Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

meraketmekHer bir dörtlüğünde bin bir anlam yüklü Emirdağ Türkülerini derleme çalışmalarımda ‘merak’ konusu/kavramı, diğerlerine göre dikkatimi biraz fazlaca çekmişti. 

“Barda(ğ)ı doldurdum (ı)rakıyınan / Bi(r) daha gonuşmam meraklıyınan / Sana diyo(ru)m sana ey nazlı yârim / Sen bana darılma el aklıyınan” 

Meraklıdır deli gö(ğ)nüm meraklı / Babam ev yapdırdı üsdü çanaklı / Mert ol da sevd(ğ)im ayrılmıyalım / Yârden ayrılanın olmuyo(r) aklı”

TDK Türkçe Sözlük’te merak, “Bir şeyin özünü, esasını anlama, kavrama isteğine; öğrenme arzusuna; bir şeyi elde etme, yapma veya bir şeyle uğraşma isteğine; düşkünlüğe, hevese; kaygı, tasa, kuruntu, endişeye; kara sevdaya …’ şekilleriyle kullanılıyor.

Merakın olduğu her durumda zihin bir şekilde bilmediği bir şeyi temsil ediyor. Anlama, öğrenme, hatırlama da bu yönüyle merakla oluyor. Bunun içindir ki insanî özellikleri merak ile ortaya koyabiliyoruz. Dolaysıyla da merak, insanı ‘insan’ yapıyor.



Merak insanın başkasına değil kendisine soru sormasıdır. Merak, bizi harekete geçirebilen bir özelliğe sahiptir.

İnsan, gündelik hayatta da birçok konuyu merak ediyor. Merakımıza göre de başımıza çeşit çeşit işler alıyoruz. Kimimizin merakı iyiye götürürken kimimizinki böyle olmayabiliyor.

İlgilendiğimiz şeyleri merak ediyoruz. Merak, insanın içini gıdıklıyor. İlgi alanımız genişledikçe merak ettiklerimiz artıyor. Merakın giderilmesi, içinde bulunduğumuz ruh haline göre değişebiliyor. Merak duygusunun tatmini ve kontrol altına alınması, epey bir zaman alıyor ki buna genel anlamda ‘olgunluk’ da diyebiliyoruz.

Gündelik hayatımızda merak etme ile soru sorma arasında çok önemli bir ilişki var. Merak edenin daha çok soru sorduğuna hep şahit olmuşuzdur. 

Merakımıza bağlı soruların başımıza neler açtığı ayrı bir konu. 

Düşünme, özellikle eleştirel düşünme ile merak doğrudan ilişkili elbette.

Merak gündelik hayatımızın vazgeçilmezi…

Hepimiz, kendi yaptıklarımızdan ziyade başkalarının yaptığı işleri merak ederiz nedense. Merakımızın esası, karşımızdaki kişi ya da kişilerin iyi olup olmadığıdır.

Deyimlerimizde ‘merak’, etkileyici bir şekilde kullanılıyor: Bir işin olmasını merakla, heyecanla ve sabırsızlıkla beklediğimizde ya da bir işi zorluk çekerek bitirdiğimizde ‘Dokuz doğurmak’ kullanılıyor. 

Şaşkınlık ve merak uyandıran hâllerde ‘Hayırdır inşallah’ diyoruz. 

Merak ve endişe içinde bulunduğumuzda ‘İçi içini yemek’ deyimini kullanıyoruz. 

Merak ediyoruz, merak getiriyoruz, merak sarıyor. Bir şeyi yapma veya onunla uğraşma isteğimizi ‘merak duyma’ ile anlatıyoruz. Çok merak ettiğimizde meraka düşüyoruz. Merak içinde kalıyoruz bazen. Merak uyandırmak çevremizdeki her şey...

Merakından çatlattığımız da oluyor bazen kimilerini. Merakımızı giderebilmek için başımıza açılan işin haddi hesabı yok. 

Merakımızı yenemiyoruz çoğu kere. 

Meraklı gözlerle neler yaptığımızı bir biz biliyoruz. 

Meraklısı olduğumuz o kadar gereksiz şey var ki. Onu bunu merakta bıraktığımız epey bir işimiz gücümüz oluyor bazen. 

Merakta kaldıklarımız yetmiyormuş gibi meraktan çatlatıyorlar bizi bazen de. 

Merakla izliyoruz, izleniyoruz işimize gelip gelmediğine aldırmadan. Başımıza ne geliyorsa lüzumsuz(!) meraktan geliyor hâsılı..

Merak, günümüzde bilgiye ulaşma konusunda değerli görülürken fazla merak da tehlikeli görülüyor. Takdir sizlerin.


Özcan TÜRKMEN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile