Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

adaletGerçekten insaf, vicdan ve adalet güzel, içinde ne olursa olsun "sır" olarak taşınanları ister silâh, ister ilaç isterse eşek ölüsü olsun, bunları yabancı servislere peşkeş çekip kumpas kurarak devletini zor durumda bırakmaya, çökertmeye çalışanlara adalet lâzım olabilir...

Kol kola yürüdüğün ve daha düne kadar "açılım" bahanesi ile en şedid tenkidleri yaptığın pkk'lı siyasi yöneticiler için de adalet lâzım olabilir...

Hiç bir sınırı, komşuluğu olmayan Avrupa devletleri ve Amerika'nın Müslüman coğrafya'da döktüğü deccali kan ve vahşetten kurtulmak için canhıraş ve fevc fevc ülkene sığınan insanları şehirlerine pervasızca soktuğu ve senin göz zevkini bozduğu, sınırda bit ilacı sürmeden parklarına girmesine izin verdiği için, senin haklarını gasp ettiği için devlet suçludur ve adalet bütün hijyenik ve hanım evlâtları için lâzım olabilir!

Ama biliyor musun?

Adalet ve vicdan en çok da senin için lâzım!

Şu Suriyeliler için kopartılan feveranlara bakarken daha çok utanıyorum. Çünkü ben aylardır acı çekiyorum. Vicdan aynam paramparça. Savaştan kaçıp kardeşine, Osmanlı topraklarına sığınmış ailelerin herkes evine dönerken, kucağındaki bebeğe sımsıkı sarılan ve utanarak etrafa bakan babanın gözlerindeki o mahcubiyeti, çaresizliği yaşadığı için utanıyorum.

Halk Eğitim'in dil kursuna gelen Esma'nın, sınıfta yapılan ders arası ikramda kurabiye ve çay şekerlerini gizlice çantasına koyup annesi, nenesi ve kız kardeşine götürmesine şahit olduğumdan beri pasta kurabiye yiyemiyorum.

Köpeğini dahi bağlamayacağı kulübesini normal daire kirası kadar para alan fırsatçı komşularımızdan dolayı utanıyorum.

Kaçırılıp tecavüz edilen, istismar edilen o masum genç kızların ürkek ürkek sokaklarda gezmesinden dolayı utanıyorum.

Onlar gelene kadar biz çok temiz bir toplumduk değil mi?

Her gece parklarda çekirdekleri çıtlatıp öbek öbek bırakmayı pis Suriyelilerden öğrendik.

Akşam yemeğinde Suriye'de, Halep'te, Türkistan'da yapılan işkence, tecavüz ve katliamları izleyip feysbukunda "vah canım, tüh tüh tüh diye acıma ve üzüntü paylaşımı yapanların, o katliamlardan sağ kurtulmayı başarıp ülkesine gelen ve sokağında gezenlere bir numaralı, hırsız, ırz düşmanı, terörist ve hatta fuhuş kadını muamelesi yaparak başından atmayı vatan koruması gibi kendine görev edinmiş iki yüzlüleri, şuursuzları gördükçe midem bulanıyor.

Bunların bir kısmı şuursuz yapıyor. Medya ne yazarsa, birileri ne anlatıp, nasıl gaz verirse derhal o tarafa savrulup histerik şekilde saldırmayı vatanperverlik kibri içinde üstelik marifet sanıyor.

Başındaki şam babası da olsa, devletin başı olma hasebiyle saygı göstermek gerekirken en aşağılık hakaretleri yapmayı kendine bir marifet, terbiye ve ödev zannediyor! Şatolarda çocuk eti yiyen şeytani batı liderlerinin halkının onlara nasıl saygı gösterdiğini bile görmüyor. Hak etsin etmesin bu muamelenin ülkesini her an müdahale ve işgale haklı bir devlet değil topluluk durumuna düşürdüğünü anlamıyor!

Herşeyi kendi biliyor!

Kendi yönetse Türkiye süper devlet olacaktı!

Kendi kendini yönetemeyen, kendine bir dur diyemeyen, kontrol edemeyen kim varsa ya kendini büyük idareci yahut akıl hocası sanıyor!

Bir kez gıcık olmuş ya! Kim vurursa ona onun yanında oluyor.

Adalet herkes için lazım deyip, adaletten kaçan ne kadar ipini koparmış varsa yanına alıp yürüyor!

Mehdi hepimize lâzım, İsa peygamber de ancak bizim inandığımızla Batıl batının ki aynı mıdır?

Bu kadar gafil!

Senelerce hainlerle işbirliği yaptığını suçladığı adamlarla, fetönün bir numaralı ajanı ve hdplilerle şimdi aynı safta "adalet" için yürüyorsa bu vatanperverlik değil sadece şahsi çıkar, makam, iktidar ve güç hırsının verdiği şahsi bir kinden başka birşey değil yapılanlar.

Biz de yıllardır mağduruz ve Tayyip Bey'den hesabını soracağım, cevabını beklediğim, kozlarımı paylaşacağım, ona bağıracağım, cevap isteyeceğim tonla şey birikmiş içimde ama böyle ulu orta, devlet ve millet düşmanları ile kol kola, devlet başkanlığı makamını, millet ve devlet olma onurunu dünyanın önünde yerlere sererek değil! Bir yerde, yahut özel bir mektup ve kitapta belki bir toplantı sonrası belki yakaza aynasında ama bir kızın babasından hesap sorduğu gibi soracağım. Bir Türk gibi, Müslüman gibi, Müslüman bir Türk münevveri gibi, mes'uliyet sahibi yazar gibi, dergah terbiyesi almış Yesevi dervişi gibi soracağım. Böyle soytarı gibi bütün kaçkın ve çılgınlarla katil ve bölücülerle yanyana, kol kola sarmaş dolaş değil!

Adalet en çok bizim vicdanımıza lâzım!

Suriyelilere yardım etmediğimiz için!

Onlara bizim yoksul ve yetimimizin hakkını yediren devletten adalet sorabiliriz!

Peki sen kendi ülkendeki kaç sokak çocuğuna elini uzattın? Kaç evsize yardım ettin? Kaç kadını fuhuştan kurtardın? Kaç talebeye harçlık verdin? Kaç hastayı ziyaret ettin?

Evine misafir gelmesin diye bayramını dahi tatilde geçiriyorsun!

Adalet ve vicdan önce sana lâzım!

Bana lâzım!

Bize lâzım!

Suriyeliler bizim ülkemize sığındı, şehirlerimizi, parklarımızı işgal etti. Devletin belki hatası da eksiği de oldu...

Ama biz Suriyelilere hiç iyi davranmadık.

Yağmurdan kaçarken doluya tutuldu bir çoğu belki de geleceğine pişman olup ülkesinde çoktan ölüp gitmek istedi!

Onlar bize sığındı Osmanlı toprağı diye ancak biz yeterince Osmanlı ve Türk olamadık!

Devleti yönetenler yanlış olabilir ancak onlara muhalefet ve mücadelenin de bir hududu var canım!

Bu hududdu aşanlar ya gerçekten şuursuz ve gafiller yahut iflah olmaz İttihatçı torunları!

Başka açıklaması olamaz!

ADALET DEVLETE GEREK İSE İNSAF HER İNSAN EVLÂDINA LÂZIM!

Saliha MALHUN

Yazar Hakkında

Saliha MALHUN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

AHMET HAMDİ TANPINAR VE YAZ GECESİ

(23.6.1901 - 24.1.1962) Doğ. ve Ölm.: İstanbul Çeşitli ortaokul ve liselerde okuduktan sonra İstanbul Edebiyat Fakültesi'ni bitiren Ahmet Hamdi Tanpınar,...

ÂŞIK SEYRANİ

Develi'li (Everek'li) Seyrani'nin doğum tarihi kesin değildir. 1800 veya 1807 yılında doğduğuna dair kayıtlar vardır. Bugün Kayseri ilinin ilçesi olan, o...

ALFABE MÜELLİFİ AHMET HİLMİ GÜÇL

Küçüklüğümden beri en büyük idealim olan "Gazetecilik" mesleğine atılmam "Alfabe Müellifi" Ahmet Hilmi Güçlü Hocanın tavassutu ile mümkün olmuştu. Hocanın o...

BEN BİR GÜRGEN DALIYIM - HASAN ALİ TO

Hasan Ali Toptaş’ın 2003 yılında yazdığı “Ben bir Gürgen Dalıyım” romanı kitabın tanıtım kısmında da yazdığı gibi yemyeşil umutların, horgörülen ufukların,...

Sûfiler; “Gel ey kardeş Hakkı bulayım dersen/ Bir kâmil mürşide varmayınca olmaz./ Resulün cemalin göreyim dersen/ Bir kâmil mürşide varmayınca...
Tasavvufi bir terim olan ‘’zübde-i âlem’’ kâinatın özü anlamında kullanılmakta ve doğrudan doğruya, insan kasdedilmektedir. İnsan kâinatın özüdür, zira insan,...
Mehmet Çınarlı(d. 1925 - ö. 19 Ağustos 1999), Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Türk yazar, şair, denemeci, eleştirmen. Hisarcılar akımının kurucusu.1925...
1499 Yılından beri Muradiye türbelerinin en büyük ve en görkemlisinde kardeşi Şehzade Mustafa ile birlikte yan yana yatan Cem Sultan,...
PEYAMİ SAFA-2

PEYAMİ SAFA-2

28.07.2017
Bir Dante'nin La Divinc Comedie'sini hakkiie anlamak ve tatmak istiyen bir kari. Dante'nin içinde yaşadığı muhit ve İtalya’nın o zamanki...
Gültekin Samanoğlu, imzasıyla, ilk defa Akın Karauğuz’un Zonguldak’ta çıkardığı “Doğu" dergisinin Ağustos/1949 tarihli sayısında karşılaştığımı hatırlıyorum.O yıllarda, Anadolu’nun birçok yerinde...
Türkiye OECD üyesidir. OECD, kuruluşundan bu yana üye ülkelerin kişi başına gayri safi hâsılalarını bir grafiğe dökmüş. 1970'den, bu kitabı...
Aynadaki Münzevî’ye- Gelmiştin Durgun bir düş gölünden çıkıp gelmiştin… Herkes buraya geldiğine göre, gönül fethedilen bir şeyler olmalıydı burada. Herkes buraya geldiğine göre,...
Mustafa Kemâl’in sabah ilk işi kendi maaşından yahut gerekirse borç alarak Arabacı İsmail Efendiye bir at alıp hediye etmekti[1]. Sabah...
“… Ne babaannem, ne de ondan sonraki kuşaktan amcalarım, yengelerim, babam, annem, bir gün bile oruç tutmazlardı ama Ramazanlarda iftar...
İLHAN GEÇER

İLHAN GEÇER

02.12.2018
Sanat ve edebiyat dünyamızın en renkli şairlerinden biri İlhan Geçer, bir kitabına ismini verdiği “Bir Bulut Geçti” şiirinde: Bir bulut geçti...
Birinci baskısı Emirdağlılar Vakfı’nca (2013), İkinci baskısı Emirdağ Belediyesi’nce (2017) yapılan ağabeyim sayın Şükrü TÜRKMEN ile yazdığımız Örnekleriyle EMİRDAĞ AĞZI...
Üniversite okumaktan ümidini kesmiş ve askere gitmeyi göze almış bir genç, cep harçlığı biriktirmek için, inşaatın en tepesinde pek de...
Belâ Râhında BenNe yerden kârbân-ı gam geçer olsa konar bendeBelâ râhında şimdi bir mu'ayyen menzil oldum ben(Nereden gam, üzüntü kervanı...