Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

sadettin yildiz2Kültür ve medeniyet millî ruhun yansımasıdır. Eğer bir millet yaşama üslûbunu bulamamış ve düşünüş tarzını çağın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yönlendirememişse başka milletleri taklit etmek zorunda kalır. Kültürde taklit, bozulmayı, teknik ve medeniyette taklit ise bağımlılığı getirir. Günümüzde dünya milletlerinin dörtte üçünün diğerlerine çeşitli yönlerden bağımlı oluşu bu yüzdendir.

Dünyanın her yerinde aydınlar sıkıntılıdır. Bilen adamın huzursuzluğu... İnsanoğlunun içine düştüğü büyük aşınmayı ve kendisine hazırladığı sonu bilip de bunalmamak ne mümkün! Acıyı ilk o hissediyor ve hastalığı ilk o teşhis ediyor. Bugünü az çok tahlil edip neyin eksik olduğunu gördüğü için, kaçınılmaz olarak, yarına endişeyle bakıyor. Düşünüyor; fakat “düşünmeye ihtiyacının olmadığını düşünen”lerin sayısının her geçen gün arttığını görüyor.

Kültür hayatımız alt üst olmuş durumdadır. Kültür, kültür bakanlarının / bakanlıklarının millete bir bağışı değil, millet hüviyetini kazandığı en eski zamanlardan itibaren gizli bir bilinçle inşa ettiği bir değerler manzumesidir. Kültür politikaları mevcut olanı tanıtmak, kaybolmaya yüz tutmuş olanları millete tekrar sunmak üzerine kurulur. Bakan değiştikçe, danışmanı değiştikçe değişen politikalar da Türk münevveri için endişe kaynağıdır.

“Küreselleşme” denilen tarifsiz kavram, felsefi boyutu yok edilmiş bir ideolojik / siyasal bir silaha dönüşürken millî direnç ve dinamikleri zayıflamış milletlerin başına belâ olmuştur. Eşit olmayanların aymnı kulvarda koşturulduğu, insan hakları dedikleri bir cilâ ile parlatılmış olan bu yapı, “size de çıkabilir” aldatmacasıyla, zayıf bünyeleri iflah olmaz bir duruma düşürmüştür.

Bugün, ilim ve teknolojinin gücünü kendi çıkarları uğruna insanlığı sömürmeye ve gerekiyorsa bunun için topluca yok etmeye yönelmiş olan bir “uygarlık” var. Dün de böyleydi ama, bugün şirazesi tümüyle kaymış bir Batı var. Savaş uçakları, füzeler, nükleer silahlarıyla teknoloji onun elinde. Aydın adam düşünüyor: Biz böyle bir medeniyetin neresinde yer alacağız? Ziya Gökalp, bu kadar teslim olmadığımız bir devirde “Asriyet (modernleşme) ihtiyacı bize Avrupa’dan yalnız ilmi ve ameli aletlerin  ve aliyatların (teknolojinin) iktibasını (alınmasını) emrediyor. Avrupa’da dinden ve milliyetten doğan, binaenaleyh bizde bu membalardan taharrisi (araştırılması / bulunması) lazım gelen bir takım manevi ihtiyaçlarımız vardır ki, bunların da aletler ve âliyatlar gibi garbdan istiaresi (alınması, ödünçlenmesi) iktiza etmez.” demiş ve çok da inandırıcı olmuştu. Yüz yıl sonra, -hele o kadar kültür unsurunu iktibas etmişken- biz nasıl bir formül bulacağız?

Aydınların millet-memleket meselelerinden kaynaklanan sıkıntıları -temel bir sorumluluk bilincine, fikir namusuna ve esaslı bir vicdan muhasebesine dayanıyorsa- mukaddestir; fakat şu da var: Aydın adam eğer fikir namusuna sahip değilse, dün ak dediğine bugün kara, bugün kara dediğine de yarın ak diyebilir. Bu, “bunalan aydın” değil “bunaltan aydın”dır. Siyasette -artık- iyice alıştığımız manevraların ilim tahsil etmiş “ünvanlılar” tarafından da yapılıyor olması, pek çok insanı bunaltıyor olmalıdır...

Prof.Dr.Saadettin Yıldız

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile