Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
arifnihatasya 1.Giriş
Kıbrıs, eskiden beri Türk’ün ilgi alanı içinde önemli bir yere sahip olmuştur. Türkiye, askerî olsun, siyasî ve ticarî olsun, yaptığı her türlü planda, güney kıyılarının hemen karşısında yer alan bu adayı hesaba katmak ihtiyacını duymuştur. Fakat civar ülkelerin de ilgi alanları içinde bulunan bu “stratejik ada”da askerî-siyasî planların yürüyebilmesi için, iyi düşünülmüş kültür politikaları geliştirmek şarttır. Bu da esaslı bir eğitim stratejisi ile sağlanabilirdi.
Osmanlı Devleti, 307 yıllık egemenlik devresi sona erdikten sonra bile, Kıbrıs’a sırtını dönmemiş, burada bırakıp gitmek zorunda kaldığı Türkleri kaderlerine terk etmeye razı olmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti de, zaman zaman çok zor şartlarda kalmasına; ileriyi görememekten kaynaklanan kesintilere rağmen, bu ilgiyi sürdürmüştür.
Kıbrıs Türklerinin, karşılarında her geçen gün kökleşen, güçlenen Megali İdea ile başa çıkabilmeleri için, kitle eğitimi yapabilecek bilgili, bilinçli, inançlı halk önderlerine ihtiyaçları vardı. Bu önderlerin başında, hiç şüphesiz, öğretmenler gelir. Kıbrıs Türklerinin bu konuda şanslı olduklarını söyleyebiliriz. “Kıbrıs’ın 1878’de İngiltere’ye devrinden sonra Osmanlı İmparatorluğu ile Türkiye Cumhuriyeti birinci (1914-1918) ve ikinci (1939-1945) dünya savaşları dışında Ada’ya öğretmen akışını düzenli olarak sürdürmüşlerdir.” (Fedai: 2006, s.205)
Türkiye’den gelip (gönderilip) Kıbrıs’ta görev yapan öğretmenler arasında Kâzım Nami Duru, İsmail Hikmet Ertaylan, İbrahim Zeki Burdurlu, Mehmet Öner, Orhan Ural, İsmail Ulçugür, Prof. Rıza Akbora, Abdullah Nişancı, Emine Akmandor gibi iyi yetişmiş elemanların bulunması, konunun ne kadar önemsendiğinin göstergesidir.


  1. Arif Nihat Kıbrıs’ta


Arif Nihat’ın Kıbrıs’a gelişi, Türkiye’nin Kıbrıs Türkünün eğitimi davasını en çok önemsediği bir döneme rastlamaktadır. “14 Mayıs 1950 tarihinde Demokrat Parti iktidara gelince dış Türklere karşı ilgi daha bir artar ve Kıbrıs’a öğretmen akışı da daha bir düzen içinde daha büyük boyutlara yükselir.” (Fedai: 2006, s.205) Bu gelişmeye paralel olarak, T.C. Bakanlar Kurulu, 16.10. 1959 gün ve 4/12326 sayılı kararname ile çeşitli branşlardan, alanlarında geniş bilgi ve tecrübeye sahip 30 öğretmeni Kıbrıs okullarında bir yıl süreyle görevlendirir. Aralarında Arif Nihat ve Servet Asya da vardır.
Lefkoşa Erkek Lisesi Edebiyat Öğretmeni olarak görevlendirilen Arif Nihat, 24 Kasım 1959 tarihinde görevine başladı. 30 yılı aşan meslek tecrübesi vardı; iyi bir hatipti ve tanınmış bir sanatçıydı. Kıbrıslı aydınlardan, sanatçılardan halktan çok sayıda dost edindi.Bu sayede, sadece okulda değil çok geniş bir çevrede etkili oldu.
Onun ne kadar etkili olduğunu öğrencilerinden Ahmet Göksan’ın şu sözlerinden kolayca anlayabiliriz: “Arif Nihat Asya öğretmenimiz sürekli olarak hafta sonlarında Türk milliyetçiliği ve Türkiye’yi sevmemiz konusunda konferanslar vermeyi bir görev edinmişti. (…) Onun bu katkılarıyla Türkiye’yi daha fazla sevdik.(…)
Arif Nihat Asya öğretmenimiz hafta sonlarında güzel okuma dersleri de veriyor, kendi şiirlerini okumasının yanında diğer şairlerden de örnekler sunuyordu. Bizler konferanslar şeklinde geçen bu yöntemle İstanbul aksanı ile konuşmayı ve yazmayı öğrenmiş oluyorduk. (…) Öğrencilerin dışında halktan da gelenler oluyordu. (…) Öğrencilerin dışındaki katılımlarla Lefkoşa Türk Lisesinin koca salonu dolardı. (…)
(…) Bizler bu salonda Namık Kemal’in ‘Vatan yahut Silistre’ oyununu oynamıştık. Salon ağzına kadar dolu idi ve ayakta izleyenler de vardı. Vatan yahut Silistre oyunu herkeste derin izler bırakmıştı. Bu tür çalışmalar, Arif Nihat Asya’nın bulunduğu dönemde yoğun olarak yapılıyordu.” (Özdemir: 2003, s.129)
Arif Nihat’ın Kıbrıs’taki görevi iki yıla yakın sürdü. Eski DP milletvekili olduğu için, çok başarılı ve verimli çalışmalar yapmış olmasına rağmen görevi uzatılmadı. “T.C. Lefkoşa Büyük Elçiliği’nin 4 Ağustos 1961 gün ve 668211 sayılı yazısı” (Özdemir: 2003, s.107) üzerine 31 Ağustos 1961’de Kıbrıs’tan ayrıldı.
  1. Arif Nihat’ın Kıbrıs’ı
Kıbrıs, hiç tartışmasız, bir Türk ülkesiydi Arif Nihat için. 1974 Harekâtından iki yıl kadar önce Mustafa Karapınar’a verdiği mülakatta söylediği “İngiltere Turancı’dır, Rusya alabildiğine Turancı’dır. İsrailliler de öyle. Bütün bunların içinde ben Turancı olmuşum, ne çıkar? Hatay, Hatay dedik Hatay’ı aldık. Hatay demek Turancılık yapmak demekti. Bugün de Kıbrıs Kıbrıs diyoruz ve mis gibi Turancılık yapıyoruz. İnşallah onu da alırız. Benim daha nice Turan’larım var… Saymakla bitmez.” (Yıldız: 1997, s.90) sözleri, onun Kıbrıs’a nasıl baktığını tereddüde yer bırakmayacak kadar açık bir şekilde ortaya koyuyor.
Kıbrıs, Türk kültür coğrafyasının Türkiye’den sonra onun en fazla bağlandığı yerdi. İskenderun Körfezi’ndeki yerine yerleştirilmesi gereken; koparıldığı haritadaki yerine tekrar dikilmesi şart olan; Akdeniz’in ortasında “ellere kalmış bir kuğu” gibi, “önü Türkiye’ye dönük bir gemi” gibi yüzen; nişan yüzüğü bekler gibi parmağını Türkiye’ye uzatan… bir “vatan parçası” …
Bu vatan parçasının kendi kaderine terk edildiğini düşünerek sitem ettiği, hatta öfkelendiği zamanlar az değildir. Kıbrıs Türklerinin ağzından söylediği “Ağabey” adlı rubâi, bu sitemin tipik örneklerindendir:
Ey merhamet, alçakta mı, yüksekte misin?
Dönmekte mi ey kurtuluş, ölmekte misin?
Biz, burda neler çekmekteyiz, orda, sen ey
“Ağabey” dediğim, düğünde dernekte misin? (Kıbrıs Rubaileri, Ş.6, s.160 – 1976-I)
Geç kalındığını düşündüğü için öfkelenmesine rağmen, Türkiye’nin eninde sonunda Kıbrıs’ı alacağına inanıyor; bu inancının gerçekleşeceği günü sabırsızlıkla bekliyordu:
Bir gün sana bir falcı kadın gelip ikbâl açar;
Bahtında, bakar ki, mutluluk dal dal açar; “
Gam çekme, der, üç vakte kadar koynunda,
Ey yavru vatan, bütün çiçekler al açar!” (“Fal”, Kıbrıs Rubaileri, Şiirler: 6, s.149 – 1976-I)
Arif Nihat Asya Kıbrıs’ta bulunduğu yıllarda bu adanın her tarafını dolaşmış; her türlü güzelliğini görüp onlardan haz almış, Türkiye’ye döndükten sonra da ilgisini sürdürmüştür. Fırat Asya bu konuda şunları söylüyor: “… Babam son nefesini verinceye kadar hep Kıbrıs’la beraber yaşadı. Orada geçirdiği günleri hiç unutmadı. O tam bir Kıbrıs âşıkı idi. Ömrünün son günlerinde bile Kıbrıs’la ilgili haberleri takip ederdi. En büyük mutluluğu 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nı yaşamasıdır. Kıbrıslı Türkler için artık kötü günlerin bittiğine inanıyordu.” (Asya: 2006, s.261)
  1. Arif Nihat’ın Şiirinde Kıbrıs
Kıbrıs’tayken adanın her tarafını gezip tarihî ve tabiî güzelliklerini, yerleşim yerlerini, insanlarını dikkatle gözleyen; bu sıkıntılı coğrafyadaki gerilimi ve için için yürüyen direnişi yerinde görüp heyecanlanan Arif Nihat, Kıbrıs’la ilgili çok sayıda şiir ve yazı yazmıştır. Doğrudan tahsis ettiği şiirlerin sayısı 300’ü aşkındır. (268’i Kıbrıs Rubâileri’nde, 31’i Yerden Gökten’de, 6’sı değişik yerlerde bulunmaktadır.)
Şair bu şiirde Kıbrıs’ı, Kıbrıs Türkünü, Kıbrıs davasını çeşitli mecazlarla anlatmış; buraya hangi gözle baktığını “özel bir şiir dili” ile ortaya koymuştur. Kıbrıs, onun estetik faaliyetinin (bediî tefekkürünün) en önemli odaklanma (temerküz) noktalarından biridir. Bu odaklanma tesadüfî değildir:
Bazen hedefim görülmedik yerlerdi; Bazen de ağaçlar, “hazırız, çek!” derdi.. Bir gün şu yakın dağları aldım önüme;
Bir gün bana şurda dalgalar poz verdi. (Resim, Kıbrıs Rubâileri, Ş.6, s.92 – 1976-I) rubâisinin de çok net olarak gösterdiği gibi, hem iyi bir fotoğrafçı hem de resim eleştirmeni olan Arif Nihat, etrafına büyük bir dikkatle bakmış, görüp hissettiklerini sözün sihirli dünyasına taşımıştır. Bu, bir bakıma, “yeniden yapılandırma”dır.
Yeniden yapılandırma, imajinatif faaliyetin en önemli yönüdür: İlk görüleni (idrâk edileni) belli bir mukayeseden sonra ikinci –ve sanat için esas olan- bir idrâk sahasına taşımak… Arif Nihat’ın Kıbrıs şiirlerinde bu “taşıma”nın pek çok ve değişik (orijinal) örneği vardır. Kıbrıs, onun mecaz kumaşını nakışlayan başlıca unsurlardan biri sayılmalıdır.
Belirli bir obje, duygu, durum, görüntü.. etrafında çok değişik hayaller geliştirmekten ve bu suretle objeyi, duygu, durum veya görüntüyü değişik yönleriyle yansıtmaktan hoşlanan şair, Kıbrıs etrafında da çok sayıda mecaz geliştirmiştir. Bunları, ifade ettikleri duygulara göre şu şekilde sınıflandırmak mümkündür:
1.Huzursuzluk, tedirginlik ve endişe ifade eden mecazlar; 2.Öfke, intikam duygusu ve kararlılık ifade eden mecazlar; 3.Zulüm ve haksızlıklarla, dünya devletlerinin tarafgirlikleriyle ilgili mecazlar; 4.Ümit, sevinç, çeşitli güzellikler ve hazla ilgili duyguları ifade eden mecazlar; 5.Acıma duygusu, sabırsızlık, geçmiş günlere özlem duygularıyla ilgili mecazlar…
Bu çalışmada, somut değerlendirmelere daha uygun olduğu için, tematik ayrıntıyı esas alan bir sınıflandırma yapılacaktır :


  1. Kıbrıs’la doğrudan ilgili mecazlar
    1. Kıbrıs (yavru vatan, ada, coğrafi bölge olarak) 1.2.Türk insanı
1.2.1.Türk halkı 1.2.2.Şehitler 1.2.3.Türk çocukları 1.2.4.Türk kızı 1.2.5.Türk kadını 1.2.6.Tarihî şahsiyetler
  1. Hala Sultan
  2. Lala Sultan (Lala Mustafa Paşa) 1.2.6.3.Canbolat
1.2.6.4.Sadık Paşa 1.2.6.5.Namık Kemal 1.2.6.6.Cengiz Topel
1.2.7.Efsane kadınları 1.3.Çevre
  1. Tabiî güzellikler
1.3.1.1.Deniz 1.3.1.2.Çiçekler, ağaçlar 1.3.1.3.Dağlar, mesire yerleri 1.3.1.4.Kuşlar
  1. Tarihî yerler
1.3.2.1.Şehitlikler, mezaklar 1.3.2.2.Kaleler, kalıntılar
  1. Yerleşim yerleri
1.3.3.1.Şehirler 1.3.3.2.Köyler 1.3.3.3.Semtler 1.3.3.4.Ev
  1. Kıbrıs davası
    1. Kıbrıs siyaseti 1.4.2.Huzursuzluk ve endişe 1.4.3.Katliam
1.4.4.Mazi
1.4.5.Hayat (ibadet, eğlence, gezi vb.)


2.Türkiye

2.1.Türkiye (Ana vatan, ağabey olarak) 2.2.Türk bayrağı

2.3.Beklenen müdahalesi 2.4.Mehter



3.Rumlar

3.1.Rum tedhişçileri 3.2.Makaryos 3.3.Mezalim



4.Akdeniz

4.1.Akdeniz (Kıbrıs’ı kucaklayan deniz olarak) 4.2.Akdeniz ve Ege adaları



  1. Mecazlardan Örnekler


Arif Nihat’ın şiirlerinde yukarıdan beri anlattıklarımızı destekleyecek nitelikte birçok örnek vardır. Fakat burada birkaç mecazı birden barındıran örnekler üzerinde durulacaktır:



  1. Kıbrıs’ta yaşanan sıkıntılarla ilgili mecazlar


Yer yer, koyu servilerle çardaklar var… Yer yer, kümelenmiş gibi topraklar var. Toprakta ufaktan, iriden kundaklar;

Üstünde helâl edilmemiş haklar var! (Kundaklar, Kıbrıs Rubâileri, Ş.6, s.95 – 1976-I)



  1. Kıbrıs’ta çocuk mezarları Ufak kundaklar
  2. “ yetişkin mezarları İri kundaklar
  3. .Şehit olmak Yeniden doğmak
  4. .Şehidin gömülmesi Kundaklanmak


Arif Nihat -Mevlevî şeyhi olmasının da tabiî sonucu olarak- ölümün bir çeşit yeniden doğmak olduğuna inanıyordu. Bu yüzden, onun şiirlerinin temel imajlarından biri “kundak”tır. Genelde kefeni kundak, kefenlenmeyi kundaklanmak olarak yorumlayan şair, burada mezarı kundak, defnedilmeyi ise kundaklanmak olarak yorumlamıştır.



Ey sevgili, sabret ki bu rüzgâr yorulur; Bir gün yine, çalkanan denizler durulur… Bir gün, ki döner her kıyı bayram yerine;

Beşmil’de, Sekizmil’de kalifler kurulur! (Kalifler, Kıbrıs Rubâileri, Ş.6, s.93 – 1976-I)



  1. Kıbrıs’ta huzursuzluk, baskı Rüzgâr
  2. Kıbrıs’ta huzursuzluk, baskı Çalkanan deniz
  3. Kıbrıs’ın kıyıları (T. gelirse) Bayram yeri 
  4. Türkiye’nin gelişi Bayram
5.Kıbrıs Türk’ü Bayramı bekleyen mümin



Yâd el kıyısından koparıp iplerini Hayrette bırakmış gemi, gaaliplerini… Mâzîyi anıp arar bugün Akdeniz’in

Çalkantılarında eski sâhiplerini! (Gemi I, Kıbrıs Rubâileri, Ş.6, s. 134 – 1976-I)



        1. Kıbrıs Eski sahiplerini arayan halatı koparılmış gemi2
        2. Kıbrıs’ın Türkiye’ye bağlılığı Gemi halatı
        3. Türk milleti Geminin eski sahibi
4.Türkiye’nin güney kıyıları Liman



Çıktın yola, ey sevgili, yol vermedi su! Gördün köpükler pusudur, dalga pusu; Hem kendine ağla şimdi, hem sevdiğine,

Ey Akdeniz’in ellere kalmış kuğusu! (Kuğu, Kıbrıs Rubâileri, Ş.6, s.156 – 1976-I)



        1. Kıbrıs Sevgili (eşini arayan)
        2. Kıbrıs’ın denizinde köpük Pusu
        3. Kıbrıs’ın denizinde dalga Pusu
        4. Kıbrıs (Türkiye’siz) Akdeniz’in ellere kalmış kuğusu
        5. Kıbrıs (denizde ada olarak) Sevgilisini arayan kuğu
        6. Türkiye Kuğunun sevgilisi




  1. Tarihî şahsiyetlerle ilgili mecazlar


Sen, kişnemelerle, ey gazânın al atı; Sen, Tanrı sözüyle, ey şehitlik beratı; Sen, mehterlerle ceddimin saltanatı;

Birlikte gelip uyandırın Canbolat’ı! (Canbolat, Kıbrıs Rubâileri, Ş.6, s.140 – 1976-I)



  1. Canbolat’ın ölüm çarkında
Parçalanan atı Gazânın al atı

  1. Canbolat Magosa’da uyuyan şehit
  2. Canbolat’ın şehit oluşu Uykuya varmak
  3. Mehter Kalk borusu


Tehdîdini aşk, burda yenmiş ecelin! Rü’yâsını görmüş buralardan, güzelin… Yaptırdığı katla merdiven, ey hücre,

Mimberlere benzemekte Nâmık Kemâl’in. (Mimber, Kıbrıs Rubâileri, Ş.6, s.97 – 1976-I)



1.Namık Kemal’in hücre hayatı Ecelin tehdidi

2.Hücrenin merdivenle çıkılan yeri Mimber

3.Kemal’in direnişi Aşkın ecel tehdidini yenmesi

  1. Kemal’in hücresi Mabet (cami)
  2. Kemal’in hürriyet tutkusu Aşk


  1. Türk bayrağı ile ilgili mecazlar


Açsın yine yükseklerin aldan çiçeği!

Ey Lefkoşe, al böyle güzel, böyle iyi!

Yalnız o gülün değil bugün, Kıbrıs’ta

Kıbrıs’lıla da ayla yıldız, yüreği!

(Yürek, Kıbrıs Rubâileri, Ş.6, s.137 – 1976-I)



  1. Kıbrıs’ta Türk bayrağı Yükseklerin aldan çiçeği
  2. Kıbrıs’ın Türk bayrağı Gül
  3. Bayrakta ay ve yıldız Bayrağın yüreği 4.Kıbrıs Türk’ünün yüreği Ay ve yıldız
5.Her bir Kıbrıs Türk’ü Ay yıldızlı bayrak

5.4.Şehitlerle ilgili mecazlar



Gül gül dolaş; uçar, konar; bal yaparız…

Nîsanda çiçek, yazda petek, kışta karız…

Bir gün, arayan, bulur gönüllerde bizi.

Ölsek de, gömülsek de, silinsek de varız!

(Bulmak, Kıbrıs Rubâileri, Ş.6, s.140 – 1976-I)



  1. Kıbrıs şehitleri Gül gül dolaşıp bal yapan arılar
  2. ” ” Nisanda çiçek
  3. ” ” Yazda petek
  4. ” ” Kışta kar
  5. .Şehitlerin yeri Kalanların gönlü
  6. .Şehitliğin manevi havası Bal
  7. .Şehit olmak Var olmak (ebedî)


Kurbanların –ey Kıbrıs’ımız, Kıbrıs’ımız-

Öz kardeşimiz, öz oğlumuz, öz kızımız…

Rahmet dileyen türbene –artık- kandil

Olmuş… başucunda ağlar ay-yıldızımız!

(Türbe, Kıbrıs Rubâileri, Ş.6, s.155 – 1976-I)



  1. Kıbrıs şehitleri Kurban
  2. Kıbrıs şehitleri Türkiye Türklerinin öz kardeşi, öz oğlu, kızı
  3. Ay-yıldızlı bayrak Şehitlere ağlayan kandil
4.Kıbrıs gökleri Şehitler için türbe



  1. Kıbrıslı Türk çocuklarıyla ilgili mecazlar


Ey Neş’e3, gözünde sürmedir kirpikler;

Doğdun, büyüdün…

Yuvan güvercinlikler4

Salih’çiğin5olsun, bırak artık, tadını

Aylarca çıkardığın sıcak emzikler!

(Neş’e, Kıbrıs Rubâileri, Ş.6, s.99 – 1976-I)



  1. Neş’e Yaşın’ın Kirpikleri Gözünde sürme
  2. Güvercinlik (Peristerona) Güvercin yuvası
  3. Neş’e’nin annesinin memesi Sıcak emzik
4.Neş’e Güvercin Nîsandı…uzak kaldı bahardan, sanki!

Yatmış, uyumuş… gömleği kardan, sanki!

Dil, söyleyemez gerçeği… der:

“Üstünde

Al yerler, çok sevdiği nardan, sanki!” (Küçük Şehid, Yerden Gökten, Ş.7, s.272 -1976-II)



      1. .Çocuğun şehit olması Bahardan uzak kalmak
      2. .Şehit için ölüm Uyku
      3. .Şehidin gömleği Kar
      4. .Şehidin yarasından sızan kan Nar şerbeti


  1. Rum ve zulmü


Bir kapkara gölge… Kıbrıs’ın damgası bu! Birlikte, beraber yaşamak dalgası bu!

Zannetme ki boşluktaki sesler boşuna:

Çanlarla ezanların ağız kavgası bu! (Karaltı, Kıbrıs Rubâileri, Ş.6, s.130 – 1976-I)



  1. Makaryos Kapkara gölge: Kıbrıs’ın damgası
  2. Kıbrıs siyaseti (karşı tarafın) Birlikte yaşamak dalgası
  3. Kıbrıs davası Çanlarla ezanların ağız kavgası
4.Çan ve ezan sesleri İki dinin hakimiyet mücadelesi



  1. Türkiye ile ilgili mecazlar


Ehlî aslandan ummayın kükremeyi:

Kaldıysa sesim, hatırlatır inlemeyi…

Vaktiyle yanardağ gibi korkunçmuşum;

Çoktan sönmüş, unutmuşum gürlemeyi! (Ehlî, Kıbrıs Rubâileri, Ş.6, s.164 – 1976-I)



  1. Türkiye Ehlî aslan
  2. Kıbrıs’la ilgili cılız çıkışlar İnleme
  3. Türkiye (geçmişte) Yanardağ


Geldim yine… ey gök göğüm, ey yer yerim ol!

Ey ses –çalarak, söyleyerek- mehterim ol!

Görsün beni bir güreşle dünyâ, yeniden;

Ey Kıbrıs’ım, altımda güreş minderim ol! (Pehlivan, Yerden Gökten, Ş.7, s.273 – 1976-I)



  1. Türkiye Pehlivan
  2. Kıbrıs Güreş minderi
  3. Mehter Güreş müziği
3.Kıbrıs’ta hesaplaşma Güreş

Yukarıda belirttiğimiz gibi, örnekler, birden fazla mecazı bünyesinde barındıran metinlerden seçilmiştir. Burada, daha rahat değerlendirilebilmesi için, mecazların yer aldığı şiirlerin metinlerini de verdik. Bazı mecaz örneklerini de metinsiz olarak sıralamakla yetineceğiz:



Var olan İz lenim (Mec az )

Afrodit Dünyaya denizden armağan dilber (Ş.6, s.105 – 1976-I)

Anavatan Masal olmuş yar (Ş.6, s.148 – 1976-I)

Cengiz Topel Kubbelerin şahini (Ş.6, s.165 – 1976-I)

Kıbrıs Türk halkı Türbede siyah çelenk (Ş.6, s.161 – 1976-I)

Kıbrıs Türkleri Yetîme annenin öksüz çocukları (Ş.4, s.190 – 1976-III)

Kıbrıs Türbe (Ş.6, s.161 – 1976-I)

Kıbrıs Yangın yeri (Ş.1, s.198 - 1975)

Kıbrıs Yetîme anne (Ş.4, s.190 -1976-III)

Kıbrıs’ın kuzey kıyıları Öksüz kıyı (Ş.7, s.276 – 1976-II)

Kıbrıs’ta ev (huzursuzken) Sanduka (Ş.7, s.279 – 1976-II)

Kıbrıs’ta salâ İmdat sesi (Ş.7, s.271 – 1976-II)

Kıbrıslı yaşlı kadın Alına beyaz karışmış bayrak (Ş.6, s.120 – 1976-I)

Namık Kemal Hürriyetin hutbesini okuyan hatip (Ş.6, s.97– 1976-I )

Rum zulmü Sam yeli (Ş.6, s.159 – 1976-I

Sadık Paşa Dehlize terk edilmiş tanıdık (Ş.6, s.98 – 1976-I)

Şehitlikte kuş cıvıltıları Şehitler için hatim (Ş.6, s.146 – 1976-I)



6.Sonuç



Mecaz, günlük dili şiir dili sahasına taşımanın başlıca yollarındandır. Şiir dili, kelimelerin kökeni bakımından ne kadar sade olursa olsun, “özel bir dil”dir: Kelimelerin arka planlarının zenginleştiği, varlığı bir idrak sahasından başka bir idrak sahasına taşıyıp, bazı kelimelerin daha önce hiçbir şairin kullanmadığı çok özel (yalnızca o şiire has) anlamlarda ku llanıldığı süzülmüş bir dil… Arif Nihat, çok yazmış olmasına rağmen, bu süzmenin başarılı örneklerini verebilmiştir.

Arif Nihat’ın şiiri, Kıbrıs’ı doğrudan doğruya “mesele” olarak ele alan bir şiirdir. Kıbrıs’ın tabiî güzelliklerini, kadınlarını ve kadın cazibesini öne çıkaran şiirleri de bulunmakla beraber, onun Kıbrıs şiirlerinin ana karakteri “bir meselenin şiiri” oluşudur.

Diğer şiirlerinde olduğu gibi, Kıbrıs şiirlerinde de “çok yönlülük” dikkati çeker. Kıbrıslı kadınların vücut kabartılarından Yirmisekiz Çelebi’nin unutulmuşluğuna; Cengiz Topel’in düşerek, Canbolat’ın “ölüm çarkı”nda parçalanarak şehit oluşundan efsane güzeli Afrodit’in cazibesine kadar her şeyin, bu “mesele şiiri”nde yer almış olması ilgi çekicidir.

Şairin kullandığı mecazların çoğu, Kıbrıs’ın bir “vatan parçası olduğu” temasını vurgular özelliktedir. Kıbrıslı yaşlı bir kadını “alına beyaz karışmış bayrak” olarak nitelemesi, bunun iyi bir örneğidir.

Kullandığı mecazlar çarpıcıdır. Zeki bir insan olan Arif Nihat, hem yüksek bir bediî zevkin, hem de keskin bir zekânın ürünü olan mecazlar yaratabilmiştir. Kıbrıs’la ilgili mecazları, yavru vatana dair endişelerine, tedirginlik ve sabırsızlıklarına uygun olarak, karamsar bir ruh hâlini ifade etmektedir. Fakat şairin kadın, deniz, çiçek ve çeşitli çevre unsurlarıyla ilgili mecazlarında bu karamsar hava dağılır; hayat dolu bir insanın ruh hâli belirgin bir şekilde ortaya çıkar. Bu mecazların her biri Kıbrıs’la ilgili farklı bir düşünceyi, farklı bir duyguyu, yorumu dile getirmektedir.

Bazan bir mecaz, sayfalarca sürecek bir metinden daha kapsamlı bir anlamı taşıyabilir. Arif Nihat’ın söz konusu şiirlerinde bunun çok başarılı örnekleri mevcuttur.

Şairin mecazlar yoluyla yaptığı bu değerlendirmelerde bir devrin davranış tarzını da görmek mümkündür: Türkiye neler yaptı; daha neler yapılabilirdi; Kıbrıs Türk’ü hangi sıkıntılarla boğuştu; dünya Kıbrıs davasına nasıl bakıyordu?... Şair bütün bu sorulara cevap olabilecek duygu ve fikirleri ortaya koyan mecazlar bulabilmiştir.

Onun şiirlerini benzetmeler yönünden değerlendirirken bu temel niteliklerin göz önünde bulundurulması gerekir.



KAYNAKÇA:

Asya, Arif Nihat (1975), Köprü, Arif Nihat Asya Bütün Eserleri, Şiirler:1, Ötüken Yayınevi, İstanbul, 320 s. Asya, Arif Nihat (1976-I), Kıbrıs Rubâileri, Arif Nihat Asya Bütün Eserleri, Şiirler:6, Ötüken Yayınevi,

İstanbul, 283 s.

Asya, Arif Nihat (1976-II), Yerden Gökten, Arif Nihat Asya Bütün Eserleri, Şiirler:7, Ötüken Yayınevi, İstanbul, 372 s.

Asya, Arif Nihat (1976-III), Ses ve Toprak, Arif Nihat Asya Bütün Eserleri, Şiirler:4, Ötüken Yayınevi, İstanbul, 275 s.

Asya, Fırat (2006), “”Kızı Fırat Asya Anlatıyor”, Arif Nihat Asya, Kültür ve Turizm Bakanlığı Anma ve Armağan Kitapları Dizisi, İstanbul, s.259-263

Fedai, Harid (2006), “Bayrak Şairi Kıbrıs’ta”, Arif Nihat Asya, Kültür ve Turizm Bakanlığı Anma ve Armağan Kitapları Dizisi, İstanbul, s.205-210

Özdemir, Mehmet (2003), Arif Nihat Asya Kıbrıs’ta, Yeni Asya Yayınları, Ankara, 296 s.

Yıldız, Saadettin (1997), Arif Nihat Asya’nın Şiir Dünyası, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, İstanbul, 672 s.





1Girne Amerikan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

2Aynı mecaz, Şiirler: 6 s.150’deki Gemi II adlı rubâide de var. (düzeni bozulmuş, yelkeni yırtılmış, dümeni kırılmış gemi)

3Özker Yaşın’ın kızı.

4Güvercinlik (Peristerona), Yaşın’ların köyü.

5Neş’e Yaşın’ın küçük kardeşi Salih Zeki.

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile