Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

q usta ayvaz cesmesinin alinligiTarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip gidersiniz, siz bu dünyadan göçüp gidersiniz ama onlar, şair Sezai Karakoç’un dediği gibi “ölümsüz bir uygarlığın ölümsüz kitâbeleri”dir. Ahirete uzanan bir ileri görüşlülükle inşa edilmiş mimari yapılardır hepsi. Musluklarından su değil, hayır akar çeşmelerin. Temel malzemesi taş değil; insanı yaşatmayı hedefleyen saf, katıksız sevgidir. 

(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

muzaffer metintasProf.Dr. Muzaffer Metintaş

Muzaffer Bey Türkiye'nin en iyi "Göğüs Hastalıkları" uzmanlarından birisi.

ODTÜ'de Jeoloji okurken son senede bırakıp Tıp Fakültesine girmiş.

Bana tanıdığın bir bilim adamı göster deseniz önce Muzaffer Bey'i gösteririm . Bir röportajında, on sene önce, 2010 yılında sorulan soruya şöyle cevap vermiş. " 1 Mart 2010 tarihi itibariyle SCI' da indekslenen uluslararası dergilerde 59 çalışmam var. Bu makalelere SCI dergilerinde toplam 398 atıf yapılmış. Yurt içi makalem 103. Yurt içi ve yurt dışı 264 bildirim var."

(Okuma süresi: 7 - 14 dakika)

abdurrahim karakoc01“Dağ ile Sohbet

Beyaz karlı, kara çamlı iri dağ
Heybet nedir, ne değildir? . De hele.
Geceleri yapayalnız kalınca
Uzlet nedir, ne değildir? . De hele.

Hiç başın ağrır mı, yoruldun mu hiç?
Birine küstün mü., darıldın mı hiç?
Sevdin mi, öptün mü, sarıldın mı hiç?
Hasret nedir, ne değildir, de hele.

(Okuma süresi: 4 - 8 dakika)

yeniden medeniyetKadim şehirler başlarını ulu dağlara, ovalara, denizlere ve nehirlere yasladıkları günden beri kalbinde mânâ yoğuracak kelimeler mayalamış. Kelimeyi; yâni İnsanı, insan-ı kâmili. Toprağın ve şehrin bilgisini özünde toplayan şehir insan-ı kâmilin de bilgisi aynı zamanda. İnsan ki özünde ezelî ve ebedî bir nefes taşımakla şereflendirilmiş bir halife yeryüzünde.

Gariptir, insan yeryüzüne geldikten sonra kâinata bakıp çok basit bir sual sormuş; “Burası neresi? Ben kimim? Niye buradayım? Dağlar, taşlar, denizler, otlar bütün bunların hakîkati ne? Ben de ot gibi mi yaşayıp öleceğim bu âlemde?”

(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

sadettin yildiz 1(Sizden sonra adalet duygusuna hâlâ önem veren, kendisinden başka şeyleri de umursayan, az buçuk romantik, mesela hâlâ şiir okuyan, türkü dinleyip ağlayan, “vatana millete hayırlı bir evlat olmak” gibi sonraki nesillerin pek anlam veremediği bir derdi olan, kendilerini hırpalarcasına çalışan son çocuklar da sizin çocuklarınız…” diye bana yazan “imalat hatası” altın gençlerim, bu mektubun muhatabı değildir.)
-Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene
Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene-
Yahya Kemal

(Okuma süresi: 1 - 2 dakika)

 Dunya Siir Gunuİnsanın belirgin vasıflarından olan duygu; bazen  iç dünyamızda kopan fırtınaların sesi, bazen de asude vakitlerde sonsuz ufuklardan yağmur yüklenen bulutların müjdesidir. Her insani duygu, var olmanın bir nişanıdır. Duyguları  tutum ve davranışlarda görmek mümkünüdür. Tutum ve davranışlarımıza, hüzünlerde gözyaşlarımızı katabiliyorsak, sevinçlere ortak olabiliyorsak ancak o zaman daha insanızdır. Duyguları söze dökerek, sözün üstün gücüyle ifade edebiliyorsak insanlığımızın farkını idrak etmiş oluruz. Duygudan söze geçiş,bin sancının sonunda kutlu bir doğumdur. Ve her doğum Tanrı’nın insanlara armağan ettiği bir müjdedir. Müjdeler; sevgi, hoşgörü,birlik, anlayış ve nezaket olarak yeryüzünü güzelleştirir. Güzellik, sözün esrarında gizlidir.

(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

koyeviYolumuz gurbete düştü,
Hazin hazin ağlar gönül,
Araya hasretlik girdi,
Hazin hazin ağlar gönül,

Radyoda bu türkü vardı.
Yolumuz gurbete değildi ama dünya gurbetindeydik nasıl olsa.
Annemle ana- oğul şöyle bir köyü, dağları dolaşıp gelelim, gözümüz gönlümüz açılsın dedik, yola çıktık.
Hani postacı haftalık izne çıkmış da "şöyle rahat rahat mahalleyi bir dolaşayım" demiş ya, bizimki de o hesap.

Annem yürüyemiyordu ama arabadan gördükleri yeterdi, temiz hava almak da güzeldi.
Sohbet zaten güzel.

(Okuma süresi: 6 - 12 dakika)

lale ciniYolculuğa çıkmıştı. Uzun bir yolculuğa... Yolda her karşılaştığı insan ona şöyle diyordu:
- Ben senin eksik kalan sözünüm.

Annesi odaya girerek perdeleri açtı. Uyanmıştı. Pencereyi açtığı için annesine kızdı.
- “Of anne yaa! Of anne yaa!” diyerek yorganı başına çekti.

Annesinin bu mızmızlanmaya pek aldırış ettiği yoktu.
- Hadi benim güzel kızım. Kahvaltıyı hazırladım. Biliyor musun dışarıda çok güzel bir hava var bugün..

Yorganın altındaki mızmız ses cevap verdi:
- Hayır anne!.. Bilmek istemiyorum. Hatta ben artık hiçbir şeyi bilmek istemiyorum!..

(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

balkanlar harita Balkanlar veya Balkan Yarımadası, Avrupa kıtasının güneydoğu kesiminde, İtalya Yarımadası’nın doğusu, Anadolu’nun batısı ve kuzeybatısında yer alan coğrafi ve kültürel bölgenin adı. Bölge için bazı yayınlarda Güneydoğu Avrupa terimi de kullanılmakta.

    Adını batıdan doğuya uzanan ve Bulgaristan’ı ikiye bölen dağ silsilesinden alır. Önce bu sıradağların adı olarak kullanılan Balkan daha sonra bu bölgenin bütünü için kullanılmaya başlanır.

    Balkan ve Balkanlar ibareleri Türkçedir. Bu kelimeler TDK Türkçe Sözlük’te “Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya’yı içine alan bölge” şeklinde geçer. Ayrıca tek başına düşünüldüğünde Balkan sözcüğünün, “sarp ve ormanlık sıradağ; sık ormanla kaplı dağ; yığın, küme; sazlık, bataklık” gibi anlamları da vardır.

(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

yabancilasmaYabancılaşmanın iki yönü

Yabancılaşma olgusunu bizler çoğu zaman tek yönlü algılarız, tek yönlü düşünürüz ve tek yönlü yargılarız. Kişinin veya toplumun birtakım değerlerden, birtakım kodlardan uzaklaşması olarak yabancılaşma aslında iki yönlüdür. Yabancılaşma dediğimizde birtakım kodlar karşısında kişinin ya da toplumun tanınmaz hale gelmişliğini kastediyor gibiyizdir. Tabii aynı şekilde kişi veya toplum da o birtakım kodları kendisine tanınmaz kılıyordur. Yabancılaşma kavramını Hegel ve Marks üzerinden sorgulayan Umberto Eco “Açık Yapıt” adlı kitabında bu kavramın gerçekte iki boyutlu olduğunu ortaya koyuyor. Yabancılaşmanın ilk boyutu başka bir şey adına kendinden vazgeçme, o başka şeye kendini bırakma, kendisini ona kaptırma ve kendisi dışında bir şeyde başkası olma durumudurO başka şey tabiatıyla dışsal bir güçtür.

(Okuma süresi: 5 - 9 dakika)
hali dokumaKöy hayatını yaşayanlarımızın çoğu “ıstar (mazman) tezgahında” dokunan nice halının ve kilimin üzerindeki desenleri bilirler. Bu desenler (motifler) sıradan işlenmiş, yahut günü birlik yakıştırılmış alı al moru mor renk cümbüşü değildir. Bunlar belki de bir tarihçinin bize anlatamayacağı, bir devletin yüzyıllarca görevlilere tutdurduğu salnamelerinde (yıllıklarında) bile bulunamayacak; mütevâzi  ve o denli de güçlü mazimizin tapu senetleridir. Maalesef çoğu kültür tarihçimizin dikkatlerinden kaçan bu zengin hazinemizde; analarımızdan, dağlar gibi nenelerimizden gelen bir miras vardır. Bu yazımızın önemli alıntılarını Neriman Görgünay Kırzıoğlu’nun, “Altaylar’dan Tunaboyu’na Türk Dünyasında Ortak Yanışlar (Motifler)” isimli muhteşem eserinden yapacağız.