Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

kadimdilincehaletiİnsanlık sadece bu çağda değil, târihin her devrinde kadim literatüre aynı suali sormuştur; İnsanın ve dilin kökeni ne?

Dilin ilâhi ve beşerî ciheti târihçilerden ziyâde, kadim teolojik disiplinin mevzusudur. En azından Doğu ve Batı düşüncesi bu konuda hemfikirdir.

Târih öncesi metinler ve mitolojiler üzerinde düşünürken evvelâ metne yahut sembollere sorulması gereken şudur; Bu metin beşerî mi, yoksa ilâhi mi?

Günümüzde insanın ve dilin kökenine dair târih öncesi tabletler yahut mitolojik hikâyelere sorulan sualler ise tamamen popüler kültüre ve insanların duymayı istediği yönde; Sümerler Türk mü? Namaz kılan heykeller, antik çağdaki uzaylılar, annunakiler vs şeklinde. Misalleri çoğaltmak mümkün.

ozcanturkmen1‘Düşüne düşüne görmeli işi / Sonradan pişman olmamalı kişi’, ‘Eşeğini sağlam kazığa bağla da…’ ifadelerini, eminim, sık duymuşsunuzdur. Tedbiri ve tedbirli olmayı anlatır bunlar ve daha niceleri…

Bu konuyla ilgili olarak zihnimizin biraz karışık olduğuna inanıyorum. (Benim gibi düşünmeyenler elbette var. Onların düşüncelerine de saygı duyuyorum). ‘Bir şeyi temin edecek veya önleyecek yol, çare’, ‘Bir şeyi önlemek veya olmasını sağlamak için yapılan hazırlık, başvurulan çare’, ‘Bir şeyi önlemek veya olmasını sağlamak için gereken hazırlıkları yapmak, gerekli çarelere başvurmak tedbir almak’ ifadelerinin hepsini kaldırıp onların yerine sadece “önlem, önlem almak” kullanmayı ol gör kabul edemedim. Engel olmak anlamında ‘önünü almak(engel olmak, önlemek)’ ve ‘Set çekmek(engel olmak, önlemek) ifadelerini daha çok kullanıyoruz. Bu yüzdendir ki ‘tedbir’ yerine ‘önlem’ diyemeyeceğim hiç.

kabe01Efendim!

Hayy dedin ve dirildim!

Hayy dedin!

Ben bir zemberekteydim…

Hayy dedin ve ben çark ettim!

Meğer bir cezbe hâlinde yıllarca dönerken kelimelerim, etrafında çark ettiğimin farkında bile değilmişim. Öylesine içimdeymişsin ki… Öylesine yanımda ve yakınımda… Belki de rüzgâr diye başımı okşayan meltemler senin elindi çocukluğumda… Belki de ürkek, küçük serçeler gibi yüreğim her attığında, kuşların duasına ortak olmam senin dÂvetindi. Ben seni sevdim Efendim… Sen Hayy dedin ve ben çark ettim!.. Sen Hayy dedin!.. Pîrimin elinde zembereğim… Sevdim… Seni sevdim… Seni sevdim… Ben seni sevdim Efendim…

"Sen Hayy dedin, ben dirildim!.."

aliakbasAli Akbaş, Türkiye’de hayli zamandır işleyeduran entellektüelleştirme mekanizmasının -tepeden tırnağa- içinden geçtiği halde, Anadolu insanının sıcak, sade, yumuşak yönlerini mizâcının aslî unsurları olarak saklamayı becerebilen ma’rifet erbâbındandır. Şiirleri, iklîmimizden hicret etmemiş bir münevverin ince zevki ve yürek sancısının üzerine kurulmuştur.
Bu yazının konusu, bu yürek sancısının sıla hasreti olarak yoğunlaşan tarafı olacak. Şairi sürekli kendine çeken bir yâr-ı dil-ârâ var; ona temayülünün, onu sürekli arayışının kaynaklarını tesbite çalışacağız.

Sıla hasreti, şiirimizin en eski ve zengin temalarındandır. Gurbetimiz bitmedikçe dâüssılamız kanamaya devam edecekti: Dün Yemen vardı, her yıl biri kapanıp beşi açılan uzak-yakın cepheler vardı; bugün Almanyalar var… Biz hep göçen bir milletiz!

sehzademustafaBir şehzadenin, hem de devrin padişahı olan babası tarafından öldürülüşü ve bu hadisenin akabinde bir çok şairin bunu şiirlerinde işlemesi edebiyat tarihimiz açısından olduğu kadar tarih bilimi açısından da önemlidir. Bu hadiseyi tarihî kılan temel amiller; öldürtenin devrin padişahı ve maktülün babası; öldürülenin de hem bir şehzade hem de öldürtenin en büyük oğlu ve dolayısıyla padişahlık için tek aday olmasıdır. Bu nedenle; “Şehzade Mustafa”nın öldürülmesi tarihin akışını değiştiren önemli bir olaydır. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki; Divan edebiyatında şehzadeler için ilk mersiye Ahmet Paşa tarafından Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Şehzade Mustafa’nın (d.1450?—1474) vefatı üzerine yazılmıştır, fakat “taht kavgaları neticesinde hayatını kaybeden şehzadeler” bahsinde ise ilk ve 15 mesriyeyle kendisine en çok şiir yazılan şahsiyet Kânûnî’nin Mahidevran Sultan’dan olan oğlu -ki burada ele aldığımız şahsiyettir- Şehzade Mustafa’dır.1 

sosyalmedyaTwitter ve Facebook şeklinde muhtelif ortamları bulunan sosyal medya bir iletişim ağı olarak bütün insanlığın gündelik hayatına derinlemesine nüfuz etmiş yeni bir olgudur. Sosyal medyayı masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarımızın ekranlarında bırakmıyoruz, cep telefonları sayesinde mütemadiyen beraberimizde taşıyoruz. Sosyal medya bizim elimiz, kolumuz gibi daima beraberimizde taşıdığımız bir organımız gibidir. Mahalle kahvehanelerinde çay molası veren çöpçülerden tutunuz da şehrin yüksek bürokratına varıncaya dek herkes fırsat buldukça behemehâl sosyal medyaya sarılıyor. Sarılmaktan fazlası olarak saldırıyor. Sosyal medyada apaçık olarak gördüğümüz şeylerden biri şudur ki, burada herkes eşitlenmektedir. Ne var ki söz konusu eşitlenme körlemesine bir eşitlenmedir.

mehmedsadkMehmed Sadık’ın ( 1891-1967) “EY KERKÜK” isimli şiiri “Kerkük’teki Vatan” yaramızın derinliğini ve sancısının büyüklüğünü bizlere anlatmaktadır.

“Muhalif asırdan döndük yanan volkana ey Kerkük

Ayak altında kalmış sâha-i Balkana ey Kerkük

Görünce gamlı gamlı göz önünde kupkuru çayın

Gözümden yaş akar, yaşlar döner al kana ey Kerkük

Yazık ağyare teslim oldu en kıymetli emlâkin,

Alınmışken onun her taşı yûzbin cana ey Kerkük.

yementurkmezarligi - Yemen’e gidip de dönebilen dedem Gazi Ahmet ÇAVUŞ’un aziz hatırasına-

Yemen, Türk hafızasında bir ölüm ülkesidir.Oraya gidenler bir daha geri dönemez. Davullu zurnalı  şölenlerle Yemen’e yollanan yiğitler; kuş uçmaz, kervan geçmez dağ başlarında, cehennem sıcağı çöllerde ölümün acı gerçeğini tadarlar.

Vatana adanmışlık, millete vefa, devlete sadakat töresi, Türk’ün mayasında var olup asırlardan süzülerek günümüzü kadar ulaşmış, dünya durdukça da devam edecektir. İşte bu yüzden yiğitler; Sarıkamış’ın dondurucu soğuğundan, Yemen’in yakıcı sıcağına kadar uzanan ölüm çağrısına koşarak varmışlardır. Bu, cesaretin de ötesinde Allah’ın Türk milletine bahşettiği kahramanlık ruhunun bir tezahürüdür.

fazebayraktarZengin folkloru ile, mimarisi ile, gelenek ve görenekleri ile hepsinin üstünde bozulmayan insan karakteri ile otantik Türk kültürünü yaşayan ve yaşatan güzel beldelerimizden biri olan “Kastamonu”da, çeşitli devir ve dönemlerde çok mümtaz ilim adamı, edip ve şairler yetişmiştir.

Biz burada yine Kastamonu’nun yetiştirdiği Cumhuriyet döneminin idealist şairlerinden aynı zamanda yazar ve kumandan olarak temayüz etmiş, bir çelebi şahsiyetten, Fazıl Bayraktardan bahsetmek istiyoruz.

Biz Fazıl Bayraktarda 1950’li yılların başlarında, başta büyük Türkçü Nihal Atsız’ın (Orkun) ve (Altınordu) dergileri olmak üzere, diğer bir çok sanat edebiyat dergilerinin sayfalarındaki hamasi şiirleriyle tanışmıştık.

C:\Users\alialpercetin\Desktop\ÖMER SEYFETTİN\oseyfettin-1.jpg“Mademki Türk’üz, o halde Türk gibi yürür, Türk gibi düşünür, Türk gibi duyarız ve Türk gibi yazarız.” 

Ömer Seyfettin

Tanzimattan sonra Anadolu aydınları, Anadolu’yu türlü yönlerden anlatıyor, aydınlık saçıyorlardı. Basımevlerinin çarkları dönmeye başlamıştı artık. Gazeteler, dergiler, kitaplar yayınlanıyor, bu tür yayınlar her yayın memleketin dört bir yanına ışıl ışıl aydınlık götürüyordu…

Şiir, tiyatro, roman, tarih, hatıra, eleştiri ürünleri, Edebiyat-ı Cedide, Servet-i Fünûn gibi edebiyat ekolleri derken; Cumhuriyetin eşiğine doğru, Türk hikâyeciliğinde daha güçlü bir çıkışla zirve yapan nesillerden ve öykücülerden biri de Ömer Seyfettin’dir. O, Çağdaş Türk öykücülüğünün ve "Milli Edebiyat Akımı"nın kurucularındandır. Türkçülük akımının da öncülerindendir. Edebiyatımızın yüz akıdır. Günümüz Türkçesinin gürül gürül kaynayan ilk kaynağıdır.

sozsoylemeDeyimler, atasözleri gibi milli değer taşıyan dil varlıklarımızdır. Kelimenin tamamen kendi anlamının dışında, başka bir kavram ya da kavram kalıbı ile kurulan kelimeler, deyim anlamlıdır. Deyimlerimiz, bir durumu, bir olguyu daha çekici anlatırlar, inanış ve gelenekleri dile getirirler. Belli hikâye ya da olaya dayanan deyimlerimiz de vardır. 

Deyimlerimiz sözü nasıl anlatılıyor, şöyle bakıverelim, açıklayalım, örnekleyiverelim hele bir. Bir yandan da zihnimizi yoklayalım. Gündelik hayatta söz ile ilgili bu deyimlerden hangisini/hangilerini kullanabiliyoruz? Hepsini kullanmak gibi bir çabamız da var mı? Evet, örneklerimiz şöyle:

HALK ŞİİRİNDE UYAK VE REDİF

Halk şiirinde uyak, uyak ya da ayak terimleriyle anılır. Divan şiirinde olduğu gibi, halk edebiyatının uyak konusunda kuralcı bir tutumu yoktur. Halk şairleri en...

ÖMER SEYFETTİN - İLK CİNAYET

Ben hep acı içinde yaşayan bir adamım! Bu sıkıntı âdeta kendimi bildiğim anda başladı. Belki daha dört yaşında yoktum. Ondan sonra yaptığım değil, hattâ...

Âşık Tarzı Türk Halk Şiiri Tablosu

ÂŞIK TARZI TÜRK HALK ŞİİRİ (Âşıklar, ozanlar tarafında saz eşliğinde söylenen şiirlerdir.) (Şair son dörtlükte mahlasını söyler)(Halk şairlerinin şiirlerini topladıkları...

KÜRSÎ-İ İSTİĞRAK (TAHLİL) - ABD

Kenâr-ı bahrde hoş bir mahaldir, nâzır-ı âlem, Tahaccür eylemiş bir mevcdir; üstünde bir âdem, Hayâlettir, oturmuş, fikr ile meşguldür her dem; Giyinmiştir beyaz...

İLHAN GEÇER

İLHAN GEÇER

02.12.2018
Sanat ve edebiyat dünyamızın en renkli şairlerinden biri İlhan Geçer, bir kitabına ismini verdiği “Bir Bulut Geçti” şiirinde: Bir bulut geçti...
İhtiyaç listenizde kitap kaçıncı sırada, hiç düşündünüz mü? Günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte gençlerde kitap okuma alışkanlığının yerini evlerde bilgisayarda/cep telefonlarında… oyun...
VEFA DUYGUSU

VEFA DUYGUSU

25.02.2018
Vefa kelimesi sözlüklerde; sözünü yerine getirme, sözünde durma, borcunu ödeme; sevgi, bağlılık ve dostlukta sebat; yetme ve yetişme; güzel ve...
Geçmişinde imparatorluk tecrübesi olan milletlerin ortak kaderidir göç. İnsan, kendi isteğiyle, kök saldığı topraklardan başka bir coğrafyaya kolay kolay gitmek...
İsmet Atlı Ağabey vefat etti, duydunuz mu? Benimki de lâf mı yani, elbette duymuşsunuzdur. Günlerce başta TRT olmak üzere bütün televizyon kanalları...
Osmangazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kartal, yayımlanan 17 kitabı ve sayısız makalesiyle...
‘Yok aslında birbirimizden farkımız’ diye başlayıp ‘ama’ diye devam eden tv/radyo reklamını bilirsiniz. O gün bugündür ‘fark, farkındalık’ hep düşündürmüştür...
Kitap, Karasi Beyliği topraklarına karşılık gelen alanda, yerleşik hayata geçirilen Yörüklerin 16. Yüzyıldan 19. Yüzyıl sonlarına kadar) nüfusu, ödemiş oldukları...
Göç Destanı

Göç Destanı

18.01.2017
Tuğla ve Selenge ırmaklarının birleştiği yerde Hulin Dağı yükselirdi olanca ihtişamıyla.Nehirler boyunca bereket fışkırırdı topraktan. Hulin Dağı, yaylaktı sıcak...
Sabir Şahtahtı, gazeteciliğinin yanında siyaset bilimi doktoru olarak Türk dünyasının önemli sorunlarına parmak basmakta, bu konularda duyarlı insanların sesi olmaktadır.
Kültür ve medeniyet millî ruhun yansımasıdır. Eğer bir millet yaşama üslûbunu bulamamış ve düşünüş tarzını çağın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yönlendirememişse...
Garipsememeli bu durumu…Bu ülkenin tedrisinde “bil!” sadece “bil!” deyip ancak hiç “kendini bil!” denmedikçe okumuş camia içinde ülkesine ihanet eden...
Nefer şehîd ordu gazi olacakVatan bugün bizden razı olacak Giriş Yıktılar kal’amızıSürdüler balamızıDaha can boğazdaykenÇektiler salamızı.(Bir Kerkük Türküsünden) Çanakkale içinde vurdular beniÖlmeden mezara...
Sevdik birbirimizi, yakışmıştım ben sana. Gölgen gibiydim daima yanında, daima seninle. Yazın o kavurucu sıcaklarında, yollarda ahh! o yollarda.
Ahmet Kutsi Tecer, Türk edebiyat tarihi içerisinde şairliğinin yanında, tiyatro yazarlığı ile de ön plana çıkmış bir yazarımızdır. Tiyatro eserlerinde...