Cumartesi 7 Aralık 2019
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

Error in function loadImage: The image could not be loaded.

Error in function redimToSize: The original image has not been loaded.

Error in function saveImage: There is no processed image to save.

saliha malhunİnsan, camdan bir fanus gibi çabucak kırılıyor en ince yerinden. Sahi bu kadar kolay mı kırmak? Yoksa bazen biz de mi sebep oluyoruz kristalimizin tuz buz olmasına? Tam elini uzatacakken hep üzgün ve yalnız kalmaya…

Doruklara çıktıkça şehir ne kadar da küçülüyor, hayat anlamsızlaşıyor. Neden hayatı güzellikle dolduran minik bir şey yok olunca yerini kocaman bir boşluk alıyor? Garip… Çok garip bir boşluk… Neden kendimizi bundan mahrum ediyoruz ki? Neden istenmeden edilen veda, veda edileni daha da güzelleştirip özelleştiriyor?

Muradiye’deyim yine. Assolist Ninem geldiğime seviniyor. Gözlerime bakar bakmaz söylemeye başlıyor; “Zehretme hayatı…” Sesi Müzeyyen Senar gibi. Eskiler… Siyah beyaz resimlerde Zeki Müren’le aynı sahnedeler. Sevim Olgaç da beraberlerinde. “Çok özledim Sevim Teyzen’i, beni götürürsün değil mi?” diyor. “Ama sizin yürümeniz zor, Sevim Teyze’yi getiririm” diyorum, çocuk gibi seviniyor.

Ne garip eskiler. Zehri bile sevdirecek bir tevekküle sahipler. Acaba Zeki Müren haklı mıydı? Zehir mi ediyoruz kendimize hayatı? Yoksa zehir mi hayatımızla güzelleşiyor, anlamıyorum.

Bazı vedalar yaz yağmuruna benzediğinden mi yüreğimizde gökkuşağı olup kalıyor? Tıpkı bir ölünün kendi kokan tülbendini bir ömür saklar gibi içimizde. Henüz bir hatıra bile yokken geride kalan hüznün bu kadar büyük olmasının sebebi ne?

Bazen eşyalar da konuşur insanla. Eski gece lambası hâlimi anlıyor sanırım. Oymalı sehpalarda misafirler gülüşüyor. Bir gezek dönüşü çaylar tazeleniyor. Bu serin taşlı mutfakta büyüyen sanki benim. Bunca sene hatıralarını unutmuş bu ev nasıl da canlanıyor…

Bu ev bir zaman sarmalı sanki. Serin bir liman. Neye küstüğünü kendi de bilmeyen küçük bir kızın okşanan saçları gibi okşanıyor başım.

İnsan bazen kendi kendine hayatı zehrediyor. Garip bir boşluğa düşüyor. Bazen içindeki boşluğu sadece ölülerin doldurabileceğine inanıyor. Bazen yeniden çocuk olmak istiyor. Yeniden saf… Yeniden masum… Herkese elini uzatabilecek kadar cesur…

İnsan camdan bir fanus gibi çabucak kırılıyor en ince yerinden. Sahi bu kadar kolay mı kırmak? Yoksa bazen biz de mi sebep oluyoruz kristalimizin tuz buz olmasına? Tam elini uzatacakken hep üzgün ve yalnız kalmaya…

Saliha MALHUN

Yazar Hakkında

Saliha MALHUN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile