Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

eskiturk“Yerleşik insan, bir ailenin sınırlı menfaatleri dışında herhangi bir hak davası gütmeye ve daha geniş bir cemiyet yapısının gereklerini düşünmeye ihtiyaç duymazken, bozkırlı, kalabalık sürülerini türlü manevralarla kışın ayrı, yazın ayrı ve birbirinden uzak mesafelere götürmek; otlakları ve suyu silahla muhafaza etmek; hayvanların yaylak ve kışlaklarda barındırılması, çeşitli hastalıklardan korunması, tedavi edilmesi gibi maharetlerde yatkınlık kazanmak; gerektiğinde otlak ve kaynakları ortaklaşa kullanabilme için diğer sürü sahipleri ile anlaşmalar yapmak ve aralarındaki haksızlıkların, anlaşmazlıkların halli için bir hakem heyeti ve başkanlığı tesis etmek; nihayet besicilik-çobanlık zamanla geliştikçe çok geniş arazi üzerine yayılan, şiddetli rekabetlerden bunalan kabilelerin toplanarak müştereken mücadeleye hazır tutulması zaruretinin doğurduğu daha kuvvetli bir teşkilat kurmak, buna ‘meşruiyet’ kazandırmak gibi hukuki yollar aramak zorunda kalmıştır.”

“Böylece bozkırlı, çobanlığın geliştirdiği sevk-idare kabiliyet ve emretme-itaat alışkanlığını ‘hayvan sürülerinden insan kütlelerine intikal ettirmek’ suretiyle beşeriyet tarihinde çok etkili bir dinamizm içine girerek bambaşka bir dünya görüşü elde etme şansına erişmiştir.”

“Bu durum bütün sosyal, ekonomik, hukuki cepheleri ile tarihte ilk ‘sosyal organizasyon’un açık belirtisinden başka bir şey değildir.” (İbrahim Kafesoğlu).

Bu sosyal organizasyonunun ilişkileri töreye göre düzenlenir.

Divan-ı Lûgat’it Türk, “El kaldı, törü kalmas” (Devlet gidebilir, ama töre kalıcıdır.) demektedir.

Çünkü kalıcı olan töre, devleti yeniden kurabilir.

Nitekim Orhun abidelerinde; töreyi kazanmak, töreyi düzenlemek, törece yaşamak, töreyle büyümek, töreyi bırakmak, töreyi tutmak, töreyi bozdurmamak şeklinde onlarca deyim geçer.

Töre kavramı, Kutadgu Bilig’de “küntogdı” sembolüyle anlatılmıştır. Küntogdı anlamı itibariyle güneş manasına gelmektedir. Güneşin tabii yapısına benzetilen törenin yerine konulmuştur. Eserde işlenen ütopik devlet fikri içersinde Hakanı temsil etmektedir. Yani, Küntogdı=Hakan=Töre=Güneş olarak sembolleştirilmiştir. Küntogdı’nın ifadeleriyle açıklanan güneş=töre benzetmesinin ne kadar yerinde olduğu ortadadır. “Güneşe bak, küçülmez, bütünlüğünü daima muhafaza eder, parlaklığı hep aynı şekilde kuvvetlidir.”, “Benim tabiatım da ona benzer, adalet ile doludur ve hiçbir vakit eksilmez”, İkincisi- güneş doğar ve dünyayı aydınlatır, aydınlığını bütün halka eriştirir, kendinden hiçbir şey eksilmez”, “Benim de hükmüm bu öyledir, ben ortadan kaybolmam; hareketim ve sözüm bütün hak içindir aynıdır.”, “Üçüncüsü-bu güneş doğunca yere sıcaklık gelir, o zaman binlerce renkli çiçekler açılır.”, “Benim bu törem hangi memlekete erişirse, o memleket baştanbaşa kayalık dahi olsa, hep düzene girer.” Tanrı iradesinin, tabiat nizamını tesis edişiyle törenin beşeriyeti ıslahı arasındaki tabii ahengi düşündürmektedir. Nitekim “Güneş doğar temiz veya kirli demeden her şeye aydınlık verir, kendisinden bir şey eksilmez.”, “Benim de hareketim tıpkı böyledir, herkes benden nasibini alır”, “Bir de güneşin burcu sabittir, bu sabit dediğim, temeli sabit olduğu içindir.”, “Güneşin burcu Arslan’dır ve bu burç yerinden kımıldamaz; yerinden kımıldamadığı için evi bozulmaz.”, “Benim tavır ve hareketime bir bakın; benim de katiyen değişmez.”

             Kararlar töreye göre verilir. Ulusun teminatı her şeyden önce töredir. Zira ahlaki, sosyal, siyasi ilkeler töreye göre tespit edilerek, uygulanır.

             Törede ortaya konulan ilkelerin doğruluğundan, adil oluşundan kimsenin şüphesi yoktur.

             Zira “töre konuşunca hakan susar.” Adalet bey ile ulusa aynı dağıtılır, kimsenin ayrıcalığı olamaz.

             Töre Kelimesi ile Türk adı aynı kökten çıkmıştır.

             Türk; töreli, kanun-nizam sahibi, Tanrının has yaratığı, töresi olan, güçlü-kuvvetli anlamlarına gelir.

             Hakanlar, devleti töre ile yönetirler.

             Selçuklu ve Osmanlılar, eski örf ve adetlere “Oğuz Töresi” deyip uyarlardı.

             Töre, Türk ordu sisteminde hiçbir taviz vermeden günümüze değin uygulanmıştır. Çünkü göçer-bozkır hayatı güçlü bir ordunun sürekli hazır bulundurulmasını 
             gerektirir.

             Devlet töresini hakan ve kurultay, halk töresini ulus kendisi yürütür.

             Töre sayesinde dağınık kitleler ulus-millet haline gelir.

             Törede, yalan söylememek, hırsızlık yapmamak önemli olup, aksi davranış gösterenler çok şiddetli cezalandırılır.

             Sosyal dayanışma, toplumsal yardımlaşma, konukseverlik Türk töresinin mühim göstergeleridir.

             İmece’den kaçana hiç tesadüf edilmez. Muhtaçlara yardım etmek Türk’ün en başta gelen vasfı olmuştur.

             Aile yapısındaki saygı, sevgi ve bağlılık başlı başına bir örnek teşkil eder.

             Eline, diline, beline sahip olmak her insanın davranışıdır, Oğuz töresinde.

            Eline sahip olmak; devletine-milletine, vatanına bağlılıktır.

            Diline sahip olmak; kötü sözden sakınmak, faydasız söz söylememek, hayrı konuşmaktır.

            Beline sahip olmak; soyunu korumak, soyuna bağlanmak anlamındadır.

           Anadolu’da huysuz, geçimsiz, nizacı insanlara “töresiz” denir.

          Kut anlayışı, yalan söyleyen hakanın düşürülmesi, hakanların mal yığmayarak yağmalatması, halkı için sürekli çalışması Türk töresinin hakanlarla ilgili 
          düzenlemeleridir.

          İslam’ın dinamizmi; Türk ahlakı, doğruluğu ülkü ile birleşerek hem Türklük ve hem de insanlık için yeni hamleler atılmasına vesile olmuştur.

          Hayme Ana’nın öğüdüdür, çağların içinden süzülüp gelen sen ve herkes, her türk için, kulak ver dinle:

                      “Ululuk isteyen töreden ayrılmasın.”

Ahmet URFALI

Yazar Hakkında

Ahmet URFALI

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

İSKENDER PALA’NIN ŞAH VE SULTAN ADLI

Çalışmamızın konusu olan Şah ve Sultan romanı, 16. yüzyılda Türk tarihinin en önemli vakalarından olan mezhep ayrılığı ve bu ayrılığın ortaya koyduğu siyasi...

ZAMAN YÖNETİMİ

Zamanın ne olduğunu tam kavrayamadığımız için onu yönetemiyoruz. İnsanoğluna eşit olarak sunulan tek kaynak olan zamanın etkin ve daha verimli...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

O zamanlar askeri okullar yaşlı imparatorluğun en çağdaş eğitim kurumları arasındaydı. Genç adam, aradığı bilgiye ve tecrübeye ancak böyle bir okulda...

Reşat Nuri Güntekin: İlk Romanımı N

Gizli El benim ilk romanımdır. Mütarekenin ilk yılında Dersaadet ismindebir gündelik gazete çıkarmağa hazırlanan Sedat Simavî arkadaşım benden bir roman...

Ali Alper ÇETİN Saka Türklerinin Kadın hakanı Tomris Han, biraz sonra atlarını ölüme sürecek olan savaşçılarının önünde durdu ve yürekleri titreten...
Çağdaş Tatar edebiyatının zirve romancısı olarak kabul edilen Ayaz Ğıylecev, Tataristan’ın en büyük sanat ve edebiyat ödülü Ğabdulla Tukay Ödülü...
Unutulmaya yüz tutan Ramazan Manilerinden birini hatırlatıp öyle başlayalım istedim. "Bu aya hürmet gerekNimete şükür gerekMübarek RamazandaHakk’a ibadet gerek” Cenab-ı...
Ondördüncü yüzyılın sonlarına doğru, Bursa ufuklarında yeni bir bilim ve irfan güneşinin parladığı görüldü. Bu güneş, daha sonra Emir Sultan...
Üçyüz yıl önce Karacaoğlan derler bir ozan, ses olmuş telden, söz olmuş dilden dökülmüş… Tüm Anadolu, Karacaoğlan olmuş, ondan seslenmiş.
Ahmet Kutsi Tecer, Türk edebiyat tarihi içerisinde şairliğinin yanında, tiyatro yazarlığı ile de ön plana çıkmış bir yazarımızdır. Tiyatro eserlerinde...
"Noliserse ko ki olsun oliser Tek gönül mevlâyı bulsun noliser" Bursa, kelimelerin manasını Somuncu Baba Hazretleri şehri terk edip gittiğinde kaybetmiş olmalı.
Bağlama, Türk’ün gönül dünyasının aynasıdır. Telli tezeneli bağlamanın sesiyle önce titrer kalpler. Adı; yörelere ve boyutlarına göre kopuz, cura, saz,...
Ekrem Hakkı Ayverdi’ye- Nasıl da diz çökmüş asırların, fethin, fütûhat ruhunun o derin mânâsı önünde... Estergon Kal'asına değil de Tûr'a çıkmış sanki. Bir...
Balkanlar' dan başlayıp İstanbul'a uzanan macera dolu bir aşk hikayesi. Öğretmen Zeynep yakın arkadaşı Remziye ile Balkanlar turuna çıkmaya karar verir.
Türk edebiyatının kült romanlarından Ruh Adam’ın başlangıç bölümünde bir Uygur masalı yer alır. Roman kurgusunun bütününün arkaik zeminini teşkil eden...
ŞEHSÜVÂR-I CİHÂNGÎR-FÂTİHNÂME Turgut GÜLER Ötüken Yayınları, 2015 Cihângîr Tûğlar -Selîmnâme- kitabıyla edebiyat ve târîh severlere büyük bir şölen sunan Turgut Güler, Şehsüvâr-ı Cihângîr...
Şeyma GÜNGÖR1 NÎHAD SÂMİ Banarlı Cumhuriyet devrinin yetiştirdiği en önemli edebiyat öğretmeni, edebiyat tarihçisi ve yazarlardandır. Şiir, tiyatro, hikâye, roman alanlarında...
Türk milletinin XX. yüzyılda yetiştirdiği en önemli ve çok yönlü fikir adamı ve şairlerinden biri de hiç şüphe yok ki,...
“… Ne babaannem, ne de ondan sonraki kuşaktan amcalarım, yengelerim, babam, annem, bir gün bile oruç tutmazlardı ama Ramazanlarda iftar...