Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

nasreddinhocaDoğrusunu söylemek gerekirse şimdiye kadar hiç duymadığım bir cümle: “Kızdıramazsın beni”. Bilakis sabır törpüsü olduğum durumları hatırlıyorum. Oysa Nasreddin Hoca fıkraları yakından baktığımızda kulağımıza fısıldar bu cümleyi, uzaktan baktığımızda ise seslenir bize: “Kızdıramazsın beni!” diye.

Nasreddin Hoca, şartlar ne olursa olsun hoşgörü ve nezaketinden asla taviz vermemiştir. Kabalıktan uzak durmuş, gönül kırmamaya özen göstermiştir. İnsanı çileden çıkaracak durumlarda bile sükûnetini korumuştur. Tebessümle ve incitmeden söz söyleme konusunda yüksek hassasiyete sahiptir. Yani popüler bir kelimeyle ifade edersek o, hep “relaks”tır. Kızmadan ve üzmeden diyeceğini der.

Konakladığı bir handa tavan ağaçlarının çürüdüğünü fark eden Hoca, hancıya tavanı tamir ettirmesini söyler. Hancı da “Sen ne biçim hocasın. Bilmiyor musun ki her varlık kendi dilince Allah'ı zikreder. Bu ağaçlar da gıcırdayarak zikir ediyorlar.” diye çıkışır. Şimdi bu sözün üstüne ne denir ki! Serde hocalık var, ama böyle de tevekkül olmaz ki. Acaba Hoca’dan başka kimin aklına gelirdi şu cevap: “Biliyorum da! Ya zikrederken coşup secdeye kapanırlarsa... Ondan korkuyorum.” Hancının kurnazlığına nazik bir şekilde karşılık verilmiştir böylece.

Kendisiyle alay edenler karşısında bile onun asabı bozulmaz, gayet sakindir Hoca, gerilmez, “bana böyle dediler” diye komplekse kapılmaz, hele bunalıma hiç girmez. Ancak gereken cevabı illa ki verir. Nezaketini bozmadan elbette...

Nasreddin Hoca, arkadaşlarıyla gezerken birden bir öküz böğürmüş. Ve kalabalıktan alaylı bir şekilde gülüşmeler başlamış:

– Hoca, öküz seni mi davet ediyor, demişler.

Hoca hiç bozuntuya vermeden öküzün yanına gidip kulağını öküze yaklaştırmış ve dostlarının yanına gelerek:

– O bana, “Sen neden eşekler ile geziyorsun?” dedi, diye cevap vermiş.

Hoca bağırıp çağırmaz hiç. Zira bir bildiği vardır: “Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini herhâlde eşeklerin sesidir!” (Lokman Sûresi/19)

Kızmadan, köpürmeden, sesini yükseltmeden kendisiyle alay etmeye çalışan bir kadı için de gereği düşünülmüştür. “Efendi, duyduğuma göre siz her şeyi çift görüyormuşsunuz. Doğru mu?” diyen kadıya Nasreddin Hoca şu cevabı vermiştir: “Doğru efendim”.

Ama doğru değil ki! Hoca çift görmez ki! Niye böyle dedi… derken, Hocamız cevabına şu sözü ekler: “Şimdi de sizi dört ayaklı görüyorum.”

Oldu mu o kadı şimdi dört ayaklı! Hocamıza kusur yazmaya çalışırken kendisine dört ayaklı dedirtmiş oldu. İstediğini söyleyen istemediğini işitirmiş.

Göze göz, dişe diş bir dünyada Nasreddin Hoca kin ve öfkeyi mizah yoluyla bertaraf etmiştir. “Öfke kontrolü”… Hocamızın sadece bu yönünü bile davranışa dönüştürmek yaşamı kolaylaştıracaktır. O, bize yaşamı güzelleştirecek başka yöntemler de sunmuştur. Mesela gönülleri kırmadan, kelimelerin kaşını gözünü yarmadan nasıl “hayır” denir?

“Bir tanıdığı Hoca’nın evine misafirliğe gelir. Akşam yemeği yenilir. Gece yarısına kadar sohbetler edilir. Tam yataklar hazırlanmaya başlandığı sırada, misafir bir türkü mırıldanmaya başlar:

“Bizim eller bizim eller,

Yatar iken üzüm yerler.”

Misafirinin böylesine kibar bir şekilde üzüm istemesine gülümseyen Hoca, eliyle yatacağı yeri gösterirken, diliyle de misafirine şöyle der:

“Bizde böyle âdet yoktur,

Saklarlar da güzün yerler.”

Yani Nasreddin Hoca şiire şiirle, söze sözle, ancak gayet tatlı dil ve güler yüzle karşılık verir. Onun çelik gibi sinirleri ve paslanmaz bir gönül aynası vardır. O; kızmaz, üzmez; sövmez, dövmez; gönül yıkmaz, yaptığı iyiliği başa kakmaz, kimseye yan gözle bakmaz, fani şeyleri aklına takmaz; gönül evine “kibir” sokmaz. Kimseyle alay etmez, kimseye hor bakmaz. Zira düşmez kalkmaz bir Allah.

(Feride Turan’ın “Girdim Gönül Şehrine” isimli kitabının Nasreddin Hoca bölümünden…)

Yazar Hakkında

Feride Turan

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

OĞUZ HAN DESTANIN İSLÂMÎ VARYANTI

Oğuz Kağan Destanını Anlatan Kaynaklar Oğuz Kağan destanını anlatan başlıca iki kaynak bulunmaktadır.   Bunlardan birincisi yazarı bilinmeyen ve bir Uygur...

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KE

Küçük Mustafa Kemal, Topçu Kolağası Mehmet Tevfik ve Yüzbaşı Mustafa Beyler Ak Hocanın vaaz verdiği camiye vardıklarında cami dolmaya başlamıştı. Ak Hoca,...

KALENDERİ BİR ŞAİRİN DİVANI‟NDAN

Kalender kelimesi sözlükte “dünyadan elini çekip başıboş dolaşan (derviş); dünyadan elini eteğini çekip her şeyi hoş gören (kimse).” (Devellioğlu 2013: 581). Bir başka...

Könçek Dönderme

 —Hadi hazırlan da gideli.  —Tamam deyip fırladım. Birkaç gün önceden sözleşmiştik. Hazırlanıp Seyfi’yle yola düştük. Bugün akşama şenlik var:  Güneydeliktaş’ la...

Matematik hocası Yüzbaşı Mustafa’nın nasihatleri ile Mustafa Kemâl’in annesine dargınlığı kalmamıştı. Artık Selanik’teki çocukluk günleri güzel geçmekteydi. Ara verdiği...
(23.6.1901 - 24.1.1962) Doğ. ve Ölm.: İstanbul Çeşitli ortaokul ve liselerde okuduktan sonra İstanbul Edebiyat Fakültesi'ni bitiren Ahmet Hamdi Tanpınar, liselerde.
1920 yılında Kızıltaş/Yalta-Kırım’da dünyaya gelen Kırım ve Türk Edebiyatının büyük ismi; Cengiz DAĞCI, 22 Eylül 2011 Perşembe günü Londra'da, hayata...
Geçen yazımızda Prof.Dr.Nurullah Çetin beyin “Tek millet davası, tek dile bağlıdır” isimli makalesi çerçevesinde “Türkçe’deki Vatan” yazımıza devam edeceğimizi belirtmiştik.
Kelimelerin bir ümmet olduğu öğretilmedi bize. Bunu ilk defa Sâmiha Anne'yi okumaya başladıktan sonra fark ettim. Çünkü o güne dek...
İsmet Atlı Ağabey vefat etti, duydunuz mu? Benimki de lâf mı yani, elbette duymuşsunuzdur. Günlerce başta TRT olmak üzere bütün televizyon kanalları...
"Türkler, Türk tarihinin birinci sınıf insanlarından bazılarını tenkit etmek, beğenmemek, sevmemek hakkına maliktirler. Fakat hanedanlar arasındaki rekabetler dolayısıyla bunlardan birini...
Metin SAVAŞ

Metin SAVAŞ

03.07.2017
"Türkiye'de şeytan giderek güçleniyor Size Türkiye'nin en iyi romancılarından birinin lise mezunu bile olmadığını söylesem... İstanbul, Ankara ya da İzmir'de değil,...
Zaman acımasızdır. Kendine ayak uyduramayanı affetmez. Zamanın gerekliliklerini yerine getiremeyen hemen her kurum yok olmaya mahkûmdur. Değişen şartlara uyum sağlamak...
Ankara’ya yakın, Çubuk Çayı kenarında Solfasol derler bir köy vardır, kendi hâlince…665 yıl önce, 1352 yılının bir bahar sabahı, bu...
Her yazı bir mektuptur,zamana yenilmediği sürece sahibini arar. İç dünyasıyla örtüşen yüzlerle karşılaşıncayeniden canlanır, yeniden yazılırher mektup. Dosttan dosta gitmezsadece,...
Hâtıra, günlük ve röportaj kitaplarına ayrı bir merakım var. Çünkü bir yazarın biyografik kimliğine giden en kısa yol bu türlerden...
Sayın Prof.Dr. Hasan Onat ile “Din”in Anlam ve Önemi, İslam’ı Doğru Anlıyor muyuz, İnsanlar niçin Cemaatlere İhtiyaç Duyar, Türkiye’de İslam...
‘Çaresizseniz çare sizsiniz’ diye sık sık duyarız. Çare konusunda hemen hepimizin diyeceği bir şeyler var. Buna ne kadar katılırsınız bilemem ama...
"Ankara’nın taşına bak Gözlerimin yaşına bak Düşman bizi esir etmiş Şu feleğin işine bak" Mustafa Kemal puslu bir Ankara günü gözlerini hafif kısmış alabildiğine...