Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

mehmeaikalkannesetertasGönül Dağı belki bir Kaf Dağıdır, aşk ise Anka Kuşu. Kimin başına devlettir bilinmez.
Mühür gözlümüzü esen yelden kıskanırız, rüzgârı yabana değmesin diye.
Gözleri kuyu kuyu Yusuf'lar eşilidir onun, hele bir düşmeye gör.
Zülüfleri yüzüne dökülür ama kement olur yanımızı, yöremizi bağlar. "Açma zülüflerin ellere karşı" deriz kıskançlığımızdan.
Şu garip halimi bilenler bilir, bilmeyenler zaten öte dursun.
Dünya yalandır, kaş çatsan da gelir geçer.
Suçumuz varsa da sevdiğimizedir bizim.
Gün olur "hata bende, günah bende, suç bende" deriz tel tel.
Tel tel uzar gider sevdamız.
Sevda olmasaydı yaşanası mıdır dünya?
"Neredesin sen" diye sorduğuma bakma benim, yerin bellidir.

Ağ elleri sala sala gelen yer bir bakışta aklımı alır. Aklım gönlümle savaştadır benim.
Ben eller gibi değilim.
Derde düşerim dermanını yine ben ararım.
Kurusa fidanın, güllerin solsa da bu aşk bitmez.
Sevgi denen susta gelir.



Sevda sırınan olur.
...

Bozkırın Tezenesi'ne;

Yalan dünya işte senin ahirin,
Gönül Dağı yağmur, boran, kar şimdi.
Doğanları elbet hepisi yerin,
Haldaşını türkü türkü sar şimdi.

Gönül gönül yürüdüğü yollarda,
Yar dediği türlü türlü hallerde,
Söylediği türkülleri dillerde,
Sevda neymiş aşıklara sor şimdi.

Küstürdüğüm yare dedim “Neyledim?
Ne yaptım da, nasıl kusur eyledim?”
Sonra usta malı çalıp söyledim,
Taze gelin kokusunda yar şimdi.

Tatlı dili,güler yüzü, dost hali,
Ötelerden tele vurdu hayali,
Yuvasından düşen bir kuş misali,
Garip kaldı kopuz, çöğür, tar şimdi.

Geçmeli de şu dağları geçmeli,
Yar elinden aşk dolusu içmeli,
Bozkırlarda tezeneler açmalı,
Hasret hasret bizi bekler yer şimdi.

Candan sevdi işte kavim, gardaşı,
Kara toprak bir de böyle er taşı,
Vakit geldi aldın Neşet Ertaş’ı,
Türkülere şunca mezar dar şimdi...

Mekanı cennet olsun...

Mehmet Ali KALKAN

Yazar Hakkında

Mehmet Ali Kalkan

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile