Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
Daha önce okudunuz 0%

hakikatgazetesiSayı: 3

Miladi takvime göre 27 Şubat 1911 tarihine rastlayan haberin başlığı aynen şöyledir: “Ereğli Taburu Niçin On Bir Saat Bekledi?” Alt başlıktan ise haberin muhatabını öğreniyoruz. Günümüze uyarladığımızda “Millî Savunma”, “Çevre ve Şehircilik” Bakanlarına hitaben yazılmış haberin alt başlığı şu şekildedir: “Harbiye ve Nafia Nazırlarının Nazar-ı Dikkatine”. Şikâyet dilekçesini andıran haber, bu yönüyle dikkat çeker. Konya’da meydana gelen hadise, Eskişehir’de çıkarılan “Hakikat-Anadolu Sesleri” gazetesinde haber olmuştur. Çünkü gazetenin “Konya Muhabir-i Mahsusumuzdan” şeklinde bahsettiği bir Konya muhabiri mevcuttur.

Yolculuk bu, kaderde yolda kalmak da vardır. Teknik arıza veya hava şartları günümüz için de yolda kalma nedenlerindendir. Mesela geçen hafta Ankara’dan Samsun’a gidecek uçağımızın teknik arızadan iptal edildiği son anda duyuruldu. Yetkililer bizlere üç seçenek sundu:

1) Samsun yok ama Ordu uçağımız var, sizi Ordu’ya bırakabiliriz, oradan kendiniz Samsun’a geçersiniz.

2) Gece uçağımızı bekleyebilirsiniz.

3) Bileti iptal edebilirsiniz.

Biz 2. şıkkı tercih ettik. Havaalanında yedi saatten fazla bekleyişin ardından uçağımız yine -son anda- ertelendi. Günümüz teknolojisiyle bile böyleyse 1911’deki ulaşım şartlarında elbette aksaklıklar yaşanır, diye düşünür insan gayriihtiyari. Ancak -son yılların en çetin kışı yaşansa da- habere göre aksaklığın asıl kaynağı; demiryolu şirketinin ihmalidir. Konya muhabirinin aktardığına göre yolun kapanmaması için sürekli manevra yapılmalıydı fakat şirket, üstüne düşeni yapmadığı gibi bir de yolun kapalı olduğunu bildirmemiştir. Ereğli’den hareket eden askerî tren Konya’da yol kapalı olduğu için durmuştur. Bölgeye 40’a yakın işçi sevk edilmiş, yalnız bu sefer de gerekli alet verilmediğinden işçiler soğuktan donma derecesine gelmiş, bazılarının ağzından burnundan kan geldiği için mesaileri iptal edilip Konya’ya getirilmişlerdir. Hadisenin ardından şirketin yolu açmak için kar makinesi göndermesini emrettiği fakat bunun da gerçekleşmediğini bildiren haberde “muhterem askerilerimizin fuzuli bir hayli zaman soğuk vagonlar içinde titredikleri” vurgulanmıştır. “Hâr (sıcak) bir iklime gidecek olan evlad-ı vatanı böyle saatlerce bürudete (soğukluğa) maruz bulundurmak, sıhhatlerini nazar-ı ehemmiyete almamak demektir ki artık millet, nur-ı didesi bulunan askerleri hakkında bu gibi muamelat icrasına tahammül edemez.” diyerek milletin ruhuna tercüman olur muhabir. Milletin nur-ı didesi, yani gözünün nuru askerlerinin sağlık durumlarının önemsenmemesi kabul edilemez elbette. Haberde ayrıca şirketin sözleşme şartlarına aykırı hareket ettiğinin “hamiyetli zabitanımızdan (subaylarımızdan) birinin gayretiyle” ortaya çıkarıldığı ve çözüldüğü belirtilmektedir. Şirket “hükümeti iğfal eylemek emelinde ber-devam”  ifadesinden ise söz konusu şirketin bu lakayt tutumunun önceye dayandığı anlaşılmaktadır. Yabancı demiryolu şirketinin sözleşmeye aykırı bir icraatı da yolun kapalı olduğu vakitlerde, yolcuları kasabalardan birine bırakacakları yerde, yerleşim yerlerine çok uzak bir noktada indirmeleri; yolcuları yemek ihtiyaçlarını karşılamak üzere yürümeye mecbur bırakmalarıdır.

İnsan hayatını hiçe sayan, icraatıyla hükümeti gafil avlamayı hedefleyen bu şirketten devletin ilgili birimlerinin tazminat istemesi gerektiğini talep eder nitelikte, sert bir dille yazılmış bu haberden yaklaşık üç hafta sonra aynı Konya Muhabir-i Mahsusumuz demiryolu ile ilgili aynı sertlikte bir başka haberi, Hakikat gazetesinin sayfalarına taşımıştır. Bir farkla… Bu sefer bir müjde de vermiştir. Başlığı “Bağdat Oteli” olan haber bir hatırlatma ile başlar. Vaktiyle Anadolu Demiryolu Şirketinin idarehanesi olarak inşa edilen bina; Osmanlılardan birçok kişinin büyük bir meblağ karşılığı kiralamayı istediği hâlde cüzi bir meblağ karşılığı Fransa tebasından Mösyö Sulye’ye verilmiştir. Konya muhabirimiz alınan yeni haberde Bağdat Oteli’nin Mösyö Sulye’nin elinden alınarak, Bağdat hattı inşaatında görevli kişilerin hizmetine tahsis edileceğini bildirir. “Kemâl-i meserret” ile bir müjde şeklinde verilen haberde yabancıların kesesine akan paraların önüne set çekileceği ifade edilmiştir. Böylelikle “Bağdat Oteli” namı bundan sonra, çok yakın bir zamanda “Bağdat Demiryolu İnşaat İdarehanesi” olacaktır.

108 yıl öncesinden Anadolu şimendifer hattında “Konya Muhabir-i Mahsusumuz”un tarihe kaydettiği haberlerde dikkat çekici bir detaya da rastlıyoruz. Nitekim haberin devamında “Rum vatandaşlarımız” tarafından inşâ edilen tiyatronun da Mösyö Sulye’nin elinde bulunduğundan yakınılmıştır. “İcra-yı sanat eden Osmanlı kumpanyaları hemen boğaz tokluğuna çalışıyorlar ve hemen bütün kazançları Mösyö Sulye’nin cebine dökülüyordu.” diyen Konya muhabirinin ifade ve üslubundan Rumların bir azınlık değil, “Osmanlı” adıyla nitelendirildiği, “yerli ve millîliğin” sınırları içinde benimsendikleri anlaşılmaktadır. Yani haber, aynı zamanda Rum vatandaşlarımıza yapılan haksızlığı da dile getirmiştir. “Ecnebi” ifadesi ise Rumlar dışında, Mösyö Sulye’nin başka ülkelerden getirttiği tiyatrocular için kullanılmıştır. “Teşekkür olunur ki ahalimizin adem-i rağbeti yüzünden”, yani halkın rağbet etmeyişi nedeniyle Mösyö Sulye başarılı olamamıştır. Böyle müesseselerin “ecânib” ellerinde bulunmasının ekonomik sakıncaları olduğu belirtilmiş, binanın Rum vatandaşlarımıza kiraya verilmesi gerektiği savunulmuştur.  

Gazetenin yayın politikasına uyarak yerli ve millîliğe dair buram buram özlem kokan haberlerde imzası vardır Konya muhabirinin. İsmi bilinememektedir. Ancak gözünün kara, kaleminin sivri olduğu açıkça görülmektedir.

Haftaya aynı gazetenin imtiyaz sahibi ve başyazarı Mestan İsmail Bey’in kadınlarla ilgili bir yazı dizisinden, bugünkü kadın haklarının ilerisindeki değerlendirmelerinden bahsedeceğiz. Bir asır önce Anadolu coğrafyasında kadının yeri hakkında dönemin tanıklarından, bir gazetecinin kaleminden bakalım neler dökülmüş satırlara?

Feride TURAN

Yazar Hakkında

Feride Turan

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile