Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

soruİyilik, insanın sadece kendi menfaati için çalışması demek değildi. Bir elin verdiğini öbür el görmezdi. 

Çam sakız çoban armağanı da olsa gönül almayı bilirdik.

Dünya malı dünyada kalırdı, hâl hâlin yoldaşıydı, baş ağır kulak sağır gerekti… 

Her geçen gün içinde yaşadığımız günü arar olduk. Yarınımız bugünümüzden iyi gelmedi hiç.

Her geçen gün çevremizi ve insanlığı kötülükler kuşatıyor. İyiler iyilikler gün geçtikçe daha çok aranır oldu. Dünyanın bir bölümü açlık, sefalet ve korku içindeyken diğer bir bölümü sorumsuz ve ölçüsüzce arzularının peşinde koşar oldu.

İnsanoğlu hırs ve tamah, heva ü heves uğruna insaf, vicdan ve merhametini kaybetti neredeyse.

Cevap veren olur mu bunlara, cevap olur mu bunlara tam da bilemiyorum ya yine de sormak geliyor içimdekileri bir bir şöyle:

İnsan gibi davranmayı unutmayan insanımız, ‘Kötülükler, ancak iyilikle ortadan kaldırılabilir.’ der ve böyle çalışırdı değil mi?

Azim ve sebattan kaçmayan insanımız, ‘Yüreğini kötülüğe esir etmekten, kötülüklerle onu bir taşa dönüştürmekten sakınırdı’ hani?

İhtiraslarının esiri olmayan insanımız, ‘iyilik, şefkat, merhamet gibi ulvi hasletlerle gönülleri mamur eder, sonra dalga dalga nasıl yayardı etrafına?

Kötü, yanlış, çirkin ve zararlı işlerden kaçarken, bunlara engel olmaya çalışırken hangimiz, hanginiz, hangileri bütün boyutlarıyla acıyı yaşamadı?

İyi ve iyilik, insanı insan kılan değerlerin bütünü elbette... Ne diye, niçin uzak kaldık bunlardan?

İyiliğin bitmez tükenmez çeşitlerinden ne kadar uzak kaldık; bunun ne kadar farkındayız?

Dünyayı yaşanılır kılmak için, garibe sığınak olmak için, muhtaca imdat olmak için, yalnıza arkadaş olmak için, yorguna dayanak olmak için ne zaman harekete geçeceğiz?

Kalplerimiz arasında iyilik ve merhamet köprüleri kurabilmek için; iyiliğe, ilgiye, sevgiye muhtaç insanımızın gönlüne akabilmek için neyi bekliyoruz ki?

Bir yetimin başını şefkatle okşayabilmek için kim, nerede, ne beklemektedir ki?

İyiliği egemen kıldığımızda kötülüğün kendiliğinden ortadan kalkacağını neden hâlâ fark edemiyoruz ki?

İyiliği hanelerimizde, memleketimizde, ülkemizde ve dünyamızda dalga dalga niye yaymıyoruz acaba?

Dünyayı iyiliğin değiştireceğini bilmiyoruz sanki değil mi?

Ağır hayat yükünü omuzlamak zorunda kalan engelli kardeşlerimizin önündeki engelleri kaldırabilmede ne gibi çalışmalarımız var; hangisini/hangilerini başarıyla gerçekleştirdik?

Darda olana, yolda kalmışa yardımcı olabildik mi; kimsesize kimse, çaresize çare olabildik mi?

Affetmeyi ve unutmayı unutan insanımızın hâli nice olacak; bu hâl nereye kadar daha devam edecek?

‘Baş başa vermeyince taş yerinden kalkmaz’ diyen bizler, ahlaktan her gün uzaklaşmaktan hangi yol(lar)la kurtulabileceğimiz sanıyoruz?

Yaranın sıcakken sarıldığını hesaba artık katamayan bizler kaç badire bekliyoruz daha? Kaçımız, kaçar musibete uğrayacağız daha?

Nereden, neredeki gelip deAdam adama yük değil / Can gövdeye mülk değil’ diye uyaracak bizi? Bu uyarıların ne kadarı kulağı aşıp gönlümüze akacak?

İyi bir kul, iyi bir evlat, iyi birer anne-baba, iyi bir eş, iyi bir komşu, iyi bir dost, iyi bir arkadaş … olmak için daha ne kadar bekleyeceğiz?

Evet, bir yüze tebessümle bakmak, sıkıntılı anlarda birbirimiz için güzel bir söz söyleyebilmek çok mu zor?

 Özcan TÜRKMEN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Türk Edebiyatı Karşılaştırmalı Na

Türk Edebiyatında dönemler, nazım şekilleri, nazım birimleri, kafiye şemaları, ölçü ve konu içeren karşılaştırmalı tablo

Âşık Tarzı Türk Halk Şiiri Tablosu

ÂŞIK TARZI TÜRK HALK ŞİİRİ (Âşıklar, ozanlar tarafında saz eşliğinde söylenen şiirlerdir.) (Şair son dörtlükte mahlasını söyler)(Halk şairlerinin şiirlerini topladıkları...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

Mustafa Kemal’in anlatacakları daha bitmemişti. Fakat tren yavaş yavaş, kavurucu sıcak içinde bozkırdaki Ankara’ya yaklaşmıştı. Ağustos ayında boncuk boncuk terleyen...

Divan Edebiyatı Nazım Biçimleri

GAZEL: Özellikle aşk, güzellik ve içki konusunda yazılmış belirli biçimdeki şiirlere denir. Beyit sayısı genellikle 5-9 arasında değişir. Gazelin ilk beyti mutlaka...

Dilin Zenginliği Kavramı Etrafında “Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır.”[2] sözü, sanıyorum, kalemi çok işlek ve yazdıkları zevkle okunan bir büyük yazar için...
İstanbul Dârülmuallimîn-i (1848-1924) Uğur Önal, Togay Seçkin BirbudakAnkara, ATAM, 1.bs., 2013, 360 sayfa, ISBN:978-975-16-2535-9 Yayına hazırlayan: Fatih AKMANTürk eğitim sisteminin temelleri,...
"İnsana Çağrı" sunumuyla edebiyat yolculuğuna devam eden Acemi Kalemler dergisi bu yazısında sanatçının sanatının önüne geçip geçmemesini sorguluyor ve “Bizim...
Türkistan topraklarında “1070’de Balasagunlu Yusuf Has Hacib tarafından Kaşgar hükümdarı Buğra Ebu - Ali Hasan Han’ın ismine telif olunmuş Kutadgu...
Geçmişinde imparatorluk tecrübesi olan milletlerin ortak kaderidir göç. İnsan, kendi isteğiyle, kök saldığı topraklardan başka bir coğrafyaya kolay kolay gitmek...
Kutsal İkona

Kutsal İkona

30.12.2016
250 yıl süren krizalit dönemi… Sır dolu hayatlar… Gizli kimliğin öne çıkması ve açık kimliğin terkedilmesi…...
Cengiz DAĞCI

Cengiz DAĞCI

11.07.2017
Cengiz DAĞCI Kırım'ın Gurzuf kasabasında 9 Mart 1919’da dünyaya geldi. Çocukluğu kıtlık, yoksulluk, deprem gibi tabii âfetler yanında Rus emperyalizminin...
Prof. Dr. Nurullah ÇETİN beyin “Milli Doğruluş Yeniden” isimli eserinden “Milletleşme sürecimizin tahribi değil tahkimi” adlı yazısından bazı alıntıları sizlerle...
Faruk Nafız Çamlıbel’in Yolcu ile Arabacı şirinin bestelenmişini, ‘Bekleyenim olsun da razıyım kavuşmasam’ şarkısını, ‘Düştüğüm yollar gibi sonsuzdur benim tasam/Bekleyenim...
Tarık Buğra,“ Gazetecilik sanatın düşmanıdır” derdi. Bugün yaşasa, yeni yaygınlaşan kavramı kullanacak ve “Medya sanatın düşmanıdır” diyecekti. Muazzam bir tesbittir.
Cengiz Dağcı 9 Mart 1919’da Kırım’ın Gurzuf kasabasında doğ- du; 22 Eylül 2011’de Londra’da vefat etti. Türkiye Türkçesiyle kaleme aldığı...
Kitapların dünyası farklıdır. Edebiyat çevresi diye bir yer vardır. Uzun kısa, yaşlı genç, güzel çirkin, kadın erkek. Hepsi yazıyorlar. Hepsi...
KANAAT

KANAAT

31.07.2017
Kanaat, TDK Türkçe Sözlük’te aşağıdaki anlamlarda kullanılıyor: 1. Elindekinden hoşnut olma durumu, kanıklık, yeter bulma, yetinme, fazlasını istememe, doyum. 2.
Ayarsız/Mart

Ayarsız/Mart

05.03.2017
Mart 2016 da yayın hayatına başlayan Ayarsız Dergisi, fikir, kültür, sanat ve edebiyat dünyasına yeni bir soluk katmayı hedefliyor.
SORALIM MI?

SORALIM MI?

30.06.2019
İyilik, insanın sadece kendi menfaati için çalışması demek değildi. Bir elin verdiğini öbür el görmezdi. Çam sakız çoban armağanı da...