Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

okumakBu soruyu kendi kendine soran ve de cevap ver(ebil)en insan sayısı ne kadar artarsa okuma oranımızın o kadar artacağına inanıyorum. Kitaplardan önce kendimizi okumaya çalıştığımız nispette; kendimizi okumayı, insanı okumayı becerebildiğimiz ölçüde rahat okuyabileceğimize inanıyorum.

Aslında okumayı istiyoruz. İstiyoruz istemesine de bir türlü fırsat ve imkân bulup okuyamıyoruz değil mi? Bunun gibi mazeretlerin ardı arkası kesilmiyor değil mi? Bu yolla pek bir yere varamayacağımızı hepimiz biliyoruz ve yine mazeret üretiyoruz değil mi? Aynı şeklide davrandığımızda sonumuzu az çok kestirebiliyoruz değil mi?

Okumak manevi sorumluluğun yüklediği, duyarlı insanların girişimidir. Ne yapacağımızı değil de ne yaparsak ne olacağını okuyarak öğreniriz.

Geleceğin cahili, okumayan kişi(ler) olacaktır. Cehaletle savaşmanın en kısa, en maliyetsiz, en kolay yolu okumak/okutmaktır. Okumadığımız vakit, aklımızı verimli kullanamayız. Bu itibarla kitapsız ilerleme, kitapsız uygarlık, kitapsız kalkınma olmaz.

Köydeki kahveye gidecek, okumaya durumu, şartı, hâli uygun değil. İlçedekinin okumaktan önemli işleri o kadar çok ki. Şehirdekinin öncelik listesinde okuma yok. Büyük şehirlerin gündelik debdebesi de okumayı zaten öteliyor; o yoğunlukta(!) nasıl, ne, niçin okunsun ki(!)… Orta yaş ve üzeri insanımız, sağlık problemlerine dayalı olarak oku(ya)madıklarını beyan ediyor.

‘Kitap pahalı, ona bütçemde ayıracak param yok.’ diyenlerin haddi hesabı yok. Okumak gibi bir endişesi olmayanları da bunlara ekleyelim. Kim kaldı geriye okuyacak; evet, evet okuma kime kaldı gayrı? Hadi bunlar tamam olmasına tamam da mazeret mi şimdi. Şart ne olursa olsun insan okur.

Edebiyatımızda eleştiri türünün de gerekli başarıyı gösterememesi, şair ve yazarların öne çıkarılmasına engel olarak gösterilebilir.

Her şeye rağmen okuma hevesini kaybetmemiş insanımız aldığı eserden gerekli edebi zevki alamıyor, okumadan git gide uzaklaşıyor.

İlkokulda okuma sevgisi aşılanamayan çocuk, dersleriyle ilgisi olmayan bir şeyi okumayı gereksizlik kabul ediyor. Kültür değerlerinde kopan insanımız, kültüre/kültürüne nasıl sahip çıkacağını bilemiyor. Mesleği dışında yayın takip edene pek rastlayamıyoruz. Mevki makam sahibi, iş güç sahibi, mal mülk sahibi insanlar şiir, hikâye, roman okumayı çocuk işi zannediyor.

Okul bitince okuma bitti sanıyoruz. Okumak bir sabır işi, okumak bir eğitim işi…Tavşanın suyunun suyunun suyu bile olsa ciltlerle eserin güya filmi, sözde senaryosu kısa bir zaman sonra bir fikir verebiliyor. Yalnız o kadarcıkla bile bizim seyirci(!) ahkâm kesebiliyor.

Medyada hayat okumak değil seyretmek üzerine kurgulanmış maalesef. Futbolcuların, sözüm ona sanatçıların kaçamakları dâhil söz konusu edilirken hiçbir yazarın hiçbir durumu televizyona, gazeteye, dergiye taşınmıyor. Gazetelerimiz, dergilerimiz şair ve yazarlardan, onların eserlerinden neredeyse hiç bahsetmiyor. Televizyon seyretmek tutku haline gelmiş. Televizyon kanalları günümüzde neredeyse her şeyin yerini aldı; hemen her televizyon kanalı, hepimizi avutacak(!), zihnimizi uyuşturacak bir programı yayınlıyor. Televizyon kanalları, maalesef, ‘okumaya hacet kalmadı(!) ‘diye söyletir hâle getirdi bizleri. Televizyonlarımız eserini diz/film yaptığı sanatçının adını küçük harflerle sadece önde yahut sonda yazıp geçer; adından eserinden, dünya görüşünden bahsetmeyi hiç ama hiç akıl etmez maalesef.

Okumak zor… İnsanımız kolaycılığın cazibesine kendini çabuk kaptırıyor, bir türlü de kurtaramıyor. Okullarımızda okutamıyoruz. Dahası, okuma alışkanlığından uzaklaştırılan çocukların sayısı özel bir araştırma konusu … Görevlisi/memuru olmayan kütüphaneler, yeni yeni eserlerle güncellenemeyen kütüphaneler, derslik oluşturabilmek için kapatılan kütüphaneler, okulun en izbe yerine atılıvermiş kütüphaneleri eğitimin ilgilileri hangi vakit görür bilemiyorum; görmek isterler mi onu bilemiyorum.

İnsanımız başkasının onun yerine düşünmesinde sakınca görmüyor dahası bu çok hoşuna gidiyor. Onun için okumuyor. ‘Az bilmek için çok okumak gerekliyken çok bildiğini zannedip hiç okumamak’ işine de geliyor aslında. Bir tek kitap yazmak için yarım kütüphane okunması gerektiğini söyleyenlere de gülüp geçiyor.

İncelemek, düşünmek, yazmak için okunması gerektiğini hepimiz biliyoruz bilmesine de okumuyoruz bir türlü. Dünü kavramak, yarını iyi anlayabilmek, bugün rahat yaşayabilmek için okumaya ihtiyacımız var. Okumazsak olmuyor, olamıyor; olamayacak!

‘Beden için jimnastik ne ise kafa için de okuma odur.’ diyorlar, ‘Kafalar, boş durdukça kalınlaşır.’ diyorlar, ‘Kitap okurken muhataplarınız, bilim adamları ve düşünürlerdir.’ diyorlar bir bakın hele.

Kitabı dolaba değil kafana koymak gerektiğini bilmeyenimiz yok neredeyse. Kitapsız evin penceresiz odaya benzediğini söylemeyenimiz yok ancak evinde ‘kütüphane’si olanımız çok az.

Allah’ın ilk emrinin ‘Oku!’ olduğunu tam okuyup kavrayamadık maalesef. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın her eve bir Kuran-ı Kerim kampanyası başlatmasını acilen istiyorum. Her tür ve kademedeki münevverimizin farkındalık oluşturma anlamında faaliyetlerini artırmasını istiyorum. Vaktiyle Cumhurbaşkanlığı seviyesinde kampanyalar; sergiler, fuarlar vb. organizasyonlar yapıldı. O organizasyonların birine hazırladığın sloganı hiç unutamıyorum: Şimdi en iyi vakit / Haydi oku ve okut

Okumadan âlim yazmadan muallimlere daha ne kadar imkân ve fırsat vereceğiz.

Evet, ‘Şimdi en iyi vakit / Haydi oku ve okut.’

Özcan TÜRKMEN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

TARİHİN SESSİZ DİLİ DAMGALAR

“TARİHİN SESSİZ DİLİ DAMGALAR” ÜZERİNE Mustafa AKSOY ile Söyleşi Söyleşi: Ahmet VURGUN              Kültür tarihimizde pek çok boşluk söz konusudur. Özellikle söz konusu...

Osmanlı Cadısı-Barış Müstecaplıo

Barış Müstecaplıoğlu Barış Müstecaplıoğlu Osmanlı Cadısı’nda uçan arabalarla leventleri, robotlarla semazenleri sıradışı bir kurguda ustalıkla buluşturuyor....

VATAN DİLİNDE CENGİZ DAĞCI

Vatanını kaybetmiş ve bir daha dönüp onu görememenin acısını derinden yaşamış biri olan Cengiz Dağcı, Türkçeyi kendine vatan bilmiş ve vatanı Kırım’ı yazdığı...

TURGUT GÜLER

1951 yılında Afyonkarahisâr’ın Sultandağı ilçesine bağlı Dort (bugünkü Doğancık) köyünde doğdu. Âilesi, 1959 Ocağında Aydın’ın Horsunlu kasabasına yerleşti....

CUMA GÜNÜ, AKŞAM…*

Metin SAVAŞ

Çağdaş Tatar edebiyatının zirve romancısı olarak kabul edilen Ayaz Ğıylecev, Tataristan’ın en büyük sanat ve edebiyat ödülü Ğabdulla Tukay Ödülü ve Sovyetler...

KİMİ (NİÇİN) AFFEDELİM

Özcan TÜRKMEN

Nefret ve intikam hissi, bize büyük zarar(lar) verir. Affetmek, geçmişteki olumsuzlukların tesirinden kurtulmak, onların hayatımızı kontrol altında tutmasına...

KUTADGU BİLİG'DE GÖNÜL ANLAYIŞI

Edebiyat Dunyamız

Gönül Anlayışına Dair: Öncelikle şunu belirtelim gönül kelimesi insandaki duygusal ve ruhi merkez anlamına tahsis edilen bir kavramın adı olarak dünya...

KUYUYA MEKTUPLAR

Ayla Coşkun CEREN

Kitapların dünyası farklıdır. Edebiyat çevresi diye bir yer vardır. Uzun kısa, yaşlı genç, güzel çirkin, kadın erkek. Hepsi yazıyorlar. Hepsi yazar. Kitapları da var....

SÂKİNÂMELERİN ORTAYA ÇIKIŞI VE GEL

Sâkîye seslenmeler yoluyla içkiyi -daha çok şarabı- ve içki meclislerinin araç, gereç ve âdetlerini, içkiyle uzaktan yakından ilgili pek çok düşünce, duygu ve...

Türk Edebiyatı Karşılaştırmalı Na

Türk Edebiyatında dönemler, nazım şekilleri, nazım birimleri, kafiye şemaları, ölçü ve konu içeren karşılaştırmalı tablo

GECEYE KASİDE

Seni görmeseydik yıldızlar hakkında fikrimiz olabilir miydi? Yıldızlar ki tarhlarının papatyalarıdır, ay ki bahçende yüzen sihirli bir nûr havuzudur,...

PROF.DR. Hasan Onat İle Söyleşi: “D

Sayın Prof.Dr. Hasan Onat ile “Din”in Anlam ve Önemi, İslam’ı Doğru Anlıyor muyuz, İnsanlar niçin Cemaatlere İhtiyaç Duyar, Türkiye’de İslam Anlayışı ve İslam’ın Geleceği...

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KE

Paşa[1], yorgunluk kahvesini içmişti. Şöyle yalnız başına Ankara’da dolaşmak istiyordu. Çankaya’daki küçük bağ evinden çıktı, toprak yolda yürümeye başladı. Zihninde Yunan...

AHMET KABAKLI'DAN GÖYGÖL İNCELEMESİ

— Şair Ahmet Cevat'ın aziz Bir seher vaktinde vardık Göygöl'e Burda kızlar gül takıyor kâküle Alev alev bir gül attım su yandı Sunam derin uykusundan uyandı Yavaş...

Reşat Nuri Güntekin: İlk Romanımı N

Gizli El benim ilk romanımdır. Mütarekenin ilk yılında Dersaadet ismindebir gündelik gazete çıkarmağa hazırlanan Sedat Simavî arkadaşım benden bir roman...

DİVAN EDEBİYATINDA VE YENİ TÜRK EDEB

Tehzil, Arapça “hezl” kökünden türetilmiş bir kelime olmakla beraber kapsam olarak hezlden daha dar bir manayı içerir.Hezl, divan edebiyatında gülmece ve alay...

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
OSMAN ATTÎLA

OSMAN ATTÎLA

29.12.2018
Osman Attila ismini, ilk defa 1948 yılında, “ÇIĞIR” dergisinde çıkan “ Kızıldağ’da Bir Değirmen" başlıklı şiirin altında okuduğumu hatırlıyorum. Orta öğrenimimizi...
Gültekin Samanoğlu, imzasıyla, ilk defa Akın Karauğuz’un Zonguldak’ta çıkardığı “Doğu" dergisinin Ağustos/1949 tarihli sayısında karşılaştığımı hatırlıyorum.O yıllarda, Anadolu’nun birçok yerinde...
Egemenlik, TDK sözlüğünde; ‘’Milletin ve onun tüzel kişiliği olan devletin yetkilerinin hepsi, hükümranlık, hâkimiyet.’’ anlamında kullanılmaktadır. Başka sözlüklere de bakıldığında...
İnsanî ve ahlakî erdemlerle düzenlenmiş hayata ömür diyoruz. Ömrümüz, inşallah, iyilik ve güzelliklerle geçer. Ömrümüzü yaratılış ve varlığımızın gayesine uygun olarak...
Kadı Burhaneddin, Oğuz Türkçesinin yanında Doğu Türkçesine de hâkimdir. Şiirlerinde, eski Anadolu Türkçesiyle birlikte Azeri ve Doğu Türkçesinin özellikleri de...
Türk tarihçiliğinin en verimli kalemlerinden Yılmaz Öztuna, artık bir klasik sayılan Bir Darbenin Anatomisi kitabında Sultan Abdülaziz Hân’ın devletin önde...
Kaç bucaktır kahbe dünyâ çeşm-i yârdan düş de görDostla düşman nerdedir sen îtibardan düş de görseferciMaddenin ardında âlem sanma sohbet...
Anadolu’yu aydınlatanlar… Destanlar içinde: DEDE KORKUT (… Dirse Han kalkıp evine geldi. Çağırıp hatununa söyler, görelim han’ım ne söyler: Beri gel başımın bahtı,...
Ne garip değil mi? İnsan indirildiği bu yeryüzünde mütemâdiyen içten dışa çevresini, tabiatı ve insanları gözlemlerken sâdece bununla yetinmemesi gerektiğini hissedip...
DOĞUMU: 1883, Akseki, AntalyaÖLÜMÜ: 13 Kasım 1952MESLEĞİ: Hukukçu.ÖĞRENİMİ: Konya Ziyaiye ve İrfaniye medreselerini bitirdi. Konya Ziyaiye ve İrfaniye medreselerini bitirdi. Kahire...
2017 senesi itibarıyla 106 yıllık bir geçmişe ulaşmış bulunan Türk Yurdu dergisi Türkiye’nin yaşayan en köklü süreli yayın organıdır. İmparatorluk...
Türk edebiyatının Batılılaşma etkisinden önce ortaya çıkan yazılı mizah ürünlerinin hemen hepsi İslam kültür dünyası içinde oluşmuş ürünlerdir. Çoğunlukla eğitici,...
Tasavvufta ve Hazret-i Mevlâna’nın Eserlerinde Helal Lokma “Bir helal lokma, bir helal hırka”GİRİŞİslam Tasavvufu, insanın kemâlini; aklın, öfkenin ve şehvetin...
Kamuoyunun daha ziyade kültür ve siyaset felsefesine yönelik çalışmalarıyla tanıdığı Milay Köktürk “Millet ve Milliyetçilik”[1] adlı çalışmasında bir toplumdaki milliyetçilik...
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu TÜRK EDEBİYATI VAKFI Tarihimizi ve tarihî şahsiyetlerimizi en ustalıklı ve destana yakışır bir dille anlatan döne döne...