Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

Error in function loadImage: The image could not be loaded.

Error in function redimToSize: The original image has not been loaded.

Error in function saveImage: There is no processed image to save.

yeniFeride TURAN'ın Hazırladığı Tarih Gezgini Köşesi 

q tarihgezgini

(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

20191220 171844zz1909 Eylül ayı… Odessa şehri… Sıcak havalar terk etmedi buraları daha. Uysal yeşilin hırçın Karadeniz’le bir araya geldiği bu noktadan engin ufukları seyrediyor şehrin sakinleri. Derken Odessa şehrinin üstünde ve gayet yüksekte, bilinmeyen yönden gelmiş bir uçak beliriyor. Belirmekle kalmıyor, bir de haber oluyor Gaspıralı İsmail Bey’in Kırım’da çıkardığı Tercüman gazetesinde. 

Haber, miladi takvime göre 18 Eylül 1909’da yayımlanmış. Havada uçak görülmesinin günümüz için haber değeri olmayabilir ama demek ki o yıllarda gazete sütunlarına, hem de Tercüman gibi Türk basın tarihinde efsane bir gazetede yer alacak kadar mühim... 

(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

turan mektebiBirinci Dünya Savaşı devam ederken “Eğitimsiz olmaz, mektep isteriz” demiştiler yarınları düşünerek. Taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmayan bir dünya savaşında bile geleceği inşa etmede asla tereddüt göstermediler. Hem cehalete hem de cephedeki düşmana karşı savaş verdiler. Savaşın sonuçları herkesin malumu ancak eğitime verdikleri değerle geleceğe ümit tohumları ekti onlar. Kimler mi? En başta Eskişehir halkı elbette. Tarihin gözlerden ırak bir belgesinde “onlar”ın kimler olduğu isim isim açıklanmıştır ayrıca.

Aslında her şey 1914’te Eskişehir Millî Eğitim Müdürlüğüne gerçek anlamda “eğitim lideri” diyebileceğimiz, görev yaptığı her yere başarıyı ve huzuru getirmiş Ethem Nejat Bey’in atanmasıyla başlıyor. Bu tayin; eğitim tarihinde Eskişehir’in başına gelen en güzel şeydir, dersek asla abartmış sayılmayız. Ethem Nejat Bey’in gelişiyle birlikte bir dizi eğitim hamlesi başlamıştır. Eskişehir’deki sayısız hizmetleriyle burayı kısa zamanda eğitim ve kültür şehri yapan bu büyük adam, çoğu kendi öğrencisi olan bir ekiple gelmiştir.

(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

Ethem Nejat 1.11910 yılına ait bu soruyu gündeme getirmemizin nedeni üzerinden bir asırdan fazla süre geçse de aynı sorunun cevaplarına duyduğumuz ihtiyaçtır. Eskişehir’in ilk ve efsane müdürü Ethem Nejat Bey; Alasonya Lisesi Müdürü iken, yani Eskişehir’e tayininden beş yıl kadar önce yazdığı “Liselere mi, Başka Mekteplere mi Muhtacız?” başlıklı yazısında günümüzün de ilerisinde bir eğitim vizyonuyla eğitim sistemi arayışlarına çözüm bulmuştur.

(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

halideedipadivar 2Mükemmel eğitim modeli arayışından önce memlekette eğitime dair bir durum tespiti gerekir. Eğitimde ileri ülkelerden önce dönüp kendi durumumuza bakmalıyız. Bunu sadece ben demiyorum, Türk Yurdu dergisi 1916 yılında demiş zaten ve konu hakkında kendi ifadeleriyle “pek kıymetdar bir vesikayı yayımlamanın bahtiyarlığını” duyurmuş okuyucusuna. Çünkü bu belgede, dönemin eğitimi -yerinde incelenerek- değerlendirilmiştir. Üstelik “müstesna bir muallime”nin kaleminden çıkmıştır. Türk Yurdu dergisinin “müstesna muallime” şeklinde takdim ettiği kişi elbette Halide Edib’dir. “Vakıf Kızlar Mektebi Fahri Müfettişi Halide Edib” imzalı “Vakıf Kız Mekteplerinin Senelik Raporu”nu iki bölüm hâlinde yayımlar Türk Yurdu dergisi. Öncesinde de uzunca bir takdim ile raporun eğitim ve eğitimciler için öneminden bahseder. Ayrıca kadın pedagojisi hakkında durumu gözler önüne sermektedir, der. Raporun ileride Osmanlı tarihini hakkıyla yazmak isteyen ciddi tarihçileri de ilgilendirdiğini ekler.

(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

eskizamanlarkahve“Kahvelerim pişti gel

Köpükleri taştı gel 

İyi günün dostları

Kötü günüm geçti gel”

Makine cezveler çıkalı kahve köpükleri taşmıyor, ancak bu manide geçen “iyi gün dostları” meselesi günümüzde de mevcut. Çünkü henüz böyle bir teknoloji geliştirilemedi(!) Çok şükür kahve hatırında “kötü gün” dostları da var şu fani dünyada.  

Makine cezveler çıkalı emek emek, sabırla karıştırılmıyor kahveler. Zamandan kazandıran makinelerin bir tuşuyla hazırlanmış kahvelerde bir kahve pişirimlik kadar bile “sabır” yoktur. Bakır cezvenin tadı yerine biraz plastik, biraz çelik, birbirinden otomatik, paramatik, pragmatik kahve makinelerinde sabırsız pişen dostluklar var. “Büyük kolaylık” değil mi? Çooook…

(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

tercuman01Osmanlı Devleti’nin son elli yılına damgasını vuran en önemli sorunlardan biri şüphesiz Ermeni meselesidir ve bu mesele günümüzde de uluslararası kamuoyu ve siyasi arenada hâlen güncelliğini koruyarak zaman zaman tartışmalara neden olmaktadır. Meselenin tarihî derinliğine ışık tutmak amacıyla tarihe not düşen bir yazıya göz gezdirelim istedik bu sayımızda.

Tarih 30 Ağustos 1895. Tercüman gazetesinde yayımlanan “Ermeni İşleri” başlıklı yazıda tansiyonu yüksek hadiselerden söz ediliyor. Gaspıralı İsmail Bey’in Kırım’da çıkardığı bu gazete sadece Türk dünyasından değil, dünya basınından derlediği haberlerle de farklı bakış açılarını sunarak meseleye bütünleyici gözle bakmamızı sağlıyor. Dönem itibariyle Ermeni meselesinin “en şiddetli” cereyan ettiği yıllar…

(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

hurriyetSayı: 7

Biri Avrupa’da, diğeri Kırım’da çıkan iki gazete... Biri Namık Kemal ve Ziya Paşa tarafından hazırlanan ve sürgünde muhalefet eden Hürriyet gazetesi; diğeri Gaspıralı İsmail Bey’in Türk dünyasıyla dilde, fikirde ve işte kucaklaşmak için çıkardığı Tercüman Gazetesi… Biri 1868 yılında Hürriyet’te yayımlanmış “Bizde Adam Yetişmiyor” başlıklı makale, diğeri 1895’te Tercüman’da yayımlanmış “Bizler Adam Oluruz mu?” başlıklı makale… Aralarındaki zaman mesafesi çeyrek asırdan fazla… Yazılma amaçları da farklı... Hürriyet’teki yazıda hükümetin istihdam politikaları eleştiriliyor ancak Gaspıralı’nın böyle bir gayesi yok. Her iki yazının tek ortak noktası “adamlık”ta buluşmaktır. Her ikisi de “adam” derken, bugünkü ifadeyle “nitelikli insan gücü”nü kastediyor.  Oysa çağdaş(!) zihniyet “adam” kelimesine cinsiyetçi bakış açısıyla bakıyor ve sadece “erkek cinsi”ni görüyor.

(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

mehmetakifBazı insanların sizi sevmemesi nimettendir. Hatta gıyabınızda kötü konuşmaları, hakkınızda olumlu bir referans kabul edilebilir. Malum, ne demiş Hz. Mevlana: “Eşeğin gittiği yöne gidilmez.” Liyakatsiz, menfaatperest, iş bilmez, rüzgâra göre yön değiştiren kimselerin işaret ettiği yönü dikkate almamak gerek. Yani kimi, kimin övdüğüne bakmak gerek. Tarihî bir dergide gözümüz övgü dolu satırlara takılınca elbette biz de kimi, kimin övdüğüne baktık. Miladi takvime göre 19 Kasım 1908’de Sırat-ı Müstakim dergisinde yayımlanan yazının “Darülfünun Talebelerine Bir Tebşir (müjde)” başlığından anlaşıldığı üzere talebelere müjde şeklinde veriliyor bir hocanın tayini. Tavsiye mektubu niteliğindeki bu yazı Mehmed Âkif’e ait.