Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

Sanat ve edebiyat dünyamızın en renkli şairlerinden biri İlhan Geçer, bir kitabına ismini verdiği “Bir Bulut Geçti” şiirinde:

Bir bulut geçti gözlerimizden Dekoru değişti oyunumuzun.

Ne verdi neler aldı bilmedik bizden Baktık ki gelmişiz sonuna yolumuzun...

diyordu... Ve İlhan Geçer 20 Ocak 2004 günü geldiği yolun sonundan, dostlarını selamlayarak, ebedî aleme intikal etti.

Bir çocuk vardı eskiden Gündüzü şen, gecesi yıldız yıldız Şimdi o çocuktan kalan Bir avuç hatıra yalnız...

mısralarının sahibi İlhan Geçer, öyle bir avucu değil, 87 yıllık ömrü dolduran, çok değerli hatıra ve eserler bırakarak ayrıldı aramızdan.

1917 yılında İstanbul’da doğan İlhan Geçer, Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ndeki öğrenimini yarıda bırakarak, 1939 yılında Galata Maliye Vergi Dairesinde Tebliğ Memuru olarak çalışma hayatına atıldı. Ankara Gazi Lisesinde beş yıl katiplik yaptıktan sonra, Basın-Ya-yın ve Turizm Genel Müdürlüğü ile Ankara Radyosunda memur olarak çalıştı.

1950’de Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü İhtiyarlık Sigortası Bölümünde Raportör Şefi ve Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı ve 1973 yılında emekliye ayrıldı. 1994’ten beri de, Türk Sanat Musikisi İstanbul Repertuarı üyesi idi.

İlk şiiri, 1934 yılında "Vakit” gazetesinin gençlik sayfasında yayınladı. “Kahverengi Gözlerin" isimli;

“Sanki billur bir pınar,

Kahverengi gözlerin.

Ruhuma neş ’e sunar,

Kahverengi gözlerin”

tarzındaki şiir, 13 Eylül 1988 tarihli Milliyet gazetesinin “Açık Pencere” sütunlarında, Dr. Latif Akça imzasıyla yer almıştır. Merhum İlhan Geçer’in kendisine ait olduğunu söylediği “Kahverengi Gözlerin” isimli şiirin metnini elde edemediğimiz için, karşılaştırma imkanından da mahrumuz. Ancak, bestelenen bu şiirin, TRT repertuarındaki notasından gerçek yazarının kim olduğu ortaya çıkarılabilir.

Dergah, Yedigün, Çınaraltı, İstanbul, Varlık, Çağrı, Türk Dili ve Türk Edebiyatı gibi seçkin dergilerde şiirleri yayınlanan Geçer, 1950’de, Munis Faik Ozansoy’un etrafında toplanan ve bugün hepsi de ebediyete intikal etmiş olan Mehmet Çınarlı, Mustafa Necati Karaer ve Gültekin Sâmanoğlu ile birlikte “HİSAR” dergisi kurucuları arasında yer almış ve derginin sorumlu müdürlüğünü üstlenmiştir.

Bilinmez, dünya hali bu Zamanla değişebilir insan.

Belki dönersin bir akşam vakti Bulutlarla o uzak diyarlardan.

mısralarında görüldüğü şekilde, İlhan Geçer, “ Yedimeşale” topluluğunun mümtaz şairi Ziya Osman Saba gibi; “Türkçeyi en güzel, en yumuşak şekilde kullanan, şiirlerinde sevgi vefa, hatıralar, ev içi ve ölüm konularını en güzel biçimde ifade eden” bir duygu ve hüzün şairi olarak tanınmıştır.

Yazarken, siyasî ve dinî bir endişe duymayan İlhan Ge-çer’in kendi ifadesiyle; şiirlerinde büyük sorunlara, sosyal davalara, ideolojik saplantılara rastlayamazsınız.

Şiirlerini serbest ve hece vezniyle yazan şairimiz, 1946 yılında, Ankara Halkevi tarafından düzenlenen şiir yarışmasında “Özlediğim Şehir ’ isimli şiiriyle üçüncü olmuş, daha sonraki yıllarda, çeşitli kurum ve kuruluşların ödülüne layık görülmüştür.

Türk Edebiyatı Vakfı, Türkiye Edebiyatçılar Derneği ve İLESAM üyesi olan İlhan Geçer, şiirlerini ilk olarak 1954 yılında “Büyüyen Eller” isimli kitapta topladı. Bundan sonra sırasıyla: “Belki”, “Bir Bulut Geçti", “Yeşil Çağ”, “Hüzzam Beste" ve Özlem Rıhtımı" isimli şiir kitaplarından başka, Cahit Sıtkı Ta-rancı ve Ömer Bedrettin Uşaklı ile ilgili inceleme kitaplarını yayınladı.

İlhan Geçer’in başka önemli eseri de Kültür Bakanlığınca yayınlanan “Cumhuriyet Döneminde TÜRK ŞİİRE Antolojisidir... Ne var ki, İlhan Geçer bu antolojide Türk Milli Destanı “Oğuzlama"nın aziz şairi Basri Gocul, millî destan şairi Yıldırım Niyazi Gençosmanoğlu, Sabahattin Çankaya, Mustafa Miya-soğlu, Muhsin İlyas Subaşı, İsmet Özel, Erdoğan Ünver, Cevdet Aslangül ve Hüseyin Yurdabak gibi birçok seçkin şaire yer vermediği için eleştirilmişti.

Yine aynı Antolojide, “Gündönümü” ve “Gündönümün-den Sonra” gibi nefis eserlerin sahibi olan Mehmet Çakırtaş’ın da, öz geçmişi arasında, “Genç yaşta elinden bir kaza çıkarak, cezaevine düştü” ibaresine, son derece üzüldüğünü hatırlıyorum.

Onunla son yıllarda, Feyzi Halıcı ve Gültekin Samanoğ-lu’nun Basın İlan Kurumu’nun Bayramoğlu Dinlenme Tesislerinde düzenlediği “Sohbet Toplantıları”nda bir araya geliyorduk.

O, şiirlerini duyarak ve ezbere okurdu. Son yıllarda, yaşlanmış olmanın verdiği hafıza zayıflığından olacak ki, yine ezbere şiir okurken bir yerde takıldı ve arkasını getiremedi. Son derece mahcup olmuştu... O yüzdendir ki ben, topluluk karşısında okuyacağım şiirin metnini, mutlaka elimde ya da cebimde bulundurmak gayreti içinde olurum.

İtiraf etmeliyim ki, nezaket ve incelik timsali olmanın yanında, gerçek bir şair olan İlhan Geçer’den çok şey öğrendim. İşte, onun insan sevgisiyle dolu yüreğinden süzülen duygu yüklü bir şiiri:

İNSANLA GÜZEL

Her şey insanla güzel

Doğan güne karşı gerinen evler 

Mavi rüzgarların koştuğu sokak 

İnsan olmazsa kötü resimler gibi 

Lacivert bahçelerde başlayan bahar 

Temmuz tarlalannda başak.

İnsanlar canım insanlar

Işıklar güneşler hep sizin için 

Sizinle anlamlı gökler ve deniz 

Sizinle bölüşür sevinci kuşlar

Siz varsanız korkunç değil

Karanlığı gecelerin.

Çoğunuz iyi yürekli insanlar

Ama mutsuz

Acı hep mevsimler yörenizde

Ekmeğiniz kıt Aşınız tuzsuz.

Sabahlar sizinle aydınlık

Elleriniz uzandıkça mavi bulutlar 

Sizin için kızarır dallarda yemiş 

Bir sevince karşılık bin acınız var.

Dostluklar sıcak sevgiler sonsuz

Savaşlar kinler, öfkeler neden? 

Bırakıp gidersiniz gene de 

Dünya bu kadar güzelken.

Yazar Hakkında

Abdullah SATOĞLU

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile