konu hakkında kendi ifadeleriyle “pek kıymetdar bir vesikayı yayımlamanın bahtiyarlığını” duyurmuş okuyucusuna. Çünkü bu belgede, dönemin eğitimi -yerinde incelenerek- değerlendirilmiştir. Üstelik “müstesna bir muallime”nin kaleminden çıkmıştır. Türk Yurdu dergisinin “müstesna muallime” şeklinde takdim ettiği kişi elbette Halide Edib’dir. “Vakıf Kızlar Mektebi Fahri Müfettişi Halide Edib” imzalı “Vakıf Kız Mekteplerinin Senelik Raporu”nu iki bölüm hâlinde yayımlar Türk Yurdu dergisi. Öncesinde de uzunca bir takdim ile raporun eğitim ve eğitimciler için öneminden bahseder. Ayrıca kadın pedagojisi hakkında durumu gözler önüne sermektedir, der. Raporun ileride Osmanlı tarihini hakkıyla yazmak isteyen ciddi tarihçileri de ilgilendirdiğini ekler.

eskizamanlarkahve“Kahvelerim pişti gel

Köpükleri taştı gel 

İyi günün dostları

Kötü günüm geçti gel”

Makine cezveler çıkalı kahve köpükleri taşmıyor, ancak bu manide geçen “iyi gün dostları” meselesi günümüzde de mevcut. Çünkü henüz böyle bir teknoloji geliştirilemedi(!) Çok şükür kahve hatırında “kötü gün” dostları da var şu fani dünyada.  

Makine cezveler çıkalı emek emek, sabırla karıştırılmıyor kahveler. Zamandan kazandıran makinelerin bir tuşuyla hazırlanmış kahvelerde bir kahve pişirimlik kadar bile “sabır” yoktur. Bakır cezvenin tadı yerine biraz plastik, biraz çelik, birbirinden otomatik, paramatik, pragmatik kahve makinelerinde sabırsız pişen dostluklar var. “Büyük kolaylık” değil mi? Çooook…

tercuman01Osmanlı Devleti’nin son elli yılına damgasını vuran en önemli sorunlardan biri şüphesiz Ermeni meselesidir ve bu mesele günümüzde de uluslararası kamuoyu ve siyasi arenada hâlen güncelliğini koruyarak zaman zaman tartışmalara neden olmaktadır. Meselenin tarihî derinliğine ışık tutmak amacıyla tarihe not düşen bir yazıya göz gezdirelim istedik bu sayımızda.

Tarih 30 Ağustos 1895. Tercüman gazetesinde yayımlanan “Ermeni İşleri” başlıklı yazıda tansiyonu yüksek hadiselerden söz ediliyor. Gaspıralı İsmail Bey’in Kırım’da çıkardığı bu gazete sadece Türk dünyasından değil, dünya basınından derlediği haberlerle de farklı bakış açılarını sunarak meseleye bütünleyici gözle bakmamızı sağlıyor. Dönem itibariyle Ermeni meselesinin “en şiddetli” cereyan ettiği yıllar…

hurriyetSayı: 7

Biri Avrupa’da, diğeri Kırım’da çıkan iki gazete... Biri Namık Kemal ve Ziya Paşa tarafından hazırlanan ve sürgünde muhalefet eden Hürriyet gazetesi; diğeri Gaspıralı İsmail Bey’in Türk dünyasıyla dilde, fikirde ve işte kucaklaşmak için çıkardığı Tercüman Gazetesi… Biri 1868 yılında Hürriyet’te yayımlanmış “Bizde Adam Yetişmiyor” başlıklı makale, diğeri 1895’te Tercüman’da yayımlanmış “Bizler Adam Oluruz mu?” başlıklı makale… Aralarındaki zaman mesafesi çeyrek asırdan fazla… Yazılma amaçları da farklı... Hürriyet’teki yazıda hükümetin istihdam politikaları eleştiriliyor ancak Gaspıralı’nın böyle bir gayesi yok. Her iki yazının tek ortak noktası “adamlık”ta buluşmaktır. Her ikisi de “adam” derken, bugünkü ifadeyle “nitelikli insan gücü”nü kastediyor.  Oysa çağdaş(!) zihniyet “adam” kelimesine cinsiyetçi bakış açısıyla bakıyor ve sadece “erkek cinsi”ni görüyor.

mehmetakifBazı insanların sizi sevmemesi nimettendir. Hatta gıyabınızda kötü konuşmaları, hakkınızda olumlu bir referans kabul edilebilir. Malum, ne demiş Hz. Mevlana: “Eşeğin gittiği yöne gidilmez.” Liyakatsiz, menfaatperest, iş bilmez, rüzgâra göre yön değiştiren kimselerin işaret ettiği yönü dikkate almamak gerek. Yani kimi, kimin övdüğüne bakmak gerek. Tarihî bir dergide gözümüz övgü dolu satırlara takılınca elbette biz de kimi, kimin övdüğüne baktık. Miladi takvime göre 19 Kasım 1908’de Sırat-ı Müstakim dergisinde yayımlanan yazının “Darülfünun Talebelerine Bir Tebşir (müjde)” başlığından anlaşıldığı üzere talebelere müjde şeklinde veriliyor bir hocanın tayini. Tavsiye mektubu niteliğindeki bu yazı Mehmed Âkif’e ait.

pasteurSayı: 5
Paris, Paris olalı böyle kalabalık görmedi. Caddeler insan seliyle dolup taşmış durumda. Avrupalı, Amerikalı ve Asyalı insanlar aynı şeye, hep birlikte üzülüyorlar. Savaşların her türlüsünün kesintisiz devam ettiği şu fani dünyada bütün devletler, hayret edilecek biçimde “hakiki” bir üzüntüde “müttefik” olmuşlar. İnsanlık, “üzüntü”de de olsa birleşmiş. Osmanlı, İran, Japonya, Çin, Rusya, Almanya ve İngiltere; siyasetin çalkantılı denizinden bir günlüğüne de olsa çıkıp bu cenazede “ittifak” etmiş.

hakikatgazetesi 2Daha ilk sayısında “Yanık bağırlardan kopup gelen acı acı Anadolu seslerine” yer vereceğini duyuran gazete; “Hakikat”in acı olacağını peşin peşin vurgulamıştır. İsminin neden “Hakikat-Anadolu Sesleri” konulduğunu da böylelikle açıklamıştır. Riyaya, dalkavukluğa muhalif; hakikate sadık bir çizgideki yayın politikası; haber ve yazıların içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu Osmanlı gazetesinin imtiyaz sahibi ve başyazarı Mestan İsmail Bey; 5 “başmakale”den oluşan “Bizde Kadınlık” adlı yazı dizisini birçok kişinin hışmına uğramak pahasına kaleme almış olmalıdır. Söz konusu yazıların, günümüz şartlarında dahi cesurca bir üsluba sahip olduğunu kabul etmek gerekir.