Çarşamba 21 Ağustos 2019
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

konusmadiliSöz sultanlarının yanında söz söylemek baş yarardı. İki dinleyip bir konuşmayınca ne dediğimizin farkına varamazdık.

Ağzının içine baktığımız insanlar vardı. Ağzının içine baktıranlar, ağzından bal damlayanlar vardı.

‘Bir şeyler biliyorsan söyle senden hisse kapsınlar / Bilmiyorsan sükût eyle seni adam sansınlar.’ esas fikri, şiarımızdı. ‘Söz yaş deriye benzer. Nereye çekersen oraya gider.’ atasözümüzü bilmeyenimiz, uygulamayanımız yoktu.

Hoşça vakit geçirdiğimiz, o vakitte de birçok şey(ler) öğrendiğimiz sohbetine sözüne doyulmaz insanlar vardı. Hepimiz bunlar gibi olmak, olamazsak da onlarla beraber olmak isterdik.

İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batırırdı onlar. ‘Sana söylüyorum kızım sen anla gelinim’ hesabını en iyi onlar denk getirirdi. Laf lafı açardı. Lafı gediğine hemen koyarlardı; yanındakiler de onlar da leb demeden leblebiyi anlardı hemen.

Sayısı az olsa da onlar var yine var aramızda. Gönül istiyor onların sayılarının artmasını… Evet, inşallah siz de onlardan birisi ya da sayısının artmasını istediklerimizden birisidirsiniz. Onlar gibi olabilmek için, onların sayısını artırabilmek için neler yapabileceğimizi inceleyelim biraz. Aşağıdaki soruları kendimize sormakla başlayalım işe önce:

Beden dilimizi kontrol edebiliyor muyuz?

Beğendiğimiz, özendiğimiz, onun gibi konuşmak istediğimiz kişi(ler) var mı? Bunların yaptıkları konuşmalarımıza yansıyor mu?

Bildiğimizden çok, lüzumundan daha çok konuşuyor muyuz?

Bizi tekrar dinlemek isterler mi; bunu hiç düşündük mü?

Çekici konuşabiliyor muyuz?

Dikkatsiz ve umursamaz tavırlarımız var mı?

Dinleyenlere de fırsat verebiliyor muyuz?

Duraklamalarımız yerli ve yerinde mi?

Günlük konuşmalarda aranan biri miyiz? Günlük konuşmalarda aranan biri olmak hoşumuza gider mi?

İşitilebilen bir sesle mi konuşuyoruz; bağırıyor ya da çok sessiz mi oluyoruz?

Kişiliğimiz konuşmamıza yansıyor mu? (Nazik miyiz, ağırbaşlı mıyız, despot muyuz vb.)

Monotonluğu bırakabiliyor muyuz?

Ne kadar merak uyandırabiliyoruz?

Onlar da benim gibi olsunlar, benim gibi konuşsunlar dediklerimiz, var mı? Onları daha çok etkileyebilmek için kılavuzluk yaptığımız oluyor mu?

Sıkıcı ve klişeleşmiş sözleri sık kullanmıyor muyuz?

Susacağımız yerde konuşur, konuşacağımız yerde susar mıyız?

Tavrımız, konuşma tarzımız dostça mı? (Gururlu, çekingen, saldırgan, tahakküm edici, ihtiyatlı, alçak gönüllü müyüz?)

Yerinde ve düzgün kelimeler kullanabiliyor muyuz? (Gereksiz kelime kullanımı vb anlatım kusurları yapıyor muyuz?)

Soruların sayısını istediğimiz kadar artırabiliriz. Olumlu cevaplarınız başarımızın göstergesi olacaktır elbette.

Olumlu cevaplara aşağıdaki hususları da eklemekte fayda var:

İstersek, dikkat edersek, çalışır çabalarsak bilgi verici, inandırıcı, eğlendirici konuşmamız mümkündür.

Karşılaştırmalarımız, örneklerimiz, bilgimiz, anlatmaya çalıştığımız, dinleyenlerin seviyesine uygun onlarla ilgili olursa konuşmamız başarılı olur.

Başlama, örnekleme, bitirmede kusurlarımızı en aza indirmeye çabalarsak konuşmamız başarılı olur.

Anlattığımızı destekleyen konular doğru, güvenilir, geçerli ve tutarlı ise konuşmamız başarılı olur.

Ele aldığımız konuyu rahatlıkla bir yerlere, bir şeylere bulaştırmadan işleyebilirsek konuşmamız başarılı olur.

Resmiyetin dozunu ayarlayabiliyorsak, dinleyenin ruh halini değerlendiriliyorsak konuşmamız başarılı olur.

Sunmak istediğimiz ciddi bir mesajımız olduğunu vurgulayabilirsek konuşmamız başarılı olur.

Kendinden emin ve canlı biri olduğumuzu hissettirebilirsek konuşmamız başarılı olur.

Dinleyenlerden bahsedersek konuşmamız dinlenir. Anlattığımız dinleyeni ilgilendirdiği oranda konuşmamız dinlenir.

Evet efendim, hâl bu…

Hoş sohbetlerde buluşabilmek umuduyla…

Özcan TÜRKMEN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile