Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

Error in function loadImage: The image could not be loaded.

Error in function redimToSize: The original image has not been loaded.

Error in function saveImage: There is no processed image to save.

yeniFeride TURAN'ın Hazırladığı Tarih Gezgini Köşesi 

q tarihgezgini

(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

q 20200317 220058Kakaonun lezzet yolculuğu 1828’de Van Houten tarafından kakao presinin icat edilmesiyle başlar. Öncesinde acı ve şifalı bir ilaç olarak kullanılan kakao; aynı yüzyıl çikolata yapma makinesinin icadıyla artık vazgeçilmez tat hâline gelir.       

Botanik adı “tanrıların yiyeceği” anlamına gelen kakao ile acaba Türk dünyası ne zaman ve nasıl tanıştı? Şimdi mutfaklarımızın vazgeçilmezi “kakao” ile tanışma serüvenimize dair küçük bir tarihî yolculuğa nereden başlamalıyız? Tabi ki “Türk dünyası” dendi mi bu coğrafyada geniş yayın ağına sahip efsane bir gazetenin sayfalarında başlanır yolculuğa. O gazete de Gaspıralı İsmail Bey’in çıkardığı “Tercüman”dan başkası değildir.

(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

20200222 171443Yıl 1912… Temmuz sıcağında Eskişehir’deyiz. Elimizde -bu sefer- Nimet gazetesi var. Bir gölgeye sığınmak, okumak için sabırsızlanıyoruz. Gazetenin serlevhasına yani başlığının bulunduğu bölüme göz gezdiriyoruz önce. Başlığın hemen altında “Şimdilik haftada 3 defa neşrolunur.” yazıyor. Haftada 3 kez yayımlanan bu gazetenin sermuharriri, yani başyazarı Mehmed Burhaneddin Bey’miş. Abone şartları ile ilgili “Memâlik-i Ecnebiye için seneliği 15 franktır.”  açıklamasından gazetenin yurt dışına da posta ile gönderildiğini anlıyoruz. “İdare Yeri” adresi olarak “Eskişehir’de Taşbaşında Numara: 10” ibaresi yer alıyor. 

(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

q Kazimi Metamorfoz kremiGüzellik ve gençlik; ilkçağlardan beri insanoğlunun özellikle kadınların tutkusudur. Derler ki güzelliğiyle meşhur Kleopatra, kozmetiğe dair kitap yazmıştır. Eşsiz güzelliğinin sırlarını anlattığı kitabıyla ilk kozmetologdur Kleopatra. İnsanlığın asıl derdi gerçekten güzellik yahut gençlik midir, yoksa ölümsüzlük isteği midir? Nitekim içeni ölümsüz yapan “âb-ı hayat” için kimler kimler “Karanlıklar Ülkesi”ne kadar gitmedi ki! Asıl mesele ne olursa olsun bu uğurda  -adına ister “terkip”, ister “iksir”, ister “formül” deyin- aslında derde deva olmayan fani çözümler üretildi zamanın seyri içinde. Biz şimdilik tarihî bir gazetenin sayfalarında yüzyıl kadar geriye gidelim. 

Gaspıralı İsmail Bey’in Kırım’da çıkardığı Tercüman gazetesinin sayfalarını çevirdiğimizde karşımıza 1907 yılında “Güzelliğin Kaynağı”nı vadeden bir krem çıkıyor: “KAZİMİ METAMORFOZA KREMİ”. Gazetedeki ilanın ilk satırında ise “Radikal Çalışma” yazıyor. “Çilleri, lekeleri, sivilceleri, kırışıkları tamamen yok etme” vaadi gerçekten de radikal bence. Hatta kremin başarısı sahtelerini de ortaya çıkarmış. Ürünün mucidi ve sahibi de gazeteye verdiği bu resimli ilanda kremin gerçeğini sahtesinden ayırt edici önlemleri anlatıyor tüketiciye: Kavanozun iç kısmında “Kazimi” imzası ve “GÜZELLİK KAYNAĞI” onayı varmış. 

(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

mezartaslari02Edward Norton’un başrolde olduğu Sihirbaz (The Illusionist) filminde, seyircilerine sahneden şöyle seslenir sihirbaz: “Geceye ruh konusunda konuşarak başlayabileceğimizi düşündüm. Bütün büyük dinler ruhun dayanıklılığından, ölümsüzlüğünden bahseder. Peki o zaman ölmek ne anlama gelir? Filmin başlarında yöneltilen bu soru sanki seyirciye unutturulmak istenmiyor gibi film boyunca ölümle birkaç kez daha yüzleşiyor izleyenler. Son ana kadar nefes kesen dahiyane kurgusu ve entrik unsurlarla örülü “The Illusionist”, beklenmedik bir sonla bitiyor. Sınıf farkının acımasızca sürdüğü dünyanın hâlipürmelalini anlatan filmde; bir marangozun oğlu ve bir düşes’in aşkı ele alınıyor. Sevdiğini geri almak için 15 yıl sonra Viyana’ya, doğduğu topraklara, “Sihirbaz Eisenheim” namıyla geri dönen âşık; bir illüzyonla sevdiği kadını öldürülmüş gibi göstermek zorundadır bu yüzden. Böyle bir dünya düzeninde oyununu zekice kurmak ve hünerle sergilemek mecburiyetindedir. Statükocu dünyanın nazarında bir düşes ile bir marangozun ancak ölünce kavuşabileceğini bilir çünkü. 

(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

20191220 171844zz1909 Eylül ayı… Odessa şehri… Sıcak havalar terk etmedi buraları daha. Uysal yeşilin hırçın Karadeniz’le bir araya geldiği bu noktadan engin ufukları seyrediyor şehrin sakinleri. Derken Odessa şehrinin üstünde ve gayet yüksekte, bilinmeyen yönden gelmiş bir uçak beliriyor. Belirmekle kalmıyor, bir de haber oluyor Gaspıralı İsmail Bey’in Kırım’da çıkardığı Tercüman gazetesinde. 

Haber, miladi takvime göre 18 Eylül 1909’da yayımlanmış. Havada uçak görülmesinin günümüz için haber değeri olmayabilir ama demek ki o yıllarda gazete sütunlarına, hem de Tercüman gibi Türk basın tarihinde efsane bir gazetede yer alacak kadar mühim... 

(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

turan mektebiBirinci Dünya Savaşı devam ederken “Eğitimsiz olmaz, mektep isteriz” demiştiler yarınları düşünerek. Taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmayan bir dünya savaşında bile geleceği inşa etmede asla tereddüt göstermediler. Hem cehalete hem de cephedeki düşmana karşı savaş verdiler. Savaşın sonuçları herkesin malumu ancak eğitime verdikleri değerle geleceğe ümit tohumları ekti onlar. Kimler mi? En başta Eskişehir halkı elbette. Tarihin gözlerden ırak bir belgesinde “onlar”ın kimler olduğu isim isim açıklanmıştır ayrıca.

Aslında her şey 1914’te Eskişehir Millî Eğitim Müdürlüğüne gerçek anlamda “eğitim lideri” diyebileceğimiz, görev yaptığı her yere başarıyı ve huzuru getirmiş Ethem Nejat Bey’in atanmasıyla başlıyor. Bu tayin; eğitim tarihinde Eskişehir’in başına gelen en güzel şeydir, dersek asla abartmış sayılmayız. Ethem Nejat Bey’in gelişiyle birlikte bir dizi eğitim hamlesi başlamıştır. Eskişehir’deki sayısız hizmetleriyle burayı kısa zamanda eğitim ve kültür şehri yapan bu büyük adam, çoğu kendi öğrencisi olan bir ekiple gelmiştir.

(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

Ethem Nejat 1.11910 yılına ait bu soruyu gündeme getirmemizin nedeni üzerinden bir asırdan fazla süre geçse de aynı sorunun cevaplarına duyduğumuz ihtiyaçtır. Eskişehir’in ilk ve efsane müdürü Ethem Nejat Bey; Alasonya Lisesi Müdürü iken, yani Eskişehir’e tayininden beş yıl kadar önce yazdığı “Liselere mi, Başka Mekteplere mi Muhtacız?” başlıklı yazısında günümüzün de ilerisinde bir eğitim vizyonuyla eğitim sistemi arayışlarına çözüm bulmuştur.

(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

halideedipadivar 2Mükemmel eğitim modeli arayışından önce memlekette eğitime dair bir durum tespiti gerekir. Eğitimde ileri ülkelerden önce dönüp kendi durumumuza bakmalıyız. Bunu sadece ben demiyorum, Türk Yurdu dergisi 1916 yılında demiş zaten ve konu hakkında kendi ifadeleriyle “pek kıymetdar bir vesikayı yayımlamanın bahtiyarlığını” duyurmuş okuyucusuna. Çünkü bu belgede, dönemin eğitimi -yerinde incelenerek- değerlendirilmiştir. Üstelik “müstesna bir muallime”nin kaleminden çıkmıştır. Türk Yurdu dergisinin “müstesna muallime” şeklinde takdim ettiği kişi elbette Halide Edib’dir. “Vakıf Kızlar Mektebi Fahri Müfettişi Halide Edib” imzalı “Vakıf Kız Mekteplerinin Senelik Raporu”nu iki bölüm hâlinde yayımlar Türk Yurdu dergisi. Öncesinde de uzunca bir takdim ile raporun eğitim ve eğitimciler için öneminden bahseder. Ayrıca kadın pedagojisi hakkında durumu gözler önüne sermektedir, der. Raporun ileride Osmanlı tarihini hakkıyla yazmak isteyen ciddi tarihçileri de ilgilendirdiğini ekler.