Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

gulumsemeİnsanımızın yüzü, maalesef, hep asık... Caddede sokakta gülen insanların sayısı gittikçe azalıyor. Gülmeyi unuttuk sanki.

Bu konuya bağlı sebepleri derinlemesine ararsak/araştırırsak moralimizin hayli bozulacağını biliyorum. Moralimizi bozmamaya çalışarak şöyle bir bakıverelim hâl-i pürmelalimize …

Sizin de belli dönemlerde kendinize sorduğunuza inandığım soruları bir de ben sorayım kendime:

Neden gülmüyoruz? / Gülemiyor muyuz yoksa? / Hâlimiz çok çok mu kötü? / Hayattan zevk mi alamıyoruz artık? / Aklımız ve duygumuz bizi mutlu etmeye güldürmeye yetmiyor mu? / Üzüm üzüme baka baka kararır hesabı gülmeyen insanları gördükçe mi biz de gülmüyoruz(gülemiyoruz)?...

Gülmemiz için sebebimiz kalmadı diyenlerin çoğunlukta olduğunu duyar/sezer gibiyim.

Onun için diyorum ki her şeye rağmen tebessüm...



Niye tebessüm?’ sorusunun cevabı da bence ‘İşte tebessüm!

İşte tam bu yüzden de ‘işte tebessüm’ cevabını açalım biraz:

Gülümsemenin insani özellik olduğunu bilmeyenimiz yok. Bazı gülüşlerin ağlayışlardan daha üstün olduğunu da biliyoruz hepimiz. Bu sebepten dolayı tebessüm.

Gülmek için mutluluğu beklesek çok zorlanıyoruz. Buna inat tebessüm.

Ahlakın başının güler yüzlülük olduğuna inanıyoruz elbette. Güzel bir gülüşün karanlığa ışık tuttuğunu inkâr edenimiz yok tabi. Bundan dolayı tebessüm.

Mutlu olduğumuz için de gülebiliriz ama güldüğümüz için mutlu oluyoruz. Gülmek ufak tefek sıkıntıları ve ruhi bunalımları tedavi ediyor diye tebessüm.

Her şeye gülmek zor. Hiçbir şeye gülmemek daha da zor. Olsun, yine de tebessüm. Gülüşümüzle terbiyemiz, güldüğümüzle de seviyemiz ortaya konuluyor. Bunu anlatıncaya, kavratıncaya kadar tebessüm.

Tebessümün satılamadığını, çalınamadığını, ödünç verilemediğini, satın alınamadığını biliyoruz. Onu arıyor ve çoğu zaman da bulamıyoruz. Bütün zıtlıklara karşılık tebessüm.

Yerinde gülmesini ve her fırsatta gülümsemesini bilmek kadar güç bir şey elbette. Her tür zorluğa rağmen tebessüm.

İnsan, güldüğü kadar insan, derler ya. İşte bu sebeple tebessüm.

Tebessüm her kapıyı açan sihirli bir anahtar ya bunun için tebessüm.

Kahkaha hayatın manevi güneşi ya işte bu yüzden tebessüm.

Bir gülüşü bin ilaca bedel görenimiz çok. Gülüş, her açıdan her zaman daha güçlü. Öyleyse her şeye rağmen tebessüm.

Mazlumların ve mağdurların mutluluğuna destek/ortak olabilmek için tebessüm işte!

Tebessüm bedava ama bazen de insana servet kazandırabiliyor. Tebessümün hem maliyeti sıfır hem de bedeline paha biçilemiyor. Tebessüm, iki insan arasındaki en kısa mesafe... Bir gülümseyiş, bütün kapıları açmaya yetiyor. Böylelikle ve hemen tebessüm.

Neşet Ertaş, ‘Özü gülmeyenin yüzü güler mi / Gönülsüz muhabbet Hakk’a erer mi?’ diyor. Özümüz gülsün, yüzümüz gülsün inşallah.

Gülücükler içinde kalın.

Muhabbetle…


Özcan TÜRKMEN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile