Cumartesi 16 Kasım 2019
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

seviyorumSevecek ve sevilecek çok şey var.

Sevmek ve sevilmek için o kadar çok sebep var ki.

Sevdiğimiz en az bir kişi var.

Sevmek için, sevmeyi bilmek için yetmez mi?

Sevmeyi bilmenin hazzı başka nede var ki.

Hayatta bizler için ne önemli, ne değerli; niçin? Bu sorulara cevap arayabilmek, ‘yaşamak’ demek.

Bu soruların cevabını doğru verebilmek, ‘insanca yaşamak’ demek.

İnsan, Allah’ın kendi nurundan nur katarak yarattığı en ulvî varlık… Bu yetmez mi?

İnsan olma gücünün yenemeyeceği güçlük yok. Bu güçle yaşamak, nelere kadir değil ki.

Pişmanlığı, keşkeleri bırakıp olgunlaşmaya çalışmak ne hoş.

Bulunduğumuz durumu tespit edip daha iyi olma yollarını arayalım. Bu, huzur demek.

Sevgi, saygı, huzur; mutluluk nişanesi değil mi?

İhmal ettiklerimizi, bizi ihmal edenleri hatırlamanın enerjisini yaşayabiliyor olmaktan güzel ne(ler) var?!

Ağlama ile gülmenin üzülme ile sevinmenin arası ne kadar mesafe? İstersek yakınlaşıyor istersek uzaklaşıyoruz bu mesafeye…

Bunu dengeleyebilmek, işlerin en özenilesi…

Başarmanın en kolay yolu çalışma

Çalışmanın esası, planlı olma… Planlı olma, hayatın dengesi… Dengeli olmak ne kadar da iç açıcı…

Hangi durumda olursak olalım bizden aşağıda olan o kadar çok insan var ki…

Bu yetmez mi nefsimizi tatmin için?

Hayatın yükü çekemeyeceğimizden ağır değil ki.

Reddetmek, kızmak, kavga etmek yerine ‘olabilir’ diyebilmek ne tatlı.

Hep sonuca odaklıyız. Sebeplerdeki güzelliği anlayabilmek ne rahatlatıcı…

Umursanmazı, bize zarar vereni, kafaya taktığımız çok şey var. Var ama umutsuzluğu yenmek, uyuşukluktan kurtulmak için de çok kolay ve çok pratik sebepler var.

Paylaşmak’, ‘yaşamak’, ‘belli değerleri yaşatmak’ hiç de zor değil…

Bizimle birlikte yaşayanları daha da mutlu edebileceğimize inandığımız zaman yaşamak daha da güzel.

Mutlu ettikçe mutluluğumuzun arttığına inanmak, daha bir güzel…

Hayatımızdaki, ‘sıradanlar’ı yeniden değerlendirip bazı olmazları sıradan görebilmenin hazzı, mutluluk değil mi?

Affetmenin gururunu yaşarken affedilmenin hazzını yaşamak ne güzel duygu… Affedilemeyecek suçumuzun olmaması ne hoş…

Az korkmak; çok sevmek en güzeli…

Allah’a havale etmek(!), en evlası…

Dikkat edelim tadı damağımızda kalmasın.

Her şeye rağmen hâlâ nefes alabiliyor olmak ne âlâ...

Aşağıdaki anonim kıssa ne güzel ders veriyor değil mi?

“Bir bilgeye ‘Dünyada en güzel şey nedir?’ diye sorarlar.

Bilge, ‘Sevmek’ diye cevap verir.

‘Peki, ondan sonra?’ derler.

‘Sevilmek’ der.

‘Neden sevmek, sevilmekten daha güzel?’ derler.

‘İnsan,’ der bilge ‘Sevdiğine sevildiğinden daha çok emindir de ondan.’”

Özcan TÜRKMEN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile