Cumartesi 7 Aralık 2019
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

farklilik

Yok aslında birbirimizden farkımız’ diye başlayıp ‘ama’ diye devam eden tv/radyo reklamını bilirsiniz. O gün bugündür ‘fark, farkındalık’ hep düşündürmüştür beni.

Aslında farkımız yoksa farkı görüş açısına(bakış açısına) göre oluşturuyorsak algı yönetiminin esiri mi oluyoruz?

Bunu inceleyelim, ana başlıkları da sorularla destekleyelim biraz:

Fark, ‘iki şeyin birbirinden ayrılmasını sağlayan değişik taraf, başkalık’, ‘iki şey arasında zaman, mesafe, fiyat, miktar vb nicelikler bakımından fazla veya eksik kalan kısım’ olarak dilimizde kullanılmaktadır.

Farkı fark edersek bize nasıl bakarlar, bunu düşündük mü? Farklılık başarı mı? Benzerlerimizden farklı olmak, bizi grup dışına iter mi? Farklı yollardan bize gelen mesajları zihnimiz nasıl kabul ediyor? Faklılıklarımız kişi/millet olarak zenginlik midir? Olaylara farklı bakama/bakabilmek işimizi kolaylaştırır mı?

Farkına varmak, ‘var olduğunu görmek/anlamak, sezmek, inceliğini kavramak’ demek…

Farkına varmadan öğrendiklerimiz neler? Farkına varmadan bize öğretilenler neler? Farkına varmadan şuur altımıza işlenenlerin amacı ne(ler)? (Propaganda faaliyetleri) (Reklâmlar vb)

Farkında olmak(fark etmek, farkına varmak) deyimleri de anlatımımıza ayrı bir zenginlik katmaktadır.

Farklı olmak, bizi toplumda rahatsız eder mi? Farkına varamadıklarımız da olduğunu kabul edip bunları farkına varma çabalarımız/çalışmalarımız oluyor mu? Korkularımız, endişelerimiz faklılaştırıyor. Farklı olanı hepimiz niye farklı göremiyoruz? Akordumuz mu bozuk? Milli reflekslerimiz mi dejenere oldu?

Ayırt etmek, seçmek; var olduğunu görmek, görerek varlığını anlamak; hissetmek, sezmek; eskisinden farklı duruma gelmek de genel anlamda fark eylemek/ fark etmek sosyal hayattaki yerimizi belirler bir anlamda.

Fark ettiklerimizi başkalarına da fark ettirmeye çalışıyor muyuz? Fark ettiklerimizin bizdeki katma değer(ler)i ne(ler)? Fark etmek isteyip de edemediklerimiz için ayrı bir çabamız var mı/olmalı mı? Fark edilmek/fark olunmak bizi ne kadar hoşnut ediyor? Hayat sadece fark etmek için mi yaşanıyor/yaşanmalı? Neyi ne kadar fark ettiğimizin farkında mıyız?

Ayırt edilmesine sebep olan bir başkalığı bulunana da ‘farklı’ diyoruz.

Farklılaşıyor muyuz? / Farklı mı bakıyoruz? Farklı olanlara /farklılıklara (ne kadar) farklı bakabiliyoruz? Bu bakış bizi rahatsız ediyor mu/rahatlatıyor mu?

Farklı duruma gelme yani ‘farklılaşma’ hepimizin çoğu kere kabul edemediği bir durum…

Niye farklılaştık? İlgilerimiz, bilgilerimiz değişti tamama da bu değişim genelde olmadı mı? Ortak değerler farklılaştı mı ki? Belli dönemde normal ya da anormal olan(kabul edilen) ne değişti de hemen tersi oluverdi? Bu farklılık gelişim mi, değişim mi, yabancılaşma mı ne ki?

Bunların hepsinde esas olan, ‘görme, bakma, inceleme’ …. Görmek, bakmak ve incelemenin temeli de ‘dikkat’… Dikkatin esası, incelemek ve değerlendirmektir. Dikkat, ilgili olmayanla ilgili olanı ayırt edebilmektir. Dikkat kontrol edilebilir. Öyleyse farkında olmak dikkat ile yakinen ilgilidir.

Bütün bunlarda aklımız ve duygumuz iş yapar. Bazen o bazen o önde…

Akıl mı duygu mu? Aklımız ve duygumuz bizi şımartıyor. Aklımıza uyarsak sonuca katlanıyoruz. Duygumuza uyduğumuzda çoğu kere kötü(!) sonuç alıyoruz. Kötü izler bırakılıyor zihnimizde. Akla ve duyguya hâkim olmaya da genel anlamda ‘olgunluk’ diyoruz. Farkı fark etmek, olgunluk gerektiriyor; olgunluk da zaman gerektiriyor elbette….

Aramızda dağlar kadar fark olsa da birilerine fark atsak da farkı gözetsek de epey bir fark yapsak da farkı kalmıyor, fark etmiyor aslında

İş olacağına varıyor.

İyiye bakmak, iyi bakmak en âlâsı değil mi sizce de?

 

Özcan TÜRKMEN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile