Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

ozcanturkmenDeyimler, atasözlerimiz gibi milli değer taşıyan dil varlıklarımızdır. İnanış ve gelenekleri dile getirirler. Deyimlerimiz abartma, alay, eğlenme, tasvir, kıyaslama … anlatır. Deyimler bir hükmün ifadesi veya özel bir fikrin tercümesidir. Deyimler anlatıma somutluk, zenginlik ve güzellik katmak üzere kurulur. Deyimleri oluşturan kelimeler, kendi anlamlarından farklı kavramları karşılar.

Bu yazımızda iş ile ilgili deyimleri, kalıp sözleri inceleyeceğiz. İş dilimizde aşağıdaki şekliyle on okuz biçimde kullanılır: 1. Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma. / 2. Bir değer yaratan emek. / 3. Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev. / 4. Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü. / 5. Kamu yararına yapılan işler. / 6. Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma. / 7. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek. / 8. Ticari anlaşma, alışveriş.

/ 9. Herhangi bir maksatla kurulan düzen. / 10. Bazı deyimlerde ‘yarar, çıkar’ anlamında kullanılan bir söz. / 11. Yapılan şey, davranış. / 12. Nakış, örgü, makrome gibi elde yapılan şey. / 13. Emek, işçilik, ustalık. / 14. İşlem. / 15. Bir kimseye özgü olan görüş, anlayış. / 16. Yetenek. / 17. Sorun, konu, mesele, maslahat. / 18. Gizli neden veya maksat. / 19. Bir kuvvetin uygulanma noktasını hareket ettirirken harcadığı güç. (TDK Genel Türkçe Sözlük)

Yukarıdaki kullanımlar çerçevesinde belli iş alanında iş akdi ile çalışan iş adamı/iş kadını, işinin adamı, işveren, işçi vb şekilde iş hayatımız devam ediyor olabilir. İşimiz ağır iş, ayak işi, orak işi, orta işi, kalem işi, usta işi … olabilir. Özlük işlerinde, hesap işlerinde, yazı işlerinde, zat işlerinde … çalışıyor olabiliriz. Çalıştığımız yerdeki iş günü, iş hacmi, iş güçlüğü, iş kazası, iş kolu, iş merkezi, iş seyahati, iş sözleşmesi, iş yeri, iş saati … bizi direkt ya da doğrudan ilgilendirebilir. Yaptığımız iş; el işi, ev işi, gece işi, götürü iş, hamur işi, ince iş, iyi iş, kârlı iş, körler işi, kötü iş, çürük iş, bulaşık iş, çocuk işi … de olabilir. Çalıştığımız yerde iş gücü, iş birliği, iş bölümü … konuları önemini yitirmiş de olabilir. İşe uygun adam(lar) yerine adama uygun işler seçilmiş olabilir. İşimiz duman da olabilir. İş olsun diye orada bulunuyor da olabiliriz. İşin doğrusunu kavrayamayabiliriz. İşin garibi, işin içinde iş de olabilir. İşin tuhafı, hemen kapı dışarı oluvermek işten (bile) değildir.

Bir işimiz olabilir, işe girebiliriz, bir iş tutmuş olabiliriz, iş edinmiş olabiliriz, işimizi iyi biliş de olabiliriz, işin kurdu da olabiliriz, işimiz tıkırında olabilir, işler açılmış olabilir, işten güçten vakit bulamayabiliriz, işi bilebiliriz, iş bitirici de olabiliriz, işi sağlama almaş da olabiliriz, işi pişirmiş-işi kotarmış olabiliriz, işimiz iş olabilir özetle. Ne olursa olsun unutmayalım “İyi yapılan işin ödülü, onu iyi yapmış olmaktır.” Ve de “Kötü bir işin en gizli şahidi, vicdanımızdır.”

Başımıza iş açılabilir, başımıza iş çıkarabiliriz, başından büyük işlere girişmiş olabiliriz, iş çığırından çıkmış olabilir, iş sarpa sarabilir. Bir işe karışmış olabiliriz. İşimiz aksi gidebilir. İşin içinden çıkamayabiliriz. İşin ucu birine dokunmuştur, işin üstesinden gelmek zordur, işini yoluna koyamayanlar bize iş öğretmeye kalkabilir, işler arapsaçına dönenilir, işleri beceremeyebiliriz, bize işten el çektirebilirler, işten güçten kalmış olabiliriz, elimiz işe yatkın olmayabilir, elimizden bir iş (şey) gelmeyebilir, elimizden iş çıkmayabilir, elinden iyi iş gelmeyebilir, ezbere iş görebiliriz. İşi yokuşa sürenler de olabilir çevremizde, işin rengi her an değişebilir, işin içinden çıkamayabiliriz, işi biz bozabiliriz ya da işimiz bozulabilir… Zor işten vazgeçmeyelim. Zor işten vazgeçmeden önce son bir çare olarak o işin çok kızdığınız biri tarafından başarıldığını düşünelim. İnanın, başarmak kolay ...

Bir işi başından kesebiliriz. İşi savsaklayabiliriz, işi şakaya dökebiliriz, işi tatlıya bağlamak, işi temizlemek için epey de uğraşabiliriz, işi uzata da biliriz. Ne yaparsak yapalım ağızdan alınacak ilacı damardan vermeyelim.

Biz bir işe koşabilirler, bize iş düşebilir her zaman. iş görebiliriz, iş gösterebiliriz, iş verebiliriz, işbaşına gelebiliriz. Her işe kendimiz koşmayalım; çabuk yoruluruz. Yorulan eksik yapar, unutmayalım.

Birinin, birilerinin bize işi düşebilir. Başkalarına nasıl davranırsak bize de öyle davranılır, aklımızdan çıkarmayalım.

İş çevirenlerle karşılaşabiliriz, iş karıştıranlar çevremiz sarabilir, belli bir işe yaramayabiliriz, işi anlamayabiliriz, işi azıttığımız da olabilir, işi ileri götürebiliriz, işimizden edebilirler, işimiz bitebilir herhangi bir şekilde, işi ciddiye almamış da olabiliriz, iş işimize gelmeyebilir, elimizin hamuruyla erkek işine karışmış da olabiliriz. İş, Allah’a kalabilir, işi gücü bırakmanın âlemi yok, işi oluruna bırakmak en doğrusudur çoğu kere. Ne yaparsak yapalım iş olacağına varmıyor mu zaten! Her şeye rağmen yaptığımız hatayı gizlemeyelim. Bir hatayı örtmek için yeni hatalar yapmaktan uzak duralım.

Güzel ve emin bir yere yerleştirilmişiz; nimetlerle de donatılmışız. Ayrılığı/aykırılığa düşmemizin en anlamı var? Bu dünyada hepimiz; bir şeyi tamamlamakla görevlendirilmiş değil miyiz zaten.

Hani, “İş, eşektir; süreceksin.” demişler ya! İşte öyle bir şey...

Biz işimize bakalım.

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile