Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

sosyalmedyayalnizlikBir kimse, bir hâl veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki tesirine genel anlamda ‘etki’ diyoruz.

Kişi, durum ve nesne bizi kuvvetli bir biçimde etkiler, bize etki eder, etkisini belli eder. Bu etki doğrudan olabileceği gibi dolaylı da olur. Etkinin şekli/derecesi/önemi… ilgi alanımız, ahlak anlayışımız, değer hükümlerimize göredir.

Günlük hayatta etkisi altında kaldıklarımız, çoğu kere sosyal hayatımızın belirleyicisi olur. Geçenlerde gördüğüm bir karikatür, beni, epey etkiledi. Cami avlusunda musalla taşındaki cenazenin katılımcısı oldukça az. Tabut başında iki kişi konuşuyor. Biri diğerine ‘sosyal medyada binlerce arkadaşı vardı’ derken diğerinde cevap sadece ‘soru işareti ve ünlem.’

‘Sosyal medya’ kavramı aldı götürdü beni. Elektronik kelepçelerimizle yaşıyoruz.

Evde, iş yerinde cereyan kesilince hayat duruyor sanki. İletişim becerilerimiz iflas ediyor. Kendimize de söz geçiremiyoruz. Kendimize yetemiyoruz. Gündelik hayatın akışı tamamen bozuluyor. Kendimizi dinleyebilmek, kendimizle konuşabilmek için doğan fırsat ve imkân yetersiz kalıyor; hatta işe yaramıyor hiç.

Bir alete bağlı olmadan yaşayamıyoruz sanki. Emziği ağzından alınmış çocuklar gibi masumlaşıveriyoruz. Telefon, bilgisayar vb. akıllı aletler olan aklımızı alıyor sanki. Sohbet, muhabbet bizim için değil sanki. Okumak, bize hiç yakışmıyor sanki

Öncelikli ihtiyaçları karşılamada zorlanıyoruz. Elektronik kelepçe; düşünceyi, tefekkürü, hayal gücünü alt üst ediyor; zihin gücünü yetersizleştiriyor; beden gücünü sekteye uğratıyor; sosyal çevreyi, her geçen gün azaltıyor, gittikçe yalnızlaştırıyor.

İnsani değerlerimizi gitgide yitiriyoruz.

Ne kadar sosyalleşebildiğimizi bir türlü anlayamadığımız sosyal medya ile hepimizin başı dertte. Herkes bunun sorumlusunu arıyor. Bütün bunlar olurken problemin biz mi zaman mı mekân mı olduğunun farkına varamıyoruz. Suçlama oyunu başlıyor hemen. İğneyi kendimize bir türlü batıramıyoruz.

Hayatımızda yaşadığımız bu boşlukları kapatabilecek miyiz ki?

Her şeyin çok hızla tüketildiği günleri yaşıyoruz. Teknolojik gelişmelerin ardından yetişebilmek herkesin harcı gibi görünmüyor bana.

Ne kadar ‘insan’ oluyoruz klavyelerde, klavyelerde ne kadar kendimiz gibiyiz? Kendimizle yüzleşebiliyor muyuz orada?! Korkularımızdan sıyrılabiliyor muyuz tuşlar arasında?!

Olmayı istediği kişilikleriyle boy gösteren ‘arkadaşlarımız’ da bizim gibi elbette.

Sosyal medyada en aktif olanlar, sürekli mutluluk tabloları çizen, farklı görünme/gösterme çabalarıyla tatmin olduğunu zanneden/tatmin olmaya çalışan(!) kişiler biz(ler)değil miyiz?!

Bir telefon kadar yakın olanlara sosyal medya mesajları ile ulaşan insanlar(!), sosyal medyanın hızlı(!) takipçileri biz(ler) değil miyiz?

Bu düşüncelere daldırmışken insanların yalnız kalmaya da ihtiyaçları olduğunu bana göre en iyi anlatan aşağıdaki paragraf zihnimde canlanıverdi: “İnsanın mümkünse karısı, çocuğu, parası ve hele sağlığı olmalı ama saadetini yalnız bunlara bağlamamalı. Kendimize dükkânın arkasında, yalnız bizim için bağımsız bir köşe arayıp bularak gerçek hürriyetimizi, kendi sultanlığımızı kurmalıyız. Orada yabancı hiç bir misafire yer vermeksizin kendi kendimizle her gün baş başa verip dertleşmeliyiz. Karımız, çocuğumuz, servetimiz, adamlarımız yokmuş gibi konuşup gülmeliyiz. Öyle ki hepsini kaybetmek felaketine uğrayınca onlarsız yaşamak, bizim için yeni bir şey olmamalı. Kendi içine çevrilebilen bir ruhumuz var; kendi kendine yoldaş olabilir, kendi kendisiyle çekiş döğüş, alış veriş edebilir. Yalnız kalınca sıkılır, ne yapacağını bilemez oluruz diye korkmamalıyız.”

Evet, mutluluğun sadece aileye, paraya, sağlığa bağlanması halinde ortaya çıkacak sonuçlara ne kadar hazırız?

‘Yabancı misafirler’e nasıl katlanacağız?

Kendi içine çevrilebilen bir ruhumuzu kim(ler), nasıl tatmin edecek ki?!

Özcan TÜRKMEN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ŞEHSÜVÂR-I CİHÂNGÎR-FÂTİHNÂME

ŞEHSÜVÂR-I CİHÂNGÎR-FÂTİHNÂME Turgut GÜLER Ötüken Yayınları, 2015 Cihângîr Tûğlar -Selîmnâme- kitabıyla edebiyat ve târîh severlere büyük bir şölen sunan...

BİRLEYEREK OLUŞMAK

Aktif Düşünce Yayıncılık Prof. Dr. Kenan Gürsoy ile yapılmış olan bir dizi sohbetten oluşan bu eser, on iki başlık altında çağın problemlerini, kültürel,...

ÇAĞDAŞ KÜRESEL MEDENİYET

Sayfa Sayısı:  248 sayfaKağıt Cinsi:  2. hamurKapak Cinsi: Karton kapakEbat:  16.5x23.5Basım Tarihi:  08-2006Baskı:  3ISBN:  978-975-7032-92-2"Tarihte topyekûn...

KARASİ YÖRÜKLERİ

Kitap, Karasi Beyliği topraklarına karşılık gelen alanda, yerleşik hayata geçirilen Yörüklerin 16. Yüzyıldan 19. Yüzyıl sonlarına kadar) nüfusu, ödemiş...

OYSA CEMİYET HAYÂTI DENİLEN BU ÇAĞD

Saliha MALHUN

Hiç sizi yaralayanı, öldürmek isteyeni, elinin çamuruna, yüzünün karasına bakmadan affettiğiniz oldu mu? Hayır mı?  “Sevgiyi senden öğrendim…” diyor şarkılar…...

SEVGİLİ ÖĞRETMENİM

Özcan TÜRKMEN

Beni tanıdığını, beni anladığını biliyorum. Sana güvenerek içimden geleni seslendirmek istedim: Hayat bu, kimi ağlar kimi güler; sen gülümse öğretmenim. Özün...

TANPINAR’LA SANAL SOHBET

Metin SAVAŞ

Tanpınar’la bahar mevsiminin herhangi bir hafta sonunda, herhangi bir İstanbul köşesinde, diyelim ki Fatih itfaiyesinin önündeki parkta buluşmak için...

TANPINAR’IN PARİS’İ

Prof.Dr.Muharrem DAYANÇ

Türk aydınının Paris sevdasının kökleri çok derinlere iner. Genelde Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi ile başlatılan bu sevda hemen her dönemde kendisine yeni...

PROF.DR. Hasan Onat İle Söyleşi: “D

Sayın Prof.Dr. Hasan Onat ile “Din”in Anlam ve Önemi, İslam’ı Doğru Anlıyor muyuz, İnsanlar niçin Cemaatlere İhtiyaç Duyar, Türkiye’de İslam Anlayışı ve İslam’ın Geleceği...

PROF.DR. RAHMİ KARAKUŞ İLE FELSEFE VE

Değerli Hocamız Prof.Dr. Rahmi Karakuş ile “Felsefe, dünya görüşü, ideoloji, Türk düşüncesi, bir Türk felsefesi ortaya konulabilir mi, imkânlar, prensipler,...

DİVAN EDEBİYATINDA VE YENİ TÜRK EDEB

Tehzil, Arapça “hezl” kökünden türetilmiş bir kelime olmakla beraber kapsam olarak hezlden daha dar bir manayı içerir.Hezl, divan edebiyatında gülmece ve alay...

ÂŞIK ŞİİRİNİN SİYASALLAŞMASI Ü

Bu bildirimizde söz konusu edeceğimiz siyasallaşmanın ne anlama geldiğini ya da bizim siyasallaşmadan neyi kastettiğimizi açıklayabilmek için Cumhuriyet...

ALFABE MÜELLİFİ AHMET HİLMİ GÜÇL

Küçüklüğümden beri en büyük idealim olan "Gazetecilik" mesleğine atılmam "Alfabe Müellifi" Ahmet Hilmi Güçlü Hocanın tavassutu ile mümkün olmuştu. Hocanın o...

ACIKAN KURT

Bir varmış, bir yokmuş. Allah’ın kulu çokmuş. Çok söylemesi günahmış; hikâye söylemesi sevapmış. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir kurt yaşarmış....

ÖMER SEYFETTİN - ACABA NE İDİ?

Çıkardıkları gün hemen geri döndüğü Toptaşı Tımarhanesinden Cabi Efendiyi kabul etmemişlerdi. O vakit, bilincini yitirdiği geçen dört sene zarfında gidip...

İSTANBUL’UN EDEBİYAT MAHFELLERİ

Pera’da, Cadde-i Kebir çevresine dağılmış yüzlerce meyhaneden çoğu sanat erbabı tarafından mahfel olarak kullanılmış, mekân sahipleri de bu unvanla anılmaktan...

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
Çukurova Lobisi İmtiyaz Sahibi Ali Alper Çetin’in öncülüğünde, Temmuz-Ağustos 2017 Say: 51 ile tekrar okuyucusuyla buluştu. Artık okuyucu özlemine kavuştu… Dergi...
Canım çay istedi. “İyi demlenmiş bir çay olsa” dedim kendi kendime. Ya da iyi bir çay demleyen. Bizimki gene gitti.
— Şair Ahmet Cevat'ın aziz Bir seher vaktinde vardık Göygöl'e Burda kızlar gül takıyor kâküle Alev alev bir gül attım su...
“Varlığın bana yetmezken, yokluğunla avunmak zorundayım.” der Mevlâna… Ve ekler; “Ya al götür kalanımı ya da gel tamamla eksik kalan yanımı.” Tolstoy’un “İnsan ne...
Anadolu’yu aydınlatanlar- Gönüller Sultanı: MEVLÂNÂ 744. Şeb-i Arûs törenine doğru¹...
Mustafa Kemal’in Erzurum ve Sivas Kongrelerini hepimiz biliriz. Fakat Pozantı Kongresi ve Nutku bilinmez. Pozantı Kongresini bilmemek, Erzurum ve Sivas...
Ali Alper ÇETİN Malazgirt Zaferinden sonra, Anadolu’da güçlü bir devlet, ileri bir medeniyet kuran Selçuklu Devleti, Moğol akınları yüzünden onüçüncü yüzyılın...
Yeni Sabah Gazetesinin 2 Ocak 1946 tarihli nüshasından kestiğim ve çok sevdiğim “Gürcü Tarih Bilginlerine” isimli bir şiiri, o günden...
Amerikalı teolog ve psikolog Rollo May “Yaratma Cesareti” adlı eserinde şöyle bir saptamayı okurlarına hatırlatır: “Ressam resmini, suçlunun suç işlerken...
Gerçekten insaf, vicdan ve adalet güzel, içinde ne olursa olsun "sır" olarak taşınanları ister silâh, ister ilaç isterse eşek ölüsü...
Türk’ün tarih seyrinde göç, gurbet olagelmiştir hep. Türk’ün dinamik yapısı biraz da bununla ilgili olsa gerek.
Ne oldu, nasıl oldu bilemedik. Sanki hepimiz her işimizi bırakıp şahsiyetlerin yerine şahıslarla uğraştık. Adam dedik, adamlık dedik. Sokakta adam aradık. Herkes,...
Terkip İhtiyacı: Düşünmek ve Duymak Bizim medeniyetimizi yapan iki temel kavram var: Düşünme ve duyuş. Düşünme fikir adamlarının, duyuş ise gönül...
Şiirin temel ögelerinden biri olan imge, şairin duygularını kendi sosyal şartları, mizacı ve dehâsı doğrultusunda daha güçlü, zengin ve...
“…Tanpınar’da beni büyüleyen şairliğinden, romancılığından çok memlekete bakış tarzı, zihniyeti olmuştur. Tanpınar benim bu memlekete bakış tarzımı değiştirmiştir. Elbette kendime...