Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

bilmekmi"Okumak" denince hep o "örtüsünün altında titreyen" Resülulllâh( s.a.v) gelir aklıma. 

"Ben okuma bilmem!"

***

Dîni yalnız fıkıhtan ibaret gören bir anlayış yüzünden bizler Peygamberimizi (s.a.v) okuma yazma bilmeyen ancak vahiy geldikten sonra söylenenleri tekrar eden biri sandık. Kütüphanelerimiz ilâhiyatçıların Allah'ın kanunlarından daha yüce gibi görünen kalın kalın ciltleriyle dolu. Peki o ilk temastan, ilk konuşmadan anladığımız nedir?

Hazreti Peygamberin(s.a.v), peygamber olmadan evvel bir mütefekkir olduğu, düşündüğü, çokca tahliller yaptığı, sorguladığı anlatılmadı bize. Kafasını Hirâ mağarasının duvarlarına vururcasına fikir sancıları çektiği söylenmedi bize. Akıl ve fikir sâhibi biri olduğu anlatılmadı bize...

Allah'tan aldığı vahye kadar ortada saf saf dolaşmış, okumamış ama son derece güvenilir ve emin birisi olduğu söylendi. Kimi ilâhiyatçıların tonlarca kalınlıkta kitapları Müslümanlık alâmeti bibloları gibi hiç açılıp okunmayan ciltleri ve şerhleri ve şerhlerin şerhleriyle vitrinlerimizde sıklım tıklımdı yıllarca.

Peki dinden, peygamberden anladığımız ne?

Hazreti Muhammed(s.a.v) kendisine peygamberlik verildiği için bir anda harika sözler söyleyen biri değil hiç şüphesiz. O, peygamberlik yoluna kemâl ile yürümüş yüksek akıllı bir insandır. Hakikati anlamak için çırpınan ve vaktinin çoğunu inzivada tefekkürle geçiren Nebidir.

Bütün bu tefekkürün sonucunda hakîkat ona Cebrail Aleyhisselâm eliyle dokunmuş. "Kardeşim" dediği o büyük melek eşyânın başlangıcı kadar soğuk bir zaman diliminden uzatmış elini. O soğuk elle sarsılmış, tiremiş ve bilmiş her şeyi. Yani açılmış idraki uyanmış!

Hakîkatin zamansızlıktan uzanan o eli bizi de yoklar hayatımızda zaman zaman. İmtihanlarımızdaki sır hep bu soğuk şok temaslarla uyanmamız, toprağımızdan boy vermemiz için belki de.

Su değmeden evvel de tohum özünde ağacın bilgisini taşıyordu. 

Otların ve çiçeklerin zikrini işiten dervişler onların zikrini değil zihnini yani hafızasını dinliyordu aslında. Ot ve çiçek olmadan evvelki maceralarını anlatıyorlardı. Derviş uyanmış zihniyle dinliyor ve okuyordu kalbinde eşyânın bilgisini.

Düşünürler ellerini o koca çenelerine sırf poz vermek için koymamışlar elbette, hatırlamak istemişler, sıktıkça sıkmışlar parmaklarıyla şakaklarını, adeta dokunmak istemişler beyinlerinde sandıkları düşünceye...

Yâni sen bilmeyi seçtiğinde hakikat de sana dokunacaktır bir şekilde.

Bilgi insana dokunmasaydı hiç pınarlar akar mıydı peygamberin parmaklarından?

Bilgi insana dokunmasaydı insan dokunarak iyi edebilir miydi bazı hastalıkları?

Bilgi insana dokunmasaydı âminler yüze sürülür müydü?

Öğrenmek mi istiyorsun?

Sakin ol o halde.

Serin kanlılıkla bekle...

Ne olursa olsun öfke ateşiyle kaynamasın yüreğin...

Serin ve loş mekânlarda yüreğine dal...

Belki o meşin kapaklı kitaplar arasında okurken bir ân üşüyebilirsin...

İşte kalbinde açılan bilgiler ve ilhamlar o meleğin nefesidir.

Dokunmasa da...

O iklimdesin....

Aşkın sadece yaktığını kim söyledi ki sana?

Bilmek mi istiyorsun ey cân!

Hakikat soğuktur!

Çok soğuk!

Saliha MALHUN

Yazar Hakkında

Saliha MALHUN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

Mustafa Kemal’in anlatacakları daha bitmemişti. Fakat tren yavaş yavaş, kavurucu sıcak içinde bozkırdaki Ankara’ya yaklaşmıştı. Ağustos ayında boncuk boncuk...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

Yüzbaşı Nakiyüddin Bey öğrencilerinin Fransızcasının ilerlemesi için elinden geleni yapıyordu. Onlara edebiyat eserlerini sevdirerek bu işi çözebileceğini...

ACIKAN KURT

Bir varmış, bir yokmuş. Allah’ın kulu çokmuş. Çok söylemesi günahmış; hikâye söylemesi sevapmış. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir kurt yaşarmış....

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KE

Paşa[1], yorgunluk kahvesini içmişti. Şöyle yalnız başına Ankara’da dolaşmak istiyordu. Çankaya’daki küçük bağ evinden çıktı, toprak yolda yürümeye başladı. Zihninde Yunan...

Aylık fikir ve sanat derigisi olan Türk Edebiyatı Dergisinin haziran 2017 sayısı yayınlandı. Cemil Meriç ve Cahit Zarifoğlu dosyalarını da...
Bentham kardeşlerin Eski Yunancayı dayanak edinerek türettikleri bir kavram olan ‘panoptikon’ kelimesi ‘göz önündeki yer’ anlamını taşımaktadır; pan (bütün) ve...
KAYIPLARIMIZ

KAYIPLARIMIZ

26.08.2018
‘Nelerimiz kayboldu? Nelerimizi kaybettik? Yitiklerimizden neyi/neleri hep arayıp duruyoruz? Kayıp verdiklerimiz mi çok, kayıplara karışanlarımız mı çok? Ağır kayıplarımız neler?
Müberra Gürgendereli, Osmanlı Dönemi Şiirinde Edirne, Çantay Kitabevi, İstanbul 2016. Edirne’nin I. Murad tarafından fethi, hem İstanbul’un hem de Balkanların kapısını...
Kadın fotoğrafına baktı adamın. Her gün her gün biraz daha çekici buluyordu adamı. İnternette gördüğü adama âşık olur mu insan?
Küçük adımlarımla sabahın çiği düşmüş çimenlerin üzerinde yürüyorum. Bir, iki, üç, dört... Dört ahenkli adımı öyle zarif bırakıyorum ki yere,...
AZMİ GÜLEÇ

AZMİ GÜLEÇ

09.03.2019
Türk sanat hayatına: Fetih Yıldızı, Kapısız Sokaklar, Zamanların Ötesi, Ağustos Güneşi-Malazgirt Destanı ve Azmî’den Rübaîler gibi güçlü eserler kazandıran şair...
Hiç düşündünüz mü bilmem, normal bir insan ömrüne kaç bayram sığar? Hemen aklınıza yaşadığınız yıllar gelecek, onları ikiyle, dörtle çarpacaksınız, ortaya...
BURHAN TOPRAK

BURHAN TOPRAK

12.08.2018
“Yunus Emre’yi bulmadan önce, Türk edebiyatının havasında bunalıyordum. Yunus Emre, Türk Orta Çağının zirvesidir. Onun divanı bizim divana commedia (ilahi...
Bolu dağlarından kükreyen bir ses dökülür gümbür gümbür Anadolu’ya… Bu yiğitçe kükreyiş, Çamlıbel’in eteklerinden düz ovaya yaylım yaylım iner, ses...
Ferîdüddin Attâr veya tam adıyla Ebu Hamid Ferîdüddin Muhammed bin Ebu Bekr İbrahim Nişaburî, İranlı mutasavvıf, şair. Hekim ve eczacı...
Ali Alper ÇETİN Altın kulelerden yine kuşlar Tekrârını ömrün eder i’lân. Kuşlar mıdır onlar ki her akşam Âlemlerimizden sefer eyler? Akşam, yine akşam, yine akşam Bir...
Osmanlı ve erken Türkiye döneminde ilk Türk toplum bilimcisi olarak anılan Ziya Gökalp, Osmanlı İmparatorluğunun parçalanma döneminde geçen hayatı boyunca...
Eğer cevabınız “hayır” ise yazıyı okumayı bırakın. Bu gönül yolculuğu başlamadan bitsin. Bu yazı, gönül nedir bilenler içindir. Yalnız burada...
Aktif Düşünce Yayıncılık Prof. Dr. Kenan Gürsoy ile yapılmış olan bir dizi sohbetten oluşan bu eser, on iki başlık altında çağın...