Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

cumhuriyetgunesiSıtma, verem, frengi, trahom ve benzeri bulaşıcı hastalıklarla uğraşan bir halk. Yakılmış kentler, harap edilmiş köyler, uzun savaşların verdiği yılgınlık, bıkkınlık psikolojinde bunalmış bir toplum. Vatan toprakları elinden alınan ve her yenilgi sonunda Anadolu yaylasına sığınan mazlum bir millet. Sömürgeci devletlerin paylaşmaya, bölmeye, işgal etmeye doymadıkları hicranlı coğrafyalar. Ümitsiz bir yığın haline gelerek ne yapacağını bilemeyen kalabalıklar.

Süleyman Nazif, Bombay Hayvanat Bahçesi’nde gördüğü esir aslanı o günlerdeki halimize benzeterek şöyle tarif ediyordu:
’’Zavallı hayvan tehevvürle dönüyor ve bu seferde sol böğrü demir çubukları zorluyor, zorluyordu. Birdenbire durdu. Zannettim ki, bir kere daha ilan-ı mağlubiyet eden aczi önünde susacak...Hayır susmadı. O güzel yelesini silkerek, o güzel gözlerini yumarak, ağzını iki parmaklığın arasından havaya dikti ve ufuklardan gelen gök gürlemesine benzer bir sesle haykırdı haykırdı. Ben o aslanı böyle gördüğüm içindir ki, esaret karşısında en yüksek hislenme mertebesi olan rikkatle mütehassis olmuştum. Kafeste ümitsiz ve mütevekkil uzanmış, bizi lakayt nazarlarla süzmüş olsaydı, o aslan sokakta birçok emsalini görüp geçtiğimiz uyuz köpeklerden ziyade hatırımda tutmayacaktım.’’



Öte yandan Faruk nafiz Çamlıbel, ‘’At’’ başlıklı şirinde tıpkı esir aslanda yazısında olduğu gibi ‘’At’’ metaforuyla şahlanan Türk milletini tasvir ediyordu:
Bin gemle bağlanan yağız at şaha kalkıyor
Gittikçe yükselen başı Allah'a kalkıyor
Son macerayı dinlememiş varsa anlatın;
Ram etmek isteyenler o mağrur, asil atın
Beyhudedir, her uzvuna bir halka bulsa da;
Boştur, köpüklü ağzına gemler vurulsa da...
Coştukça böyle sel gibi bağrında hisleri
Bir gün başında kalmayacaktır seyisleri!
Son şanlı mâcerâsını tarihe anlatın:
Zincir içinde bağlı duran kahraman atın
Gittikçe yükselen başı Allah'a kalkıyor
Asrın baş eğdi sandığı at şâha kalkıyor!

Yine Yahya Kemal Beyatlı, Büyük Taarruz’un başında Allah’a şöyle dua ediyordu:
Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi.
Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,
Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm'ın.

Bin türlü eza ve cefaya rağmen yaşama mücadelesi veren, ‘’hasta adam’’ olarak tanımlanarak başına akbabaların üşüştüğü yaralı bir aslan. Hürriyet ve bağımsızlığı ortadan kaldırılarak köleleştirilmeye çalışılan halkın yer yer kıpırdanış ışıkları yakması.

Büyük Zafer’le taçlanan milli mücadele, bir Türk milletinin inanç, dua, azim ve dileğinin eseriydi. İstiklal Marşındaki dizeler bunun bir ifadesiydi;
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakka tapan milletin istiklal.

Sonra Anadolu yaylasından yükselen Köroğlu avazlı yiğit bir ses: “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” Ve bu sesin etrafında toplanan bir avuç inançlı insan, vatanı, milleti mücadele yoluyla hürriyet ve bağımsızlığına kavuşturmak için yola çıktı. Türlü zorluklar içinde büyük zaferle taçlanan bu mücadele Cumhuriyet kurularak sonuçlarındı. Cumhuriyet; şehitlerimiz kanı, gazilerimizin yaralarından doğdu. Cumhuriyetimizi kuranlar, bu yönetim şeklinin Türk milletinin karakterine ve töresine en uygun idare şekli olduğunu ifade ettiler. Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesi oldu.

Atatürk’ün şu sözlerini okudukça daralan, sıkışan içimiz rahatlıyor ve bütün olumsuzluklara rağmen geleceğe daha ümitle bakabiliyoruz: ‘’Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir.’’
"Yarın cumhuriyeti ilân edeceğiz." Her dem yeniden doğarak, yeniden yaşayarak, yeniden yaşatarak... Ve TBMM’nin 29 Ekim 1923 günkü oturumunda hep bir ağızdan haykırılan "Yaşasın cumhuriyet!" nidalarıyla gök kubbeyi inleterek...

Haydar URFALI

Yazar Hakkında

Ahmet URFALI

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Namık Kemal'in Şiirleri Hakkında

Cemiyete yön veren ve tesir eden şahsiyetler, mısralarıyla hafızalarda yaşarlar ve ölümsüzleşirler. Onları canlı kılan şey, faaliyet ve fikirlerini manzum ve veciz bir şekilde...

KALENDERİ BİR ŞAİRİN DİVANI‟NDAN

Kalender kelimesi sözlükte “dünyadan elini çekip başıboş dolaşan (derviş); dünyadan elini eteğini çekip her şeyi hoş gören (kimse).” (Devellioğlu 2013: 581). Bir başka...

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL - HAN DUVARLARI T

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı, Bir dakika araba yerinde durakladı. Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar, Gözlerimin önünden geçti...

SEZAİ KARAKOÇ

22 Ocak 1933 yılında Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde doğmuştur. Şair, yazar, düşünür, siyasetçi. Çocukluğu Ergani, Maden ve Dicle ilçelerinde geçen ve 1938...

Yüzbaşı Nakiyüddin Bey öğrencilerinin Fransızcasının ilerlemesi için elinden geleni yapıyordu. Onlara edebiyat eserlerini sevdirerek bu işi çözebileceğini biliyordu. Fransız yazarları...
İsyan Ahlakı, Nurettin Topçu'nun Sorbonne Üniversitesindeki felsefe tezidir. 1934 yılında Nurettin Ahmet imzasıyla Paris’te Fransızca olarak yayınlanmıştır. O, bu eserle...
1- Âteş i âhımla yandı bâğlar gülzârlar Gömgök oldu dûd-ı feryadımla sünbülzâr2 2.Hey ne kâfirsin ki mekrinle nâ-bûd oldu hep Tevbeler teşbihler...
Develi'li (Everek'li) Seyrani'nin doğum tarihi kesin değildir. 1800 veya 1807 yılında doğduğuna dair kayıtlar vardır. Bugün Kayseri ilinin ilçesi olan,...
Her sanat eseri bir rüyadır. Britanyalı edebiyat eleştirmeni ve düşünür Terry Eagleton ‘bilinçdışına giden başlıca anayol rüyalardır’ diyor. Sigmund Freud’a göreyse,...
HAYÂL ÜLKE

HAYÂL ÜLKE

06.10.2018
Hayâl; zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, imge, hülya demektir. Hayâlin ütopya ile yakın ilgisi vardır. Ütopya; gerçekleşmesi mümkün...
Usûlî XVI. yüzyıl divan şairlerin en tanınmışlarından biridir. Her divan şairinin olduğu gibi Usûlî’nin de kendine has bir dili bulunmaktadır.
Türkiye’nin m i l l î l i s a n ı «İstanbul Türkçesi» dir; buna şüphe yok! Fakat İstanbul’da...
Dr. Halil Atılgan’ın “ Hey On Beşli” isimli eseri....
Benim mahzun bakışlı Kerkük’üm, Kanadı kırık güvercinim, Yaralı ceylanım… Sen zor günlerimde hep yanımda oldun; Balkan’da, Yemen’de, Hicaz’da, Kanal’da, Çanakkale’de… Hep yanımdaydın, yanı başımdaydın,...
Fatih Sultan Mehmed, 53 gün süren geceli gündüzlü kuşatmadan sonra, 29 Mayıs 1453 Salı günün sabahı, Topkapı- Edirnekapı arasındaki surlardan...
‘Diyanet İşleri Başkanlığımız, birlikte yaşamanın olmazsa olmaz ilkelerine dikkat çekmek ve bu konuda toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla bu sene Kutlu...
2016 yılında yayın hayatına başlamış olan Kısık Sesler dergisi bir bölük idealist milliyetçi genç tarafından hazırlanmaktadır. Derginin parolası “Yusuflar Kuyudan...
SERBEST VEZİN

SERBEST VEZİN

24.03.2019
Bilindiği üzere gerçek şiir; mısralardaki kelimelerin anlamlarından sıyrılarak âdetâ sese, mûsikîye dönüşmesiyle vücut bulur. Gayet tabii, bu da “vezin”le olur.
Selim İleri adı bende her zaman bir isimden daha fazlası olmuştur. Çağının tanığı özgün bir kalem, kendisiyle barışık ve yeri...