TÜRK DİLİ İÇİN - Halid Ziya Uşaklıgil
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

Halit Ziya UşaklıgilBen Türkçenin ezelî bir âşıkıyım. Hepimiz öyle değil miyiz? Türkçeyi muhtelif devirlerinde, muhtelif libaslarla, muhtelif şekillerde gördüm ve sevgilimi o şekiller, o libaslar altmda kendi cevherinde sevdim.
Ben eski B â b ı â 1 î (kâtiplerinden) işittiğim süslü dili sevdiğim gibi, Aksaray’da karpuz sergisinde müşteri ayartmak için çığırtkanlık eden Türk delikanlısının türlü zarafetlerle dolu olan Türkçesini de sevdim .


Ben Divan edebiyatının gazelleriyle mest oldum. Fakat sevgili İzmir’imin. ismini yâdettikçe ciğerimi sızlatan sevgili İzmir’in İkiçeşmelİk kızının incir işlediği esnada okuduğu Türkçe şarkıya da mest oldum. Ben, o sevgiliyi, atlas şalvanyle, başının üzerinde altın işlenmiş takyesi ile
gördüm. Ben onu (perişan gönüllü şairin) :
O gül endam bir al şâle bürünsün yürüsün
Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün
beytinde olduğu gibi, bir şala sarılıp büründüğünü görerek de sevdim. Sonra üç peşli entarisiyle, canfes terlikleriyle salınırken yine gördüm, yine sevdim.
Başında hotozu, belinde kuşağı, sedef kakılı sediri üzerinde uzanmış, yahut Sa’dâbâd’da, Göksu’da seyrana çıkmış haliyle gördüm, yine sevdim.
Fakat tabiatta her şey tekâmülden, inkılâptan ibaretse, bazan tekâmül,bazan inkılâp devirden devire geçtiği gibi her devrin zevki de birbirinin aynı olmaz. Ben son devrin, İpekiş’in kelebek kanadı kadar ince, zarif, dört metrelik kumaşı ile giyinmiş, başında küçücük beresiyle bir rüzgâr gibi kaldırımlar üzerinde seke seke giden ve rüzgâr mı onu götürüyor, o mu rüzgârı götürüyor diye insanı şüpheye düşüren haliyle de
Türkçeyi gördüm ve sevdim.

Halid Ziya Uşaklıgil

26 Eylül 1932’de toplanan Birinci Türk Dili Kurultayı

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile