Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

bayramlarimizMilletçe sevinç içinde kutladığımız milli ve dini günlerimiz, bayramlarımız …

Bayramlarımız, hüznün kederin, sevincin, mutluluğun paylaşıldığı günlerimiz. Sevenlerin ve sevilenlerin bir arada olduğu en tatlı günlerimiz bayramlarımız. İnsanımızın birbirine daha çok yakınlaştığı, dargınlıklar ortadan kalktığı, kardeşlik ve dostluk duygularının daha da pekiştiği huzurlu günlerimizdir bayramlarımız. Gelmeyene gidilen, aramayanı aranılan günlerimizdir bayramlarımız. Bayramlarımız, ihmal etiğimiz büyüklerimizin, bize emek verenlerin, ekmeğini yiyip suyunu içtiklerimizin, bizde hakkı olanların, hısım akrabalarımızın, arkadaşlarımızın, konu komşularımızın daha çok hatırlandığı günlerimizdir. Kine, öfkeye, hasede, fesada sırtımızı dönerek birbirimize sarıldığımız günlerimizdir bayramlarımız. Hataları, kusurları hatta suçları affetmenin adıdır bayramlarımız. Hâsılı sevginin sevgiyle, muhabbetin muhabbetle yeni bir şevk ve heyecanla kucaklaştığı günlerdir bayramlarımız.

Sevenlerin sevilenlerin bekleyişleri; kavuşmaların hazzı doruk noktasındadır bayramlarımızda. Ayrılığın acısı katmerlense de yürekte kavuşmanın hazzı çözer geçer onu bayramlarımızda.

Bayram, maddi ve manevi bir arınmanın ardından fıtrata dönüş, öze yöneliştir. Bayram; ibadettir, selâmdır, duadır, sıla-i rahimdir, kardeşliktir. Bayram; yetimlerin başını okşama, kimsesizlerin kapısını çalma, muhtaçların yüzünü güldürme, hastalarla düşkünlerle hemhal olma zamanıdır.

Bunlar iyi, bunlar hoş da azaldı mı bunlar size göre de? Bunları artık daha az mı görüyoruz yanımızda yöremizde? Sizi tam bilemiyorum da bana öyle mi geliyor ki. Bir kısmı sadece kitaplarda, sözlerde kaldı gibime geliyor evet. Evet, uygulama alanımızda da yok gibime geliyor. Ben yanılıyor olsam keşke, keşke ben tamamen yanılmış olsam. Keşke benim gördüğüm sadece bir rüya olsa. Keşke düşümden uyanmış olsam artık ben de.

Bayram şekerleri yerine çikolatalar, çeşit çeşit tatlılar var artık. Bayram üstü alışveriş yok artık. Bayramlar sezonuna göre yaz ya da kış tatili oldu artık. Bayramlıklar, bayramcalıklar yok artık. Bayramlaşmalar sosyal medyadan daha kolay(!) artık. Bayram tebrik kartları hayal oldu artık. Bayram namazı çıkışlarındaki bayramlaşmalar bunun adı tadı tuzu yok artık. Komşularda bayramlaşma yok artık.

Yokların devamını isterseniz siz uzatabilirsiniz.

Aldatma, cimrilik, dargınlık, haksızlık, haset, ihanet, kibir, sabır, tahammül, temizlik, yalan, yardım vb. hususlarında anlayışımız kavrayışımız değişti de değişti. Bu kavramların içi boşaldı da boşaldı. Neyin doğru, neyin yanlışa daha yakın olduğu konusunu düşünmede zorlandıkça zorlanır olduk.

Nasıl davranacağımız, ne yapacağımız, ne diyeceğimiz konusunda epey bir sıkıntımız var. İyilik kötülük; itaat isyan; doğru yanlış, sevgi kızmak, nefret, kin … arasında bocalar olduk iyiden iyiye.

Bayram çocukken daha güzel miydi, çocukluğumuz mu bayramı güzelleştiriyordu hiç düşündünüz mü?

Aslında bayramlar aynı bayram… Bayram, bayram olmasına aynı bayram da biz eski biz miyiz?

Sizi bilemiyorum ama benim epey bir tereddüdüm var.

Hemen hepimiz ‘eski bayram, eski bayramın tadı, nerde o eski bayramlar’ der durur olduk. Adı da kendi de tatlıydı bayramlarımızın. Adını unutmak üzereyiz; tadı zaten yok şimdiki bayramların.

Sılayı rahim vardı; bunun ayrı birtadı vardı. Sanal âlemdeyiz; her şey sanal şimdi. Evden eve dağılan pişilerin kokusu ortalığı kaplardı. Bayramdan bir gün önce özellikle ikindi namazı sonundaki kabir ziyaretlerinde ayrı bir birlik ruhu vardı.

Bekleyişler güzeldi gurbettekini. Kavuşmaların tadına doyum olmazdı. Garip guraba, yetim öksüz bir aradaydı, bir avludaydı, bir yuvadaydı. Birdik; bir aradaydık, huzurluyduk, mutluyduk. Bize alınan en ufak bir kıyafet, bize verilen az da olsa para hepimizi mutlu ediyordu.

Alamadığımız kıyafet yok sanki şimdi. Harçlık verilen paralar epey bir çok şimdi. Niye mutlu değil çocuklar? Paralar mı değerliydi bize alınan hediyeler mi çok kıymetliydi hiç düşündünüz mü?

Ne dersem deyim ne anlatırsam anlatayım ben, yine de, köyümdeki; çocukluğumdaki, gençliğimdeki bayramları istiyorum.

Herkesin güzel bayramı kendine güzel ama yine de sormak istiyorum Prof. Dr. Muharrem Dayanç dostum gibi:

Hiç düşündünüz mü bilmem, normal bir insan ömrüne kaç bayram sığar?

Hemen aklınıza yaşadığınız yıllar gelecek, onları ikiyle, dörtle çarpacaksınız, ortaya bir sayı çıkacak, hayır hayır, kastım böyle bir bayram hesabı değil. Sorunun sınırlarını gelin birlikte çizelim: Hayaliyle günlerce uyku uyuyamadığınız giysilere, ayakkabılara, oyuncaklara kavuştuğunuz kaç bayram yaşadınız mesela? Rüyalarınızı süsleyen insanları/dostları yüz yüze gördüğünüz veya uzaktalarsa seslerini duyarak kulaklarınızdan kalbinize bir sıcaklığın indiğini hissettiğimiz kaç bayram? Dalını kırdığınız ağaçla, kanadını incittiğiniz kuşla, hevesini kursağında bıraktığınız bir çocukla ödeştiğiniz kaç bayram? Hoyratça davrandığınız, sabrını taşırdığınız, kalbini hırpaladığınız, zor gününe yetişemediğiniz, iyi gününe ortak olamadığınız, size ihtiyaç duyduğunda gözünüzü kaçırdıklarınızla helalleştiğiniz kaç bayram? Pişmanlıkların, mahcubiyetlerin, vicdan azaplarının, içinizi kemiren keşkelerin yükünden kurtulup bir tüy gibi hafiflediğiniz, arındığınız kaç bayram?

Hadi sayın veya hadi sayalım.

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile