Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

goc1Büyük insanlar, yüksek kültürlü milletlerin içinden çıkar.Yüksek kültür; inançta, törede, adalet düşüncesinde  insan severlikte, hayatı yorumlayış biçiminde, âlem-şümûl değerlerde, devlet kuruculuğunda,  âdil yönetimde kendini ortaya koyar.
Bunlardır uzun ırmakların pınar kaynağı.
Yüce insan; yorum getirir, farklı bakış açısı bulur milli kültüre.
Kaostan kozmosa sonsuz bir uzanıştır, elden ele devredilip süren duygular, yönelişler Doruk insanlar; beslenirken milli kültürden, ilhamını birleştirip sezgisiyle yeni ufuklara işaret eder, sen yürürsün.

Ahmet Yesevi;
Dergâhından cihana saldı doksan dokuz bin erenini
                                      Horasan’a,
                                                dest-i Kıpçak’a,
                                                                       diyar-ı Rum’a…
Dergâhı’nın ocağından alup fırlattı doksan dokuz bin köseğiyi.
“Köseğiyi bulun, her nereye düştüyse, dikip yeşertin,
Şenlendirin kıraç toprakları…” deyip yolladı
Erenlerini göç yollarına, göç bölgelerine…
Savaş günü koştular kavgaya,
barış zamanı ter damlattılar toprağa. Yolsuzlara yol, çaresizlere umut, açlara ekmek, gariplere mesken hedefsizlere ülkü oldular. Başlarına taç oldular milletin.
Bir ucu ateşte yanmış daldı köseği.
Gönlünü fenâ-fillâhta eritmiş erdi derviş.
Kerametiyle yeşeren kuru dal,
Horasan’da, Kıpçak’ta, Anadolu’da karadut olmuştu,
Ulu çınar, salkım söğüt ve daha niceleri.
Kılavuz oldu dervişlere Ahmet Yesevi’nin;
“Sünnettir, kâfir olsa da insanı incitme.
Gönlü katı olan ve kalp kırandan Allah şikâyetçidir.” sözü.
İnsanı merkez aldılar, insanın gönlünü Kaygusuz Abdal …
“Şu âdem dedikleri
El ayakla baş değil
Âdem mânâya derler
Suret ile kaş değil.” 

Dün Türkistan’dan göçle gelen ışık aydınlatmıştı Anadolu’yu
Bu gün Anadolu’dan yayılan ışık huzmeleri aydınlatacak dünyayı göçerek.
Günümüzün narsistik, bencil, sıkıntılı, bunalımlı, mutsuz,
yalnız, hedefsiz kişilerini;
insanı yaratılmışların en şereflisi sayan,
hoşgörü, barış ve sevgiyi esas alan Türk Çağı iyilik ve güzelliklere ulaştıracaktır.
“Allah, insanı o derece yüceltmiştir ki,
en yüksekten en aşağıya kadar
göklerde ve yerlerde olan her şeyi
onun emri altına vermiştir.”

Niyazi Mısri’nin,
“Çün nefsin bilen kişi Allah’ı bilirmiş.”
Ve Hacı Bayram Veli’nin,
“Sen seni bil, sen seni.”
Veya Yunus Emre’nin,
“İlim bilmek kendin bilmektir.” deyişleri yolumuzu aydınlatan birer meşaledir,
yürüdükçe…

Hacı Bektaş Veli’nun,
“Sakin ol, kimsenin gönlünü yıkma.” tavsiyesiyle

Seyrani’nin,
“Gönül beytullahtır yıkma Seyrani.” dizesi arasındaki benzerlik aynı kültür ortamının insana ve onun gönlüne verdiği önem vurgulamaktadır.
İnsan bütün âdemin özü olduğu için onun hakikati gönlüdür.

Şeyh Gâlip’in,
“Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen.” deyişi de insanı merkez alarak âlemlerin özünün insan olduğunu belirtir.
“Bizim Peygamberimizin yolu aşk yoludur.
Biz aşkın çocuğuyuz.
Aşk da bizim annemiz.”
diye Mevlana, “gel, gel” çağrısı ile mutsuz,
umutsuz insanların sığınağı olmuştur.

O kubbe-i  hadradır ki, altında tıpkı Oğuz Han’ın
Otağı gibi bütün insanlara yer bulunur.
Sen gönlünü yücelt, göçünü kutlu kıl.

“Allah’ın sana lütfettiği şefkat ve merhametledir ki, sen etrafındakilere tatlı dilli, güler yüzlü, yumuşak huylu olabildin. Eğer sen, sert mizaçlı, kaba dilli, katı yürekli olsaydın, insanlar etrafından dağılıverirlerdi ve kimseyi bulamazdın.” (Al-i İmran Sr. Ayet: 159)

http://www.kirmizilar.com/tr/index.php/guncel-yazilar3/587-anadoluyu-ayd%C4%B1nlatan-g%C3%BC%C3%A7

Yazar Hakkında

Ahmet URFALI

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

İSKENDER PALA’NIN ŞAH VE SULTAN ADLI

Çalışmamızın konusu olan Şah ve Sultan romanı, 16. yüzyılda Türk tarihinin en önemli vakalarından olan mezhep ayrılığı ve bu ayrılığın ortaya koyduğu siyasi...

ZAMAN YÖNETİMİ

Zamanın ne olduğunu tam kavrayamadığımız için onu yönetemiyoruz. İnsanoğluna eşit olarak sunulan tek kaynak olan zamanın etkin ve daha verimli...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

O zamanlar askeri okullar yaşlı imparatorluğun en çağdaş eğitim kurumları arasındaydı. Genç adam, aradığı bilgiye ve tecrübeye ancak böyle bir okulda...

Reşat Nuri Güntekin: İlk Romanımı N

Gizli El benim ilk romanımdır. Mütarekenin ilk yılında Dersaadet ismindebir gündelik gazete çıkarmağa hazırlanan Sedat Simavî arkadaşım benden bir roman...

Türk dilinin gelişmesi ve yayılmasında büyük hizmetleri bulunan, bu uğurda ölümsüz eserler yazan ilk Türkçeci şairlerimizden Âşık Paşa’nın kimliğini oluşturan...
İLHAN GEÇER

İLHAN GEÇER

02.12.2018
Sanat ve edebiyat dünyamızın en renkli şairlerinden biri İlhan Geçer, bir kitabına ismini verdiği “Bir Bulut Geçti” şiirinde: Bir bulut geçti...
Ahmet Tufan Şentürk’ü, ta 1950’li yıllarda tanıdığımdan beri, onu hep sanat çevrelerinin nezaket, tevazu ve vefa sembolü olarak gördüm. Samimiyeti...
Şeyma GÜNGÖR1 NÎHAD SÂMİ Banarlı Cumhuriyet devrinin yetiştirdiği en önemli edebiyat öğretmeni, edebiyat tarihçisi ve yazarlardandır. Şiir, tiyatro, hikâye, roman alanlarında...
AHMET KABAKLI

AHMET KABAKLI

24.02.2019
Değerli Edebiyat Tarihçisi, gönül ve dâva adamı Ahmet Kabaklı’yı 8 Şubat 2001 günü kaybetmiş olmanın derin teessürü içinde bulunuyoruz. Üstâd...
Edebiyat, Platon ve Aristo’dan bu yana toplum üzerinden tesirler yaratan bir sanat dalı olarak kabul görmüştür. Söz konusu etki toplumun...
Viyana’daydım. Sevdiklerimizin yaşadıkları yerler zihnimizin bir yerinde hep canlılıklarını korurlar. Benim için de Viyana böyledir.
Osmangazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kartal, yayımlanan 17 kitabı ve sayısız makalesiyle...
Hafıza adlı kitabında, hatırlama süreciyle ilgili temel deneysel bilgileri veren Prof. Dr. Yılmaz Özakpınar, bu kitapta hafıza yanılmalarının oluşum mekanizmasını...
GAZEL Ezelden şâh-i aşkın bende-i fermânıyüz cânâ Muhabbet mülkünün sultân-i âlî-şânıyüz cânâ Sehâb-i lütfün âbm teşne-dillerden dirîğ^etme Bu deştin bağrı yanmış lâle-i Nu’mânıyüz...
Gizli arzuların ifadesidir rüya. Şuuraltı isteklerin dışa vurumudur. Karışık hayallerdir. Rüya geçmişten çok, geleceğin planlanmasıdır. Bu yüzden “düş olmadan iş...
Vatan sevgisinin ideolojik boyutuna bakıldığı zaman, Arif Nihat'ın samimi bir Turancı olduğu rahatça görülür. Ölümünden üç yıl önce kendisine sorulan...
Halil Lütfî Dördüncü... İstanbul "Bab-ı âli'sinin ve Türk basının en renkli simalarından biri... 1953-54 yıllarında, İstanbul Gazetecilik Yüksek Okulunda, Basın...
Şimdiye kadar pek çok hikâyeler okudum. Elbette siz de okumuşsunuzdur.Ben hem birçok hikâyeler okudum hem birkaç tanesini yazdım. İhtimal ki...
Kur’an okumayı hakkıyla bilmek… OKUMAK… Güzeldir… Okumak zordur… Okumak meşekkat ister, emek ister, öğrenmek ister… Öğrenmeden okuyamazsın ki… Her okumanın bir...