Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
8martdunyakadinlargunuHer gün gibi, her zamanki gibi geldi geçti yine kadınlar günü. Yıllardır da hep gelip geçiyor aynı şekilde zaten.
Zaten alışığız da biz buna. Alışığız alışık olmasına da hemen hepimiz, yine yeni bir şeyler söylediğimizi zannederek konuşmadan edemiyoruz işte.
Mevcuttan gayri ne değişti, ne aldı kadın; kadın ne verdi? Hangi problemi çözüldü kadının, hangi problemleri çözülmeye azmedildi kadınlarımızın?
Etkililerin yetkililerin gözetiminde, gözleri önünde ‘Kadınlar günü’ yine gelip geçti.
Yine mesajlar, beyanlar, açıklamalar, kınamalar(!), temenniler dile getirildi bu yıl da.
Her yılkinden farklı, fonksiyonel bir şey inşallah vardır da benim gözümden kaçmıştır bu yılda.
İnsanlık tarihinden bu yana kadınlarımıza şiirler yazıldı, şarkılar bestelendi, türküler okundu.
Söze konu oldu kadınlarımız. Söz sanatları, onlarla daha güzel işlendi. Edebiyat başta olmak üzere güzel sanatların; özetle hayatın konusu oldu kadınlarımız.
Kadınımızı hayatımızdan ayrı düşünmek mümkün değil. Kadınımızı erkekten ayrı düşünmek de doğru değil. İkisi bir elmanın iki yarısından başka ne ki...
Ömüre ömür katan kadınlarımız var olun!
Ak sakallı dedelerimizin, emmilerimizin, dayılarımızın, babalarımızın, ağabeylerimizin, arkadaşlarımızın can yoldaşları!
Ak saçlı anneannelerimiz babaannelerimiz, genç annelerimiz, abılalarımız, ablalarımız, bacılarımız, halalarımız, teyzelerimiz, gelinlerimiz, eltiler, amca dayıkızlarımız, gelin bacılar, gelinlik kızlar, gelin kızlar, görümler, kayınkarıları, kaynanalar, kumalar, yârler, yâranlar ; ‘hanımlar!’
Hayal, gönül ve ülkü dünyalarıyla bizi yönlendiren, bize güç veren canlar!
Siz belli günlerde anmak değil sizi her an anlamak gerek.
Hz. Muhammed (SAV)’in müjdesi ne güzel yakışıyor size: ‘Cennet, anaların ayağı altındadır.’
Neşet Ertaş (1944 - 2012)’ın tabiri ne de güzel yakışıyor sizlere: ‘Kadınlar insandır; biz insanoğlu!’
Atatürk'ün ‘Ey kahraman Türk kadını! Sen ayaklar altında ezilmeye değil omuzlar üstünde göklere yükselmeye layıksın.’ deyişi ne de güzel yakışıyor sizlere!’
Anadolu erkeği, sizleri (Anadolu kadınını) kendine has sihirli diliyle şöyle ne de güzel anlatıyor bakın hele:
Babamın gelini, bacımın görümü, bahtiyar, bayan, bedden, bizim köznük, bizim paşa, bizimki, boğaz ortağım, can aşı, can yoldaşı, cilveli, dâhiliye nazırı, dandili bestan, dendişi, dilber, ev bekçisi, ev sahibi, ev uşağı, familyam, feddan, gaynanamın gızı, geliningil, goncam, hanım, haremim, hatun, hayat arkadaşım, hemşirengil, kadın, kanayaklı, kasadar, kendi gelen, kepçe tutan, kız, köroğlu, küldöken, malı harap, meydan, nini diyen, pümpüllüm, saadetim, sultanım, şekerim, uşakların anası, yavuklum, yer meleği, zebunum, zevcem…”
Hepinizi muhabbetle selamlıyorum.
Keşke daha büyük, daha çok bir şeyler yapabilseydim…
Allah her daim yâr ve yardımcınız olsun.

Özcan TÜRKMEN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile