Cumartesi 6 Haziran 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
Bunu okudun 0%

q 20200317 220058Kakaonun lezzet yolculuğu 1828’de Van Houten tarafından kakao presinin icat edilmesiyle başlar. Öncesinde acı ve şifalı bir ilaç olarak kullanılan kakao; aynı yüzyıl çikolata yapma makinesinin icadıyla artık vazgeçilmez tat hâline gelir.       

Botanik adı “tanrıların yiyeceği” anlamına gelen kakao ile acaba Türk dünyası ne zaman ve nasıl tanıştı? Şimdi mutfaklarımızın vazgeçilmezi “kakao” ile tanışma serüvenimize dair küçük bir tarihî yolculuğa nereden başlamalıyız? Tabi ki “Türk dünyası” dendi mi bu coğrafyada geniş yayın ağına sahip efsane bir gazetenin sayfalarında başlanır yolculuğa. O gazete de Gaspıralı İsmail Bey’in çıkardığı “Tercüman”dan başkası değildir.

Geçtiğimiz yıllarda konuyu bir öğrencimle disiplinler arası çalışmış, Tercüman gazetesinin 1895-1910 tarihleri arasındaki toplam 148 sayısını taramıştık. Elde ettiğimiz kakao reklam metinlerini içerik analizine tabi tuttuk ve kakaonun faydalarına yönelik bilgileri günümüzdeki bilimsel bulgularla karşılaştırdık. Çizilen illüstrasyonları (resimlemeleri) ise “göstergebilimsel çözümleme” yöntemi ile analiz ettik. Daha sonra TÜBİTAK Bilim Fuarı’nda sunduğumuz araştırmamız baştan sona çok keyifli bir lezzet yolculuğuydu bizim için. (İtiraf edeyim, o dönemde kakaolu yiyecekleri normalden birazcık fazla tüketmiş olabilirim.) 

Yaptığımız taramada ilk kakao ilanının 1907’ye ait olduğunu gördük. “Çay ve kahve yerine kakao Vanguten içmek herkese de lazımdır.” diyor. Tek cümleyle hangi içeceklere alternatif geldiğini ve hedef kitlesini söyleyerek iddialı giriyor hayatımıza. “Herkese lazımdır” vurgusu daha sonraki reklamlarda yok ama. Hatta 1910 yılındaki ilanda hedef kitle daraltılmış, kakao sadece “Yavrularımızın aziz arzuları” şeklinde sunulmuştur tüketiciye. Aradan geçen zaman içinde kakaoyu sadece çocuklar sevmiş olabilir, zira “çay ya da kahve” tiryakileri, onları başka içeceğe asla değiştirmez. Bunu bilen kakao üreticileri ilanlarında “çay ve kahve”yi karalamayı deniyorlar: “Çay ve kahve insanı zayıf ediyor. Kakao ise pekiştiriyor ve insana takat veriyor.” şeklinde bir karşılaştırmaya başvuruyorlar. Ancak nafile! Değil karalamak, öyle zamanlar gelmiştir ki mesela kahveye yasak bile kâr etmemiştir. Biz ağzımızın tadını bilen bir milletiz. Ne çay-kahveden ne de kakaodan vazgeçmişiz. Kakaoyu öyle çok içmesek de çayın, kahvenin yanına kakaolu tatlıları yahut çikolatayı yakıştırmışız. “Her hanede bulunmak lazımdır.” diyen dönemin reklamcıları belki kısa vadede olmasa bile uzun vadede bunu kesinlikle başarmışlar, hedeflerini tutturmuşlardır.

q 20200317 220149Tercüman gazetesinin ilanlarına bakmaya devam edelim. Kakaonun işlenmesi ile ilgili dönemin gıda sektöründe öncü kişi ve kuruluşları görüyoruz. Kakao presinin mucidi Van Houten ismi dikkatimizi çekiyor mesela. Hollanda’da üretilen ve Türk dünyası pazarına da giren marka; sadece lezzetini değil, kakaonun faydalarını da vurguluyor ilanlarında. “İnsanın bedenine kuvvet verici bir şeydir.” diyor. İddiasını delillendirmeyi de ihmal etmiyor: “Hekimler tarafından tecrübe edilip her cihetten insana faideli olacağını söylemişler.” Bizzat deneyen hekimler söylemiş, lakin söz konusu hekimler kimlerdir, bilemiyoruz; isim verilmemiş. Yalnız ilanın görselinde atletik vücutlu genç bir erkek figürü öne çıkıyor. Sağ eliyle kakao kutusunu sanki kupaymış gibi havaya kaldırmış, sol elinde ise kılıç tutan bu genç erkek ile kakao, “gücün simgesi” olarak anlatılmaya çalışılmış. Kakao; insanı işte böyle güçlü, sağlıklı yapar diyorlar yani.

Peki gerçekten öyle mi? 1907 ve 1910 yıllarına ait bu ilanlarda kakaonun faydalarına dair verilen bilgiler günümüz bilimi ışığında değerlendirildiğinde gerçeği yansıtıyor mu yahut geçerliliğini koruyor mu? Tercüman’ın sayfalarında “her cihetten insana faydalı” şeklindeki söz, ilk bakışta abartı gibi dursa da günümüzde yapılan araştırmalarda onun faydaları hakkındaki liste o kadar uzun ki kısaca “her cihetten insana faideli” demek sanırım daha uygun. Yaptığımız literatür taramasında bu bilgileri destekleyici nitelikte bulgulara ulaştık. Mesela kakao önemli enerji kaynaklarındandır. Aynı zamanda mineraller bakımından da zenginmiş. Kakaonun içinde bulunan antioksidanlar kanserle mücadelede ve koroner arter hastalığında faydalıymış. Yaşlanmayı yavaşlatır, kırışıklıkları da giderirmiş. Kakao ve çikolatanın kandaki serotonin düzeyini yükselttiği ve iyi bir antidepresan olduğu son yılların önemli bilgileri arasındadır. Özellikle kadınlar üzerinde psikolojik olarak olumlu etkilere sahipmiş. Daha da çok faydası var, sayması uzun sürecek. Gaspıralı’nın da veciz şekilde ifade ettiği gibi kakao “her cihetten insana faydalı” bir besindir, deyip noktayı koyalım şimdilik. Fakat her şeyde olduğu gibi onun da çoğu zarar… Aşırı kakao tüketimi; baş ağrısı, terleme, kendinden geçme ve bağımlılığa yol açabilirmiş mesela. 

Tarih Gezgini’nin 18. Sayısında 1868 Londra’sına gidiyoruz. Sürgünde muhalefet eden bir gazetenin sayfalarında küçük bir gezinti yapacağız. Türk dünyasının gerilemesinin nedenlerini bir de ondan dinleyeceğiz. Bir aydının dönemine tuttuğu aynaya, aynada yansıttığı insan manzaralarına bakacağız.

q 20200317 220021

About the Author

Feride Turan

More articles from this author

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile