Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

sikayetKolaylaştırıcı, önleyici, geliştirici olmak yerine çoğu kere hepimiz şikâyetçi oluruz. Durumdan memnun olmayıp yakınır veya başımıza gelen bir dertten dolayı sızlanır şikâyet ederiz. Bir kimsenin yaptığı haksız veya kötü işleri, doğru olmayan veya bize doğru gelmeyen şeyleri yazılı veya sözlü olarak bildirip çaresine bakılmasını isteyerek şikâyette bulunuruz.

Mazinin hasretlisi, geleceğin ümitlisi, içinde yaşadığımız günlerin de şikâyetçisi oluruz hep. Dikenler arasında güller yaratıldığına şükretmeyip güller arasında dikenler bulunduğundan şikâyet ederiz durmadan. Evinizin eşiğini temizlememişken komşunuzun damındaki kar bizi rahatsız eder.

Kendi bencilliğimize aldırmadan başkalarının bencilliğinden şikâyetçi oluruz. Elimizden geleni yapıp yapmadığımıza aldırmadan umduğumuzu bulamadığımızdan şikâyetçi oluruz.

Hemen herkesle iletişimimizde yanlış anlaşılmaktan şikâyet ederiz.

Elimizde olmadığını bile bile şansımızdan şikâyet ederiz.

Gücümüzün azlığını görmezden gelip karşılaştığımız zorlukların büyüklüğünden şikâyet ediyoruz.

Çağımızın ahlâksızlığından da şikâyet ediyoruz.

Hedef belirlemeyi bir yana bırakıp zaman yönteminden şikâyet ediyoruz.

Bütün bunlardan şikâyetçiyiz şikâyetçi olmasına da aşağıdaki hususları biraz göz ardı ediyoruz gibime geliyor:

Umut etmek veya şikâyete başvurmak gerçekleri değiştirmez, sadece stresinizi artırır. Haksızlığa tepki göstermeyenin, şikâyet etmeye hakkı yoktur. Unutmayalım: İtiraz var; isyan yok.

Hemen her şeyden şikâyetçi olurken kimsenin kendi aklından şikâyetçi olmaması sizce manidar değil mi?

Şikâyetler geçmişe odaklanır, umutsuzluk yaratır. Mutlu olmanın yollarını arayalım. Hayatınızdan ve kaderinizden şikâyet etmeyelim. Değiştirebileceklerimiz, o kadar az ki…

Şikâyet yerine çözüme odaklanalım.. Çözebileceklerimizden şikâyetçi olmamalıyız. Çözümün bir parçası olabilecekken sorunun parçası olmanın anlamı ve gereği yok.

Çözüm merciinde isek şikâyete hakkımız yok ki. Yerinde ve zamanında bırakabilmeyi de öğrenelim.

Her zorun bir kolayı var elbet. Rica edelim, şikâyet değil; çözüldüğüne şahit olacağız mutlaka.

Böcek olmayı kabullenmişsek, ezilince şikâyete hakkımız yok. Cenap Şahabettin’in söyleyişiyle ‘Eşeği mektep müdürü yapmışsak, dershanelerin ahıra döndüğünden şikâyet etmemeliyiz.’

Sık duymuşsunuzdur eminim: “Boşboğazı Cehennem'e atmışlar. ‘Odunlar yaş’ diye bağırmış.” Şikâyetin bir yolu da bu.

Kemanî Serkis Efendi’nin bestelediği Nihavend makamındaki ‘Kimseye etmem şikâyet ağlarım ben halime /Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime’ diyen anonim şarkıyı hemen hepimiz biliriz.

Şikâyet etmemek, doğru yol belki de. ‘Tavuk yumurtlamış tantanasından durulmamış; inek doğurmuş gıkını çıkarmamış’ ifadesindeki inek gibi de olmamak lazım elbet.

En güzel şikâyet de Cahit Sıtkı Tarancı’nın memleket isterim şiirindeki gibi diye inanıyorum:

“Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun

Olursa bir şikâyet ölümden olsun.”

Sizce de öyle değil mi?!

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

TÜRK ROMANINDA MODERNIST ETKININ BOYUTL

Modernist Romanın Altyapısı Bir edebi tür olarak roman, Türk edebiyatına Tanzimat dönemiyle birlikte girmiştir. Her açıdan batılı değerlerin örnek alınmaya...

KÖROĞLU HİKAYESİ KOLLARI VE YENİ VA

Türk Edebiyatında önemli bir bölümü işgal eden sözlü ürünler içerisinde masallar, destanlar, efsaneler ve halk hikâyeleri kültürümüzün temelini...

BEYAZ KÜRK- FÜSUN MENŞURE

Küçük adımlarımla sabahın çiği düşmüş çimenlerin üzerinde yürüyorum. Bir, iki, üç, dört... Dört ahenkli adımı öyle zarif bırakıyorum ki yere, âdeta toprağı...

AHMET KABAKLI'DAN GÖYGÖL İNCELEMESİ

— Şair Ahmet Cevat'ın aziz Bir seher vaktinde vardık Göygöl'e Burda kızlar gül takıyor kâküle Alev alev bir gül attım su yandı Sunam derin uykusundan uyandı...

Hiç düşündünüz mü bilmem, normal bir insan ömrüne kaç bayram sığar? Hemen aklınıza yaşadığınız yıllar gelecek, onları ikiyle, dörtle çarpacaksınız, ortaya...
ACELEMİZ VAR

ACELEMİZ VAR

04.03.2018
Hayat dediğimiz şey, güzel şeyleri beklerken arada geçen zamandır, değil mi? Hayatımız, yaptığımız seçimlerle yaşamak zorunda olduğunuz mecburi istikamettir, değil mi? Hayatı...
“Sanatı olmayan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Mustafa Kemal Atatürk Çağdaş estetikçilerden Suzanne Langer “sanatçının dile getirdikleri kendi duyguları olmayıp,...
ÖĞRETMEN

ÖĞRETMEN

15.09.2018
Şehit öğretmenlerimizin aziz hatırasına- Ulular, bir harf öğretene kırk yıl kölelik yapmak isterlerdi. Filozoflar; yeryüzünde barışı sağlayacak sihirli değnek analarla öğretmenlerin...
‘Diyanet İşleri Başkanlığımız, birlikte yaşamanın olmazsa olmaz ilkelerine dikkat çekmek ve bu konuda toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla bu sene Kutlu...
Kitap Enver Paşanın anılarını üzerine ekleme yapmadan olduğu gibi aktarıyor. Tarihimizde önemli bir yeri olan Enver Paşanın anılarını kendi ağzından...
Faruk Nafız Çamlıbel’in Yolcu ile Arabacı şirinin bestelenmişini, ‘Bekleyenim olsun da razıyım kavuşmasam’ şarkısını, ‘Düştüğüm yollar gibi sonsuzdur benim tasam/Bekleyenim...
Kültürümüzün çok uzun bir geçmişi ve muazzam bir derinliği bulunmaktadır. Dolayısıyla kültürümüz çok büyük bir zenginliğe ve köklü bir yapıya...
Anı, deneme, şiir, öykü ve romanlarında babalarına yer/rol veren edebiyatçılar elbette çoktur, fakat bu insanların edebî metinlerinden hareketle gençlik ve...
Avrupa kaynaklı bir edebiyat dalı olan roman sanatının başlangıcının 1605 tarihli Don Kişot anlatısı olarak kabul edildiği malumdur. Roman türünün...
Edebiyatımızın ve cemiyetimizin renkli ve hareketli simalarından biri olan Behçet Kemal Çağlar, 14 Ekim 1969 günü İstanbul’da vefat etti. Ben, Behçet...
Söz sultanlarının yanında söz söylemek baş yarardı. İki dinleyip bir konuşmayınca ne dediğimizin farkına varamazdık. Ağzının içine baktığımız insanlar vardı. Ağzının...
Parmağını uzattı, tam değecekti ki hemen vaz geçti. Derin bir hayranlıkla seyre daldı. “Bu nasıl bir güzellik böyle,” diye düşündü elinde...
Sayın Prof.Dr. Hasan Onat ile “Din”in Anlam ve Önemi, İslam’ı Doğru Anlıyor muyuz, İnsanlar niçin Cemaatlere İhtiyaç Duyar, Türkiye’de İslam...
Bir ben vardır bende benden içerû” demiş ya büyük Yunus’umuz? Bugüne dek sanırdım ki, o ‘ben’in içindeki ‘ben’ bir adım içre...