Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  
samihaayverdiKelimelerin bir ümmet olduğu öğretilmedi bize. Bunu ilk defa Sâmiha Anne'yi okumaya başladıktan sonra fark ettim. Çünkü o güne dek bize yalnız “oku!” denilmişti, hiç “kendini oku!” denilmemişti. Hatta sadece “bil!” denilmişti; ama hiç “kendini bil!” diyen olmamıştı. Ve biz liseli yıllarımızdan beri Yahya Kemâl’in bir kelime için neden günlerce hattâ aylarca beklediğini hâlâ bilmiyoruz. Bunu bize hiç açıklayan olmadı. Belki kendileri de bilmiyorlardı, kim bilir…

Uzun zaman, elime aldığım her kitâbı niçin okuyamadığım hakkında düşündüm. Hatta büyüklerimin beni zorladığı kimi şâir ve yazarları da neden okuyamadığımı anlayamadım. Sonradan fark ettim ki esâsında ben o şâirlerin ve yazarların kullandığı kelime ümmetine yabancı imişim. Kelimenin kalbi kalbime değmemiş ise moleküllerim, özüm, okuduklarımı mütemâdiyen dışarı püskürtüyormuş. Meğer kelimeler kökenden, künden, köngülden, neyden, nevâdan gelmeliymiş, esrâr bundaymış.

Sâmiha Anne’yi okumak ve anlamak için evvelâ bu kelime ümmetiyle ünsiyet kurmak, misâfir de olunsa geçici olarak o harflerin ve kelimelerin sâliki olmak, o iklîmi duyumsamak ve o aklın terbiyesi ile düşünmek icâb ediyor. Çünkü Sâmiha Anne'nin, anneliğinin kökeni ve mâ’nâsı, bir Nefîlim soyu olan ay tanrıçası İnanna, Aştar, Venüs, Amazon gibi tanrıları baştan çıkarıcı, çapkın ve savaşçı kadın sembollerinde değil, bizzat ilâhi törenin yâ’ni edebin kökenine dayanıyor.

Sâmiha Anne'yi okumak ve anlamak da işbu edeb ve metodu kabul etmekten geçiyor. Aksi takdirde, ne yazdığı kitâblardaki kelime ümmetinin ne de onları ifâde eden mâ’nâların kendini bize açması mümkün görünmüyor. Çünkü bu âlemdeki bütün kelimeler ve semboller hep Hakk’tan gelen birer remzdir ve bizim onları anlayabilmemiz için Hakk’ın bize kendisini açması şarttır. Bu da “açıl susam açıl” demekle olmuyor. Bu hâl bir nev’î uyanıklığı gerektiriyor. Çünkü insanlar uykuda iken sembol ve remzleri tâbir edemez, anlayamaz ve anlatamazlar.

Sâmiha Anne'yi ve kendimizi kökene zıt ve düşmân kadın sembollerinin içinde arayamayız. Arasak da bulamayız. Çünkü ay tanrıçası İnanna, Tapınak fâhişesi Aştar, Venüs yahut da Amazon kadınlarının kökeni kadına değil; kadınlığı reddeden iştihaya, cihada değil; saldırganlığa, yaradılışa, ilâhî nizâma ve töreye değil zıt bir zihniyete dayanmaktadır. Bir Amazon kadını Sâmiha Anne'yi okuyor ve takdîr ediyor hattâ seviyor olabilir. Ancak saygısı varsa onun fotoğrafındaki yüzünü keserek kendi amazon kadın zevkini portresine monte edemez. Ondan söz edebilmek için onun iklîm ve mâ’nâsının dışında hareket edemeyeceğini, sevgisi ve ilgisinin ücreti olarak bu münâsebetsizliğini de bir lûtufmuş gibi umûmî efkâra dayatamaz. En azından Sâmiha Anne’nin kelime ümmeti önünde diz çökmüşlerin onun mâ’nâsına sâhip çıkması, bunu düzeltmesi gerekir.

Kim ki Sâliha Malhun'a "Amazon Savaşçısı" diyemez ise, Sâmiha Anne'ye de diyemez. Nilüfer Hâtun, Hayme Ana, Nene Hâtun, Şerife Bacı, Safiye Erol ve Safiye Hüseyin'e de diyemez. Aslı nesli belli Oğuz'un töresi ve Yesevî Dergâhı'nın terbiyesi gereğince bu böyledir. Bizler, bi’lakis Müslüman Türk münevveri olarak yeni bir oryantalist vebâsı olarak Anadolu topraklarını târîhsizleştirmeye ve git gide; “biz efendim amazon kadınıyız, mozaiklerimiz işte burdadır!" diyerek kendi kendini imhâ eden bu cehâletin önünü almalıyız. Bu kelimeler ve kavramlar çeşitli sağ, sol, ilerici-gerici mahfillerin havada vurup tavada yiyeceği cinsten kavramlar ve değerler değildir. Bizler Nefîlim soylu kelimelerin bataklığında kaybolmak yerine Sâmiha Anne gibi o bataklıkta kendimizi, köklerimizi, kavram ve kelimelerimizi bulup çıkarmak mecbûriyetindeyiz. Kendimizi “bilmek ve bulmak” ancak bununla mümkün görünüyor.

Nasıl çocuğumuz bize etraftan duyduğu uygunsuz kelimelerle hitâb ettiğinde onlara olan sevgimiz nasıl bu terbiyeyi vermemize mâni değilse, etrâfımızda Sâmiha Anne gibi kıymetlilerimizi yanlış bir imajla lanse eden ve toplumun şuûraltına bu yanlış sembollerle yerleşmesine sebeb olacak yazarları da îkâz etmemiz, doğrusunu kendisine söylememiz, yol yordam göstermemiz vazîfemizdir. Onlar bilmeyerek yapıyorlarsa da biz bilip sustuğumuz için iki defâ kabahat işlemiş oluyoruz.

Eğer Sâmiha Anne'yi gerçekten seviyorsak o nasıl çocukluğunun, konak hayâtının şuûraltına saklanmış hazînesini Rifâî Hazretlerinin tasarrufunda bulmuşsa biz de kendisini “kendi sembolu içinde” okuyup anlayarak bir şuûr hâline getirebiliriz.

Kadirşinaslıkla efendim…

Saliha MALHUN

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

TARİHİN SESSİZ DİLİ DAMGALAR

“TARİHİN SESSİZ DİLİ DAMGALAR” ÜZERİNE Mustafa AKSOY ile Söyleşi Söyleşi: Ahmet VURGUN              Kültür tarihimizde pek çok boşluk söz konusudur. Özellikle söz konusu...

Osmanlı Cadısı-Barış Müstecaplıo

Barış Müstecaplıoğlu Barış Müstecaplıoğlu Osmanlı Cadısı’nda uçan arabalarla leventleri, robotlarla semazenleri sıradışı bir kurguda ustalıkla buluşturuyor....

VATAN DİLİNDE CENGİZ DAĞCI

Vatanını kaybetmiş ve bir daha dönüp onu görememenin acısını derinden yaşamış biri olan Cengiz Dağcı, Türkçeyi kendine vatan bilmiş ve vatanı Kırım’ı yazdığı...

TURGUT GÜLER

1951 yılında Afyonkarahisâr’ın Sultandağı ilçesine bağlı Dort (bugünkü Doğancık) köyünde doğdu. Âilesi, 1959 Ocağında Aydın’ın Horsunlu kasabasına yerleşti....

CUMA GÜNÜ, AKŞAM…*

Metin SAVAŞ

Çağdaş Tatar edebiyatının zirve romancısı olarak kabul edilen Ayaz Ğıylecev, Tataristan’ın en büyük sanat ve edebiyat ödülü Ğabdulla Tukay Ödülü ve Sovyetler...

KİMİ (NİÇİN) AFFEDELİM

Özcan TÜRKMEN

Nefret ve intikam hissi, bize büyük zarar(lar) verir. Affetmek, geçmişteki olumsuzlukların tesirinden kurtulmak, onların hayatımızı kontrol altında tutmasına...

KUTADGU BİLİG'DE GÖNÜL ANLAYIŞI

Edebiyat Dunyamız

Gönül Anlayışına Dair: Öncelikle şunu belirtelim gönül kelimesi insandaki duygusal ve ruhi merkez anlamına tahsis edilen bir kavramın adı olarak dünya...

KUYUYA MEKTUPLAR

Ayla Coşkun CEREN

Kitapların dünyası farklıdır. Edebiyat çevresi diye bir yer vardır. Uzun kısa, yaşlı genç, güzel çirkin, kadın erkek. Hepsi yazıyorlar. Hepsi yazar. Kitapları da var....

SÂKİNÂMELERİN ORTAYA ÇIKIŞI VE GEL

Sâkîye seslenmeler yoluyla içkiyi -daha çok şarabı- ve içki meclislerinin araç, gereç ve âdetlerini, içkiyle uzaktan yakından ilgili pek çok düşünce, duygu ve...

Türk Edebiyatı Karşılaştırmalı Na

Türk Edebiyatında dönemler, nazım şekilleri, nazım birimleri, kafiye şemaları, ölçü ve konu içeren karşılaştırmalı tablo

GECEYE KASİDE

Seni görmeseydik yıldızlar hakkında fikrimiz olabilir miydi? Yıldızlar ki tarhlarının papatyalarıdır, ay ki bahçende yüzen sihirli bir nûr havuzudur,...

PROF.DR. Hasan Onat İle Söyleşi: “D

Sayın Prof.Dr. Hasan Onat ile “Din”in Anlam ve Önemi, İslam’ı Doğru Anlıyor muyuz, İnsanlar niçin Cemaatlere İhtiyaç Duyar, Türkiye’de İslam Anlayışı ve İslam’ın Geleceği...

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KE

Paşa[1], yorgunluk kahvesini içmişti. Şöyle yalnız başına Ankara’da dolaşmak istiyordu. Çankaya’daki küçük bağ evinden çıktı, toprak yolda yürümeye başladı. Zihninde Yunan...

AHMET KABAKLI'DAN GÖYGÖL İNCELEMESİ

— Şair Ahmet Cevat'ın aziz Bir seher vaktinde vardık Göygöl'e Burda kızlar gül takıyor kâküle Alev alev bir gül attım su yandı Sunam derin uykusundan uyandı Yavaş...

Reşat Nuri Güntekin: İlk Romanımı N

Gizli El benim ilk romanımdır. Mütarekenin ilk yılında Dersaadet ismindebir gündelik gazete çıkarmağa hazırlanan Sedat Simavî arkadaşım benden bir roman...

DİVAN EDEBİYATINDA VE YENİ TÜRK EDEB

Tehzil, Arapça “hezl” kökünden türetilmiş bir kelime olmakla beraber kapsam olarak hezlden daha dar bir manayı içerir.Hezl, divan edebiyatında gülmece ve alay...

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
Siyasî, dinî ve/veya ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere; resmî, yerel ve genel yönetimlere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü şiddet...
Son dönemde başarılarıyla en çok dikkatimi çeken kurumlardan biri Yunus Emre Enstitüsü. Bosna’da bir yıl bu enstitü adına görev yapmamın,...
GAZEL 1 Gerçek hadîs imiş bu ki hûbun vefâsı yoh Kim sevdi hûbı kim didi hûbun cefâsı yoh Aşkun belâsı yoh diyüben...
Melendiç nedir? Gölgesinde neler olmaktadır? Metin Savaş "Zemheri Kuyusu etrafında kurduğu gizemli dünyanın insanlarına bu kez dokuz dallı Melengicin altından...
BURHAN TOPRAK

BURHAN TOPRAK

12.08.2018
“Yunus Emre’yi bulmadan önce, Türk edebiyatının havasında bunalıyordum. Yunus Emre, Türk Orta Çağının zirvesidir. Onun divanı bizim divana commedia (ilahi...
Geçmişe Bir Yolculuk: Babam, Nuri Dayım, Okul Müdürü ve BenGeçmişe kısa bir yolculuk yaptığımda, yarım asır öncesinden üç kişi yeniden...
Ondördüncü yüzyılın başlarında Yunus; coşan, köpüren bir aşk çağlayanıdır. Sebil sebil Anadolu’ya dökülür. Yunus’un sesi, renk olur gönülleri süsler, ışık...
Bu sıralarda Bozkurtların Ölümü ile uğraşıyorum. Kitap olarak basılmadan önce romanın bir dergide tefrika edildiğine dair birkaç yerde bölük pörçük...
Ali Alper ÇETİN Onbeşinci yüzyılda Fatih Sultan Mehmed’le birlikte İstanbul’un fethini yaşayan, o günlerin hatıralarını yalın bir Türkçeyle yazdığı “Tevarih-i Âl-i...
Türk edebiyatının yaptıkları ve yazdıklarıyla iz bırakan şahsiyetlerinden biridir Abdülhak Hamit Tarhan(1852-1937). Hayatının en küçük ayrıntısı bile yüzlerce sayfalık romana,...
12 Ocak 1905 İstanbul’da dünyaya gelen Hüseyin Nihal Gümüşhane’nin Çiftçioğlu ailesine mensuptur. Babası, deniz makine önyüzbaşısı Hüseyin efendi oğlu deniz...
SEVGİ DİLİ

SEVGİ DİLİ

02.12.2018
Ahmet URFALI “Ben gelmedim dava için, Benim işim sevi için” Yunus Emre, bütün insanlığa sevgi diliyle seslenir. Bilgi, sevgi, kanaat ve imanın yoğurduğu;...
Büyük sanatçılar, dünyamızı sıradan ölçülerin üstüne çıkaran dil ustalarıdır. Onlar, duygu ve düşünce dünyamızı millî kültürün taşıyıcısı olan dil...
Gönül Anlayışına Dair: Öncelikle şunu belirtelim gönül kelimesi insandaki duygusal ve ruhi merkez anlamına tahsis edilen bir kavramın adı olarak...
Kadim şehirler başlarını ulu dağlara, ovalara, denizlere ve nehirlere yasladıkları günden beri kalbinde mânâ yoğuracak kelimeler mayalamış. Kelimeyi; yâni İnsanı,...