Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

sessizlikkSes duymak ister insan, kendinde ve çevresinde. Fıtrattandır bu. Yaprakların hışırtısını dinlemesi bundandır, bundandır denizlerin dalgalarına, derelerin akışına dalıp gitmesi. “Var”ım demektir biraz da nabzının atması, kalbinin çarpması. Tohumun toprakta, tomurcuğun dalda çatlamasını duyması bundandır. Hep bir sestir aradığı ve hep bir sestir umduğu. Çünkü en çok sessizlik yorar insanı.

Hayattır bu yüzden ses, sudan doğmuş, topraktan yoğrulmuş, nefes nefes insana sunulmuş.

Bir ‘aşk’tır ses, ezelde en sevgiliden sevgiliye yol olmuş.

Bir ‘yol’dur ses, kuldan kula, dilden dile, yâr’dan yâr’a, çağdan çağa duyulmuş. Yolcudur insan, yoldaşı izân. “Yol uzun, yolcu takatsiz. Sevgi ulvi, âşık sebatsiz. Evet dostum dünya firkatsiz yaşanmıyor…

Bir ‘yalnızlık’tır ses, dost kumaşından dokunmuş. Dosttur, hem sarar yaralarımızı, hem de odun taşır yalnızlığımıza.

Bir ‘gece’dir ses, yıldızların çadırı altına kurulmuş. Geceden geçen yol aydınlığa çıkar, ama kaybolan da çoktur bu karanlık tünelde.

Bir ‘çocuk’tur ses, insandan insana geçen. İnsanla var olan, insanla anlam kazanan ve insanla yaşayan. Dağların, ırmakların, ovaların, hasretin ve gurbetin çocuğudur insan. Büyümeyen ve uslanmayan.

Bir ‘ırmak’tır ses, deniz türküleriyle yoğrulmuş. Gökten doğar, toprakta büyür, denizde dinlenir.

Bir ‘kalem’dir ses, kelimelerce, renklerce, hayallerce, çizgilerce yontulmuş. Üzerine yemin edilen, sonsuzluk yontan çekiç. Kale’mdir kalem.

Bir ‘rüya’dır ses, hayallerin batık denizlerine yansıyan yakamozlarda görülmüş. Görmekle bilmek, bilmekle sezmek arası eşik.

Bir ‘suskunluktur’ ses, feryatların, isyanların, nisyanların gölgesinde duyulmuş. Kimi zaman susmak da konuşmaksa, sessizliğin sesine kulak vermeli. Susmak, boşluğa bırakılmış çığlık mazlum yüreklerden.

Ve bir ‘şiirdir’ ses, mavi bir kâğıda ilmek ilmek sevgi işlerken, iğnelerin sızısından duyulmuş. Bir sestir ki, hayatın ve hayalin örsünde ritim ritim işvelere bürünmüş ahenk. Bir ses ki, şiirden gönüle, gönülden şiire, şiirce aktarılmış. Sesimden toprağa bereket akmış, şiir açmış bütün çiçekler, böcekler, emekler.

Bir sestir ki Bosna’dan haykırılmış.

Haykırsam sesimi duyar mısınız cümlelerimde?

Sessiz kaldım, sesime ses verin karlı dağlar.

Bana sesimi geri verin yıllar, bana sesimi geri verin çağlar.

Sessiz sessiz anlamaktan yoruldum.

Ne diyor, ne güzel diyor Mevlana…

Gönlüm gürültüsüz, patırtısız, harfsiz, sessiz bir söz istiyor.

Eskiden, halleriyle, yürekleriyle konuşurdu, anlatırdı insanlar diyor. Ses nereden çıktı?

belki de konuşuyordur gözlerin ama ben gözce bilmiyorum ki

sessizce biliyorum

usulca biliyorum

masumca biliyorum” da ne demek, sus Cemal Süreya sus. (Sevda Sözleri’nde yok bu dizeler, gerçekten Cemal Süreya’nın mı bu sessiz feryat?)

Tepemizde sallanan bahara inat hadi hep beraber susalım. Bir, iki, üç.

Niçin mi? Bunca varlık kendince konuşuyor, feryat ediyor, bir şeyler anlatıyor, toprak altında tohumlar çatlıyor, denize komşu yamaçlarda çığlık çığlığa çiçekler açıyor… Bütün bu hengâmeden, patırtıdan, feryat ü figândan bize yansıyan ne: Sessizlik.

Bütün varlıkların ortak sesi: Sessizlik.

Haydi, bir kere daha susup evrene ayak uyduralım.

Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal,

Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş” dese de Bâkî dedemiz. Susalım, sesimiz kısılana kadar susalım.

Kıyamete kadar susalım.

 Prof.Dr. Muharrem DAYANÇ

Not: Bu yazı, Bosna’da (Zenica’da), bahar mevsiminin ayak seslerinin hissedilip gurbetin dağ gibi üstüme çöreklendiği bir akşamüstü yazıldı. Feryadım mazur görüle.

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

HALK ŞİİRİNDE UYAK VE REDİF

Halk şiirinde uyak, uyak ya da ayak terimleriyle anılır. Divan şiirinde olduğu gibi, halk edebiyatının uyak konusunda kuralcı bir tutumu yoktur. Halk şairleri en...

ÖMER SEYFETTİN - İLK CİNAYET

Ben hep acı içinde yaşayan bir adamım! Bu sıkıntı âdeta kendimi bildiğim anda başladı. Belki daha dört yaşında yoktum. Ondan sonra yaptığım değil, hattâ...

Âşık Tarzı Türk Halk Şiiri Tablosu

ÂŞIK TARZI TÜRK HALK ŞİİRİ (Âşıklar, ozanlar tarafında saz eşliğinde söylenen şiirlerdir.) (Şair son dörtlükte mahlasını söyler)(Halk şairlerinin şiirlerini topladıkları...

KÜRSÎ-İ İSTİĞRAK (TAHLİL) - ABD

Kenâr-ı bahrde hoş bir mahaldir, nâzır-ı âlem, Tahaccür eylemiş bir mevcdir; üstünde bir âdem, Hayâlettir, oturmuş, fikr ile meşguldür her dem; Giyinmiştir beyaz...

Terci-i BendTâ be key arşa çıka âh-ı dil-î nâ şadımGökleri ağlata hasretle giden feryadımNice bir canı yaka nâle-i âteş-zâdımMüstaid kıl...
Örnek bir Türk kadını, mutlu bir ana, velüt bir şair, vefakar ve hamiyyetli bir insan olan Güzide Taranoğlu; çok yönlü...
Prof. Dr. Nurullah ÇETİN beyin “Milli Doğruluş Yeniden” isimli eserinden “Milletleşme sürecimizin tahribi değil tahkimi” adlı yazısından bazı alıntıları sizlerle...
Önsöz İlk aşk, ilk evlat gibidir ilk kitap… Heyecanı, sancısı, sevdası, sevinci tarifsizdir… “Elifçe” Elife Ergan’ın şiirleri böylesi bir doğumu ve...
Abdürreşid İbrahim'in fikir ve aksiyon çerçevesini Eşref Edip şöyle belirlemektedir: "Takip ettiği siyaset, Türk müslümanların Türkiye namı altında ve bir...
2017 senesi itibarıyla 106 yıllık bir geçmişe ulaşmış bulunan Türk Yurdu dergisi Türkiye’nin yaşayan en köklü süreli yayın organıdır. İmparatorluk...
Elli yıllık yazı hayatında, elliye yakın eser veren tanınmış romancımız Hüseyin Rahmi Gürpınar’ı, bir toplum yazarı olarak, Kültürümüzün Yıldızları arasında...
(d. 12 Aralık 1928, SSCB - ö. 10 Haziran 2008, Almanya). Türk Dünyası'nın ünlü yazarlarından.[1]. Dünya edebiyatında tartışılmaz bir yere...
Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak… Sular sarardı… Yüzün perde...
Hayat bana durmayı, düşünmeyi, tartmayı, gerekiyorsa ondan sonra konuşmayı öğretti.Sonra dostluğu, kardeşliği, nefes almayı;Kendime, çevreme, dünyaya, rüyaya, insanlara bakmayı;Sonra kelimeleri,...
Ondördüncü yüzyılın sonlarına doğru, Bursa ufuklarında yeni bir bilim ve irfan güneşinin parladığı görüldü. Bu güneş, daha sonra Emir Sultan...
Kadın fotoğrafına baktı adamın. Her gün her gün biraz daha çekici buluyordu adamı. İnternette gördüğü adama âşık olur mu insan?
Oryantalist birikim ve mantığıyla kendisine kim olduğunu öğretmeye çalışan sosyal bilimlere, Batılı üstadlarına daimî zebun sosyal bilimcilere kezâ, bu toplum...