Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

feyzihaliciEveli gün arabada giderken TRT Radyo Türkü'de bir türkü başladı;

Söz: Feyzi Halıcı
Ettiler dost nazarında,
Esir göze kaşa beni...

Hatıralar canlandı birden.

Feyzi Halıcı Hocamın benim üzerimde hakkı çok.

Feyzi Hoca'mın her şiiri güzel. Cinuçen Tanrıkorur'un bestelediği "Günaydınım, nar çiçeğim sevgilim.." güzel. "Ellerime kar yağıyor" güzel, "Mavi gecelerin seher vaktinde" güzel. Ama bu şiiri bana daha bir güzel geliyor.



Feyzi Halıcı Hocam'ın fotoğraftaki "Dörtlemeler" kitabı İstanbul, Ankara arasında trenle gelip giderken yazılmıştı. O zaman hızlı tren yoktu daha. Yolculuğundan haberimiz olduğunda Eskişehir Gar'ında bekler , mola anında görüşürdük.

Feyzi Hocam'la Ankara'da, İstanbul'da, Eskişehir'de, Konya'da, Akşehir'de, hatta bizim köyde ne çok ve ne güzel sohbetlerimiz olmuştu. Keşke not tutma alışkanlığım ya da güçlü bir hafızam olsaydı da o anları yazabilseydim.

Akşehir'e Nasrettin Hoca Şenlikleri'ne gittik. Akşehir'in kirazları meşhur, her biri ceviz kadar. Bir ağabeyimiz biz geleceğiz diye tarlasında bir kaç kök kirazı toplamamış, bize ayırmış. Biraz da gelirken getirelim diye sandıklara koymuş. Bir büyüğümüz koşa koşa gelip arabanın bagajındaki kirazın miktarına gelip bakmış, kendi kirazıyla mukayese etmişti. 

Bir gün Eskişehir'de bir grup üniversite öğrencisi arkadaş sohbet sırasında Mevlana'dan bahsettiler, Konya'daki törenlerden söz ettiler. Tam o sırada törenler başlayacak. Bir midibüs tuttuk yola çıktık. At, Türk'ün kanadıydı ya, önce Mahmudiye Harası'na uğradık, rüzgâr yeleli atları gördük. Sonra bir arkadaşa görev vermiştim Sakarya şiirini ezberle diye. Sakarbaşı'nda, Sakarya Nehri'nin çıktığı yerde durduk , orada Sakarya Şiiri'ni dinledik;

"İnsan bu su misali kıvrım kıvrım akar ya,
Bir yanda akan benim öbür yanda Sakarya..."

Sonra hani Osmanlı'nın sefere giderken ordunun muhtelif yerlerden gelirken toplanma alanı olan "Selamınaleyküm Çayırı"nı temaşa eyledik.

Seyyit Battal Gazi'nin cenk ettiği dağlara baktık. Yol boyunda Sultan Dağları bize eşlik ederken Feyzi Hocamın şiirini okuduk;

Koz ağaçta bir gümüş yol, 
Arkada Sultan dağları 
Yol boyunca söylediğim 
Türküde Sultan dağları.

Allahım bir nice gündür,
Gökler ağlar hüngür hüngür.
At koşturur bir cihangir,
Terkide Sultan dağları.

Akşehir yolumuzun üzerindeydi zaten, Nasrettin Hoca'ya selam verdik.

Feyzi Hocam da Konya idi o gün. Evine gittik arkadaşlarla. Feyzi Hocam'dan Mevlana, törenler, hatıralar ve şiir dinledik.

Yazı uzadı ama bahsettiğim türkünün sözleri şöyle;

Beni

Ettiler dost nazarında,
Esir, göze, kaşa beni,
Sorgusuz can pazarında,
Yazdılar en başa beni.

Boyum yüce arşa-değin,
Gücünüz yeterse eğin! 
Meyil vermiş bellemeyin,
Acı pişmiş aşa beni.

Efkârım zor gelir dile,
Sözüm, sohbetim mert ile,
Nice onulmaz dert ile,
Koydunuz baş başa beni.

Yok bu işte sayım, suyum,
Gönülce olmalı uyum,
Ben toprağın tohumuyum,
Ekmeyiniz taşa beni.

Ateş değse çam dalına,
Demir döner at nalına,
Kızgın haset mangalına,
Yapmayınız maşa beni.

Kimler düşüme girdiler,
Dal misali devirdiler,
Gam yüküydüm çevirdiler
Gözden akan yaşa beni.

Feyzi Halıcı

Hani demiş ya şiirde;

"Ben toprağın tohumuyum,
Ekmeyiniz taşa beni."

Bu sözler ailesi tarafından bir vasiyet gibi kabul edilmiş.Feyzi Hocamın kabri yaptırılırken çok taş olmayan bir model seçilmiş. Feyzi Hocam'ı bir gül yaprağı güzelliğinde, hassasiyetinde gözeten eşi Bahar Hanım söylemişti bunu.

Bugün Feyzi Halıcı Hocama, Çinuçen Tanrıkorur'a birer fatiha gönderelim.
Mekanları cennet olsun...

Mehmet Ali KALKAN

Yazar Hakkında

Mehmet Ali Kalkan

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile