Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

coskunertepinar“Eşya ile bizim aramızda kurulan büyülü ilişki, şiirin ilmikleri ile dokunur. Bir takım yüce değerlere o sayede tutunur, bağlı kalırız. Şiir, eşyayı ve hayatı güzelleştirir. Doğayı, insanı, toplumu, şiiri duyabildiğimiz ölçüde kavrar ve severiz. Yâni, şiir bir sevgi yaratıcısıdır... Şiirde, kelimeler birbirine öylesine bir bağlantı içerisindedir ki, aradan birini çektiniz mi ses dağılır, mısralar bütününden ruha boşalan o şey ne ise birden uçu uçu-verir; büyü bozulur... ”

Yukarıdaki sözler, sanat yaşantısında herhangi bir gruba girmeden, tek başına yol alan mümtaz şairimiz Coşkun Ertepı-nar’a aittir.

Ertepınar, Cahit Sıtkı, Orhan Veli, Melih Cevdet, Ziya Osman Saba ve Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi, Cumhuriyet döneminin, Türk şiirine yeni bir öz, yeni bir anlayış ve yapı getiren şairleri arasında, kendine özgü yeri olan bir şairimizdir.

Vatan ve millet sevgisini, Birinci Dünya Savaşı’nda şehit düşen babasının ağzından:

Gün doğmadan düştük yola

Tanımadık durak, mola.

Geridekiler sağ ola

Sağ ola bu şanlı ordu!

Uykusuz geçti gecemiz

Buyurmuş da en yücemiz: 

“Allah Allah! ” son hecemiz 

Ah.... Alnıma bir şey vurdu.

mısralarıyla dile getiren Ertepınar, Kayseri’nin, türküsüyle meşhur Erkilet bucağında, 1914 yılında dünyaya geldi. Erkilet’te “Emiralioğulları” adıyla anılan eski ve köklü bir aileye mensuptur. Birinci Dünya Savaşı’nda, vatan için canını seve seve veren Abdullah adındaki bir şehidin oğludur.

Genç yaşında şehit karısı olan annesinin vefatında, Coşkun İlkokulun ikinci sınıfındaydı. Onu dedesi Mehmet Emirali-oğlu ile ninesi Zübeyde Hanım yetiştiriyorlardı. Çok geçmeden dedesi de ölünce, ninesiyle yalnız kalmışlardı.

Ninesi Zübeyde Hanım, geleneksel halk kültürü ile yüklü biriydi. Başta Yunus Emre olmak üzere, Karacaoğlan, Aşık Ömer, hemşehrisi Erkilet’li Aşık Haşan, Seyranî gibi halk şairleriyle, Kerem ile Aslı, Aşık Garib, Şahsenem ve daha başka halk hikâye ve masallarıyla onu avutmaya ve yetiştirmeye çalışıyordu. Bu duygulu ve şuurlu nine de aynı yıllarda vefat edince, şehit çocuğu torun, sahipsiz kalmıştı.

İlkokulu bitirdikten sonra, Kayseri’de oturmakta olan üvey amcası Şükrü Efendi’nin komşusu, Himaye-i Etfal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu) ve Belediye Başkanı Avukat Nec-meddin Feyzioğlu’nun tavassutu ile Lise’ye kaydolundu. Sonra da girdiği parasız yatılı imtihanını kazanarak, Devletin şefkatli kucağında, kendisine güvenli bir yer bulmuş oldu.

Daha o çağlarda şiir yazıyordu.... Öğretmenleri onu seviyorlardı... hatta yazdığı şiirlerinden birini, zamanın ünlü dergilerinden, İstanbul’da çıkan “Muhit Mecmuası”na, öğretmenlerinden biri göndermişti. İlk şiiri basıldığı zaman, onbeş-onaltı yaşlarında bulunuyordu... O arada mutlu bir karşılaşma oldu. Sivas’ta Edebiyat öğretmenliği yapan şair Ahmet Kudsi (Tecer),

kendisine öğrenciler tarafından “Karahan” adı takılan Edebiyat öğretmeni Fazıl Bey’in davetlisi olarak Kayseri’ye gelmişti. Onunla tanıştırıldı. Ondan sıcak ve teşvik edici ilgi gördü...

Ertepınar, seçkin öğretmenlerine karşı hayranlık duyuyor ve belki bu sebeple, öğretmen olmak istiyordu. Nitekim, Bakanlığa müracaat ederek, çevresindeki en yakın Sivas İlköğret-men okulu’na naklini istedi. Dileği yerine getirildi. Eski bir kültür merkezi olan Sivas onun yetişmesinde ve kişiliğini bulmasında büyük önem taşır. Ahmet Kudsi Tecedin burada geliştirdiği sanat havası, onu iyiden iyiye sarar... Muzaffer Sarısözen, Aşık Veysel, Talibî Coşkunda burada tanışır. Sivas halaylarının estirdiği sanat rüzgârı, Sivas dolaylarının, katı gerçeği kadife gibi yumuşaklaştıran içli türküleri, zengin Sivas folkloru ve bunların arkasında yatan engin Türk rûhu, onu derinden büyüler.

Sivas İlköğretmen Okulu’nu 1932 yılında bitiren Coşkun Ertepınar, aynı yıl Gemerek bucağı Merkez İlkokulu’nda öğretmenliğe başladı. Bundan sonra Suşehri Merkez İlkokulu, Sivas Merkez İlkokulu, Sivas Merkez Köyyatılı Okulu öğretmenliklerinde bulundu. 1936’da, katıldığı imtihanı kazanarak Gazi Eğitim Enstitüsüne girdi. Türkçe-Edebiyat Bölümünü bitirerek, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni oldu.

Ortaöğretimde, ilk öğretmenliğe 30 Eylül 1937’de Malatya Lisesi’nde başladı. Bundan sonra Şebinkarahisar, Muğla, İskenderun, Akseki, Bünyan ve Zile Ortaokulları Müdür ve Türkçe öğretmenliği görevlerinde bulundu.

Yurdun çeşitli bölgelerinde geçen 24 yıllık bu eğitim hizmetlerinden sonra, 1956’da Bakanlık Merkez Teşkilâtına alındı. Bakanlıktaki hizmetleri sırasıyla şöyledir: M.E.B. Ortaöğretim Genel Müdürlüğü Teftiş Şubesi Müdür Yardımcılığı, Teftiş Şubesi Müdürlüğü, Yüksek Öğretim Şube Müdürlüğü, Güzel Sanatlar Genel Müdür Yardımcılığı, Halk Eğitimi Genel Müdürlüğü, Bakanlık Müfettişliği, Bakanlık Bakan Müşavirliği ve Bakan Başmüşavirliği... Bu görevde iken, 1974 yılında emekliye ayrıldı.

Ertepmar, Bakanlıkta hizmet verdiği sıralarda, Gazi Lisesinde ve Cumhuriyet Lisesi’nde, ek görevli olarak Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yaptı. Emekliye ayrıldıktan sonra, önce Özel Gönen Koleji’nde, sonra da Ankara Öğretim Derneği Özel Tevfik Fikret Lisesi’nde aynı göreve devam etti.

Ben öğretmenim çocuklar

Unuttuğunuz yüzleriniz bende.

Gülüşleriniz, gözleriniz

Dolaştığınız bahçelerde

kalan İzleriniz bende.

Bazen sevgiyle dolu

Bazen kırılmış 

Ama her zaman taze 

O duygulu, sıcak, afacan 

Cana can katan sözleriniz bende

Ben öğretmenim çocuklar

Şimdilerdeki değil, eski sizlerle yaşarım 

Düşerseniz düşerim, koşarsanız koşarım.

İçimi bir tuhaf eder kan

Sıynlmış kollarınız, çizilmiş dizleriniz bende.

Ben öğretmenim çocuklar

Usul usul, ince ince

Bereketli yağmurlar gibi yağmak isterim üstünüze

Çalsın bütün ziller tepelerden, doruklardan 

Yine bugün son dersiniz bende...

diyen Coşkun Ertepınar için, son görev yaptığı Özel Tevfik Fikret Lisesi büyük bir jübile düzenledi...

Bu arada, Yönetim Kurulu üyesi bulunduğu Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri sahipleri Meslek Birliği (İlesam) tarafından, kıymetli eserleriyle, Türk kültürüne 50 yılı aşkın süre hizmet ve katkılarda bulunmuş sekiz üye arasında eğitimci şair Coşkun Er-tepınar’a da “Hizmet Şeref Ödülü” verilmiştir.

Bilineceği gibi Ertepınar, sanat dünyasına, Kasım 1930 tarihli “Muhit Mecmuası”mda, Derviş Münir imzasıyla yayımladığı şiiri ile ilk adımını atmıştır. O günden bugüne, bazı küçük çevre dergi ve gazeteleri dışında birçok seçkin dergilerde şiirleri yayımlana gelmiştir.

Şairin, ilk basılan (Deniz Üstü, 1935) isimli denemesinden ayrı olarak: Dönülmez Zaman İçin (1949), Tek Adam/Mensur Şiirler (1954), Kaderden Yana (1956), Mevsimlerin Ötesin-den(1962), Güzel Dünya (1969), Şu Dağlar Bizim Dağ-lar(1973), Zaman Bahçesinde(1978), Destan Atatürk(1981), Küçük Dünyamın İçinden(1982), Dorukta Rüzgâr Var(1986), Çocuklar ve Papatyalar(1986) isimli kitapları yayımlanmıştır.

1985 yılında katıldığı Yugoslavya Uluslar arası 24. Struga Şiir Akşamlan Festivalinden sonra yazdıklarını ihtiva eden “Yunus Bahçesinde Açan Gül” isimli şiir kitabı ise, M. E. Bakanlığınca bastırılmıştır.

İşlediği temalarda, eşya ile insanın iç dünyası arasındaki küçük bilgileri yakalayarak kurduğu bütünlük ve estetik armoni ile, bizi hep iyinin, güzelin kalıcının sevgi havasına çeken ve şiiri, yaşayışımızla iç içe kılan Ertepınar için, Sayın Ş. Kutlu bir yazısında şöyle demişti:

“Ertepınar, şairliğinin yanında büyük ve değerli bir eğitimcidir. Kırk yıldan fazla emek verdiği Millî Eğitimde, en yüksek basamaklara kadar yükselmiştir. Ne var ki hiçbir zaman başı dönmemiş, kibirlenmemiş o hamurunun mayasında bulunan alçakgönüllülüğü, iyilikseverliği, sevecenliği kaybetmemiştir. O yalnız dostlarının, yakınlarının, tanıdıklarının değil, bütün insanlığın, insanların en içtenlikli dostudur. Buna engin bir tabiat ve yurt sevgisini de kattığımız zaman Ertepınar’ı en dar ölçüde tanımlamış oluruz... Ertepınar hayatında ne ise şiirlerinde de odur, şiirleri nasılsa hayatı da öyledir. ”

1966 yılında yayınladığı “Macar Türküsü” adlı şiirinden dolayı merkezi Münih’te bulunan “Macar Özgürlük Savaşı Şair ve Yazarları Nemzetör Grubu” tarafından bir berat ve madalya ile taltif edilmiştir.

Atatürk’ün doğumunun 100.cü yılı dolayısıyla, Kültür Bakanlığının açtığı yarışma ve yaptığı teklif üzerine yazdığı marş güftesi, seçici kurulların değerlendirmesi ve uygun görülmesiyle, Hikmet Şimşek tarafından bestelenmiş ve (100.cü Yılda Atatürk Marşları) adlı kitapta yayınlanmıştır.

Şebinkarahisar’ın tanınmış ailelerinden Yâkupzâde Hafız Râsim Bey’in kızı “Meziyyet” hanımefendi ile evlenen Coşkun Ertepınar, iki çocuk babasıdır.

Şiirlerinde daha çok cemiyet problemlerini acı ve tatlı yönleriyle dile getirmiş, akıcı ve çekici üslûbuyla, sanat çevrelerinde geniş bir muhit yapmıştır.

Ertepınar, daha önce yayınladığı 15 ayrı kitaptaki şiirlerini, 1996 yılında “Şiir İkliminde Bir Ömür” isimli kitapta toplamıştır. Son eseri ise, 1997’te yayınlanan ve kendisi hakkında-ki yazıları içeren “Şiir Dünyasındaki Yerim Üzerine” ismini taşımaktadır.

Abdullah SATOĞLU

* Türk Dili Dergisi: Şubat 2002.

Yazar Hakkında

Abdullah SATOĞLU

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile