Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  
turkTürk vatanının İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmesinden Cumhuriyet’in ilanını kadar kendisi de Milli Mücadele’nin içinde bulunan Halide Edip Adıvar, anılarını Türk’ün Ateşle İmtihanı adlı eserinde kaleme almıştır. Eser, Milli Mücadele’de verilen şanlı direnişi bir yazarın kaleminden okumak açısından önem taşımaktadır. Halide Edip, Sultanahmet mitinginde ülkemizi işgal eden devletlere şöyle haykırmıştı: “...hükümetler düşmanımız, milletler dostumuz ve kalbimizdeki haklı isyan kuvvetimizdir.”
Türk milleti asırlarca ateşle imtihan edilmiş ve her zorlu sınavından başarıyla çıkmasını bilmiştir. Günümüzde yine dört bir yanımız ateşle sarılmış, şer ve nifak odakları içten-dıştan düşmanlıklarını artırmış bir durumdadır.
“Devletin bekası, milletin bölünmezliği” en temel sorun olarak ülkenin gündeminde durmaktadır. Bu zorlu sorunu ancak birlik ve beraberlik düşüncesinin hayata geçirilmesiyle aşmak mümkündür. Birlik ve beraberlik bazılarının dilinde sadece kuru bir söz iken, onun gücüne inanan vatanseverler bu düşünceyi kuvvetlendirici tedbirlerin alınmasını her zaman ifade etmişlerdir.
Siyasi ve sosyal erki ellerinde bulunduranlar, dar zamanlarda birlik ve beraberliğe sığınırlar. İşler hep kötüye gittikçe , “her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz birlik ve beraberlik...” diye başlayıp sürdürülen yaldızlı cümleler kurulur. Şurası muhakkaktır ki, milletleşme sürecini tamamlamış topluluklar, birlik ve beraberliklerini sağladıkları için toprağı, vatan yapar ve onun üzerinde devletini kurar. Devlet gücünü, halkının ortak değerlerinin yürütülmesi ile elde eder. Huzur ve güven ortamı, birlik ve beraberliği temin ve tesis eder. Bölücü ve yıkıcı odaklarla mücadelede başarı sağlamak, asayiş ve emniyeti kurmak, ülkeyi dış tehditlere karşı savunmak milletin moral değerleri yükseltir. Yoksa en yetkili kişilerin hem ülke halkının otuz altı etnik kimlikten meydana geldiğini hem de birlik ve beraberlik içinde olalım demeleri ne derece doğru olabilir? Başta söylediğimiz gibi milletleşme, halkın kültürel anlamda kaynaşması ve bütünleşmesi ile gerçekleşir. Vatan ve devleti etnisiteler değil milletler kurar.
Birlik ve beraberliğin inanan insanlar açısından da bir önemi vardır. Birlik ve beraberliğin temeli tevhit inancıdır. Tevhit, birlemek demek olup; Hakk’ın ve hakikatin bir ve tek olduğunu idrak ve ikrar etmektir. Tevhit inancı, milletimizi birleştirip bütünleştiren temel ilkedir. Bu ilke sosyolojik anlamda toplumun bütün katmanlarını tesiri altına alır. Tevhit inancına dayalı birlik ve beraberlik ruhuna sahip olamayan, en temel asgari müştereklerde bile bir araya gelemeyen milletlerin sonu hüsrandır.
Ulu ve bilge kişiler en çok bu kavramın üzerinde durarak birlik ve beraberliği kurup devam ettirmişlerdir. Çokluk içinde birlik olarak da anlamlandırılan kutlu düşünceler, birlik ve beraberliğimizin güvencesi olmuştur.
Dayanışma ruhu ile hareket ederek, birlik ve beraberliğini sağlayan milletler, sosyal, ekonomik, eğitim gibi her alanda başarıya ulaşmışlardır. Toplumsal dayanışma olmadan, birlik ve beraberlik sağlanmadan atılan adımlar en başta, başarılıymış gibi algılansa da o çemberin içerisinde olması gerekenlerden bir kişi bile dışarda kalmışsa birlik sağlanamamış demektir. İnsanları dışlayarak, ötekileştirerek başarıyı yakalamak, birlik ve beraberliği sağlamak mümkün değildir.
Tarihte birlik ve beraberliğini devam ettiren milletler, yücelmiş ve yükselmişlerdir. Bölünüp parçalanan ve bölücülüğün pençesine düşen milletler ise tarih sahnesinden silinip gitmişlerdir. Mehmet Akif Ersoy:
“Girmeden bir millete tefrika, düşman giremez,
Toplu vurdukça gönüller, onu top sindiremez.
Sen, ben desin efrat, aradan vahdeti kaldır.
Milletler için, işte kıyamet o zamandır”.
dizeleriyle bu gerçeği açık bir şekilde ifade etmiştir.
Şer ve nifak odakları yine topluca harekete geçerek, Türk devleti ve Türk milleti üzerindeki sinsi planlarını seslendirmeye başladılar. Yeni stratejilerinin sahnelendiği bu dönemde işbirlikçi unsurlar, masum bir pozisyon alarak kirli oyunlarıyla milli birlik ve beraberliğe kast etmektedir. Bu tehlikeyi önlemenin yolunu Atatürk şu sözleriyle göstermiştir:
“Memleketin huzuru, milletin kurtuluş amacı noktasında, birlik ve dayanışması sağlanmadıkça, ne dış düşman istilalarının köklerini kurutmaya çalışmak mümkündür ve ne de bundan esaslı bir fayda ve sonuç beklenmelidir... Birlik ve emelde kararlı olan ve ısrar eden millet, kendini beğenmiş ve saldırgan her düşmanı, eninde sonunda gurur ve saldırganlığına pişman edebilir.”
Tarihte, Türk’ün ateşle imtihanını kazananların yolu, yöneticilerin kılavuzu olmalıdır. Zafere ancak bu azim ve kararlılıkla ulaşılır.
Ahmet URFALI

Yazar Hakkında

Ahmet URFALI

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Şerife Gündoğdu'nun Vuslatı

Vuslat; ulaşma, erişme, kavuşma, buluşma, beraber olma anlamlarına gelmektedir. Vuslatın zıt manası ise hicran, firkat, ayrılık demektir. Vuslat, sevgiliye...

FUZÛLÎ VE BÂKÎ DİVÂNI’NDA BELÂ

Kur’ân ve hadislerde sıklıkla geçen ve Divan şiirinde de hayli fazla geçen kavramlardan biri olan belâ kavramı, divan şairleri tarafından farklı anlam ve...

BEYAZ KÜRK- FÜSUN MENŞURE

Küçük adımlarımla sabahın çiği düşmüş çimenlerin üzerinde yürüyorum. Bir, iki, üç, dört... Dört ahenkli adımı öyle zarif bırakıyorum ki yere, âdeta toprağı...

AHMET HAMDİ TANPINAR VE YAZ GECESİ

(23.6.1901 - 24.1.1962) Doğ. ve Ölm.: İstanbul Çeşitli ortaokul ve liselerde okuduktan sonra İstanbul Edebiyat Fakültesi'ni bitiren Ahmet Hamdi Tanpınar,...

Türkler Batı Cephesinde Yunanlılarla, Güney Cephesinde Fransızlar ve Ermenilerle, Doğu Cephesinde ise yine Ermenilerle mücadele ediyorlardı. Bu ölüm kalım savaşı...
“ Bir Türk’le Türkçe’den başka bir dille konuşmak, bana adeta bir günah gibi geliyor.” Johan Vandewalle ( Belçikalı Dil Bilimci...
Vatanını kaybetmiş ve bir daha dönüp onu görememenin acısını derinden yaşamış biri olan Cengiz Dağcı, Türkçeyi kendine vatan bilmiş ve...
Adil Hafızanın Işığında, Birinci Dünya Savaşı’na Giden Yol ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Sonu Altay Cengizer Doğan Kitap, 2. Baskı, 2014, ISBN: 978-605-09-2289-9. Tanıtım: Hasip...
Özel mektup konusu bazı istisnalar dışında Eski Türk Edebiyatı alanında araştırılması ihmal edilmiş konulardandır. Öyle ki bu konuda, bildiğimiz kadarı...
Hikâye Üzerine Gençlerle Sohbet- Hangi işi yaparsak yapalım, onunla ilgili temel alan bilgilerine sahip olmamız gerekir; fakat bu yeterli değildir; o...
Ecel tutmuş elinde bir ulu câmKi ol câmın içi dolu ser-encâm Kime ayak sunar kime içürmişKimi esrük yatur toprakta mûdam...
On beş Temmuz şehitlerine ithaf… Önümde İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün 1990 yılı mezuniyet yıllığı duruyor. Yıllığa...
Ne garip değil mi? İnsan indirildiği bu yeryüzünde mütemadiyen içten dışa gözleriyle çevresini, tabiatı ve insanları gözlemlerken sâdece bununla yetinmemesi...
VATAN

VATAN

21.10.2018
Vatan mefhumu bazı araştırmacılarımıza göre Fransız ihtilalinden sonra hudutlarımızdan girmiştir. Vatan Şairimiz Namık Kemal ile Osmanlı Türkiye’si tanışmıştır. O’nda bile...
Sevinç Çokum, 25 Ağustos 1943’ te İstanbul’da doğdu. Beşiktaş Kız Lisesi’ni, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı...
Semantics ve pragmatics alanlarına bakış Anlam konusudilbilimde semantics (anlambilim) ve pragmatics (edimbilim) alt başlıkları ile ele alınır. Anlambilimin bazı tanımlarında bağlam...
Eğer cevabınız “hayır” ise yazıyı okumayı bırakın. Bu gönül yolculuğu başlamadan bitsin. Bu yazı, gönül nedir bilenler içindir. Yalnız burada...
İsmet Atlı Ağabey vefat etti, duydunuz mu? Benimki de lâf mı yani, elbette duymuşsunuzdur. Günlerce başta TRT olmak üzere bütün televizyon kanalları...
Amerikalı teolog ve psikolog Rollo May “Yaratma Cesareti” adlı eserinde şöyle bir saptamayı okurlarına hatırlatır: “Ressam resmini, suçlunun suç işlerken...