Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 
Bunu okudun 0%

20200222 171443Yıl 1912… Temmuz sıcağında Eskişehir’deyiz. Elimizde -bu sefer- Nimet gazetesi var. Bir gölgeye sığınmak, okumak için sabırsızlanıyoruz. Gazetenin serlevhasına yani başlığının bulunduğu bölüme göz gezdiriyoruz önce. Başlığın hemen altında “Şimdilik haftada 3 defa neşrolunur.” yazıyor. Haftada 3 kez yayımlanan bu gazetenin sermuharriri, yani başyazarı Mehmed Burhaneddin Bey’miş. Abone şartları ile ilgili “Memâlik-i Ecnebiye için seneliği 15 franktır.”  açıklamasından gazetenin yurt dışına da posta ile gönderildiğini anlıyoruz. “İdare Yeri” adresi olarak “Eskişehir’de Taşbaşında Numara: 10” ibaresi yer alıyor. 

Gazetenin ilk sayfasına göz gezdirirken alt köşesinde bir telgraf metni dikkatimizi çekiyor. Kimden geldiği gizlenerek isim yerine üç nokta konmuş. “… den … vürûd eden telgraf-name suretidir.” şeklinde bir girişten sonra telgraf metni, yine özel isimler gizlenerek aynen veriliyor. Buna göre telgraf, Farmason Cemiyeti kadınlar kolunun düzenlediği olağanüstü kongrede alınan kararı barındırıyor ve cemiyetin erkek kolunun reisine gönderilmiş. Her nasılsa bir şekilde gazeteye kadar telgrafın sureti ulaşmış. 

Telgraf suretini okuyunca aklıma Osmanlı döneminde farmasonluk yani masonluk ve masonik yapılanmalar nasıldı, sorusu geldi. Hem Osmanlı döneminde hem de Türkiye Cumhuriyeti’nde belli dönemlerde oldukça etkin çalıştıklarına dair cevaplar buldum akademik çalışmalarda. Diyanet İslam Ansiklopedisi “Masonluk” maddesinde ve birçok çalışmada Türk Mason Cemiyetinin 1935’te Atatürk’ün talimatı üzerine kapatıldığı bilgisi yer almaktadır. 1948’de tekrar açılıncaya kadar geçen döneme “uyku dönemi” denmekteymiş hatta. 

Osmanlı döneminde ise İstanbul’dan sonra Anadolu’da masonik yapılanmalarla ilgili adı en çok geçen il İzmir’dir. Ayrıca Ankara, Mersin, Manisa, Elazığ, İskenderun, Kuşadası, Kayseri, Erzurum da zikredilmektedir. Eskişehir’in adı da geçmekle birlikte yaptığım araştırmalarda detaylı bilgilere rastlamadım. Ancak Eskişehir’de çıkan yerel bir gazetenin ilk sayfada verdiği haberi ışığında; 1912 yılında oturmuş teşkilat yapısı ile bir mason cemiyetinin varlığından bahsedilebilir. Telgrafta “Eskişehir” ismi vurgulanmamakla birlikte başka bir yer adı da verilmemiştir. Muhtemelen şehrin içinde olduğu herkesçe bilindiğinden belirtmeye ihtiyaç duyulmamıştır.

Masonluğun son iki yüz yılı hakkında kaynaklarda bazı bilgiler mevcut ise de bilinmeyenlerin çokluğu nedeniyle tüm dünyada her dönemde tartışma konusu olmuş ve bunun neticesinde Masonluğa yönelik iki bakış açısı gelişmiştir: Mensupları yüce bir davaya hizmet ettiklerini ifade ederlerken masonluğu çeşitli sebeplerle tehlikeli gören karşıtları; vatana ihanete kadar varan iddialar ortaya atmışlardır. Yani bir taraftan masonluk onur vesilesi sayılırken diğer taraftan hakkında olumsuz algı geliştirmek istenilen kimseler için ortaya atılan bir iddia bile olabilmektedir. Bu bakımdan şehir tarihine ışık tutmak için elimize aldığımız Nimet gazetesinde gördüğümüz bu telgrafı konu edinmekteki maksadımız; Masonluk teşkilatı ve faaliyetleri hakkında yapılan tartışmalara yenisini eklemek yahut hedef göstermek değil, Osmanlı basınının gösterdiği genişlik ve çeşitliliğin içindeki yerel bir gazeteden konuya dair tamamlayıcı bilgiler sunmaktır. Mesela söz konusu telgrafta Farmason Cemiyeti’nin “kadın” ve “erkek” olmak üzere iki kolu mevcuttur. Kadın kolunun başındaki kişiye “reise”, erkek kolunun başına ise “reis” denmektedir.

Söz konusu telgraf, olağanüstü bir toplantının içeriği hakkındadır: “Kadınlar Farmason Kongresi”… Bu; vakitsizce, ansızın “olağanüstü” toplantıdır. Toplantının başında “Reise Hanım böyle nâ-bî-vakt kongreye davetinin esbabını” yani vakitsizce gerçekleştirilen kongreye farmason kadınları neden davet ettiğini açıklar. Cemiyet üyelerinden bir kadının şikâyet başvurusu üzerine kongrede -telgraftaki ifadeyle- “hararetli müzakerelere girişilmiş”tir. Şikâyet konusu ise “Farmason kadınların hayat ü sefahat-i esrarengiz-ânelerini ifşaya sebebiyet veren erkekler”dir. Anlaşılan farmason kadınların mahremi, özel hayatı ile ilgili bazı hususların afişe edilmesi söz konusu… İfadeye bakıldığında “ifşaya sebebiyet”te herhangi bir kasıt görünmüyor ancak dolaylı da olsa sonuçta başkalarının bilinmesi istenmeyen mahrem konular ortaya saçılmıştır. İşte buna sebebiyet veren farmason erkeklerin cemiyetten çıkarılmasına yönelik düzenlenen toplantıda oylama yapılmış ve “müttefikan” yani oy birliği ile şikâyet konusu erkeklerin cemiyetten çıkarılması gerektiği kararı alınmış. Yalnız bu kararın erkekler farmason reisine tebliğine sıra gelince yine oylama yapılmış ve “ekseriyetle” yani oy çokluğu ile bir karar çıkmıştır. İlk bakışta çelişkili görünüyor. Yani cemiyetten çıkarılsın mı derken oy birliği, erkekler reisine bildirilsin mi derken oy çokluğu… Belki de posta kanalıyla bildirilmesi yönünde itiraz edenler çıkmıştır yahut da başka bir manası, sebebi vardır. Sonuç olarak posta tafsilatı "Erkekler Farmason Reisi … Beyefendi"ye tebliğ edilmiştir.  

20200222 171406Nimet gazetesinin kinayeli yorumla sunduğu haber; “Nükte” başlığını taşıyor. Nükte dendi mi her ne kadar zarif, esprili söz akla gelse de kelimenin asıl anlamı “herkesin anlayamadığı ince mana”dır. Haberin bu başlık altında verilmesi manidardır. 

Tarih Gezgini’nin 17. sayısında mutfakların vazgeçilmezi “kakao” ile tanışma serüvenimize dair 1907 yılına doğru küçük bir tarihî yolculuğa çıkacağız. Türk dünyasında geniş bir yayın ağına sahip efsane bir gazetenin sayfalarında kakaoya dair söylenenlere kulak vereceğiz.

About the Author

Feride Turan

More articles from this author

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

15 Temmuz 1943'te Gümüşhane'ye bağlı Kelkit ilçesinin Dayısı köyünde doğdu. Ailesinin Kırıkkale'ye göçmesi üzerine ilkokulu orada tamamladı. Ortaokulu Merzifon ve Mersin askeri...
Yavuz Bülent Bâkiler 23 Nisan 1936 , Sivas ’ta doğdu. Şair, yazar , gazeteci, yönetici, avukat. Aslen Azerbaycan göçmeni ailenin çocuğu olan Yavuz Bülent Bâkiler ilk ve orta...
Bu Vatan Toprağın Kara Bağrında Sıra Dağlar Gibi Duranlarındır ORHAN ŞAÎK GÖKYAY Türk edebiyatının en usta şairlerinden biri olan ve edebiyatımızda daha çok "Bu Vatan Kimin?"...
(d. 16 Nisan 1916, İstanbul - ö. 13 Aralık 1979, İstanbul), Türk şair, öğretmen, çevirmen. Modern Türk şiirinin önde gelen şairlerindendir. Herhangi bir edebi akıma katılmamış;...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...
1932 yılında Hasankale’nin Alvar köyünde doğan Reyhanî’nin asıl adı Yaşar Yılmaz'dır. İran'dan göçen babası önce Kars’a, daha sonra Erzurum'a yerleşir. Okuma yazmayı okula...
Şiiri, kristal bir menşurdan geçip binbir renge dönüşen sesli ışıklara benzeten Goethe: "Hayatın da, ölümün de sırrına erip, rûha gömülen bir hazine ve batmayan bir güneşle kucak...
Nigar Rafibeyli (Azerice: Nigar Rəfibəyli, d. 23 Haziran 1913, Gence - ö. 10 Temmuz 1981, Bakü), Türk yazar ve şair. Roman ve kısa öykü yazarı olan Anar Rızayev'in annesi ve ünlü...
Necmettin Halil Onan (1902, Çatalca, Kocaeli - 17 Ağustos 1968, İstanbul), Türk şair, öğretmen, akademisyen, edebiyat tarihçisi. Türk edebiyatının artık klasikleşmiş eseri olan...
Abdullah SATOĞLU Öyle bir insan tasavvur ediniz ki, hayatında şöhretten, şehvetten, kinden, alayıştan, mevkiden ve paradan hoşlanmamış; hiçbirşeye sadakada sarılmamış, istediği...
1976 yılında Tarsus’ta doğdu. 2002 yılında Niğde Üniversitesi’nden mezûn oldu. Töre, Kurgan Edebiyat, Siyah-Beyaz Kültür, İnziva, Herfene, Yeni Düşünce, Başarı Edebiyat,...
Adını Türk edebiyatına “Destan Şairi” olarak yazdırmış bir büyük ismi: Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nu, 21 Ağustos 1992 günü kaybetmiştik. Çok yetenekli bir şair, çok kıymetli...
Ömer Lütfi METE Şair, yazar, gazeteci ve senarist. 1950 yılında Rize’nin İyidere ilçesi -eski ismi Aspet diyede bilinen- Fıçıtaşı mahallesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini...
1936 yılında Balıkesir, Gönen İlçesi Paşaçiftlik Köyü’nde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokulu Bandırma’da bitirdi 1955 de Hv. Asb. Tek. Okulu’na girdi. 1957 de Türk Hava...