Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

sozsoylemeDeyimler, atasözleri gibi milli değer taşıyan dil varlıklarımızdır. Kelimenin tamamen kendi anlamının dışında, başka bir kavram ya da kavram kalıbı ile kurulan kelimeler, deyim anlamlıdır. Deyimlerimiz, bir durumu, bir olguyu daha çekici anlatırlar, inanış ve gelenekleri dile getirirler. Belli hikâye ya da olaya dayanan deyimlerimiz de vardır. 

Deyimlerimiz sözü nasıl anlatılıyor, şöyle bakıverelim, açıklayalım, örnekleyiverelim hele bir. Bir yandan da zihnimizi yoklayalım. Gündelik hayatta söz ile ilgili bu deyimlerden hangisini/hangilerini kullanabiliyoruz? Hepsini kullanmak gibi bir çabamız da var mı? Evet, örneklerimiz şöyle:

Ne söylense etkisi yoksa söz anlamamak, sözünü veya fikrini kabul ettirmek söz anlatmak …

İstediğini, söylediğini yaptırırken, hükmederken söz geçirmek, sözle sarkıntılık ederken /karşıdakine duyuracak şekilde dokunaklı söylerken söz atmak …

Bir kimsenin her dediğini yapmak, emir ve öğütlerinin aksine davranmamak, istekleri dışında hareket edememek anlamında sözünden çıkmamak, farz edelim ki/mesela anlamında söz temsili, kesin söz veriyorum, asla sözümden dönmeyeceğim anlamında sözüm söz, konuşmak, laf etmek anlamında söz etmek, konuşmasına fırsat vermemek, sözünü kesip konuşturmamak anlamında sözü ağzına tıkmak/tıkamak, konuşmaya bile değmez, lafı mı olur anlamında sözü mü olur, örnek olarak, örnek gerekirse; öyle kabul edelim, diyelim ki anlamında söz gelişi, verdiği sözü tutmak, vaadini yerine getirmek anlamında sözünde durmak, verdiğim sözü tutacağıma Allah’ın birliğine inandığınız gibi inanın anlamında söz bir Allah bir …

Başkalarının bilip öğrenmemesi duymaması gerektiğinde söz aramızda, bir söylenti yaygın duruma geldiğinde, ortalıkta bir haber dolaştığında söz çıkmak, birine veya bir şeye laf gelmesine, hakkında söz söylenmesine, tenkit edilmesine sebep olunduğunda söz getirmek, birinin sözünü kesmeye mecbur kalındığında sözünü balla kestim/kesiyorum, ilgisiz, bilgisiz, yetkisiz kimselerce konuşulur, tartışılır hükme bağlanır duruma gelindiğine söz ayağa düşmek, konuşmanın seyrini bozmadan ustaca münasebetler kurup duyurmak istediklerini söylemek gerektiğinde söz düşürmek, mevkii ve durumu gereği başkaları dururken söz söylemek yakışmadığında söz düşmemek, söylendiği veya söz verildiği gibi yapıldığında, yerine getirildiğinde söz yerini bulmak, söylenen sözler anlaşılmadığı ya da yerine getirilmediğinde söz anlayan beri gelsin, şerefi, namusu vb hakkında kötü zan doğduğunda, laf geldiğinde, hakkında dedikodu yapıldığında söz gelmek …

Adı geçmede, bahsolunmada/hatır sayılıp sözü dinlenir, istediğini, yaptırır olmada sözü geçmek, bir kimsenin düşünce, teklif, uyarı ve öğütlerini reddettikten bir süre sonra haklı olduğunu anlayıp kabul etmede sözüne gelmek, bir konuda yetkili veya uzman olanı anlatmada söz sahibi, birbirini alt etmek için yapılan karşılıklı konuşmada söz düellosu, birinin aleyhte söylediğini diğerine iletmede, laf taşımada söz götürüp getirmek, boş ve çok konuşanı çok laf bileni anlatmada söz kavafı, çocuklarını evlendirmek hususunda erke ve kız tarafının karşılıklı anlaşıp nişandan önce kesin karara varmalarında söz kesmek/söz kesilmek, dedi kodu konusu olmada, hoş karşılanmayıp hakkında konuşulmada söz olmak, dinleyeni sıkmadan, mantıklı, güzel ve dengeli konuşanı, konuşmasından sohbetinden haz duyulanı anlatmada sözü sohbeti yerinde, güzel konuşan, sözü sohbeti zevkle dinlenen birini anlatmada söz ehli, kesin vaatte bulunmada söz vermek …

Konuşma, laf söylemede söz söylemek, konuşmak, bahsetmekte söz konusu etmek; konuşulmada bahsedilmede söz konusu olmak/edilmek, konuşulduğu, konuşulurken konuşma sırasında söz arasında, maksadı kısaca anlatabilecekken esastan ayrılıp ayrıntıya dalmada sözü uzatmak, paylanmada, azarlanmada söz işitmek, söylediği sözün nereye varacağını, sakıncalı olup olmadığını düşünmeden konuşmada sözünü bilmemek, söz dinleme itaat etmede söz tutmak, üzerinde konuşulanı, sözü edileni belirtmede söz konusu, verilen sözden dönülmemesi gerektiğini şaka yollu belirtmede sözünden dönenin kaşığı kırılsın …

Aralarında anlaşıp aynı şeyleri söylemeyi birlikte hareket etmeyi kararlaştırmaya söz birliği etmek, doğruluğu, gerçekliği tartışılır durumda olana, tartışmaya açık durumda bulunana söz götürür, düşündüğünü olduğu gibi söylemeye, karşıdaki kırılır endişesiyle susmamaya sözünü esirgememek/sakınmamak, hakkında konuşmaya sözünü etmek, kendisine veya başkasına verdiği sözü yerine getirmeye/birinin söylediklerini aynen yapmaya, sözünden çıkmamaya sözünü tutmak, konuşma sakıncalı bir duruma gelince başka konuya geçmeye /söylenen duruma uygun düşmeyince değiştirmeye sözü değiştirmek/çevirmek, konuşma sırasında konu ile ilgili olmayanları anlatmaya, konu dışına çıkmaya, konudan uzaklaşmaya sözü dağıtmak, kötü ve acı söze yahut uyarı ve eleştiriye dayanamayıp hemen karşılık verir durumda veya yaratılışta olmaya söz kaldırmama, söyleyeceği şeyi söyleyememek, konuşmaya başlayamamak veya başladığı konuşmayı bitirmemeye sözü ağzında kalmak, söyleyeceğini bir türlü açık açık söyleyememe durumunda olmaya sözü ağzında gevelemek, sözünün tamamlamasına fırsat vermemeye, verdiği sözü tutmamaya, yerine getirmemeye, sözünden dönmeye sözü/sözünü çiğnemek, verdiği sözü/sözleri en zor şartlar altında bile yerine getirmeye, sözünden dönmemeye sözünün eri olmak …

Kendimizi denemeye devam… 

Hadi bakalım. 

Muhabbetle…

Özcan TÜRKMEN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile