Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

konusmakKendinizle konuşur musunuz hiç? Kendi kendinizi dinlediğiniz olur mu hiç? Hoşlanmadığınız konuları da kendi kendinize mütalaa eder misiniz hiç? Karşınızdaki insanın hoşlanmadığı konuyu konuşmama gibi bir huyunuz/alışkanlığınız var mı? Düşündünüz mü hiç? Anlamadığınızı anlatmaya başladığınızda susmayı denediniz mi hiç?

‘Konuşma/konuşmama’ konusunda benim kendimle konuşmalarımı şöyle anlatabilirim size: Her söz her kişinin; güzel söz er kişinin işidir, diyorlar. İnsan söylemediği sözlerin efendisi söylediklerinin ise esiri olur, diyorlar. Dilini hapseden sözlerinin esiri olmaktan kurtulur, diyorlar. Konuşan inançtır, diyorlar. Çok konuşanın hatası çok olur, diyorlar. Çok konuşmak değerli sözleri de değersiz kılar, diyorlar. Her söz bir cevap istemez, diyorlar. Allah bir ağız iki de kulak yaratmış o halde siz de bir defa konuşun iki defa dinleyin, diyorlar.

Diyorlar demesine de ne konuştuğumuzu ölçüp tartamıyoruz maalesef. Konuşma önemli olduğunu bildiğimiz kadar konuşmanın konusuna önem veremiyoruz maalesef. Çok bilenlerin az; az bilenlerin çok konuşmasına hayret ediyoruz. Ediyoruz ama kendimiz hiç başaramıyoruz maalesef. Söyleyecek yerde ağız açamıyoruz, susacak yerde boş(!) konuşuyoruz maalesef. Çok konuşmaktan pişman oluyoruz olmasına da pişmanlıklardan ders alamıyoruz maalesef.

İspatına muktedir olmadığımız şeyi söyleme alışkanlığımız mükemmel değil mi?

İstediğimizi söyleyip istemediğimizi işittiğimizin farkındayız değil mi? Çok konuştuğumuzda az düşündüğümüzün farkındayız değil mi? ‘Düşüne düşüne görmeli işi / Sonradan pişman olmamalı kişi’ öz deyişini hepimiz biliyoruz değil mi? Düşünmeden konuşursak bunun cezasının sonradan düşünmek olduğunu bize söyledi birileri değil mi? Değersizleşen kavram(lar)ı zihnimizden atamadık bir türlü değil mi?

Boşboğazı, boşboğazlığı bilirsiniz elbette… Boşboğazı Cehennem'e atmışlar. ‘Odunlar yaş’ diye bağırmış. Bildiğiniz gibi… Şimdi maalesef boşboğazlık pirim yapmış gibime geliyor.

Duyacağını bil de diyeceğini öyle söyle.’ derken atasözümüz anlayıp anlatmak yerine destursuz konuşuyoruz gibime geliyor. Konuşmasını öğreninceye kadar susmak güç olmaz gibime geliyor. Karşımızdakinin düşünmeden söylediğini biz düşünerek söylersek problem yaşamayız gibime geliyor.

Anlamayana söz kâr etmedi/etmiyordu. Şikâyet ettik etmesine de çözüm aradık mı? Biz dinlerken karşımızda konuşan aklını kullan(a)mıyordu. Konuşurken aklımızı biz de kullan(a)mıyorduk. Şikâyet ettik etmesine de çözüm aradık mı? Özlü konuşamıyor, yersiz sözleri terk edemiyorduk. Şikâyet ettik etmesine de çözüm aradık mı? Konuşma, doğru konuşma, seviyeye uygun konuşma… adına ne yaptıysak aşağıdaki anonim kıssadakiler bizim de başımıza geldi değil mi?

SAĞIRIN HASTA ZİYARETİ

İyi kalpli sağır adam, bir gün komşusunun hasta olduğunu öğrenir. Kendi kendine ‘Komşum hastalanmış onun ziyaretini yapmam, hâl ve hatırını sormam lazım. Ama ben sağır bir adamım, adam hasta sesi çıkmaz. Zaten hastaya malum şeyler sorulur, malum cevaplar alınır. Ben nasılsın diyeceğim, o iyiyim teşekkürler diyecek. Ne yiyorsun desem, elbet de bir yemek ismi söyleyecek, bende afiyet olsun derim. Doktorlardan kim geliyor diye sorarsam bir doktor adı verecek, bende iyi doktor derim olur biter’ diye düşünür ve birkaç gün sonra hastayı ziyarete gider. Başucuna oturur. ‘Nasılsınız?’ diye soru sorar. Hasta inleyerek ‘Ölüyorum!’ der. Sağır adam, ‘Oh, oh çok memnun oldum.’ diye karşılık verir. Hasta ‘Bu ne demek adam, ölümüme memnun oluyorsun.’ diye kızar. Tekrar sağır adam sorar: ‘Ne yiyip içiyorsunuz? ‘Hasta kızgınlıkla ‘Zehir’ der. Sağır onun bir yemek istediğini sorarak ‘Afiyet olsun.’ diye karşılık verir. Hasta büsbütün çileden çıkmıştır. Sağır adam sormaya devam eder: ‘Tedavi için doktorlardan kim geliyor?’ Hasta: ‘Hadi be defol! Azrail geliyor.’ diye cevap verir. Sağır ‘Çok bilgin, tecrübeli bir doktor. İnşallah yakında bir çaresini bulur.’ deyince dayanamaz. ‘Kahrol!’ diye bağırır. Sağır adam ise komşuluk hakkını yerine getirdiği için çok memnun ayrılır.

Özcan TÜRKMEN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile