Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

yesilcamiYeşil Câmi..

Hacı İvaz Paşa’nın gözleri enfüsîler dünyasına kapanmadan evvel inşâ edilmiş. Hem zaferi hem yenilgiyi tatmış Yıldırım Bayezid Hân’ın ve çeyiziyle birlikte Bursa’ya gelin olan Mevlâna Celâleddin-ı Rûmi’nin ocağının zünrüd-ü ankâsı Devlet Hâtun’un oğlu Çelebi Mehmet Hân yaptırmış bu camiyi.. Timur, emmâreliğin bütün yıkıcılığı ile şehri kana ve siyâha boyarken yanında götürmüş san’atkârlarını şehrin. Sanki, nefsini tatminden sonra levm etmek ister gibi, Tebrizli ustaların eline vermiş Muhammed Mecnun’u, İlyas Ali oğlu Ali’yi. Tebrizli Ahmet oğlu Hacı Ali de onlarla gelmiş Bursa’ya… Caminin nakışları, ahşapları ve çinileri bu ustaların elinde cân bulmuş..

Câminin girişindeki abidevî mukarnes tam üç senede tamamlanmış. Daha câminin eşiğinde insanı duraklatan, donduran, başını göklere çeviren ve kendisine öylece baktıran dev bir sarkıt gibi.. Kelimenin kökenine lügatler stalaktit yâni sarkıt olarak mânâ seyri verse de, benim için o kökleri zaten kökten, gökten gelen Tuğba ağacının kökleri gibi… "Kün" emriyle olan ve kudret eliyle harekete geçen şuurun ve o ilk aklın hikmet sarkıtları gibi… Damla damla olan ve ölen, her ölümde başka bir şekil ve işte yeniden olan o yüce aklın sarkıtları…

Eskiden insanların şehirleri inşâ ettiğini, daha sonra şehirlerin insanları inşâ ettiğini düşünürdüm. Yahya Kemâl’i tanıdıktan sonra ise, şehirleri inşâ eden insanların medeniyyeti, medeniyeti ise şehrin şairlerinin her ân yeniden inşâ ettiklerini farkettim.

Çünkü varlık âleminde her ân bir işde olan o şuur akışına mukabil, insanoğlunun inşâ ettiği her şey durağandır. Onun cânâ ve ruha kavuşması için bir akıl ve kalp gereklidir. Bir şehri ve medeniyeti canlı tutan da onun varlık algısı ve medeniyet tasavvurudur. Bu medeniyet tasavvurunu her yüzyılda yeniden ve yeniden uyandıran, inşâ edenler ise o özün kelimeleri yâni şairleri, hakîmleri, ve kâmilleridir.

Yahya Kemâl’in mezar taşına nakş olunan şiir bu oluş ve varlık sırrının âdeta bir simyasıdır.

"Ölüm âsude bahar ülkesidr bir rinde

Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter"

derken, Tanpınar bu buhurdanı kaybetmemizden yakınır. Kendisi ise; "Ne içindedir zamânın, ne de büsbütün dışında. Yekpare bir ânın parçalanmaz akışında" üstâdının Ezansız Semtleri'ndeki çağrısını şehirlerde aramaktadır…

İşte biz namazdan önce bu kendi özüne dönüşün çağrısını duyamadığımız için zamanda ve eşikte donup kaldık. Tanpınar’ın o eşiklerde ciğerinin kavrulmasını namaz kılamama yahut kılmama tembelliğinde aradık. Şimdi Yeşil Câmi’nin eşiğinde oturup mukarnesler altında düşünmek nafile bu kopuşu ve parçalanışı anlamadıktan sonra...

Apollon Tanıpağı'nın sütunlarını süsleyen korint başlıklı skalattitleri yapan Kallimakhos bir heykeltıraştı diyorlarsa da inanmayın o da bir şairdi ve onun da gönlü buhurdan gibi her yerde tütüyordu işte. Sadece onun mu? Zaman nehrinde akıp duran ve her ân diri olan bütün rindlerin kalbi buhurdan gibiydi.

Ne tuhaf değil mi? İnsan hep eşyâyı, tabiatı yorumlamaya, bir anlam vermeye çalışırken kendini unutuyor. Mütemadiyen başkalarını tenkid eden insandan daha kendine yabancı insan var mıdır? İnsan içten dışa bakmaya ayarlı, kendi içine mahrum. Aynalar ise sadece maddî görüntüsünü aksettiriyor. İnsan kendi cevherini görecek bir aynadan mahrum yol alıyor.

Yolculuk ki, günün tarikleri basamak basamak dizmiş önüne; bir çıkıp, bir yuvarlanıyor. Dikey ve yatay doğrusallıkta bir o köşeye bir bu köşeye başını vuruyor.

Oysa insan başını kaldırıp fezaya gözlerini diktiğinde âlemin ve âlemlerin hep bir daire şeklinde ve dairevi bir cümbüşle döndüğünü, başladığı yerle, döndüğü noktanın aynı yer olduğunu fark edebilirdi. Edebilirdi fakat nasıl? Evvelâ fark etmeyi fark etmesi gerekli değil mi? Kendinde bir kendi olduğunu fark etmeli insan…

Ve yine çok tuhaf.. İnsan eşyâyı ve dünyayı anlamak için ondan uzaklaşmış hep. Uludağ’ın yani Keşiş Dağı’nın kalbini mesken tutup şehri oradan seyr eden bilgeler, kendilerini kendilerine ayna yaptıkları şehirlerden seyr etmişler.

Saliha MALHUN

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Cengiz DAĞCI

Cengiz DAĞCI Kırım'ın Gurzuf kasabasında 9 Mart 1919’da dünyaya geldi. Çocukluğu kıtlık, yoksulluk, deprem gibi tabii âfetler yanında Rus emperyalizminin...

SEVİNÇ ÇOKUM

 Sevinç Çokum, 25 Ağustos 1943’ te İstanbul’da doğdu. Beşiktaş Kız Lisesi’ni, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü...

NECİP FAZIL KISAKÜREK

Türk milletinin XX. yüzyılda yetiştirdiği en önemli ve çok yönlü fikir adamı ve şairlerinden biri de hiç şüphe yok ki, üstad Necip Fazıl Kısakürek’tir. O, seksen yıllık ömrü...

Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek

"Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun 700. yıl kutlamaları Türkiye’de umulmaz bir ilgi uyandırdı ve Türk toplumu yedi asırlık tarihine ilgi duymaya başladı. Bu...

VARAKA GELDİ ŞEHRE

Saliha MALHUN

-Taha Süren için- Henüz O’nsuz ya sokaklar, yetim bakışlı çocuklar toz-toprak içinde, O’nun nuruna gülümsemekte. Varaka’nın serin sofasında birkaç hurma ve...

ŞEKİLLER-2

Prof.DR.Hilmi ÖZDEN

(Şekil 12 ) Şekil Mimari parçaOsman Eravşar, Haşim Karpuz, İbrahim Divarcı ve ark. (Editörler), cilt 2, a. g. e., s. s.140.(Şekil 13) Abdulkadir Geylani...

“BİRAZ DAHA BİRAZ DAHA” DİYEN SES

Prof.Dr.Muharrem DAYANÇ

Cumhuriyet dönemi şiirinin avangard nitelikler taşıyan ilk edebiyat hareketi Garip’e mensup şairlerden Oktay Rifat devrinin tanınmış sanatçılarından birine “Yeni Sanatı...

MEHMED ÂKİF'E DAİR- 2: MİLLÎ MÜCAD

Prof.Dr. Saadettin YILDIZ

1.Giriş:             1.1.Millî Mücadele’nin Ana Karakteri      Millî Mücadele, Türk milletinin “varlık-yokluk mücadelesi”dir. Kazandığımız halde yıllarca eziyetini çektik; kaybetseydik her şey...

DİVAN EDEBİYATINDA VE YENİ TÜRK EDEB

Tehzil, Arapça “hezl” kökünden türetilmiş bir kelime olmakla beraber kapsam olarak hezlden daha dar bir manayı içerir.Hezl, divan edebiyatında gülmece ve alay...

ÜSKÜP’TEN OHRİ’YE MAKEDONYA GEZİ

Ağustos başında ailece kısa süreliğine Makedonya’ya gezmeye gittik. 5-6 gün boyunca Üsküp ve Ohri’de konaklayıp epey gözlem yapma fırsatı yakaladığımızı...

KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE ‘AR VE NAMU

Klasik Türk şiirinde birçok kavram, has kılındığı tiplere göre değerlendirilir ve böylece genel kabulde olumlu olan bir kavram olumsuz, olumsuz görülen ise...

GECEYE KASİDE

Seni görmeseydik yıldızlar hakkında fikrimiz olabilir miydi? Yıldızlar ki tarhlarının papatyalarıdır, ay ki bahçende yüzen sihirli bir nûr havuzudur,...

İSTİKLȂL MARŞI’NIN ANLAM DÜNYASI

İstiklâl Marşı, 10 kıta ve 41 mısradan oluşan bir şiir. Bu, özellikleri onun dış yapısını ifade ediyor. Bir edebi metinde esas olan ise iç yapı yani muhteva...

HECE ÖLÇÜSÜ TARİHİ VE ÖZELLİKLER

Şiirde her dizedeki hece sayısının eşit olmasına göre düzenlenen ölçü [parmak hesabı da denir). Hece ölçüsüyle yazılan bir şiirde, ilk dizede kaç hece varsa...

DİVAN EDEBİYATINDA VE YENİ TÜRK EDEB

Tehzil, Arapça “hezl” kökünden türetilmiş bir kelime olmakla beraber kapsam olarak hezlden daha dar bir manayı içerir.Hezl, divan edebiyatında gülmece ve alay...

MASALSIZ TOPLUM VE OKULDA DEĞERLER EĞ

Halk kültürüne bağlı sözlü bir anlatım türü olan masallar, çocukların eğitiminde, sosyal hayata katılmalarında önemli bir yere sahiptir. Masal geleneği,...

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
Anadolu Korku Öyküleri III – Yılgayak, serinin yepyeni, genç ve güçlü kalemlerle biraraya geldiği, etkileyici bir antoloji. İlk kitabın yayımlanmasının...
Felsefeye dair seçkin eserleri, makaleleri ve konferanslarıyla fikir ve sanat hayatımıza büyük hizmetlerde bulunan Ord. Prof. Hilmi Ziya Ülken'i, 3...
Arketip kavramının ne olduğunu kısaca izah ederek başlamak gerekiyor bu yazıya. Arketip teriminin Türkçedeki karşılığı ilk-örnek şeklindedir ki evrenimizdeki veyahut...
Bestseller, yani çok satan popüler kitaplar üzerinde yapılan bir araştırma oldukça ilginç ve çarpıcı sonuçlar ortaya çıkarmış. Edebiyatta değişen yazım...
Bir ırmak düşü gördüm. Sevgi, “sesini ırmak sularından” alıp “kalbimizin bahçesine” akıyordu. Irmak boyunca aşkın kuşları kanat çırpıyor, sabır ve...
1. Meşhûrdur ki fısk ile olmaz cihan harâbEyler anı müdâhane-i âlimân harâb2. Bilmez ki iki kat yıkılur kendi halkdanİster cihân...
Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, güven(itimat). Güvenmek; bir şey veya kimsenin kendisinden bekleneni vereceğine veya yapacağına...
Geçtiğimiz yıllarda, bazı feysbuk sayfalarındaki adak heykelleri için yapılan "namaz kılan Sümerliler" paylaşımları görünce şaşırıyordum. Gariptir… İnsanlar dînin özünü anlamaktan ziyâde...
Tasavvufi bir terim olan ‘’zübde-i âlem’’ kâinatın özü anlamında kullanılmakta ve doğrudan doğruya, insan kasdedilmektedir. İnsan kâinatın özüdür, zira insan,...
(Doğum 23 Mart 1876 – Ölüm 25 Ekim 1924), Yapıtları ve görüşleriyle Türkçülüğü ve Türk milliyetçiliğini önemli ölçüde etkileyen Türk...
Türk müslümanlığı, çok tartışılan, daha da çok tartışılacak olan konu. Ama, ilgili fikir çevrelerindeki yaygın kanaat eğer bir Türk medeniyeti...
Bilimdili.com

Bilimdili.com

06.06.2017
Bilimdili.com ülkemizde ve dünyada geliştirilmekte ve keşfedilmekte olan yeni bilgilerin toplumumuza aktarılması, ülkemizde bilime olan ilginin arttırılması için kurulmuş bir...
“ Bir Türk’le Türkçe’den başka bir dille konuşmak, bana adeta bir günah gibi geliyor.” Johan Vandewalle ( Belçikalı Dil Bilimci...
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu TÜRK EDEBİYATI VAKFI Tarihimizi ve tarihî şahsiyetlerimizi en ustalıklı ve destana yakışır bir dille anlatan döne döne...
Türkiye’nin m i l l î l i s a n ı «İstanbul Türkçesi» dir; buna şüphe yok! Fakat İstanbul’da...