Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

kerimaydinVaktiyle “Hisar” dergisinin bir sayısında Sabahattin Teoman, kendisiyle yapılan bir konuşmada, şiire dair görüşlerini şöyle izah ediyordu;

"... Şiir, insanları nebattan ve hayvandan ayıracak izlerin en derinini açan bir şeydir.

Şiir lezzetini tatmamış insanın, köpürmüş yağlar içinde, başka göğüse atlamak için çırpınan tüylenmiş zavallı kalbini düşünüyorum.

Bütün işinin, günün 24 saatinde, dolu bir mideye okkalar-ca kan sıkmak olacağını bilseydi, o göğüse girmezdi. ”

Gerçekten, bugün gözlerini madde ve ihtiras bürümüş geniş bir kitle; “şiir” denildi mi âdeta ürpermekte, edebiyatçı ve şairle güya alay ettiklerini sanarak, aslında günün 24 saatinde, dolu midelerine okkalarca kan sıkan, zavallı kalplerini, başka bir müşfik ve hassas göğüse atlamak için zorlamaktadırlar.

Şairin böylesine horlandığı günümüzde, köpürmüş yağlar içindeki tüylenmiş kalplere acıma duygusu ve hayretle bakan ve sunduğu gerçek şiiri, yudum yudum içimize sindiren şairleri, takdir ve şükranla yad etmemek mümkün mü?

İşte, 1962’de yayınladığı (Çoban Ateşi Gözlerin) isimli şiir kitabında;

Yazdığım bu son mektup

Seni er geç evinde bulacak 

Postacı kapını vurduğunda 

Maceramız bitmiş olacak

Sana şiirler yazmayacağım

Mısralarımda gülmeyeceksin 

Sana ozanın sevdiği demeyecekler 

Araşan da bulamayacaksın beni, 

Bir ince hayaldir kemirecek 

Gözbebeklerini...

gibi nefis mısralarla karşılaştığımız, günümüzün seçkin şairlerinden Kerim Aydın Erdem 1968 de yayınladığı (Döner Dolaplarda) dan sonra, bu defa da (Kırlangıç Ormanı) isimli kitabını çıkarmış bulunuyor.

Kültür Bakanlığı Yayınları arasında yer alan (Keloğlan İle Anası) isimli uzun masal kitabı da bulunan Kerim Aydın’ın (Kırlangıç Ormanı), Antoloji Dergisi Yayınlarının İkincisini teşkil ediyor.

Kerim Aydın Erdem; 1936 da, Denizli-Acıpayam ilçesinin Yeşilyuva kasabasında doğdu. Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksekokulunu bitirdi. TRT’nin en üst düzeyinde görev alan Erdem’in, şiir kitaplarının dışında, radyo ve televizyon için yazılmış oyunları da vardır.

Önce Sevgi” diye başlayan ve:

Taşlaşmış yürekle bir yere varılmaz

Bu sevgisizlik büyütmez bizleri 

Asılmış yüz, inadına çatılmış kaş 

Kaldırımlara taşan bitmez tükenmez öfke 

Dağıtır mutluluğumuzu, çaresiz kalırız 

Boğulmasın ellerimiz kötülüğün karanlığında 

Bizden iyilik kalsın çocuklarımıza armağan 

Onarılmış, yaşamaya değer dünya kalsın.

mısralarıyla, 12 Eylül 1980 öncesinin, ülkemizi bölmeye matuf hareketlerinin tel’in ve buram buram insanlık sevgisinin terennüm edildiği kitabın (Kırlangıç Ormanı) ismini aldığı “Eylül” şiiri şöyle:

Eylül, gözyaşıdır kirpiklerimde biriken

Zamanlı zamansız

Eylülüm oluyorsun 

Yalnız KIRLANGIÇ ORMANI’nda duruyorsun 

Seni, uzanmış kanadlarda bulamıyorum.

Değerli Edebiyat Tarihçisi merhum Nihad Sami Banarli:

“Gül hakkında yazılan bir şiir en az gül kadar renkli ve kokulu olmazsa, bülbül için söylenilen bir mısra, bülbül sesi kadar musiki taşımazsa, okuyucular, bunların yerine gül koklamayı ve bülbül dinlemeyi elbette tercih ederler. ” diyordu.

Gerçekten, Kerim Aydm’ın “Resim” isimli:

Bir resim kalmış babamdan

Ayakta yaman durmuş 

Kaşlarında kalpağı 

Gözlerinde dünya

Baktım

Güzel oturmuş.

Yakasına takılmış madalya

Kurtuluş Savaşı’ndan bir anı. 

Barışa bayrak açmak 

Doğrusu Yüceltir insanı.

Ya şu elleri İki yanında duran 

Taşımıza toprağımıza 

Göz diken düşmanı 

Alnından vuran.

Bir resim kalmış babamdan

Gözlerinde tarih okunur.

Bir resim ki

Unutulmaz armağan.

şirini okuyanlar, öyle zannediyoruz ki, gözlerinin önüne bütün bir Kurtuluş Savaşımızın sahnelerini serilmiş olarak bulacak ve tasvir edilen resmi, olanca haşmetiyle canlanmış göreceklerdir.

Temiz bir türkçe ile söylenmiş, pürüzsüz ve akıcı, hepsi birbirinden güzel 50 şiiri ihtiva eden (Kırlangıç Ormanı)nın mutlaka okunmasını salık verirken, yazımızı, Kerim Aydın’ın “Ana” isimli nefis şiiri ile bitirmek istiyoruz:

Neden odalar böyle ışıksız

Perdeler böyle kirli 

Beni evimizden buralara 

Bir kara tren alıp getirdi

Toprak damlı evimizin

Üç yanı sokağa bakardı 

Anamın sıcak kucağında 

Güneşli dünyalar vardı.

Bir gün, büyük değnekten atımı

Akasya ağacına bağladım 

Ayağıma diken mi batmıştı ne 

Varıp anamın kucağında ağladım.

Şimdi kaşlarıma bulutlar birikse

Kimin yüreği sızlar?

Yaprağı dökülmüş selviler gibidir

Anasızlar....

(Kerim Aydın Erdem, 11 Eylül 2004 günü Ankara’da vefaat etmiştir.)

Abdullah SATOĞLU

* Gülpınar Dergisi: Şubat 1982.

Yazar Hakkında

Abdullah SATOĞLU

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

BATILILAŞMA MACERAMIZDA TÜRK ROMANINA

GİRİŞ Tanzimat'ın ilânından sonra, Türk toplumunda siyasî olduğu kadar, toplumsal değişmelerin olduğunu da görmekteyiz. Batı medeniyetine gösterilen büyük rağbet ve...

SULTAN SENCER (ÖYKÜ)

Rüzgârın hırıltısıyla yankılanan kalın paslı demir pencere, kapı ve taş duvarlar; bağrından akan gözyaşlarıyla tutsak olmanın mâteminde yapayalnız, prangalı,...

KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE ‘AR VE NAMU

Klasik Türk şiirinde birçok kavram, has kılındığı tiplere göre değerlendirilir ve böylece genel kabulde olumlu olan bir kavram olumsuz, olumsuz görülen ise...

GENÇ ŞAİRDEN BEKLENEN (ORHAN VELİ /P

Yirmi yaşımızı dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı; beylik kalıplar, beylik oyunlar, beylik dünyâlar içinde bunalmış kalmış olan şiire yeni imkânlar arayalım...

Gariptir… Bu ülkede doğan herkes daha kendisini tanımadan şu iki kavramı bilir; biri Türk, diğeri ise İslâm! Aslında bunda bir...
Şiirin temel ögelerinden biri olan imge, şairin duygularını kendi sosyal şartları, mizacı ve dehâsı doğrultusunda daha güçlü, zengin ve...
EDEB ve HAYÂ

EDEB ve HAYÂ

03.11.2018
‘İnsanın hataya düşüp utanılacak şeyler yapmasını önleyen, yerinde ve ölçülü davranmasını sağlayan meleke, söz ve davranışlardaki ölçülülüğe; her hususta haddini...
“Çocuklarımız ithal kahramanlarla yetişmemelidir” FERİDE TURAN ÖZGEÇMİŞİ Eskişehirli edebiyatçı-yazar. İstanbul Üniversitesi Türkoloji 1995 mezunu. Öğretmenlikte 23. yılını çalışıyor. Su Kasidesi-Övülmüş’e Övgü, Girdim...
Bu öykümü son derece gerçekçi saymama karşın,ona “fantastik bir öykü” diyorum. Doğrusunu isterseniz, gerçekten de fantastik bir şeyler var içinde.
İnsanımızın yüzü, maalesef, hep asık... Caddede sokakta gülen insanların sayısı gittikçe azalıyor. Gülmeyi unuttuk sanki.Bu konuya bağlı sebepleri derinlemesine ararsak/araştırırsak...
BEN, hep dostlarımla yaşadım. Uzakta olmaları da, uzaklara mah kum kalmam da önemli olmadı hiç. Dost mesafeleri aşarak gelir; attığı...
2.3.TürkiyeUluçamgil, Kıbrıs’ı ve özellikle Lefkoşa’yı çok sever. İstanbul’un kalabalığından bunaldığı zamanlarda sakin Kıbrıs’a özlemi artmıştır da. Fakat o, şairane duygularla...
Gürbüz Azak BOĞAZİÇİ YAYINLARI Alemler, İşleme, Çini, Taş İşçiliği, Damgalar, Cilt­Kitap, Osmanlı Kumaş,Hüsn­i Hat, Para,Süsleme, Kilim ve Dokuma, Çorap, Örgü,...
Saatlerdir hiç kıpırdamadan uzandığım yataktan yavaş yavaş atıştırmaya başlayan kar’ı seyrediyorum. Rüzgârın uğultusu kulaklarıma kadar geliyor. Bir an bu saatte...
Ecel tutmuş elinde bir ulu câmKi ol câmın içi dolu ser-encâm Kime ayak sunar kime içürmişKimi esrük yatur toprakta mûdam...
Kadim zamanlardan günümüze kadar gelip kesintisizce geleceğe dek sürüp gitmekte olan Dünya Türklüğünün bugünümüze en yakın nüvesi Göktürk Kağanlığı dönemidir.
Nuri Kavak' ın 18 Mayıs 1944 Soykırımı'nda kaybettiğimiz Kırım Tatarları' nın anısına ithaf ederek yazmış olduğu "Osmanlı Bürokrasisinde Görev Almış...
Türk müslümanlığı, çok tartışılan, daha da çok tartışılacak olan konu. Ama, ilgili fikir çevrelerindeki yaygın kanaat eğer bir Türk medeniyeti...
Şehrin İrinli Sivilceleri- Ne vakit yüksek bir yerden şehre baksam Genç Plinius'u hatırlarım. Târihi, doğayı ve şehri aşkla anlatan amcası Yaşlı...