Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

ozcanturkmen1

İşimize geldiğinde sözü çeviriveriyoruz hemen. Sözümüz neden kesiyorlar, biz başkasının sözünü niçin kesiyoruz?

Sözümüzü esirgememekle nereye varacağımızı sanıyoruz? Sözü neden hep dağıtıyoruz.

Sözü mü olurdu aramızda ufak tefeğin ...

Söz aramızda’ derdik başkası bilsin istemiyorsak. Söz çıkmazdı aramızdan o zaman.

Sözüm meclisten dışarı’ der başlardık anlamada tereddüt hâsıl olduğunu düşündüğümüzde.

Sözüm yabana’ der kırmamaya çalışırdık karşımızdakini. Sözünden çıkmayan insanlar görürdük çevremizdekileri…

İletişim engellerinde söz ne kadar önemli? Söz ağızdan çıkar ve dosdoğru çıkar. Dönüşü yok… Bunun farkına neden varamıyoruz?

‘Söz dediğin yaş deridir, nereye çekersen oraya gider.’ demiş atalar. Hiç duymadık mı?

Söz ehli olmak varken söz düellosu bize göre mi? Söz dalaşına girmekle ne kazanacağız ki?

Söz cambazı olalım derken komik durumlara düşüyoruz. Ağır söz, eğri söz, pis söz, acı söz hiç bize göre değil.

Neden hep söz kesmeye hevesliyiz?

Dediklerimiz neden hep sözde kalıyor? Neden hep söze atılıyoruz? Sözü neden uzatıyoruz hep? Uzun lafın (sözün) kısasını neden seçemiyoruz bir türlü?

Son sözümüz olması gereken, neden hep ön sözümüz oluyor?

Söz meclislerine ne kadar çok ihtiyacımız var?

Buralarda üstümüze düşmeden konuşmazdık. Abes kaçan sözlerden uzak dururduk. Ağzımızdan söz dirhemle çıkardı. Ağzımızdan çıkan sözü, kulağımız işitirdi. İleri geri de konuşmazdık.

Birilerinin ağzında çalkalanmazdık. Olur olmazdan, ipe sapa gelmezlerden hiç söz etmezdik.

Böyle yapıp da birine söz gelsin istemezdik. Bilerek birine söz getirmezdik. Büyüklerimizin bir sözünü iki etmezdik. Bize ne oldu?

Söz sultanlarının yanında söz söylemek baş yarıyor mu? ‘Büyük lokma ye büyük söz söyleme.’ derlerdi. Ne oldu? Biz de böyle diyebiliyor muyuz?

İnsanlar birbirini anlardı. Sadece cahile söz (laf) anlatmak deveye hendek atlatmaktan güçtü (zordu). Doğru söz acıydı. Doğru söz yemin istemezdi.

Hayvan yularından, insan ikrarından (sözünden) tutulurdu.

Kem söz, kalp (kem) akçe sahibinindi.

Tatlı söz can azığı, acı söz baş kazığıydı.

Söz karışıklığı yoktu konuşmalarımızda. Söz sahibi, sözünün öneminin farkındaydı. Söz sırası gelmeden konuşulmazdı.

Söz ustası bilgeler çoktu. Söz yarışı yapmak gereksiz görülürdü.

Sözüne sahip insanlar bilirdik herkesi. Beylik sözlerle birbirimiz avutmazdık. İğneli söz yerinde ve zamanında kullanılırdı. Katı söz, kuru söz er kişiye yakışmazdı. Lastikli sözden hep uzak durulurdu.

Pis sözü kimsenin ağzına yakıştırmazdık. Namus sözü, şeref sözü bilirdik bütün sözümüzü.

Güzel günler için, güzel sözler için söz mü?!

Özcan TÜRKMEN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile