Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

sadettin yildiz2Kültür ve medeniyet millî ruhun yansımasıdır. Eğer bir millet yaşama üslûbunu bulamamış ve düşünüş tarzını çağın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yönlendirememişse başka milletleri taklit etmek zorunda kalır. Kültürde taklit, bozulmayı, teknik ve medeniyette taklit ise bağımlılığı getirir. Günümüzde dünya milletlerinin dörtte üçünün diğerlerine çeşitli yönlerden bağımlı oluşu bu yüzdendir.

Dünyanın her yerinde aydınlar sıkıntılıdır. Bilen adamın huzursuzluğu... İnsanoğlunun içine düştüğü büyük aşınmayı ve kendisine hazırladığı sonu bilip de bunalmamak ne mümkün! Acıyı ilk o hissediyor ve hastalığı ilk o teşhis ediyor. Bugünü az çok tahlil edip neyin eksik olduğunu gördüğü için, kaçınılmaz olarak, yarına endişeyle bakıyor. Düşünüyor; fakat “düşünmeye ihtiyacının olmadığını düşünen”lerin sayısının her geçen gün arttığını görüyor.

Kültür hayatımız alt üst olmuş durumdadır. Kültür, kültür bakanlarının / bakanlıklarının millete bir bağışı değil, millet hüviyetini kazandığı en eski zamanlardan itibaren gizli bir bilinçle inşa ettiği bir değerler manzumesidir. Kültür politikaları mevcut olanı tanıtmak, kaybolmaya yüz tutmuş olanları millete tekrar sunmak üzerine kurulur. Bakan değiştikçe, danışmanı değiştikçe değişen politikalar da Türk münevveri için endişe kaynağıdır.

“Küreselleşme” denilen tarifsiz kavram, felsefi boyutu yok edilmiş bir ideolojik / siyasal bir silaha dönüşürken millî direnç ve dinamikleri zayıflamış milletlerin başına belâ olmuştur. Eşit olmayanların aymnı kulvarda koşturulduğu, insan hakları dedikleri bir cilâ ile parlatılmış olan bu yapı, “size de çıkabilir” aldatmacasıyla, zayıf bünyeleri iflah olmaz bir duruma düşürmüştür.

Bugün, ilim ve teknolojinin gücünü kendi çıkarları uğruna insanlığı sömürmeye ve gerekiyorsa bunun için topluca yok etmeye yönelmiş olan bir “uygarlık” var. Dün de böyleydi ama, bugün şirazesi tümüyle kaymış bir Batı var. Savaş uçakları, füzeler, nükleer silahlarıyla teknoloji onun elinde. Aydın adam düşünüyor: Biz böyle bir medeniyetin neresinde yer alacağız? Ziya Gökalp, bu kadar teslim olmadığımız bir devirde “Asriyet (modernleşme) ihtiyacı bize Avrupa’dan yalnız ilmi ve ameli aletlerin  ve aliyatların (teknolojinin) iktibasını (alınmasını) emrediyor. Avrupa’da dinden ve milliyetten doğan, binaenaleyh bizde bu membalardan taharrisi (araştırılması / bulunması) lazım gelen bir takım manevi ihtiyaçlarımız vardır ki, bunların da aletler ve âliyatlar gibi garbdan istiaresi (alınması, ödünçlenmesi) iktiza etmez.” demiş ve çok da inandırıcı olmuştu. Yüz yıl sonra, -hele o kadar kültür unsurunu iktibas etmişken- biz nasıl bir formül bulacağız?

Aydınların millet-memleket meselelerinden kaynaklanan sıkıntıları -temel bir sorumluluk bilincine, fikir namusuna ve esaslı bir vicdan muhasebesine dayanıyorsa- mukaddestir; fakat şu da var: Aydın adam eğer fikir namusuna sahip değilse, dün ak dediğine bugün kara, bugün kara dediğine de yarın ak diyebilir. Bu, “bunalan aydın” değil “bunaltan aydın”dır. Siyasette -artık- iyice alıştığımız manevraların ilim tahsil etmiş “ünvanlılar” tarafından da yapılıyor olması, pek çok insanı bunaltıyor olmalıdır...

Prof.Dr.Saadettin Yıldız

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

GÜNER AKMOLLA

(Romanya, 1941-) Bükreş Üniversitesi’nden mezun oldu.Şair. 1941, Romanya doğumlu. 1965’te Bükreş Üniversitesi’nden mezun oldu. Çeşitli dergilerde şiirleri...

DİRSE HAN OĞLU BOĞAÇ HAN DESTANI

Bir gün Kam Gan oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı. Şami5otağını yer yüzüne diktirmişti Alaca gölgeliği gök yüzüne yükselmişti. Bin yerde ipek halıcığı döşenmişti....

OĞUZ HAN DESTANIN İSLÂMÎ VARYANTI

Oğuz Kağan Destanını Anlatan Kaynaklar Oğuz Kağan destanını anlatan başlıca iki kaynak bulunmaktadır.   Bunlardan birincisi yazarı bilinmeyen ve bir Uygur...

ÖMER SEYFETTİN - ANTİSEPTİK

Mini mini, güzel, şeytan Bedia’yı ailesi büyük bir adama vermek istiyordu. Halbuki o iki senedir, tıbbiye talebesinden olan kuzeni Namık’la işi pişirmişti....

Ne yaparsan yap pişman öleceksin,Belki yaptıklarından , belki yapmadıklarından...Dostoyevski Müslüm Gürses’i ‘Son pişmanlık neye yarar / Her şeyin bedeli var olmadı...
Osman Yüksel SERDENGEÇTİ1917 yılında Antalya'nın Akseki ilçesinde doğdu. Asıl adı Osman Zeki Yüksel’dır. Serdengeçti dergisinde bu imzayla çıkan yazılarından dolayı...
Türk dilinin gelişmesi ve yayılmasında büyük hizmetleri bulunan, bu uğurda ölümsüz eserler yazan ilk Türkçeci şairlerimizden Âşık Paşa’nın kimliğini oluşturan...
UYUM

UYUM

06.01.2019
Olduydu, olmadıydı; uyduydu, uymadıydı; olacaktı, olabilirdi aslında, olmalıydı; şöyle/böyle yapsaydık; böyle olduğunu/olabileceğini hiç hesap etmemiştik; aslında öyle değildi; keşke biraz...
Millî sanatımızın köklerinden o kadar koparılmış bulunuyoruz ki bayramlarda olsun, eski bayram şiirlerini anlayarak hatırlayabilenler, şimdi kim bilir ne kadar...
Türk dilinin ifâde gücünün târihin her döneminde zengin bir muhtevaya sahip olduğu malumdur. Üstelik bu güç, târih içerisinde gerek göçlerle...
Bir insanın anavatanı çocukluğudur, der psikologlar. Ne kadar doğru. Nereye gidersek gidelim, hangi mesleği seçersek seçelim, hangi konuma gelirsek gelelim,...
‘Aslında hiçbir şey, iyi veya kötü değildir. Her şey, bizim onlar hakkında neler düşündüğümüze bağlıdır.’ Öncelikle buna inanmalı; işe öyle...
1962 Eskişehir doğumlu. İlk, Orta ve Lise tahsilimi Eskişehir’de tamamladı. 1985 yılında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun...
‘Çaresizseniz çare sizsiniz’ diye sık sık duyarız. Çare konusunda hemen hepimizin diyeceği bir şeyler var. Buna ne kadar katılırsınız bilemem ama...
Rahmetli Fethi Gemuhluoğlu’nun 1977 yılında oğlu Ali’ye hitaben yazdığı mektup günümüz gençliğine de önemli tavsiyeler içeriyor. İnternette çeşitli sitelerde “Alaattin...
Kanadı kırık güvercinler gelir sana sığınmaya. Özgür yaylalarında tedavi olmaya koşar yaralı ceylanlar senin. Sen öğüdünü “gel” diyen Mevlana’dan alırsın. “Yaratılanı Yaradan’dan ötürü”...
Efsanevi kuşlardır; anka, simurg, hüma ve kaknüs.. Anka Arapların, Simurg İranlıların, Hüma Türklerin kültürlerinden yayılmıştır dünyaya. Anka ve Simurg masallarda geçen efsanevi kuşlardır. Rivayetleri...
Yedikuleli Mansur”, ilk ortaya çıktığında bir öyküydü. Kayıp Dünya’da 28 Eylül 2011’de yayınlanan “Kanlı Pençe” adlı öykünün devamıydı. Aralık 2011’de...