Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

raufdenktasMustafa Necati Sepetçioğlu “Kıbrıs” la ilgili yayınladığı eserlere “Sabır Ağacı” ismini verdi. İlk sekiz kitap, müstakil olarak Kıbrıs’ın kadim tarihinden başlayıp, 1974 Kıbrıs barış Harekâtı dönemlerine gelmektedir. Son iki cilt “Sabır Ağacı”nın devamı değil, Kıbrıs’ın İngilizlere kiraya verilmesi ile başlayan mahkûmiyeti ve Rauf Denktaş’ın ailesi ile mücadelesi çerçevesinde destansı roman niteliği taşımaktadırlar.

M. Necati Sepetçioğlu / SABIR AĞACI DİZİSİ (1): 1- Sahibini Arayan Toprak, 2- Zaman Toprak ve Sahibi, 3- Zaman Yürüyüşü,  4- Zaman Bir Dar Kapıda,  5- Zaman Sarkacı,  6- Zaman Dönümü,  7- Zaman... Yok!,  8- Zaman Uyanışı 9- Bir Ömür Boyu Kıbrıs (1) BOYUN EĞİŞ 10- Bir Ömür Boyu Kıbrıs (2) HAYIR DEYİŞ (2)

Hayır demeyi bilen bir neslin, “Sabır Ağacı” timsali merhum Rauf Raif Denktaş, 27 Ocak 1924 tarihinde Kıbrıs’ta doğdu. 13 Ocak 2012 günü ömrünü vakfettiği Kıbrıs’ta vefat etti. 17 Ocak 2012 günü Cumhuriyet Parkı’nda dualar eşliğinde Türk Dünyasının muhtelif yerlerinden gelen milyonların tekbirleri ile toprağa verildi.

Hayatı mücadelelerle dolu, asla taviz vermeden ve o denli de beyefendi bir üslupla diplomatik niteliğini muhafaza etti, örnek bir şahsiyet oldu. Dr. Fazıl Küçük’ün başlatmış olduğu Kıbrıs Davasını milletlerarası platformda kuvvetli zeminlere taşıdı. Dr. Fazıl Küçük’ün de tavsiyesi ile Kıbrıs Türk Federasyonu başkanlığına seçildi. İngiltere de Hukuk tahsili yapmış biri olan Rauf Denktaş’ın Kıbrıs’taki başarılarını gören İngiltere Kraliçesi Türk Toplumunun önderliğinden uzaklaştırmak için ona Hindistan’da üst düzey bir görev teklif etti. Fakat Rauf Denktaş bu görevi reddetmekle kalmamış, Kıbrıs’taki resmi görevinden 1958’de istifa etmiştir. Denktaş, Terörist Kuruluş EOKA karşısında Kıbrıs Türklerinin direnişine önem vermiştir. Arkadaşlarıyla 1.8.1958'de Türk Mukavemet Teşkilatı'nı kurmuştur. 1959 Zürih-Londra Antlaşmalarında ve 1960 antlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın hazırlanmasında çalıştı. Türk Cemaat Meclisi'yle İcra Komitesi Başkanlığı'na seçildi. 1958 yılında EOKA Rum teröristler, Türk köylerine saldırdılar Adada Türkler bu olaylara karşı mitingler düzenlediler. Rauf Denktaş, Türkiye’ye geldi, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile görüştü. Bu görüşmede Denktaş adaya Türk askeri gönderilmesi teklif etti.

16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı'na geldi ve yerleşti. 1963 yılında Rum teröristlerin yaptıkları olaylar ve taşkınlıklarda Denktaş tekrar Türkiye’ye geldi. Temaslarını tamamladıktan sonra mücahit olarak Denktaş bir sandalla Kıbrıs’a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı. Makarios 1964 Londra Konferansından sonra Denktaş’ı “istenmeyen adam” ilan etti. Kıbrıs’a girmesi yasaklandı. Denktaş, 1967'de adaya gizlice girerken Kıbrıs Rumlarınca tutuklandı. Diplomatik girişimler neticesi Türkiye'ye iade edildi. 1968'de Kıbrıs’a giriş yasağı kaldırıldı. 1970’de Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı'na, 1973’de de kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı Kıbrıs Türkleri için bir dönüm noktası oldu.

Burada genç nesil için Kıbrıs Barış Harekâtından kısaca bahsetmek istiyorum. Genel Kurmay Başkanlığının Web Sayfasında özetle Harekât şu şekilde anlatılmaktadır: 

“1959 yılında Türkiye, İngiltere ve Yunanistan arasında imzalanan Zürih (11 Şubat 1959) ve Londra Anlaşmaları (19 Şubat 1959) ile bu ülkelerin garantörlüğünde Türk ve Rum halklarının ortak eşitliğine dayalı olarak kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde, Rum toplumu lideri Makarios Cumhurbaşkanı, Türk toplumu lideri Dr. Fazıl Küçük ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı seçilmiştir. Ancak, 1963 yılından itibaren Rumların silahlı saldırıları sonucu Kıbrıs Türkleri ülke yönetiminden baskı ile uzaklaştırılmıştır. Rumların, adayı Yunanistan’a bağlama hedefine ulaşmak yani Enosis'i gerçekleştirmek üzere yürüttükleri saldırılar ve ambargolar 1963-1974 yılları arasında artarak devam etmiş, Kıbrıs Türk halkı adanın % 3’lük bir bölümüne sıkıştırılmıştır.

1974’e gelindiğinde Yunan Cunta Hükûmeti, adanın ilhak edilme zamanının geldiğine inanmış, fakat Makarios’u da bu ilhak için engel olarak görmüştür. Bu sebeple Atina, adadaki Yunan subayları vasıtasıyla Makarios’u iktidardan düşürmeye çalışmıştır. Nihayet 15 Temmuz 1974 tarihinde Yunanistan’da iktidarda bulunan cuntanın desteğiyle Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios’a karşı darbe yapan Nicos Sampson, adayı Yunanistan’a bağlamayı amaçlayan süreci başlatmıştır. Sampson darbesinden sonra Cunta, hem kendine karşıt olan soydaşı Kıbrıslı Rumları hem de Türkleri katletmeye başlamıştır. Gelişen bu olaylar üzerine Kıbrıs’ta garantör olan Türkiye,  20 Temmuz 1974 günü, adaya müdahale ederek uzun süredir devam eden çatışmalara, kan dökülmesine ve çekilen acılara son vermek üzere harekete geçmiştir. Türkiye, 1959 yılında hazırlanan ve 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla uluslararası geçerlilik kazanan Garanti Anlaşması’ndan doğan haklarını kullanarak söz konusu müdahaleyi gerçekleştirmiştir. 

20 Temmuz 1974 sabahı başlayan Birinci Barış Harekâtı, Türk birliklerinin Lefkoşa-Hamitköy-Gönyeli ve Pınarbaşı bölgelerine hava indirme, Yavuz plajına da çıkarma yapmasıyla başlamıştır. 21 Temmuzda Türk uçakları Rum mevzilerine karşı harekete geçmiş; 4’üncü Paraşüt Taburu ile birleşen Kıbrıs Türk Kuvvetleri, Lefkoşa Havalimanı ve Kaymaklı bölgesine taarruza başlamıştır.

Bu arada 2’nci ve 3’üncü Komando Taburları da Zeytinli istikametinde ilerlemişlerdir. 22 Temmuz günü 3’üncü Paraşüt Taburunun taarruzu sonucu, Deliktepe düşerken Türk birlikleri önce Girne’ye girmiş, daha sonra Lefkoşa’ya yönelmiştir. Böylece Girne-Lefkoşa hattı birleştirilmiştir.

Gerek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin çağrısı gerek Kıbrıs'taki çıkarmanın askerî durumu nedeniyle; Türkiye, 22 Temmuz günü saat 17.00’den itibaren harekâta son vermiştir. Ancak bu ilk Barış Harekâtı, Kıbrıs Türk toplumunun güvenliğinin sağlanabilmesi için yeterli olmaktan uzaktır. Lefkoşa-Girne yolunun denetim altına alınmasıyla, Lefkoşa’nın Türk kesiminin denizle bağlantısı sağlanmıştır. Bunun dışında kalan yerleşim bölgelerinde ise, başta Magosa olmak üzere çok sayıda Türk güvenlikten yoksun kalmış; Rum ve Yunan kuvvetlerinin merhametine bırakılmıştır. Kıbrıs’ta ateşkes sağlanması ile birlikte Yunan Hükûmeti istifa etmiş, Karamanlis Fransa’dan Atina’ya dönerek ulusal birlik hükûmeti kurmuş, Kıbrıs’ta ise Sampson iktidardan çekilerek yerine eski Temsilciler Meclisi Başkanı Glafkos Klerides geçmiştir.

Kıbrıs konusunda garantör devlet olan İngiltere, Türkiye ve Yunanistan’ın Dışişleri Bakanları Cenevre’de bir araya gelerek, 25-30 Temmuz ve 8-13 Ağustos tarihleri arasında iki aşamada barış koşullarını görüşmüşlerdir. Burada Kıbrıs Türklerini temsil eden heyet, adanın yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu, iki kesimli bir federasyon kurularak Türk tarafına % 34 toprak bırakılması gerektiğini belirtmiş, Rumlar ve Yunanistan buna yanaşmamıştır.

Tüm bu gelişmeler üzerine Türkiye, 14 Ağustos sabahı “İkinci Barış Harekâtı”nı başlatmıştır. Harekâtın amacı, doğuda Magosa ve batıda da Lefke’ye kadar olan bölgelerin Rum işgalinden kurtarılmasıydı. Plan dâhilinde hareket eden Türk Ordusu, 15 Ağustos günü Magosa’yı, 16 Ağustos günü de Lefke’yi ele geçirmiştir.

Türkiye’nin 16 Ağustos 1974 tarihinde ateşkes ilan etmesini müteakip, yıllardır ekonomik ve toplumsal zorluklar içinde yaşayan Kıbrıslı Türkler özgürlüklerine kavuşmuşlardır. Türk Ordusunun o tarihten bugüne kadar Kıbrıs'ta devam eden varlığı, adadaki barışın ve her iki tarafın güvenliklerinin teminatı olmuştur.” (3)

13 Şubat 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti ilan edildi. Denktaş, 1976'da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi. 17 Nisan 2005’e kadar hem halkının teveccühünü hem de seçimleri kazandı. Bu tarihten sonra da aday olmadı.  KKTC'nin kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş 88 yaşında vefat ettiğini güne kadar sadece Vatanı ve Türk milleti için yaşadı, yaşattı. Kamil bir insandı. Karakter abidesi idi. Mücadelenin en haysiyetlisini ve en zarifini şahsında tevhit etmiş nadir devlet adamlarındandı. Rauf Denktaş’ı hem genç nesillere anlatmalı hem de anlamaya çalışmalıyız. Boğaziçi yayınlarından çıkan kendi kaleminden hatıraları (dokuz Cilt) (4)bir aydın, bir mücadele insanı, bir ülkücü, bir Türk nasıl olmalı onu göstermektedir. Rauf Denktaş’ın hatırlatmaları ile; Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun “Sabır Ağacı dizisi” ile Bir Ömür Boyu Kıbrıs (1) BOYUN EĞİŞ, HAYIR DEYİŞ’ (2) eserleri de gün yüzüne çıkmış ve hayat bulmuş. Şimdi Ahrette bu iki dev insan buluşmuşlardır diye düşünüyorum.

Geçen yıl Rauf Denktaş’ın vefatında aziz dostum, kardeşim destan şairi Mehmet Ali Kalkan bir şiir kaleme almış, biz de onun mısralarına bir nazire yazarak Merhum Dektaş’ın ruhuna hediye eylemiştik. Sizinle o dizeleri paylaşarak satırlarımı noktalamak istiyorum. Evlatlarımıza Denktaş gibi örnek şahsiyetleri tanıtmazsak; onlar, köksüz, kuru ve rüzgârın önünde savrulan, felaketlerde karamsar olan insanlar olurlar. Allah cümlemizi umutsuzluktan korusun. Umudun ışıklarını rehber kılsın

Mehmet Ali Kalkan’dan söylenmiş:

“Rauf Denktaş'ın ardından..

 

Bu dünyadan o dünyaya,

Gitti bir Türk eri Tanrım.

... Yazılmalı göğe, aya,

 Akdeniz'di teri Tanrım.

 

Kıbrıs idi yoğu varı,

Koynunda tuttuğu yarı,

Ağlar Beş Parmak Dağları,

Erir durur karı Tanrım.

 

El eder öteki yarım,

Şu Kerkük, Türkistan, Kırım,

Yaptıkları, inanırım,

Gözyaşınca duru Tanrım.

 

Gelirse ecelin atı,

Biter dünya saltanatı,

Gökler ırak, yerler katı,

Bu ki işin zoru Tanrım.

  

O Turan yolunda bir iz,

Elbet bir gün beraberiz,

Bir ölür bin diriliriz, 

Rauf'unu koru Tanrım...”

Hilmi Özden’den söylenmiş: 

Ölmez imiş Hak erleri

Rauf Denktaş diri; Tanrım

Doldurulmaz boş yenleri

Dünya Ahret eri; Tanrım

 

Eli vardı ötelerde

Ahı vardı şu göklerde

Turan denen o illerde

İsmi daim arı; Tanrım

 

Unutulmaz amelleri

Bıraktığı ol yerleri

Geçse şu alem selleri

Durur nice çeri; Tanrım

 

Selâm olsun bizden O’na

Uçmak yerde Tuba O’na

Sunsun Melek Kevser O’na

Şahit olsun seri; Tanrım

 

El Raûf’da var merhamet

Rauf kula bin kez rahmet

Verdi bize bin selamet

Cennetin’dir yeri Tanrım”

1-M. Necati Sepetçioğlu / SABIR AĞACI DİZİSİ (8 Kitap). İrfan yayınları. İstanbul, 2003. 

2-Bir Ömür Boyu Kıbrıs (1) BOYUN EĞİŞ 10- Bir Ömür Boyu Kıbrıs (2) HAYIR DEYİŞ İrfan yayınları. İstanbul, 2003.   

3-http://www.tsk.tr/8_tarihten_kesitler/8_4_turk_tarihinde_onemli_gunler/kibris_baris_harekati/kibris_baris.htm 

4-Rauf R. Dektaş, Rauf Denktaş’ın Hatıraları, 1-9 Cilt, Boğaziçi yayınları, İstanbul, 1993.

Prof. Dr. Hilmi ÖZDEN

Yazar Hakkında

Prof.DR.Hilmi ÖZDEN

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

OĞUZ HAN DESTANIN İSLÂMÎ VARYANTI

Oğuz Kağan Destanını Anlatan Kaynaklar Oğuz Kağan destanını anlatan başlıca iki kaynak bulunmaktadır.   Bunlardan birincisi yazarı bilinmeyen ve bir Uygur...

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KE

Küçük Mustafa Kemal, Topçu Kolağası Mehmet Tevfik ve Yüzbaşı Mustafa Beyler Ak Hocanın vaaz verdiği camiye vardıklarında cami dolmaya başlamıştı. Ak Hoca,...

KALENDERİ BİR ŞAİRİN DİVANI‟NDAN

Kalender kelimesi sözlükte “dünyadan elini çekip başıboş dolaşan (derviş); dünyadan elini eteğini çekip her şeyi hoş gören (kimse).” (Devellioğlu 2013: 581). Bir başka...

Könçek Dönderme

 —Hadi hazırlan da gideli.  —Tamam deyip fırladım. Birkaç gün önceden sözleşmiştik. Hazırlanıp Seyfi’yle yola düştük. Bugün akşama şenlik var:  Güneydeliktaş’ la...

Peyamî Safa

Peyamî Safa

09.01.2018
Milletimizin, son yarım asırda emsalini pek az yetiştirebil-diği değerli fikir ve sanat adamlarımızdan biri de Peyami Sa-fa'dır. Basın mesleğinin hemen...
2016 yılında yayın hayatına başlamış olan Kısık Sesler dergisi bir bölük idealist milliyetçi genç tarafından hazırlanmaktadır. Derginin parolası “Yusuflar Kuyudan...
Yeni Sabah Gazetesinin 2 Ocak 1946 tarihli nüshasından kestiğim ve çok sevdiğim “Gürcü Tarih Bilginlerine” isimli bir şiiri, o günden...
Hafıza adlı kitabında, hatırlama süreciyle ilgili temel deneysel bilgileri veren Prof. Dr. Yılmaz Özakpınar, bu kitapta hafıza yanılmalarının oluşum mekanizmasını...
Her kandilde, “Kur’an’da "kandil" var mı yok mu?” tartışmalarının, “Niye kutluyorsunuz?” serzenişlerinin sonu gelmez biliyorum. Ben her kandil demiyorum da gece diyorum, kişinin...
Bu öykümü son derece gerçekçi saymama karşın,ona “fantastik bir öykü” diyorum. Doğrusunu isterseniz, gerçekten de fantastik bir şeyler var içinde.
NEYZEN TEVFİK

NEYZEN TEVFİK

03.07.2017
Öyle bir insan tasavvur ediniz ki, hayatında şöhretten, şehvetten, kinden, alayıştan, mevkiden ve paradan hoşlanmamış; hiçbirşeye sadakada sarılmamış, istediği gibi,...
Ev… Evler… Dört duvar, dışarıya açılan bir kapı ya da içeriye açılan bir kapı, bu biraz da nasıl baktığınızla ilgili...
“Wild”; Cheryl Strayed’in romanından sinemaya uyarlanmış bir film. Filmin kahramânı Cheryl henüz daha yirmi üç yaşında olmasına rağmen hayat adına sıfırı...
Türk milletinin ve Türk gençliğinin yolu, ancak, Atatürk’ün çizdiği yoldur. Ondan sapmış olanlar, Atatürkçü olamazlar. Atatürk’ü boş yere maske olarak kullanmaktan...
Bir rivâyete göre, bir zamanlar Edirne’den ağaca çıkan bir sincap İstanbul’da yere inermiş. Evliyâ Çelebî’miz’e âit olduğu söylenen bu satırlar,...
Büyük insanlar, yüksek kültürlü milletlerin içinden çıkar.Yüksek kültür; inançta, törede, adalet düşüncesinde insan severlikte, hayatı yorumlayış biçiminde, âlem-şümûl değerlerde,...
Sabir Şahtahtı, gazeteciliğinin yanında siyaset bilimi doktoru olarak Türk dünyasının önemli sorunlarına parmak basmakta, bu konularda duyarlı insanların sesi olmaktadır.
Batı Cephesinden yeni dönmüştü. İşler iyiye gitmiyor canı sıkkındı. Akşamları dostları ile eski Ziraat Mektebinin binasında toplanıyorlar bazen sabahlara kadar...
Oldum olası sanatçıların yetişmesinde kültürel bir ortam olarak mekânın ayrı bir yerinin olduğunu düşünmüşümdür. Bu mekân kavramını genelden özele doğru...