Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

salihamalhunTanzimat, Meşrutiyet ve çok partili cıvımanın Türk devlet geleneğindeki onbin senelik şahsiyeti kaybettirdiği bir vakıa! Son otuz senedir de politikacılar, ve şıracı-bozacı veznindeki bir takım köşeci yazarların kullandığı çerden çöpten köprü altı dili sebebiyle bu menfilik sür’atle ivme kazanmaya devam ediyor.

Türklük anlayışı ve Müslümanlık ile Anadolu topraklarına yeni bir şahsiyet kazandıran Oğuz Türkleri, bilhassa hükûmet tekniğini de onbin senelik Töre esası üzerine yükseltmişlerdi. Töre mucibince, devleti yönetmedeki esas; emanet olarak görülen devlet idaresini “ehline” verilmesi üzerine bina edilmişti.

Türk târihi boyunca, devlet ve hükümet denilen varlık, TÖRE ile muhteşem bir vücûd kazanmış, İşbu keyfiyetten uzaklaştığı nispette de devletin çöküşü denilen faciayı kaçınılmaz kılmıştır.

Türk TÖRE’sinin emanete ehil olarak yetiştirdiği devlet erkânı efendiliği nerede, günün yirmi otuz kelime ile konuşan, bunun da yirmi beşi küfür ve hakaret, alay ve istihza olan politikacıları nerede?

İslâm’ı Araplaşma zanneden zümre ile, kurulan yeni cumhuriyeti kapkara bir haçlı felsefesine döndüren laik yecüc-mecücler görünüşte birbiri ile çatışıyor gözükse de, işin aslında ikisinin de beslendiği kaynak şeytâni bâtıl Batı olmak üzere aynıdır!

Her seçim zamânı olduğu gibi bugün de karmakarışık, keyfiyetsiz, oy torbasını doldurma esasına dayalı, yalan-dolan binlerce vaad ve aldatmaya bağlı bu iğrenç manzaralar, mahalle karılarının kavgasına benzer şekliyle gündemimizi işgâl etmektedir.

Günümüzde siyâset ve meydanlara çıkıp oy torbası doldurmanın esâsı şudur; dört beş fırkanın meydanlarda ve meclislerde biribirne sövüp sayması, muhalefet denilen fırkanın da paşa, maşa, devlet, hükûmet, nazır, reis-i cumhur ve devlet makamı nedir hiçbir kavram ve değer tanımadan dünya efkâr-ı umumiyesinin önünde ayaklar altına alıp ezerek iblisliğini ilân etmesidir.

Bu ifrat ve tefrit ehlinin kullandığı dil de elbette Türklük ve Müslümanlık şahsiyeti ile vücûd bulmuş medeniyetin nezaket ve hikmet dili olmayacaktır. Hangi parti ve pırtıya mensûb olursa olsun, şu belediyelerin hâline bakın ki eskilerin “idâre-i avâm!” dediği KÜLTÜR masalarını işgal eden ve kendi kültür ve medeniyetini a.ş yâni âdi bir tezgâh malı hâline getirici bu zibidiler ordusu elbette ki emâneti omuzlamaktan nâmütenâhî çapda uzak bir keyfiyetin zombileridir!

On bin senelik Türk TÖRE’sinin kavramlarını bırakarak haçlı kurbağacasından devşirilen birkaç kelime ile “hukuk/guguk ve adalet” müesseslerinin manzaralarına hiç bakmadan geçelim!

Yahudinin ağlama duvarı önünde yakarmakla asrın hafızasına kazınan org paşasından tutun da Anadolu yaylasını bir gecede istilâya kalkan iki gözü iki çeşme haçlı devşirmesi şakirtlerine kadar cümle hokkabaz hainin kendilerini müdafaa içün havale ettikleri biricik mercî; “Yüce Türk Milletinin takdiridir!”

İmdi, cümle zerzevâta aceba soruldukta; “Yüce Türk Milletinin takdirine” sığınmakla hainlik ve alçaklık muhal midir? Mümteni midir? Müstahil midir? Bu topraklarda terör ve cinnet yalınız PKK denen ucûbe dağ eşkıyâ ve çetelerine mahsûs bir hainlik midir?

Biz biliriz ki Jön Türk, İttihadçı, Sebataycı, tapınakçı ve onların da bugünkü torunlarına kadar ordu, devlet ve siyasi partiler içerisine sızmış yüzlerce mikrobu kaç yüzyıldır bünyemizde taşımaktayız.

Bu nasıl bir kara yüzdür ki; “Takdirine sığındıkları TÜRK MİLLETİ” yüz üç senedir Yemen, Galiçya, Çanakkale, Balkan, Kafkas, Trablus v.s. cebhelerinde binlerce şehir verir, son olarak da 15 Temmuz gecesi alçakça tecavüze uğrar, fakat politikacıların istismarından asla kurtulamaz!

Netekim Kenan ülkenin evlâtlarını sağlı sollu asar, devlet televizyonundan hitab ederken kullandığı ilk cümle “ Yüce Türk Milleti’dir!”

Cumhuriyet’i biz kurduk diyen Dersimli Kemâl’in, demokratik dağ partisi ile adalet yürüyüşüne çıkıp “Türk Milleti’nin takdirine” sığınması ne kadar samimidir?

Zerdüşt dinli demokratik tefrikanın bu milletin partilerine sırtını dayaması nasıl bir cinnettir?

Milletvekili olarak meclisi işgal eden ve hâlâ birçoğu okyanus ötesindeki ağlak vaizden icazetli adam ve madamların “Türk Milletini temsilen” sergiledikleri o küfürleşmeler, yumruklaşmalar edep ve terbiye dışı sataşmalar terör değil de nedir?

Belaltı kasetleriyle Brütüslük yapan Dersimli Kemâl’in, bu defa kendisine Brütüslük etme iştiyakına girmiş çakırkeyf Muharrem’e yalın kılıç meydan okuması terörden sayılmıyor mu acebâ?

Hülâsa; ecdâdının yolunu ve TÖRE’sini bırakıp haçlı ahlâkını ve hükümet tekniğini bir maymun kâbiliyyetinde taklîd edip onbin senelik TÜRK DEVLET TÖRE’sine açılan bin ana damarı kesip atmaya and içmiş bu anlayışı, bu kuduruşu, bu liyakatsizliği devletin bütün kurumlarından ve belediyelerin çehresinden söküp atmadıkça bu Yahudi saçı içinde boğulup gitmeye devam edeceğiz!

Bu topraklarda gerçek terör; “Bu milletin sinesine sığınarak” yapılanlardır!

Kaplerimiz TÖRE’ye ve TEVHİD’e niçin bu kadar kapalı?

Kadirşinaslıkla efendim.

Saliha MALHUN

Yazar Hakkında

Saliha MALHUN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

OSMANLI'NIN SON SAVAŞI - ALTAY CENGİZE

Bu ülke, 1914 Ağustosu’nda bir mukadderat anına varmış olarak, kaçınamayacağı bir ölüm kalım mücadelesine çağrılmıştı. Türkiye, Avrupa tarihindeki bu en...

İSTANBUL DÂRÜLMUALLİMÎN-İ (1848-19

İstanbul Dârülmuallimîn-i (1848-1924) Uğur Önal, Togay Seçkin BirbudakAnkara, ATAM, 1.bs., 2013, 360 sayfa, ISBN:978-975-16-2535-9 Yayına hazırlayan: Fatih AKMANTürk...

YAHYA KEMAL TAŞTAN - BALKAN SAVAŞLARI

Yahya Kemal TAŞTANÖtüken Neşriyat, 2017 Âdeta Balkan İmparatorluğu addedilebilecek Osmanlı Devleti’nin son asrında cereyan eden Balkan Savaşları; Türk...

FÂTİHNÂME - TURGUT GÜLER

Cihângîr Tûğlar -Selîmnâme- kitabıyla edebiyat ve târîh severlere büyük bir şölen sunan Turgut Güler, Şehsüvâr-ı Cihângîr -Fâtihnâme- kitabıyla da “Türk...

HİÇ BÖYLE GÜZEL BİR MEKTUP ALDINIZ

Edebiyat Dunyamız

Rahmetli Fethi Gemuhluoğlu’nun 1977 yılında oğlu Ali’ye hitaben yazdığı mektup günümüz gençliğine de önemli tavsiyeler içeriyor. İnternette çeşitli sitelerde...

YALNIZLIĞI BİZ Mİ SEÇTİK?

Özcan TÜRKMEN

Söyleyişi kolay ama yaşanması çok zor olanların başında yalnızlık geliyor bana göre.Yalnızlığın Allah’a mahsus olduğunu biliyoruz.İnsanın dayanamadığı...

İNSANLAĞIN EVİ - TÜRKLÜĞÜN OTAĞI

Ahmet URFALI

Hür yaşamanın timsalidir topakev.   Geniş Orta Asya bozkırlarının ve göçebe hayatının kullanışlı evidir otağ. Türkler evlerini taşıyan millet olduğu için göçer evli...

KONUŞURKEN

Özcan TÜRKMEN

Kendinizi konuşurken hiç kontrol ettiniz mi? Konuşanın siz değil de başkası olduğunu bir kere olsun düşündünüz mü? Konuşmada dinleyen yerine kendinizi...

BAŞPARMAK

“İnsanın en asil uzvu hangisidir?” diye sorsalar hepimizin vereceği cevap budur: Dimağ! Hâlbuki dimağdan daha yüksek ve hattâ insanı diğer yaratıklardan...

RIZA TEVFİK

Filozof Rus Tevfik’in ölümüne iki yüzden acımalıyız: Birincisi, halk ş¡irinin her çeşit lezzetini bize tattıran çok kıymetli bir şairimizi kaybettiğimiz için....

Vazife, Mesuliyet, Had ve Hak

Hür olarak yaşamak üzere yaratılmış olan insanoğlu, kendi seçimi ile haklarının ve hürri­yetinin bir kısmını feda etmiş, kalanını bildiği gibi kullanmak...

ÇOCUK EDEBIYATI VE EĞITIMI AÇISINDAN

ÖZÇocuk edebiyatı ve çocuk eğitimiyle ilgili günümüzde dikkat çekici çalışmalar yapılmaktadır. Eski dönemlerde de tam anlamıyla bu konulara yönelik olmasa da...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

Mustafa Kemâl’in sabah ilk işi kendi maaşından yahut gerekirse borç alarak Arabacı İsmail Efendiye bir at alıp hediye etmekti[1]. Sabah ona zor olmuştu....

DİRSE HAN OĞLU BOĞAÇ HAN DESTANI

Bir gün Kam Gan oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı. Şami5otağını yer yüzüne diktirmişti Alaca gölgeliği gök yüzüne yükselmişti. Bin yerde ipek halıcığı döşenmişti....

GENÇ ŞAİRDEN BEKLENEN (ORHAN VELİ /P

Yirmi yaşımızı dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı; beylik kalıplar, beylik oyunlar, beylik dünyâlar içinde bunalmış kalmış olan şiire yeni imkânlar...

TANZİMAT ROMANI ZÜPPE TİPİNİN “AY

GİRİŞ Türk romanına Tanzimat Dönemi‟yle birlikte girmeye başlayan “alafranga züppe” tipi, Osmanlı İmparatorluğu‟nun zayıflaması sonucu ortaya çıkan bir tiptir....

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
Ali Alper ÇETİN Altın kulelerden yine kuşlar Tekrârını ömrün eder i’lân. Kuşlar mıdır onlar ki her akşam Âlemlerimizden sefer eyler? Akşam, yine akşam, yine akşam Bir...
15 Temmuz 1943'te Gümüşhane'ye bağlı Kelkit ilçesinin Dayısı köyünde doğdu. Ailesinin Kırıkkale'ye göçmesi üzerine ilkokulu orada tamamladı. Ortaokulu Merzifon ve...
Pedagog Adem Güneş SELİS KİTAPLAR Anne babaların en zorlandığı konulardan biridir mahremiyet eğitimi… Çocuğa hangi yaşta nasıl bir eğitim verilmelidir ki,...
AHMET KABAKLI

AHMET KABAKLI

24.02.2019
Değerli Edebiyat Tarihçisi, gönül ve dâva adamı Ahmet Kabaklı’yı 8 Şubat 2001 günü kaybetmiş olmanın derin teessürü içinde bulunuyoruz. Üstâd...
Müberra Gürgendereli, Osmanlı Dönemi Şiirinde Edirne, Çantay Kitabevi, İstanbul 2016. Edirne’nin I. Murad tarafından fethi, hem İstanbul’un hem de Balkanların kapısını...
‘Aslında hiçbir şey, iyi veya kötü değildir. Her şey, bizim onlar hakkında neler düşündüğümüze bağlıdır.’ Öncelikle buna inanmalı; işe öyle...
İnsanî ve ahlakî erdemlerle düzenlenmiş hayata ömür diyoruz. Ömrümüz, inşallah, iyilik ve güzelliklerle geçer. Ömrümüzü yaratılış ve varlığımızın gayesine uygun olarak...
Bukağı

Bukağı

04.06.2017
Nevi şahsına münhasır hal ve tavırları ile Hacı Bayram Veli, Yunus Emre ve Niyazi Mısri'nin tasavvuf geleneğindeki yerleri ve etkileri...
Eskiler çok yazan, çok üreten verimli yazarlara doğurgan anlamına gelen ‘’velut’’ sözcüğünü sıfat olarak verirlerdi. Türk ve dünya edebiyatında kendini...
Her kandilde, “Kur’an’da "kandil" var mı yok mu?” tartışmalarının, “Niye kutluyorsunuz?” serzenişlerinin sonu gelmez biliyorum. Ben her kandil demiyorum da gece diyorum, kişinin...
Her kentin de tıpkı insanlarda bulunduğu gibi bir kimliği ve bir belleği vardır.Bir kentin coğrafi konumu, doğal ve tarihi dokusu,...
‘Aslında hiçbir şey, iyi veya kötü değildir. Her şey, bizim onlar hakkında neler düşündüğümüze bağlıdır.’ Öncelikle buna inanmalı; işe öyle...
Yaşamak başlı başına bir öğrenme sürecidir. Öğretirken de öğreniriz. Hele bir dili başka kültürden gelenlere aktarıyorsanız öğretme ve öğrenme bahisleri...
İdil Hanım, sizce müzik nedir? Müziği ne olarak görmek, anlamak gerekiyor.
Bu yazıyı kaleme almamın sebebi açıktan açığa bir zaruretin beni sıkıştırıp durmasıdır. Zaruret hâsıl olmuştur çünkü Türk toplumu roman dediğimiz...