Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  
ankaralıarabaciHilmi Özden; "Ankaralı Arabacı İsmail ve Mustafa Kemal" adlı belgesel romanının "İthaf ve Teşekkür" bölümünde: "Romanımızın her hangi bir iddiası yoktur sadece istikameti vardır. Bölümler okundukça istikameti mutlaka anlaşılacaktır."

On cilt olarak düşünülen serinin bu ilk kitabı, daha önce Muzaffer Metintaş yönetimindeki www.kırmızılar.com’da internetten yayımlanmış ve yoğun ilgi görmüştü.

"Ankaralı Arabacı İsmail ve Mustafa Kemal" adlı belgesel roman şimdiye kadar Atatürk’le ilgili okuduğumuz eserlerden çok farklı bir anlatım tekniğine ve düşünce ağırlığına sahiptir.

Atatürk’ün çocukluğundan başlayarak, fikri gelişimini olgunlaştıran ailesi, öğretmenleri ve sosyal çevresi belgelere dayanarak bir roman üslubu çerçevesinde anlatılmaktadır.

Atatürk hakkında bugüne değin pek çok kitaplar yazılmış, onun her yönü ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır. Hilmi Özden, bu eseriyle konuya tamamen farklı bir açıdan yaklaşarak aynı zamanda bir ilke de imza atmaktadır. Tarihi romanların bir kurgudan ibaret olmamasına dikkat çeken yazar, bu türün zaman ve mekânda karşılığının bulunması gerektiğini vurgular. Yazar, tarihi şahsiyetlerin hakikatle örtüşmesi, hayâli olarak kalmaması için bunun lüzumuna işaret eder.

Hilmi Özden, söz konusu romanın her hangi bir iddiasının bulunmadığını ancak bir istikametinin var olduğunu söylerken Türk tarihinde mevcut olan liderler ve bilgeler geleneğine katkı sağladığını belirtir. Yazar; Oğuz Han’ın Irkıl Hocasını, Bilge Kağan’ın Tonyukuk’unu, Cengiz Han’ın Gökçe’sini, Osman Gazi’nin Ede-balı’sını, Fatih’in Akşemsedin’ini örnek vererek daha nice Türk kültür ve irfanına sahip insanların bu halkada yer aldığını ifade eder.

İşte bu roman, Atatürk’ün kişiliğinin oluşumunda bilinen insanların yanında adı-sanı duyulmayan Ankaralı Arabacı İsmail gibi şahsiyetlerin varlığını konu edinmektedir.

"Ankaralı Arabacı İsmail ve Mustafa Kemal’’ adlı belgesel romanın girişi şu cümlelerle başlar: "Paşa, yorgunluk kahvesini içmişti. Şöyle bir yalnız başına Ankara’da dolaşmak istiyordu. Toprak yolda yürümeye başladı. Zihninde Yunan ilerleyişine karşı alınacak tedbirleri düşünüyordu. Yanına tek atlı tahta bir arabanın yaklaştığını fark etmedi. Arabacı; "Beyim atla arabaya sohbet ederiz, yolun kısalır." dedi. Paşa, Arabacı’ya baktı. Balkan ağzı ile; "Yok be emmi yürümek istiyorum". Arabacı; "Sen bilirsin oğul, bak bizim sohbetimiz hoştur, gönlün açılır". Bu sözler Paşa’ya Balkan rüzgârı gibi güzel geldi. Üsküp’ü, Manastır’ı, Selanik’i hatırlattı birden. "Tamam be emmi" dedi. Paşa, çevik bir hareketle arabacının yanındaki içi saman dolu torbanın üstüne atladı.’’

Atatürk, Ankara günlerinde Arabacı’yla sık sık görüşmüş, onun tasavvuf ve tarih bilgisinden olabildiğince yararlanmıştır. Romanın ilerleyen bölümlerinde bunlara tanık olmak bazen okuyucuyu kanatlandırarak yeni ufuklara yolcu etmektedir.

336 sayfadan oluşan romanda, Türk kültür ve tarihine ait pek çok anekdot, ustalıkla eserin bünyesine yerleştirilerek okuyucuya engin Türk kültüründen örnekler sunulmaktadır. Romanda verilen bu örnekler özellikle gençler açısından büyük bir önem arz etmektedir.

A.Şinasi Hisar; "Her yiğidin bir yoğurt yiyişi olduğu gibi, her romancının da bir roman yazışı vardır. Asıl ibda kabiliyeti olan sanatkârların hepsi de mutlaka, kısmen yeni bir roman formülü bulur, tatbik ederler. Bütün edebiyatta birbirinin tamamen aynı iki romancıya, tamamen eş iki romana rastlanmaz." derken adeta Hilmi Özden’i anlatmaktadır. Zira yazar, Türk romanında henüz denenmemiş bir teknikle, daha önce işlenmemiş bir konuyu ele alarak çok başarılı bir eser ortaya koymuştur.

Prof. Dr. Hilmi Özden; Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim dalında çalışmakta olup,  Felsefe Bölümü’nü de başarıyla bitirmiş, Türk Dili ve Edebiyatı’nda doktora çalışması yapmaktadır. Osmangazi Üniversitesi Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü olarak da görev yapan Hilmi Özden hocamızı Türk edebiyatına böyle bir eser kazandırdığı için kutluyorum.

"Ankaralı Arabacı İsmail ve Mustafa Kemal" adlı belgesel roman serisinin yeni kitaplarını sabırsızlıkla bekliyoruz.

Yazar Hakkında

Ahmet URFALI

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

İSKENDER PALA’NIN ŞAH VE SULTAN ADLI

Çalışmamızın konusu olan Şah ve Sultan romanı, 16. yüzyılda Türk tarihinin en önemli vakalarından olan mezhep ayrılığı ve bu ayrılığın ortaya koyduğu siyasi...

ZAMAN YÖNETİMİ

Zamanın ne olduğunu tam kavrayamadığımız için onu yönetemiyoruz. İnsanoğluna eşit olarak sunulan tek kaynak olan zamanın etkin ve daha verimli...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

O zamanlar askeri okullar yaşlı imparatorluğun en çağdaş eğitim kurumları arasındaydı. Genç adam, aradığı bilgiye ve tecrübeye ancak böyle bir okulda...

Reşat Nuri Güntekin: İlk Romanımı N

Gizli El benim ilk romanımdır. Mütarekenin ilk yılında Dersaadet ismindebir gündelik gazete çıkarmağa hazırlanan Sedat Simavî arkadaşım benden bir roman...

Her dilin bir hafızası vardır. Bu hafızayı bilerek veya farkında olmaksızın bozmaya yeltendiğimizde muayyen bir dille konuşan toplumun hafızasını da...
Yazılarınızda Eski Türk Edebiyatı sahasındaki çalışmalarda metot eksikliğine ve teori sahasındaki yetersizliğe vurgu yapıyorsunuz. Bu sahadaki metinlere hangi teori zemininde...
“ Bir Türk’le Türkçe’den başka bir dille konuşmak, bana adeta bir günah gibi geliyor.” Johan Vandewalle ( Belçikalı Dil Bilimci...
"Ankara’nın taşına bak Gözlerimin yaşına bak Düşman bizi esir etmiş Şu feleğin işine bak" Mustafa Kemal puslu bir Ankara günü gözlerini hafif kısmış alabildiğine...
Eski İstanbul’da, “Seyr-i Sefâin” ve “Şirket-i Hayriyye” isimli şehir içi vapur taşımacılığı yapan şirketler varmış. Bilhassa Osmanlı’nın son dönemleri ile...
‘Kaptan’ mahlası ile Türk edebiyatının bilhassa şiir alanında mihenk taşlarından birisi olan Attila İlhan, bir cumhuriyetçi ve inkılâp savunucusudur. Fakat...
İstanbul’a ilk defa 1951 yılında gitmiştim... O zaman, Yıldız Teknik Okulu’nun Harita ve Kadastro Mühendisliği Bölümünde okuyan ağabeyim Mehmet Satoğlu,...
Batı Cephesinden yeni dönmüştü. İşler iyiye gitmiyor canı sıkkındı. Akşamları dostları ile eski Ziraat Mektebinin binasında toplanıyorlar bazen sabahlara kadar...
"Türkler, Türk tarihinin birinci sınıf insanlarından bazılarını tenkit etmek, beğenmemek, sevmemek hakkına maliktirler. Fakat hanedanlar arasındaki rekabetler dolayısıyla bunlardan birini...
DUYARLILIK

DUYARLILIK

22.07.2018
“Ünlü piyanist sahneye çıktı ve konserine başladı. Daha ilk parçanın ortalarında, en önde oturan bir kadının uyuyakaldığı dikkatini çekti. Kadın...
Unutulmaya yüz tutan Ramazan Manilerinden birini hatırlatıp öyle başlayalım istedim. "Bu aya hürmet gerekNimete şükür gerekMübarek RamazandaHakk’a ibadet gerek” Cenab-ı...
1962 Eskişehir doğumlu. İlk, Orta ve Lise tahsilimi Eskişehir’de tamamladı. 1985 yılında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun...
Aşığın biri, günün birinde kendisini çok seven, onun sevgisiyle yanıp tutuşan sevgilisini yanına çağırdı. Cebin­ den bir kağıt çıkararak huzurunda...
“Eşya ile bizim aramızda kurulan büyülü ilişki, şiirin ilmikleri ile dokunur. Bir takım yüce değerlere o sayede tutunur, bağlı kalırız.
Sezai Karakoç, verdiği eserlerle Türk edebiyatının son 60 senesinde mühim bir yere oturur. Başta şiir olmak üzere hikâye, deneme, fıkra,...