Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
acicekmekHayat bu! Her şey çok iyi gidiverirken birden bir olayın, bir sözün, bir duygunun/düşüncenin bizde bıraktığı üzücü tesire, kedere, eleme, ıstıraba düçar oluveririz.
Başkasının/başkalarının durumundan üzüntü duyar, onun hâline kederleniriz. Birine/birlerine zarar gelmesine üzülüp önleme isteği duyarız, ona merhamet ederiz. Bir şeyi boşa gitmiş sayarak ona üzülürüz. Sevdiğimiz birinin ölümünün verdiği kederi yaşayabiliriz. Maddî değerlerin kayboluşuna şahit oluruz. İnsanda üzücü bir etki bırakan, dokunaklı, hüzünlü an(lar) yaşar/yaşatırız. Yaptıklarımızın sonucu oluşan üzüntü ve sıkıntıyı çekebiliriz. Olumsuz sayılan bu davranışların/olguların/durumların sayısını daha da artırabiliriz ama şimdilik yeter.
Ummadığımız bir zamanda acı gün, acı söz, acı olay, acı ölüm, acı gerçek, acı haber yakmış mahvetmiştir hemen hepimizi.
Evlat acısı, yokluk acısı, yürek acısı, can acısı, ciğer acısı yaşamışızdır ayır ayrı ya da hepsi bir arada.(Gün gelip yaşanacak bunlar. Bu acıları yaşayanlara Allah sabır versin.)
İnsanın olduğu yerde acı var. Yeni acı, eski acı yok; hepimizin hayatında dinmeyen acı(lar) var. Ölüm acısı var, ölümden acı gelen acılar var. Acılı insan, acılı toplum, acılı memleket var. Yaşadığımız çaresizlikler yüzünden çektiğimiz acı(lar) var.
Acısını gördüklerimiz var. Acıların adamı/adamları var. Hasan Hüseyin Korkmazgil’in de dediği gibi ‘acıyı bal eyleyenlerimiz(!)’ var. Acıdıklarımız var, bize acıyan(lar)ımız var. ‘Biz kime acırız, kimler bize acır/acımalı’ hesabını yapan(lar)ımız/yapamayan(lar)ımız var.
Acılı bir hayatımız var varvarası…
Acı çektiğimiz gibi acı gelir bazı şey(ler) bize.
Acı söyleyenlerle karşılaşırız; acımızı alanlara yaklaşmak isteriz hep.
Acısını aldıklarımızla yaşamanın hazzı başka gelir bize.
Acısı yüreğimize çökenler, acısını bağrımıza bastıklarımız, acısını çektiklerimiz unutulmaz/unutulamaz ebediyen.
Acıma duygusu olmayanlara, merhametsizlere, katı yürekliler pek de iyi gözle bakmayız. Sürekli olarak, merhamet edilecek durumda olanlardan yana tavır belirleriz.
Bir şey bize çok dokunabilir, gücümüze gidebilir, çok zor ve üzücü gelebilir. Acı söyleyenlere tahammül etmek zorunda kalabiliriz.
Bir şeyin verdiği acı, yüreğimize işleyebilir. Acı ve üzüntüye şikâyet etmeden katlanır, acıyı/acısını bağrımıza basabiliriz.
Birilerinin/birinin acımasına yol açar, karşımızdakinde merhamet duygusu uyandırırız. Başkaları/başkası için üzüntü duyar, hayıflanırız. Kendimizi acınacak durumda görüp sızlanır, yakınır, şikâyet ederiz. Karşımızdaki(ler)in canını yakar, ağrı ve sızı verir/verdiririz. Kimi zaman hâline/hâllerine bakıp merhamet ederiz
Acımayı öğrendikçe acındırmayı da öğreniriz. Acımasız, acındırmasız yaşayamayız hiç.
Dokunmak, kırmak, üzmek; acı gelebilir. Kötü günler yaşar, acı(lar)görebiliriz. Bir üzüntüye, sıkıntıya yakınmadan katlanır, acıyı içimize gömebiliriz. Yapılan yanlış bir işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunur, onun acısını çekebiliriz.
Acı çeke çeke de kendi kendimizi tanımayı öğreniriz. Kendimizi tanıdıkça da büyük mutlulukların büyük acıların yanı başında olduğunu fark ederiz. Fark ettikçe de insanın alışamayacağı acı olmadığını anlarız.
Hayatta her şey olabiliyor. Her şeye her zaman hepimiz hazır, mümkün olduğunca da duyarlı olmalıyız.
Kötü durumlarda feryat figan etmek, kendimizi kaybetmek yerine bunun bir imtihan olduğunu ve içinde nice hikmet(ler) barındırdığını kabul edebilmek elbette bir erdem…
Her şey bizim için. Kendimizi beraber yaşadığımız insanlardan soyutlayamayız. Biz, onlar; onlar biz demek değil mi zaten. Birbirimizin aynası değil miyiz zaten.
Bu duygu deryasında başkalarının acısını/acılarını da hissedebilmek, duyguların en asili elbette!
Sevinçleri ve acıları paylaşmayı bilememek, acıma duygusunu kaybetmek, yaşanası bir durum değil bence.
Siz(ler)in de aynı düşüncede olduğunu tahmin ediyorum:
Acınacak hâle gelmemek, yaşanmışlıkların en güzeli; acınacak hâle gelmek, bu acıların en acısı bence.
Özcan TÜRKMEN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile